İSTANBUL (Medyascope) – Transatlantik’te bu hafta Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Ömer Taşpınar ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Benjamin Netanyahu ile arasındaki gerilimin perde arkasını, ABD-İsrail ilişkilerinin geleceğini ve NATO’nun karşı karşıya olduğu yeni güvenlik tehditlerini değerlendirdi.
Trump-Netanyahu gerilimi
Transatlantik’te bu hafta Ruşen Çakır, Ömer Taşpınar ile Trump ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Benjamin Netanyahu ile arasındaki gerilimi ele aldı. Taşpınar, Trump ve Netanyahu arasındaki görüş ayrılığının kişisel bir anlaşmazlığın ötesine geçmiş durumda olduğunu vurguladı. Washington ile Tel Aviv’in stratejik çıkarlarının ilk kez bu kadar açık biçimde ayrıştığını dile getiren Taşpınar sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben uzun zamandır ABD ile İsrail arasında bir makas açıldığını söylüyorum. Bu sadece liderler arasındaki bir problem değil. Daha derinde stratejik çıkarların farklılaşması söz konusu. İran meselesinde ABD ile İsrail artık aynı noktada değil. Netanyahu İran’a yönelik baskının ve savaşın sürmesini istiyor. Trump ise askeri seçeneklerin sınırına gelindiğini görüyor ve bir noktada diplomatik çözüm arıyor. Bugün yaşanan gerilim aslında bu stratejik ayrışmanın sonucu.”
Netanyahu’nun temel hedefinin yalnızca İran olmadığını nitelendiren Taşpınar, “Netanyahu’nun hedefi sadece İran’ın nükleer programı değil. Hizbullah’ı da Hamas gibi tamamen tasfiye etmek istiyor. Lübnan’ın güneyinde çok daha geniş bir askeri alan oluşturmak istiyor. Hatta Beyrut’un güney mahallelerine kadar uzanan bir baskı politikası izliyor. Trump ise bunun bölgeyi yeniden büyük bir savaşa sürükleyebileceğini görüyor. Bu nedenle Netanyahu’ya belkide şimdiye kadar hiç olmadığı kadar sert çıkıyor” diye konuştu.
NATO’nun geleceği
Yayında, NATO’nun karşı karşıya olduğu yeni güvenlik tehditleri değerlendirildi. Ömer Taşpınar NATO cephesinde tablonun kritik olduğunu söyledi:
“NATO şu anda tarihinin en krizli dönemlerinden birini geçiriyor. Belki de en krizli dönemini yaşıyor. Çünkü ilk kez Amerika’nın Avrupa’yı gerçekten savunup savunmayacağı tartışılıyor. Avrupa ülkeleri Rusya tehdidinden korkuyor ama aynı zamanda Amerika’nın güvenlik garantisinin devam edip etmeyeceğinden de emin değiller. Bu NATO’nun temel mantığını sarsan bir durum.”
NATO içindeki en büyük belirsizlik kaynağının Trump olduğuna dikkat çeken Taşpınar, “Bugün Avrupa’da herkes aynı soruyu soruyor: Trump gerçekten NATO’nun yanında mı? Çünkü Trump’ın açıklamaları sürekli değişiyor. Bir gün NATO’yu desteklediğini söylüyor, ertesi gün Avrupalı müttefikleri hedef alıyor. Bu nedenle Avrupa’da ciddi bir güvensizlik oluşmuş durumda. NATO Genel Sekreteri’nin Trump’ı sürekli memnun etmeye çalışmasının nedeni de bu korku” dedi.








