Minxin Pei: “Çin, Yeni Soğuk Savaş’ı kaybediyor”

ABD’de Claremont McKenna Kolej’de öğretim üyesi ve China’s Crony Capitalism (Çin’in Ahbap Çavuş Kapitalizmi) kitabının yazarı Minxin Pei’nin 5 Eylül 2018’de project-syndicate.org’da çıkan yazısını Okan Yücel çevirdi.

Minxin Pei

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) 1991’de dağıldığı zaman Çin Komünist Partisi bunun nedenlerini anlamayı kafaya takmıştı. Hükümete yakın düşünce kuruluşları bütün suçu, Sovyetler Birliği’ni bütün halde tutacak kadar merhametsiz olmayan reformcu lider Gorbaçov’a yüklemişti. Ancak o zamanki Çinli liderler, şimdiki lider kadronun pek de kulak asmadığı başka nedenleri de dillendirmişlerdi.
Şundan eminiz ki Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) çıkardığı ilk ders ekonomik olarak güçlü olmanın politik meşruiyet açısından ne kadar önemli olduğunu anlamalarıydı. Çin’in kişi başına düşen millî gelirindeki artışta elbette ki bu düşüncenin pratikte karşılık bulmasının rolü büyüktü. 1991’de kişi başına düşen gelir 333 Dolar iken geçen yıl 7,329 Dolar oldu. Pek çokları buna ekonomik mucize derken ÇKP’nin gücünü muhafaza edebilmesinin yegâne sebebi de bu ekonomik performanstı.
Sovyetler Birliği liderlerinin yaptıkları tek hata bocalayan ekonomilerini izlemekle yetinmek değildi elbette. Aynı zamanda ABD ile maliyetli ve kazanılması imkânsız olan bir silahlanma yarışına da girmişlerdi. Stratejik açıdan önemli olmayan pek çok ülkeye yardımda bulunulmuştu ve bu durum iyi yönetilememişti. Çin ABD ile yeni bir soğuk savaşa girerken ÇKP aynı hataları tekrarlama riski ile karşı karşıya.

Silahlanma yarışı

İlk bakışta Çin ABD ile ciddi bir silahlanma yarışına girmemiş gibi gözükebilir. Çin’in bu yılki resmî savunma bütçesi 175 milyar dolar. Yani ABD Kongresi’nin onayladığı savunma bütçesi olan 700 milyar doların dörtte biri. Ancak Çin’in askerî harcamalarının açıklanan resmî rakamlardan çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün verilerine göre Çin’in geçen yılki askerî harcamaları 228 milyar dolardı, yani açıklanan 151 milyar doların yüzde 150 fazlası.
Sıkıntı Çin’in gerçekleştirdiği askerî harcamalar değil. Önemli olan bu alanda yapılan harcamalardaki istikrarlı artış ki bu da Çin’in ABD ile zayiatı bol, uzun soluklu bir yarışa girmeye hazırlandığını gösteriyor. Ancak Çin’in ekonomisi böyle bir savaştan galip çıkmak için öncelikli olarak gerekli olan, harcamaları yönetecek kaynakları bulmak konusunda yeteri kadar donanımlı değil.
Eğer Çin’in büyük bir verimliliğe sahip olan ekonomisini güçlendiren bir sürdürülebilir büyüme modeli olsaydı, bu savaşın maliyetini yüklenebilirdi. Ancak Çin ikisine de sahip değil.
Makro düzeyde; yaşlı nüfusun artması, yüksek borçlanma oranı, ABD’nin başlattığı ve şiddeti giderek artan ticaret savaşı gibi sebeplerden dolayı Çin’in ekonomik büyümesi ivme kaybetmeye devam edecek gibi gözüküyor. Bütün bunlar ÇKP’nin sınırlı kaynaklarını kurutabilir. Örneğin yaşlılık oranı arttıkça, yapılacak sağlık yardımları ve verilecek emekli maaşları da yükselecek.

Devlete ait işletmeler sorunu

Dahası, Çin ekonomisi SSCB’nin ekonomisinden daha verimli olsa bile ABD ekonomisinin verimliliği ile yarışamaz. Bunun en büyük sebebi ise ülkenin bütün bankalarının verdiği toplam kredinin yüzde 50’sini kullanan ancak katma değere ve istihdama sadece yüzde 20’lik katkı sunabilen, devlete ait işletmeler.
Sorun şu ki bu işletmeler hem kendilerine sadık olanları ödüllendirdikleri hem de resmî makroekonomik hedeflere ulaşılması için hükümetin müdahalelerini kolaylaştırdıkları için tek parti rejiminin devam etmesinde çok önemli bir rol oynuyorlar. Dolayısıyla bu verimsiz kurumlardan vazgeçmek politik bir intihar olur. Yine de bu işletmeleri korumak yalnızca kaçınılmaz sonucu erteleyebilir. Çünkü kıt kaynaklar ne kadar emilirse ABD ile olan silahlanma yarışı o kadar altından kalkılamaz hale gelir ki bu da CPC’nin otoritesinin tartışılmasına yol açar.
Çinli liderlerin ders çıkarmakta yeterince başarılı olamadığı bir diğer konu da emperyal müdahalelerden uzak duramaması. Yaklaşık on yıl önce, büyük ticarî gelirler güçlü bir para birimine katkı sunarken, Çin hükümeti okyanus ötelerinde maliyeti ağır sözler verdi ve avantacı “müttefiklerine” para yardımlarında bulundu.
Bunun en önemli göstergesi de sıkça bahsedilen Kuşak ve Yol (Belt and Road) Projesi. Bu proje için Çin borç vererek bir finansal kaynak oluşturdu ve temel amaç gelişmekte olan ülkelerin altyapılarını inşa etmek. Başlarda ortaya çıkan bazı sıkıntılara rağmen – Sovyetler Birliği örneğini de düşünürsek az bir ihtimal de olsa Çin’i bu projeyi askıya almaya itebilir. – Çin projede ilerlemek konusunda kararlı gözüküyor. Ve Çinli liderler bu projeyi kendi büyük stratejilerinin yeni bir sütunu olarak görüyorlar.

Cömert yardımlar

Çin için daha kötü olan durum ise pek çok ülkeye kendisi için çok az bir geri dönüş sağlayacak cömert yardımlarda bulunmuş olması. AidData adlı bir kuruluşun gerçekleştirdiği incelemeye göre, 2000 ile 2014 yılları arasında Çin’in; Kamboçya, Kamerun, Fildişi Sahilleri, Küba, Etiyopya ve Zimbabve gibi ülkelere verdiği borçların ve yaptığı para yardımlarının toplamı 24.4 milyar dolar. Aynı zaman dilimi içerisinde Angola, Laos, Pakistan, Rusya, Türkmenistan ve Venezuela’nın edindiği miktar ise 98.2 milyar dolar.
Şimdi ise Çin, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru adlı proje için 62 milyar dolarlık kaynak sağlama sözü verdi. Bu program Pakistan’ın her geçen gün kötüye giden ödeme dengesindeki sıkıntıları düzeltecek; ama tam da bir ticarî korumacılık ile yüzleştiği şu günlerde Çin’in hazinesindeki parayı da kurutma potansiyeli bulunuyor.
Çin, aynı Sovyetler Birliği gibi birkaç dost ülkeye hak ettiklerinden fazlasını veriyor. ABD ile sürdürülemeyecek bir silahlanma yarışının içine girerken elde etmekte olduğu kazanımlar son derece sınırlı. Çin-Amerikan soğuk savaşı henüz başladı, ancak Çin şimdiden kaybetme yoluna girdi bile.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar