Uluslararası hukuk Suudi Arabistan Veliaht Prensi Salman için nasıl işleyebilir?

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu içerisinde öldürülmesinin ardından, Kaşıkçı’nın da yazarı olduğu Washington Post gazetesi konuyu irdelemeye devam ediyor. Yazar Josh Rogin’e göre, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ve kendisine bağlı kurmaylar, kendilerini uluslararası hukuk kapsamından uzak zannedebilirler; ancak, bundan çok da emin olmamalılar. Öyle ki, ortaya atılan suçlamalar sonrasında, Suudi prens ve diğer şüpheliler, dünyanın farklı bölgelerinde bulunan hukuk ve ceza mahkemelerince yargılanabilirler.     

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman

Kariyeri boyunca savaş suçları konusunda önemli tecrübeleri bulunan ABD’li eski Büyükelçi Stephen Rapp, Kaşıkçı cinayeti ile ilgili raporların doğru olması durumunda, bunun insan hakları hukukunun ihlali anlamına geleceğini belirtiyor. Elbette Kaşıkçı cinayetinin sorumlularını ortaya çıkarmak ve adalet aramak kolay bir süreç olmayacak. Ancak Büyükelçi Rapp, Veliaht Prens ve diğer şüphelilerin peşinden gitmek için farklı mekanizmaların da bulunduğunu söylüyor. Örneğin, Kaşıkçı’nın ailesi adalet aramak için sivil mahkemelere gidebilir veya dünyanın farklı yerlerinde savcılar, uluslararası hukuk ihlalleriyle ilgili yasal süreç başlatabilir.

Rapp, mağdurların veya diğer bireylerin bu konuyu uluslararası kuruluşların gündemine taşıyabileceklerini ve özel dava süreçlerini başlatabileceklerini de ekliyor. Ancak, Rapp’a göre güçlü bir ihtimal daha var: Kaşıkçı’nın zorla alıkonulması, işkence görmesi ve öldürülmesi ile ilgili konunun muhatabı olan üçüncü ülkelerde yargı sürecinin başlaması.

Veliaht Prens ve diğer Suudi yetkililere karşı başlatılacak bir yargı süreci, Suudi Arabistan’ın da taraf olduğu, Birleşmiş Milletler İşkenceyi Önleme Sözleşmesi kapsamına da alınabilir. Uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde, sözleşmeye taraf olan her ülke, Uluslararası Adalet Divanı’na başvurarak Suudi Arabistan’ın Veliaht Prens ve diğer şüphelileri yargılamasını talep edebilir. Yakın zamanda Belçika yönetimi, bu yöntemi Senegal’e karşı kullanarak, Çad’ın eski Devlet Başkanı Hissene Habre’nin işlediği insan hakları suçları için yargılanmasını talep etmişti.

Rogin’e göre, geçtiğimiz dönemde, ABD ve Trump yönetimi, ABD vatandaşlarının da yargılanmasından çekinerek benzer uygulamalardan kaçınmıştı. Ancak, başta Almanya olmak üzere birçok ülke işkence gibi suçların üzerine gitti.

Pazartesi günü itibariyle, Suudi Arabistan hükümeti Kaşıkçı cinayetinin haydut kişilerce gerçekleştirilen bir operasyon olduğunu ve Veliaht Prens’in bu konudan haberdar olmadığını iddia ediyordu. Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, Suudi yetkililerin anlattıklarının yanıltıcı ifadeler ve yalanlar içerdiğini ifade etmekle beraber, Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın sorumlu olduğunu söylemeyi reddediyor.

Cemal Kaşıkçı

Rapp’a göre, bu gibi durumlarda sorumluluk; etkin kontrol kullanmayı, yaşanan eylemin önlememesinin sebeplerini anlamayı ve sorumluları doğrudan cezalandırmayı gerektirir. Rapp, “suçu başkasının üzerine atmaya çalışmak ise bir cezalandırma olarak görülemez ve Bin Salman için durumu daha da kötü hale getirir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Haberi olmasa bile amir konumunda olduğu için yargılanması mümkün

Ancak, uluslararası hukuka ve ABD hukukuna göre, Kaşıkçı’nın öldürüleceğinden önceden haberdar olduğu kanıtlanamasa bile, Bin Salman, cinayeti gerçekleştiren kişiler üzerinde emir sorumluluğu bulunduğu için suçlu bulunabilir. ABD mahkemeleri 1995 senesinde Dianna Ortiz’in tecavüz ve işkenceye maruz kalmasının ardından, eylemi gerçekleştiren birliklerin komutanı konumundaki Guatemala Savunma Bakanı Hector Gramajo’yu suçlu bulmuştu.

Rapp’a göre, ABD’nin alacağı herhangi bir tutuklama veya yargı kararının fiilen hayata geçmesi, Veliaht Prens ve diğer şüpheliler ABD’ye giriş yapmadıkları sürece mümkün değil. Ancak şüpheliler ABD topraklarına ayak bastıkları andan itibaren ABD hukukuna göre yargılamaya tabi olurlar. Veliaht Prens, konumu itibarıyla dokunulmazlık talep edebilir. Bu durum da mahkemelerin çözmesi gereken bir başka konu olacak.

Ancak, bundan böyle Veliaht Prens Muhammed bin Salman ve diğer şüpheliler kişisel olarak yargılama süreçlerine açık konumdalar. Örneğin, Cemal Kaşıkçı’nın ailesi dünyanın farklı bölgelerinde gerçekleşen işkenceleri de konu alan İşkence Mağdurlarını Koruma Yasası çerçevesinde ABD mahkemelerine başvurarak şüphelilere karşı dava açabilir. Benzer şekilde, bir diğer yasa çerçevesinde dünyanın farklı yerlerinde meydana gelen insan hakları ihlallerine karşı da dava açılabiliyor. Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir bu kapsamda yargılanmıştı. Büyükelçi Rapp, “Ailenin yerinde olsam, ben bu seçeneği değerlendirirdim” diyor.

Tüm bu seçeneklere ek olarak, ABD Kongresi, 11 Eylül mağdurlarına sağladığı gibi, Kaşıkçı’nın ailesine de Suudi Arabistan devletine dava açma hakkı tanıyabilir.

Kaşıkçı cinayeti Salman’ın peşini bırakmayacak

Kaşıkçı’nın öldürülmesinin sorumlularının ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması, hukukun üstünlüğüne, uluslararası hukuka ve insan haklarına inanan bireylerin verecekleri mücadeleye bağlı. Veliaht Prens, hukuktan kaçabilmek için yeterince gücü ve etkinliği olduğunu düşünebilir ve tarihi onu bu konuda haklı da çıkarabilir. Ancak, genç Veliaht hiçbir zaman bundan tam olarak emin olamayacak. Uluslararası insan haklarını ihlal eden diğer tüm aktörlerin yaşadığı dışlanmışlığı bundan böyle Muhammed bin Salman da yaşayacak. Veliaht Prens ve diğer şüpheliler, bundan böyle, uluslararası insan haklarını uygulayan ülkelere adım attıklarında, Kaşıkçı’nın öldürülmesi ve çeşitli başka suçlamalarla ilgili sorumlu tutulup tutulamayacakları konusunda endişe duymak zorunda kalacak.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar