Almanya’da aşırı sağın panzehiri Yeşiller mi?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kısa bir zaman öncesine kadar 90’lı yıllardaki parlak seçim sonuçlarını mumla arayan Alman Yeşiller Partisi, bugünlerde anketlerde iktidardaki merkez sağ ve muhafazakâr partilerin ittifakının hemen ardından ikinci sırada yer alıyor. New York Times gazetesi, Yeşiller’in “yeniden doğuşunu” inceleyen bir haber-analize yer verdi.

Alman siyasi kamuoyu son yıllarda Almanya İçin Alternatif (AfD) Partisi’nde temsil imkanı bulan aşırı sağcı ve popülistlerin giderek artan etkisini tartışıyor. Ancak son günlerde etkisini ve oylarını artıran tek parti AfD değil. Yeşiller Partisi, Bavyera ve Hessen eyaletlerinde düzenlenen son seçimlerde oylarını hiç azımsanmayacak oranlarda artırdı. Yeşiller sadece kadın seçmenler baz alındığındaysa bir numara olarak gösteriliyor.

Peki bugün Almanya’daki 16 eyaletin 9’unda iktidarın ortağı konumunda olan Yeşiller Partisi nasıl küllerinden doğdu?

2008 yılında “pozitif vatanseverlik” konulu bir kitabı da yayınlanan partinin eş başkanlarından Robert Habeck şöyle diyor: “Biz popülizm karşıtıyız. Biz kendimizi ulusun ortasında görüyoruz. Bu, ülkemizin sembollerini milliyetçilerden geri almak manasına geliyor.”

Tepkiye tepki hareketi

Sağ popülist AfD, bir göç toplumu olan Almanya’da göçe karşı bir tepki hareketi olarak değerlendirilirken, Yeşiller son zamanlarda “tepkiye tepki” hareketi olarak öne çıkmaya başladı. Almanya’daki son seçimlerde sağ ve sol kitle partileri oylarını çoğunlukla AfD’ye kaptırırken, Yeşiller de kitle partilerinin bu kayıplarından payına düşeni almıştı. Yeşiller’in Bavyera teşkilatının yıldız isimlerinden Katharina Schulze bunu, “Biz alternatifin alternatifiyiz” diye nitelendiriyor. İlginç olan şu ki; Yeşiller’e kayan oylar sadece kendisine ideolojik olarak daha yakın olan Sosyal Demokratlar’dan (SPD) değil, merkez sağ muhafazakâr partilerinden de geliyor. Gözlemciler bunu, SPD’nin uzun yıllardır koalisyonda yer almasının verdiği yıpranmışlık ve bu durumun yine uzun zamandır muhalefette yer alan Yeşiller’e yaradığı değerlendirmesiyle açıklıyor.

Son anketlerin ışığında Yeşiller’i artık yeni merkez sol olarak görenlerin sayısı da az değil. Açıklık ve kapalılık, (eski) Doğu Almanya ve Batı Almanya, milliyetçilik ve Avrupa Birliği taraftarlığı, şehir ve kırsal, erkek ve kadın gibi bölünmüşlüklerin damgasını vurduğu Alman siyasetinde “merkez” her zamankinden daha büyük önem kazanmış durumda.

Merkez Yeşiller’e, Yeşiller merkeze yaklaşıyor

Partileşmeden önce, 70’li yılların sonunda çevreci ve pasifist bir protesto hareketi olarak doğan Yeşiller, 1979 yılında bir “parti karşıtı parti” olarak kurulmuştu. İlk yıllarında amaçları iktidara gelmek değil, bilakis muhalefette bulunmaktı. Yeşiller Partisi’nden seçilen ilk milletvekilleri, Alman Parlamentosu’nda uzun sakalları ve kot pantalonlarıyla boy gösteriyordu. Yeşil bazı milletvekilleri Parlamentodaki oturumlarda örgü örerken, bazıları çocuğunu emziriyor, bazıları ise evcil hayvanını oturuma getiriyordu. Bugün çok önemsenmeyen bu tarz davranışlar o dönemlerde, oldukça radikal olarak görülüyordu.

Giyim tarzları ve davranışlarıyla “düzeni sarsan” bu milletvekillerinden biri de, 1998-2005 arası başbakanlık yapan Gerhard Schröder’in hükümetlerinde dışişleri bakanlığı koltuğunda oturmuş bir isim olan Joschka Fischer’di. 1985 yılında Hessen eyaleti parlamentosunda eyalet bakanı olarak seçilmesinin ardından düzenlenen yemin töreninde kürsüye spor ayakkabılarla gelen Fischer’in bu davranışı o dönem provokasyon olarak görülmüştü. Fischer’in o törende giydiği spor ayakkabılar bugün bir müzede sergileniyor.

Gerhard Schröder ve Joschka Fischer

Joschka Fischer; Yeşiller’in “merkezde politika yapmayı yıllar içinde öğrendiğini” söylüyor. Yeşiller’in yaşam tarzının “altüst edici bir güce sahip olduğunu” savunan Fischer, buna örnek olarak da sağ popülist AfD’nin Eş Başkanı Alice Weidel’i örnek gösteriyor: Yabancı ve İslam düşmanı, popülist, ayrımcı, aşırı sağcı bir partinin eş başkanı olan Weidel, buna rağmen normalde hiç beklenmeyecek şekilde, bir lezbiyen, evli değil ve beyaz olmayan partneriyle iki çocuk evlat edinmiş durumda. Bu durum, Yeşiller’in bir zamanlar marjinal olarak değerlendirilen yaşam tarzının, bugün anaakım haline geldiğinin bir kanıtı olarak görülüyor. Yani Yeşiller merkeze yaklaştı, ancak diğer taraftan da merkez Yeşiller’e yaklaştı.

Zorluklara rağmen oylar ve umutlar artıyor

Almanya’daki en son eyalet seçimi olan Hessen seçimlerinde partinin eyalet başbakanlığı adayı olan Yemen kökenli Tarek al-Wazir, seçim kampanyası boyunca troller tarafından hedef alınmıştı. Troller, al-Wazir’e verilecek her oyun, Şeriat’a verileceğinin propagandasını yapıyordu. Ancak al-Wazir, Yeşiller’in eyaletteki oylarını ikiye katladı ve şu an eyaletteki en popüler politikacı konumunda.

Tarek al-Wazir

Partinin oy kazanmakta zorlandığı bölgeler ise genellikle eski Doğu Almanya’ya bağlı eyaletler. Bu bölgelerde Yeşiller halen “mültecileri koruyan bir Batı Alman partisi” olarak görülüyor. Ancak Joschka Fischer bu konuda da iyimser. Yeşiller’in tarihsel olarak oldukça güçsüz görüldüğü Bavyera eyaletindeki son seçimleri hatırlatan Fischer, Doğu Almanya’daki eyaletler için, “Bavyera’da olduysa oralarda neden olmasın?” diyor.

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus