İSTANBUL (Medyascope) – İran savaşında belirsizlik sürerken, Doğu Akdeniz’deki enerji ve güvenlik dengeleri de yeniden şekilleniyor. Transatlantik’te bu hafta Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Gönül Tol ve Ömer Taşpınar ile İran savaşını, ABD’nin hamlelerini, Türkiye’nin pozisyonunu ve küresel güç dengelerindeki değişimi değerlendirdi.
Yayın özeti:
- İran savaşında belirsizlik devam ediyor; Ruşen Çakır, Gönül Tol ve Ömer Taşpınar, durumu Medyascope’da değerlendiriyor.
- Gönül Tol, İran rejiminin iç yapısını ve agresif yaklaşımını vurguladı.
- Doğu Akdeniz’de jeopolitik dengeler hızla değişiyor; Türkiye aleyhine yeni stratejiler şekilleniyor.
- Ömer Taşpınar, Türkiye’nin Batı ile ilişkilerindeki dönüşümün önemli olduğunu belirtti.
- Ekonomik baskılar iki taraflı işlemesini, sürecin kilitlenme nedenlerini etkiliyor.
İran savaşında belirsizlik sürüyor
Transatlantik’te Ruşen Çakır, Gönül Tol ve Ömer Taşpınar İran-ABD-İsrail hattındaki gelişmeleri değerlendirdi. Ömer Taşpınar, sahadaki askerî ve diplomatik gelişmeler ile tarafların neden masaya dönmek zorunda kaldığını anlattı:
“İkinci görüşmeye gidiliyor olması bile bize şunu gösteriyor, ABD ve İran’da bir çıkış yolu aranıyor. Yani taraflar savaşa tekrar dönmek istemiyor. Her ne kadar İran açısından zaman kendi lehine işliyor gibi görünse de, ABD açısından bu savaşı bir başarı hikâyesi olarak anlatmak çok zor. Petrol fiyatları artmış, içeride kamuoyu desteği sınırlı, üstelik İran’da rejim ayakta kalmış durumda. Bu şartlarda Trump’ın ‘kazandık’ demesi kolay değil.”
Gönül Tol ise aynı tabloyu İran iç siyaseti üzerinden ele alarak, “Rejimin tepesindeki isimlere baktığımızda aslında çok da parçalı bir yapı görmüyoruz. 4-5 kişilik bir çekirdek kadro var ve bu kadro sürecin nasıl yürütüleceği konusunda büyük ölçüde aynı sayfada. Bu da daha agresif, daha militarist ve acı toleransı yüksek bir yaklaşımın hâkim olduğunu gösteriyor” dedi.
Ekonomik baskının da iki taraflı işlediğini vurgulayarak sürecin neden kilitlendiğini anlatan Tol şöyle devam etti:
“Hürmüz Boğazı üzerinden küresel ekonomi baskı altına giriyor, ambargo üzerinden de İran ekonomisi sıkışıyor. Ama burada önemli olan İran’ın acı toleransı daha yüksek. Seçim yok, kısa vadeli baskı yok. Buna karşılık ABD’de seçim var, ekonomi baskı altında. Bu yüzden zamanlama iki taraf için farklı işliyor.”

Doğu Akdeniz’de neler oluyor?
Gönül Tol ve Ömer Taşpınar, Doğu Akdeniz’de hızla değişen jeopolitik dengeleri, Kıbrıs, ABD ve İsrail hattı üzerinden değerlendirdi. Türkiye aleyhine yeni bir stratejik mimari oluştuğuna dikkat çeken Tol, son dönemde yaşanan gelişmelerin tesadüfi olmadığını, uzun süredir inşa edilen bir ittifakın sonucu olduğunu vurguladı:
“Kıbrıs’ın ABD ve İsrail ile çok hızlı bir yakınlaşma içinde olduğunu görüyoruz. Bu Türkiye açısından son derece önemli ve endişe verici bir gelişme. Özellikle ABD’nin Kıbrıs’ın güneyindeki deniz üssünü modernize etmesi, bu ilişkinin geldiği noktayı gösteren çok güçlü bir sembol. 2019’da Kıbrıs’a uygulanan silah ambargosunun kaldırılmasıyla başlayan süreç, bugün çok daha derin bir güvenlik işbirliğine dönüşmüş durumda. 2024’te Kıbrıs Cumhurbaşkanı’nın Beyaz Saray ziyareti de bu ilişkinin zirve noktasıydı.”
Ömer Taşpınar ise bu gelişmeler için Türkiye’nin Batı ile ilişkilerindeki dönüşümün belirleyici olduğunu söyledi:
“Doğu Akdeniz’de olan biteni anlamak için Türkiye’nin son 10 yılda geçirdiği dönüşüme bakmak gerekiyor. ABD ve Batı açısından Türkiye artık NATO içinde ama sanki NATO’nun dışında davranan bir ülke gibi görülüyor. Bu da bölgedeki dengeleri doğrudan etkiliyor. Türkiye Batı’dan uzaklaştıkça Yunanistan ve Kıbrıs ‘biz buradayız’ diyerek bu boşluğu doldurmaya çalışıyor. Yani Türkiye’nin kaybettiği stratejik alanı onlar kazanıyor.”






