Türkiye’nin Hürmüz planı: Ankara hangi enerji güzergâhlarını öneriyor?

Hürmüz Boğazı

İSTANBUL (Medyascope, Ajanslar) – İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması ve enerji arzında yaşanan sarsıntı, Türkiye’nin uzun süredir masada tuttuğu alternatif hatları yeniden gündeme taşıdı. Ankara, Irak petrolünden Katar gazına, Türkmenistan doğalgazından Avrupa bağlantısına uzanan üç ayrı güzergâhla kendisini bölgesel enerji geçiş merkezi olarak konumlandırmak istiyor. İşte Türkiye’nin önerdiği enerji rotaları ve bunlara dair bildiklerimiz.


Haberin özeti:

  • Türkiye, Hürmüz Boğazı’na alternatif enerji rotaları arıyor ve Irak petrolü, Katar gazı ile Türkmenistan doğalgazını Avrupa’ya ulaştırmayı hedefliyor.
  • Basra-Adana Petrol Boru Hattı, Irak petrolünü daha fazla kapasite ile taşıyacak şekilde uzatılmayı planlıyor.
  • Katar-Türkiye Doğalgaz Boru Hattı, Katar gazını Suudi Arabistan ve Suriye üzerinden Türkiye’ye getirecek bir proje.
  • Türkmenistan doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması, bölgesel enerji işbirliği için önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.
  • Türkiye, enerji ve bağlantısallık alanlarında bölgesel bir merkez olmayı amaçlıyor.


Enerji arzında jeopolitik kırılganlıkların derinleştiği bir dönemde Türkiye, Hürmüz Boğazı’na alternatif olabilecek kara ve boru hattı temelli güzergâhları yeniden öne çıkardı.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a düzenlediği saldırılarla başlayan savaşın ardından Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel enerji piyasalarında yeni bir sarsıntı yarattı. Ham petrol fiyatlarının varil başına 120 dolara kadar çıkması ve tedarik zincirlerinde yaşanan bozulma, Ankara’nın bir süredir savunduğu “bağlantısallık” eksenli enerji diplomasisini daha görünür hale getirdi.

Financial Times’ın haberine göre Türkiye, Irak petrolü, Katar doğalgazı ve Türkmenistan gazını kendi toprakları üzerinden Avrupa’ya ulaştırabilecek projeleri bu yeni denklemde stratejik fırsat olarak görüyor.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 Nisan’da Antalya Diplomasi Forumu’nun açılışında bu yönelimi açık biçimde ortaya koydu. Erdoğan, “Savaşın, komşu coğrafyalardaki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara ulaştırılmasında alternatif rota arayışlarını hızlandırdığı görülüyor. Türkiye olarak enerji ve bağlantısallık alanlarında Kalkınma Yolu gibi vizyon projeleriyle komşularımızla iş birliğine açık olduğumuzun bilinmesini istiyorum” dedi.

Yeni rota arayışı neden hızlandı?

Ankara’nın bu projeleri yeniden öne çıkarmasının arkasında sadece Hürmüz krizi yok. Rusya’nın 22 Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş da Avrupa başta olmak üzere pek çok ülkeyi alternatif enerji kaynakları ve yeni tedarik yolları aramaya yöneltti.

İran, Rusya, Kızıldeniz ve Körfez çevresindeki gerilimlerin mevcut yolları daha kırılgan hale getirmesi, Türkiye’nin kendisini “istikrarlı geçiş ülkesi” olarak sunmasına alan açtı. Metinde de vurgulandığı gibi Ankara, enerji diplomasisini giderek daha fazla bağlantısallık kavramı etrafında kuruyor; boru hatları, demir yolu ağları ve yeni ticaret koridorları aynı stratejinin parçaları olarak ele alınıyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da son jeopolitik krizlerin “yeni bir enerji mimarisine” ihtiyaç doğurduğunu söyleyerek Türkiye’nin üç temel önerisini kamuoyuna açıkladı.

Türkiye’nin önerdiği enerji rotaları hangileri?

Basra-Adana Petrol Boru Hattı

Bayraktar’ın gündeme getirdiği ilk proje, Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı’nın Basra’ya kadar uzatılması.

Irak petrolünün yaklaşık yüzde 60’ı ülkenin güneyindeki Basra bölgesinde üretiliyor. Basra Körfezi’ne açılan bu havza, dünyanın en zengin rezerv alanlarından biri.

Türkiye ile Irak arasında 1976’dan bu yana faaliyet gösteren Kerkük-Yumurtalık hattının günlük kapasitesi yaklaşık 1,5 milyon varil. Hattın Basra’ya kadar uzatılması halinde, çok daha büyük miktarda Irak petrolünün Türkiye üzerinden başta Avrupa olmak üzere dünya pazarlarına taşınması hedefleniyor.

Türkiye'nin önerdiği enerji rotaları
Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru (Fotoğraf: BBC Türkçe)
Türkiye’nin önerdiği enerji rotaları hangileri?

Bu proje, enerji taşımacılığının ötesinde daha geniş bir altyapı ve bölgesel iş birliği planının parçası olarak ele alınıyor.

Türkiye ile Irak arasında yeni hatların kurulmasına ilişkin ilk temaslar 2021 ve 2022’de başladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Irak’ın Basra kıyısındaki El Faw Limanı’ndan Türkiye’ye uzanan doğrudan bir demir yolu hattı, gaz ve petrol boru hattı ile fiber altyapı kurulmasını önerdiğini anlattı. Fidan, “Irak ilk defa bölgede pozitif bir projeyle gündeme geldi. Bu gerçekten aslında bölgeye de örnek gösterilecek bir proje. Tabii ki Cumhurbaşkanımız konuya olumlu yaklaştı. Biz de bunun için çok çalıştık. Bölge ülkeleriyle bir araya geldik. Bölge ülkeleri daha sonra bu konuyu ilerletmede biraz frene bastılar” dedi.

Ancak projenin ilerleyebilmesi, Irak’taki siyasi denkleme de bağlı. Ankara ile Bağdat son dönemde özellikle Kalkınma Yolu ve güvenlik başlıklarında ilişkileri ilerletmeye çalışsa da, Irak’ta hükümetin nasıl şekilleneceğine ilişkin belirsizlik sürüyor. İran’a yakınlığıyla bilinen Nuri el-Maliki’nin yeniden başbakan olması halinde, Bağdat’ın hem ABD hem de Türkiye ile ilişkilerinde yeni zorluklar yaşanabileceği değerlendiriliyor. Bu da Türkiye’nin önerdiği güzergâhların yalnızca ekonomik değil, siyasi istikrarla da doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor.

Katar-Türkiye Doğalgaz Boru Hattı

Türkiye’nin ikinci önemli önerisi, Katar’dan çıkarılacak doğalgazın Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye üzerinden Türkiye’ye ulaştırılması.

Bayraktar bu hattı “Kesinlikle gerekli bir proje” sözleriyle tanımladı ve teknik olarak da ticari olarak da yapılabilir olduğunu söyledi.

Ankara’ya göre bu hat, yalnızca yeni bir enerji akışı yaratmayacak; aynı zamanda dünyada yaşanan mevcut enerji krizinin etkilerini azaltabilecek önemli bir seçenek olacak. Bayraktar, “Bu teklifler, dünyadaki şu anda yaşadığımız enerji krizini azaltacak önemli projelerdir” dedi.

Katar, dünyadaki doğalgaz rezervlerinin yüzde 10’undan fazlasına sahip ve dünyanın ikinci büyük LNG ihracatçısı konumunda. Ancak ülkenin en büyük kırılganlığı, enerji ihracatında Hürmüz Boğazı’na bağımlı olması. Boğazın kapanması halinde Katar gazının dış pazarlara taşınmasında ciddi sorunlar yaşanması kaçınılmaz görülüyor.

Türkiye, son dönemde Katar’la ilişkilerini gelişmiş stratejik düzeye taşıdı. Suudi Arabistan’la da yeniden güçlenen temaslar, böyle bir hattın geçmiş yıllara kıyasla daha elverişli bir siyasi zeminde tartışılmasına yol açtı.

Bu proje aslında yeni değil. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, boru hattına ilişkin ilk görüşmelerin 2008’de yapıldığını, ancak Arap Baharı sonrasında sürecin askıya alındığını söyledi. Fidan, “Önemli olan şu: Bizim desteklediğimiz, arkasında durduğumuz projeler hayata geçseydi, bugün aslında Hürmüz Boğazı ile ilgili sorunun daha az negatif sonuç ürettiğini görecektik” dedi.

Türkmenistan doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması

Ankara’nın üçüncü önerisi, Türkmenistan doğalgazının Hazar üzerinden Türkiye’ye ve oradan Avrupa’ya ulaştırılması.

Türkiye’nin çok uzun süredir üzerinde çalıştığı bu proje, Hazar Denizi’nin statüsü ve bölge ülkeleri arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle yıllarca somutlaştırılamadı. Türkiye ile Türkmenistan arasında enerji iş birliğine ilişkin anlaşma 1998’de imzalandı. Ancak doğalgaz satışına ilişkin ilk mutabakat ancak 2025’te yapılabildi. Şimdilik bu satış İran üzerinden swap yöntemiyle gerçekleştiriliyor.

Türkiye'nin önerdiği enerji rotaları
Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) güzergâhı.
Türkiye’nin önerdiği enerji rotaları hangileri?

Türkiye’nin asıl hedefi ise Türkmen gazını Hazar Denizi üzerinden Azerbaycan’a ulaştırmak, ardından bu gazı Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşımak. Türkmenistan, yaklaşık 50 trilyon metreküplük rezerviyle dünyanın dördüncü büyük doğalgaz kaynağına sahip. Bu gazın büyük bölümünü bugün Çin ithal ediyor.

Türkiye ise halihazırda TANAP üzerinden Azerbaycan’ın Şahdeniz sahasından gelen yıllık 10 milyar metreküp gazı Avrupa’ya ulaştırıyor; aynı hattan yılda 6 milyar metreküp gaz da kendi tüketimi için alıyor. Ankara, bu mevcut altyapıyı Türkmen gazıyla genişleterek Türkiye’yi Güney Gaz Koridoru’nun daha da merkezi bir halkası haline getirmeyi amaçlıyor.

Kalkınma Yolu ve Orta Koridor nerede duruyor?

Türkiye’nin enerji güzergâhlarına ilişkin arayışı yalnızca boru hatlarıyla sınırlı değil. Ankara, Körfez’i Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlamayı amaçlayan Kalkınma Yolu’nu da aynı stratejinin önemli parçalarından biri olarak görüyor. Bu proje, yol ve demir yolu ağlarıyla Hürmüz Boğazı ve Süveyş Kanalı gibi deniz geçişlerine alternatif oluşturmayı hedefliyor. Ancak planlama aşamasında olması, milyarlarca dolarlık yatırım gerektirmesi ve Irak’taki istikrarsızlık gibi nedenlerle kısa vadede somut sonuç üretmesi zor görünüyor.

Ankara’nın önem verdiği bir diğer başlık da Orta Koridor’un genişletilmesi. Türkiye’nin Çin ile Avrupa arasındaki ticarette öne çıkarmaya çalıştığı bu hat, Kafkasya ve Türkiye üzerinden ilerliyor. ABD destekli TRIPP projesiyle Türkiye ile Azerbaycan arasında Ermenistan üzerinden yeni bir yol ve demir yolu bağlantısı kurulması da bu çerçevenin parçası olarak sunuluyor. Türkiye, Ermenistan sınırının açılması ve bu yeni bağlantının hayata geçmesi halinde, yalnızca ticarette değil enerji taşımacılığında da daha güçlü bir geçiş merkezi olmayı hedefliyor.

Buna rağmen bu büyük resmin önünde ciddi engeller var. Hazar geçişindeki yavaşlık, farklı demir yolu altyapıları, karmaşık gümrük süreçleri, İran ve Rusya kaynaklı siyasi riskler, finansman ihtiyacı ve bölgesel çatışmalar Ankara’nın iddiasını sınırlıyor. Türkiye coğrafi konumu nedeniyle önemli bir avantaja sahip olsa da, önerilen hatların kısa vadede Hürmüz Boğazı ya da Rusya üzerinden geçen daha yerleşik güzergâhların yerini alması kolay görünmüyor.

Türkiye enerji merkezi olabilir mi?

Türkiye’nin hesabı net: Jeopolitik krizlerin sıklaştığı, deniz geçişlerinin daha kırılgan hale geldiği bir dönemde kara ve boru hattı temelli alternatifleri büyütmek.

Irak petrolü, Katar gazı ve Türkmenistan doğalgazını kendi toprakları üzerinden Avrupa’ya taşıyabilirse, Ankara yalnızca transit ülke değil, bölgesel enerji denkleminde belirleyici bir merkez haline gelmek istiyor. Mevcut boru hatları, Boğazlar’dan geçen yoğun petrol trafiği ve Avrupa’ya uzanan doğalgaz altyapısı bu hedefin tamamen temelsiz olmadığını gösteriyor.

Türkiye’nin bu hedefinin önünde siyaset, güvenlik, finansman ve zaman faktörü var. Türkiye’nin öne sürdüğü güzergâhlar güçlü bir jeopolitik iddia taşıyor fakat bunların kalıcı ve işler bir enerji mimarisine dönüşmesi için bölgesel uzlaşıya, uzun vadeli istikrara ve büyük yatırımlara ihtiyaç duyuluyor. Hürmüz krizi Ankara’ya yeni bir fırsat alanı açmış olabilir ancak bu fırsatın gerçek bir enerji merkezine dönüşüp dönüşmeyeceğini sahadaki siyasi gelişmeler belirleyecek.

Kaynak: BBC, Financial Times

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.