Açık Oturum (169): İstanbul, Ankara, İzmir – Kimler nasıl kazanır?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print






Programın tam metni

Yayına hazırlayan: Tania Taşçıoğlu Baykal

Bozan: Medyascope.tv ‘Açık Oturum’undan iyi akşamlar. Sedat Pişirici’nin şehir dışında olması nedeniyle bu hafta programın moderatörlüğünü ben yapacağım. Malum, yerel seçimleri ama özelinde de İstanbul, Ankara, İzmir’i konuşacağız. CHP adaylarını açıkladı. AK Parti’nin İstanbul dışında adayları resmi olarak açıklandı. Hoş, CHP’nin İzmir adayı da belli değildi. Bu kentlerde kim, nasıl kazanır, sürpriz sonuçlar olabilir mi, bunları konuşacağız. Kimlerle konuşacağız? İstatistikçi ve Yerel Yönetimler Uzmanı Filiz Aydın Koç Ankara’dan katılıyor programımıza. Kendisini Oda.tv’de derin rakamlar içeren analizlerden tanıyoruz. Filiz Hanım hoş geldiniz yayınımıza.

Koç: Hoş bulduk İrfan Bey. Çok teşekkür ederim. Herkese iyi yayınlar diliyorum.

Bozan: İzmir’de ise Prof. Dr. Tanju Tosun var. Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi. Kendisi daha çok CHP için çalışan bir akademisyen. Haliyle Türk siyaseti üzerine söyleyecekleri var. Hocam hoş geldiniz.

Tosun: Hoş bulduk İrfan Bey. Merhabalar sayın konuklar.

Bozan: Merhaba. Stüdyomuzda Konsensus Araştırma Şirketi Genel Müdürü Murat Sarı var. Murat Bey hoş geldiniz.

Sarı: Hoş bulduk.

Bozan: Aslında İstanbul, Ankara ve İzmir’i konuşacağız. İşin doğasına uygun olarak 3 ayrı kentten bağlantımız var. Önce Murat Sarı’dan başlamak istiyorum. Murat Bey, çok rakam telaffuz etmeyebilirsiniz. 31 Mart yerel seçimlerine 3 aydan az bir zaman kaldı. Seçmenin hâletiruhiyesi sorsam size? Adaylara göre mi bir pozisyon belirleniyor yoksa parti aidiyetinin ön planda olduğu bir seçim mi bekliyor bizi? Seçmenin şu anki hâletiruhiyesi nedir?

Sarı: Seçmenin hâletiruhiyesini sorarsanız; geçim sıkıntısı çekiyor. İşsizlik almış başını gidiyor. Eğitim sistemindeki bazı sorunlardan yakınıyorlar. Çok iyi giden algısı olduğuna inanılan sağlık sisteminde, bu aralar bir takım pürüzler yaşıyorlar. Seçmenin hâletiruhiyesi bu. Seçmenler, ülke genelinde siyasete yönelik, siyasetin çözmesi gereken sorunlarla karşı karşıya bırakıldığı için, ‘’hangi parti bu sorunları çözer?’’ diye bakıyor. Şu anda sanki bir milletvekili seçimi olacakmış havası var. Genel seçim havasında yerel seçime girmek, muhalefet partilerinin aleyhine bir şey. Çünkü Türkiye genelinde, iktidar partisinin genel seçim oylarıyla yerel seçim oyları arasında 5-6 puanlık bir fark var. Vatandaşların %65’ine yakını ‘’ben kimi aday gösterirse göstersin, partime vereceğim’’ diyor. %35’i de ‘’ ben adaya bir bakayım, ondan sonra kararımı vereyim’’ diyor. Sosyolojik olarak doğru mu bilmiyoruz ama biz bunları ‘’pazarlık eden seçmen ve pazarlık etmeyen seçmen diye ayırdık. Bu seçmenlerin kendi içindeki özellikleri de birbirinden çok farklı. ‘’Ben partiye göre oy vereceğim’’ diyen seçmen, yaklaşık 3-4 seçimdir hep aynı eğilime oy vermiş. Diğer tarafa bakıyorsunuz sürekli değişiklik yapılmış; bir o partiye vermiş. Bir, tam karşısındaki partiye vermiş, bir öteki partiye vermiş ya da stratejik oy kullanmış. Bu tür seçmenlerden oluşuyor.

İstanbul özelinden konuşmaya başlarsak: Seçmenin ne beklentisi var önce bunu konuşalım. İstanbul’un en önemli sıkıntısı trafik. Bütün illerin sıkıntısı trafik tabii. Daha doğrusu toplu ulaşım. İstanbullular işlerine gidip gelirken toplamda 4 saat vakit kaybediyorlar. Sabah 07.00 de çıkacağına 5.30’da çıkmak zorunda kalıyor. Akşam 18.00’de işinden çıkıyor, 20.00’ye kadar ancak evine ulaşıyor. İstanbul’un ortalamasından bahsediyorum. Tabii her tarafta metro, metrobüs gibi toplu kullanım araçları yok, herhalde İstanbul’un geneline yayılacak. Ama İstanbul’un 14 milyon nüfusu var. Yetersiz yollar, yetersiz alt yapı. Bunlara bir çözüm bulunması gerekiyor. Bunu yapabileceğini gösteren belediye başkanı adayı oyuna 1-0 önde başlıyor. Fakat şu ana kadar hiçbir seçimde  -yaklaşık 4-5 belediye seçimi takip ettim- ‘’bunu falan kişi çözer’’ diye önerene rastlamadım.

Bozan: Peki, seçmen bunu satın almaya hazır mı?

Sarı: Çok hazır ama inanması gerekiyor. Siz ‘’ben uçan araba yapacağım’’ derseniz inanmaz. Gidin Tokyo’ya bakın. Tokyo da 15 sene evvel tıpkı İstanbul trafiği gibi arapsaçıydı. Şimdi Tokyo’da en uzun mesafe 20-25 dakika. Bunu Japon’lar çözmüş. Tokyo İstanbul’dan çok farklı bir yer değil. Sonuçta siz de oradan alıp çözebilirsiniz.

İstanbul’da ikinci büyük sıkıntı: İnsanların nefes almaya ihtiyacı var. Bahar aylarında İstanbul’un bütün sahil alanları, dolgu yapılıp üzeri yeşillendirilmiş alanları insan doluyor. Çünkü yeşile ihtiyacı var İstanbullunun. Çocuklarının oyun oynayabileceği, rahatlıkla koşturabileceği, kendilerinin nefes alacağı, gerekiyorsa mangal yapacağı yeşil alanlara ihtiyacı var. İstanbul’un üzerinden uçakla baktığınız zaman aşağıda sadece beton görüyorsunuz. Acil bir şekilde İstanbul’un yeşil sorunun çözülmesi gerekiyor.

Bozan: İstanbul’da bahsettiğiniz sıkıntılar var. Buna bir de makro ekonomik krizi de eklersek, İstanbul’da bir el değişimi mümkün mü? Muhalefetin seçmeni ikna edip İstanbul’u kazanması mümkün mü?

Sarı: Bugüne kadar gösterilen muhalefet adayları, seçmeni, bu sorunları çözebileceğine dair ikna edemedi. 1994’den bu yana, -94’de AK Parti yoktu diyeceksiniz ama 94’de Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi- İstanbul’u AK Parti zihniyeti ve AK Parti yönetiyor. Bu doğal gelişim. ‘’Bu onun suçudur, şunun suçudur’’ meselesi değil. Bazı belediyelerde kötü yönetim var. Mesela, çok akılcı olmayan kentsel dönüşüm projeleri. Belediyeler öyle şeyler yapıyor ki: ‘’Bu binayı yık, şu kadarını bize ayır.’’ Ayırdığı o alanı yeşil alan yapması lazım. Bir bakıyorsunuz, oraya bambaşka bir şey dikilmiş.  Bu tür uygulamalar var İstanbul’da. İnsanlar bundan çok rahatsız. Müteahhitler gidiyor, oradan bir adam buluyor, sağlam evi çürük çıkarttırıyor vs. Bunlar insanları sıkıyor. Doğru bir projenin yanlış uygulamalarla nereye gideceğini gösteren en güzel örneği, İstanbul. Gelip bakılsın, incelensin görülsün.

Bizim yaptığımız çalışmalarda, CHP’nin İstanbul Büyükşehir adayı Ekrem İmamoğlu, kendisini tanıyanlar tarafından beğeniliyor. Bu çok önemli bir olgu. Diğer adaylara göre beğeni ortalaması çok yüksek.

Bozan: Bu beğeni, CHP dışındaki farklı parti seçmenlerinde de olan bir şey mi?

Sarı: Ben size çok net olarak açıklayayım: Biz bu çalışmayı Ekrem İmamoğlu’nun açıklanmasından önce yaptık. İstanbul’da Muharrem İnce’yi iyi tanıyanlar %98,5. Beğenisi %51. Yani yarısından 1 fazlası beğeniyor. Binali Yıldırım’ı tanıyanlar %95,9. İstatistiki hata payları içerisinde, Binali Yıldırım’ı herkesin tanıdığını söyleyebilirim. Beğenisi %51. Ekrem İmamoğlu’nu tanıyanlar %44,5. Beğenisi %65.  Aradaki dengeyi anlayabilirsiniz. Yani, tanıyan beğeniyor.

Bozan: Ekrem İmamoğlu’nun tanınırlığı ölçüde beğenilirlik oranını da koyduğumuz zaman, bir şansı olduğundan bahsetmek mümkün mü?

Sarı: Evet. Şu anda kampanya başladı. Ekrem İmamoğlu’nun rakipleri kim olacaksa ki daha belli değil, ‘’Ekrem İmamoğlu şurayı bastı, şurada şunu yaptı’’ diye bir kampanya yapılıyor. Buna derhal müdahale edilmesi lazım.

Bozan: Yani hükümete yakın medyada Ekrem İmamoğlu aleyhine haberler çıkmaya başladı. Bundan bahsediyorsunuz sanırım.

Sarı: Evet. Mesela bugün Sabah gazetesi, “CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı FETÖ Şüphelisi’’ manşetini atmıştı. Acaba öyle midir, değil midir? Değil tabii ki. FETÖ’cüyse bugüne kadar niye tuttunuz?

Bozan: Bu bir endişeyi mi ifade ediyor sizce?

Sarı: Endişe değil de, ‘’tanınma oranı arttıkça, acaba beğeni oranı da artar mı?’’ duygusu. ‘’Bu adam böyle bir şey yaptı ama acaba FETÖ’cü mü?’’

Bozan: Bu rakamlar iktidarın elinde de var tabii.

Sarı: Herkesin elinde var. AK Parti bu araştırma işini çok iyi yapıyor.

Bozan: Birden fazla şirketle çalışıyor.

Sarı: Evet. Ayrıca kendi modelleri var. Modelleri çok uygun ve yerli yerinde kullanıyorlar. Şunu yapmıyor mesela. ‘’Efendim burada, böyle böyle kötüsünüz, şu durumda şöyle şöyle yapmanız lazım.’’ ‘’Hayır, onlar tamamen yanlış, gerçekler böyle böyle’’ demiyor. AK Parti araştırmanın algıları ölçtüğünün farkında.

Bozan: Burada bir virgül koyalım, Filiz Hanıma dönelim. Filiz Aydın Koç, Oda.tv’de ‘’İstanbul’u CHP nasıl kazanacak?’’ başlıklı bir makaleniz yayınlanmıştı.

Koç: Sesinizi tam olarak duyamadım İrfan Bey, tekrarlar mısınız?

Bozan: Filiz Hanım, Oda.tv’de ‘’İstanbul’u CHP nasıl kazanacak?’’ başlıklı, içinde istatistiki veriler olan bir analiziniz yayınlanmıştı. Bu yazınız aslında Muharrem İnce’yi baz alarak yazılmıştı. Hem bu yazınızdan bahsetmenizi, hem de bu analizinize Ekrem İmamoğlu’nu monte ettiğinizde ne çıkacağını anlatır mısınız?

Koç: Aslında Muharrem İnce’yi baz alarak yazılmış bir yazı değil bu.  İstanbul’la ilgili genel bir bilgi vermek istiyorum öncelikle. İstanbul’da 39 ilçe belediyesinin 14 tanesi CHP tarafından yönetiliyor. Yani, 15 milyon nüfuslu İstanbul’da, nüfusun %30’u CHP’li belediyeler tarafından yönetilmekte. 25 ilçe belediyesi de AK Parti tarafından yönetiliyor. AK Parti’nin 24 Haziran seçimlerindeki son oy oranına baktığımızda, en yakın partiyle olan oy farkı %10 civarında. İstanbul’da AK Parti’ye en yakın parti CHP. 3. bir parti görünmüyor. O farkı kapatma şansı hiç görünmüyor. Zaten, CHP 24 Haziran seçimlerinde 2004’ten sonra en düşük oy oranına gerilemişti. O nedenle özellikle HDP İstanbul’da çok önemli bir unsur; %12-%14 oranında oy aldığını hatırlıyorum.

Ekrem İmamoğlu’nun sağ kökenli bir aday olarak çıkarılmış olması, Binali Yıldırım karşısında tanınırlığının düşük olması ve Ankara’yla kıyaslayacak olursak, Ankara’dan Mansur Yavaş gibi deneyimli bir aday çıkarılırken, İstanbul’da böyle bir aday çıkarılması -ki İzmir adayı henüz açıklanmadı- üçlü bir sacayağı olarak düşünüldüğünde Ekrem İmamoğlu kısmen daha zayıf görünüyor. İmamoğlu ‘’kendisini tanıdıkça seveceğimizi, tanıdıkça beğenimizin artacağını’’ ifade ediyor ama 3 aylık bir sürede bu ne kadar başarıya ulaşabilir? Ben özellikle İstanbul’daki HDP seçmeni açısından düşünüyorum. HDP seçmeni İmamoğlu’na oy verecek mi ve hangi oranda oy verecek? Çünkü burada sonucu esas olarak HDP seçmeni belirleyecek. Mesela Muharrem İnce gibi bir aday çıkarma ihtimali olsaydı, tanınırlığı yüksek, alanı bilen, 24 Haziran’da tecrübe kazanmış, antrenmanlı bir aday olacaktı. Tabii bu, partinin tercihi. AK Parti yaklaşımına göre, Binali Yıldırım gibi bir kişilik karşısında CHP’nin, tanınmayan ya da az tanınan bir adayı çıkarması, bir risk aldığını gösteriyor. AK Parti, özellikle büyük şehirlerde deneyimli ve çok güvendiği isimleri aday çıkardı ve çıkarmaya devam edecek. İzmir’de de öyle. Ben bu şekilde yorumluyorum.

Bozan: Peki, yazınızda şöyle bir cümle vardı: ‘’Doğru aday ve doğru strateji ile İstanbul kazanılabilir.’’

Koç: O da şundan dolayı: 16 Nisan Referandumu’nda İstanbul’da %51,4 oranında ‘’Hayır’’ oyu çıkmıştı. ‘’Hayır’’ oyunun çıkması, muhalefet partileri tarafından İstanbul’un doğru aday ve strateji ile kazanılabileceği algısını yarattı ve buna bir inanç var aslında. Doğru aday ve strateji, hem HDP’nin, hem CHP’nin, hem İYİ Parti’nin hem de Saadet Parti’sinin oyunu alabilecek bir adaydan bahsediliyor. ‘’Hayır’’ oyu böyle çıktı. Ekrem İmamoğlu’nun bu profile uygun bir aday olup olmadığı kanısı pek oluşmuş değil. Ankara’yı konuşacağız ama ben Mansur Yavaş örneğini vereyim: Mansur Yavaş’ın adaylığının bir Android uygulamasıyla açıklanmasının 3. günü bugün. Bir Android uygulamasıyla Akara seçmeninin karşısına çıktı. İnternet üzerinden gönüllülerin üye olabileceği bir platform uygulamasını hemen hayata geçirdi. Bu deneyimle olabilecek bir şey. Ben 2015 yılında Mansur Yavaş’la, Obama’nın seçim stratejisini yürüten ekibin İstanbul’daki toplantısında karşılaşmıştım. Bu örneği şunun için veriyorum. Yerel seçimler 2014’de olmuştu. Hemen ertesinde, yani 2015’de bırakmamıştı bu işi. ‘’Dünyada seçimler nasıl kazanılıyor?’’ üzerine yapılan bir toplantıda karşılaşmıştık. Bu benim ilgimi çekmişti. Ankara Büyükşehir Başkanlığı adaylığının açıklanmasının 3. gününde, platform uygulamasını hayatı geçirmesi tecrübeyle olabilecek bir şey olduğunu düşündüğüm için bu örneği vermek istedim.

Bozan: Peki, teşekkürler. Sizinle Ankara’yı konuşmaya devam edeceğiz. Tanju Tosun, siz CHP’yi yakından izliyorsunuz. Öncelikle Ekrem İmamoğlu’nu soracağım. Ancak bir de şöyle bir şey var: Ekrem İmamoğlu ile ilgili biraz araştırma yaptığımızda, aslında ANAP kökenli bir siyasetçi olduğunu görüyoruz. Hatta biraz muhafazakâr değerleri olan bir siyasetçi ki 10 Kasımlarda Atatürk için mevlit okutmak, hatta İnsani Yardım Vakfı TIR’ını belediyenin yardım kampanyasıyla doldurmak gibi muhafazakâr seçmenin hoşuna gidecek etkinliklerle, bir noktada da klasik CHP politikacısının dışında bir tavır sergiliyor. Eskiden, sağdan gelen siyasetçilere çok itirazlar duyardık. Bir özümseme halinden bahsedebilir miyiz? İkinci sorum: Ekrem İmamoğlu İstanbul’u alabilir mi?

Tosun: CHP’de sağ kökenden gelen adayları kabul konusunda ikili bakmak gerekiyor;  partinin örgüt yapısı olarak bir de seçmen tabanı olarak bakmak gerekiyor. Örgüt yapısı olarak düşünüldüğünde, benim izleyebildiğim kadarıyla, İstanbul örgütünün kabullenmiş olduğudur. Zaten bu süreci muhtemelen birlikte yönetmiş oldukları bir aday. Kaldı ki zaten Sayın İmamoğlu CHP Beylikdüzü Belediye Başkanı idi. Tabii Ankara’daki durumdan biraz farklı İstanbul örneği. Bu açıdan bakıldığında, örgütsel anlamda bir kabul olduğunu düşünüyorum. Tabii partilerin örgütsel yapıları da ideolojik olarak çok homojen değil. CHP için de bu söz konusu. CHP’nin örgütsel yapısı içinde Ilımlı sağdan, ekstrem sola kadar kendisine temsil alanı bulabilen bir yapı olduğunu düşünüyoruz. Burada asıl önemli olan seçmen bağlamındaki bakış açısı.

Kabul edelim ki Sayın İmamoğlu sosyal profili itibariyle CHP’nin klasik steril sosyolojisinden biraz ayrışıyor. Özellikle politik değerler anlamında ayrışıyor. Politik değerler içinde meseleye dinsel aidiyet ve kimlik üzerinden baktığımızda evet, çok belirgin bir şekilde olmasa dahi, CHP’nin klasik partici kimliğinden farklı olarak Türkiye ve İstanbul sosyolojisiyle örtüşen bir muhafazakâr kimlik ayırt edici özelliğine sahip. Bu bir dezavantaj değil, avantaj. CHP’nin ne örgüt yapısının ne de seçmen tabanının, CHP’nin dışından gelen bir aday olması nedeniyle böyle bir eleştiriyle bakmaması gerekir. Zaten 1980’lerin ANAP çizgisinin bugün gelmiş olduğu noktada da ciddi bir evrilme var. ANAP’ın daha muhafazakâr çizgisi bugün AK Parti içinde temsil ediliyor. Daha liberal kesim içinde CHP içinde olanlar da var. Diğer partilere gidenler de var. Zaten partilerin bugün gelmiş olduğu noktada, seçmen, partisiyle ideolojik referanslardan önce, daha pragmatik, günlük hayatı düzenleyen bir takım pratikler üzerinden aidiyet ilişkisi kuruyor. Bu açıdan bakıldığında, Sayın İmamoğlu’nun, İstanbul seçmeninin o sosyolojik piramidinde yükselme özlemine karşılık gelen bir aday olduğunu düşünüyorum. Şunu söylemek istiyorum: İmamoğlu, Karadeniz’den göç edip İstanbul’da tutunmuş, bir boyutuyla eğitim, diğer boyutuyla iş hayatı ve belediye başkanlığı döneminde de başarılı olmuş bir figür. Ben İmamoğlu’na ilişkin görüşleri özellikle sosyal medyadan da takip ettim; seçmenin, kendi yaşamış olduğu çevrede önemli ölçüde benimsemiş, desteklemiş ve kabul etmiş olduğu bir aday. CHP seçmeni, Sayın İmamoğlu’nun ılımlı muhafazakârlığını sorgulayacak bir seçmen kitlesi değil. Zaten CHP’nin ortalama seçmeni içinde dindarı da var, liberali de var, sosyal demokratı da var. Hepsini birleştiren üst aidiyet kümesinde, Atatürkçülük temel belirleyici faktör. Bu açıdan bir sorun olduğunu düşünmüyorum.

Bozan: İmamoğlu 2014’de Beylikdüzü’nü AK Parti’den almayı başarmıştı. Benzer bir durum için ‘’31 Mart seçiminde Büyükşehir’i AK Parti’den alabilir’’ cümlesi kurulabilir mi? Ya da alabilmesi için İmamoğlu’nun nasıl bir strateji yürütmesi gerekir?

Tosun: ‘’Alabilir’’ demek için kampanya sürecindeki performansına da bakmak gerekiyor. Biraz önce Murat Bey tanınırlık ve beğeni arasındaki ilişkide pozitif bağlamı kurdu. Şimdi tanınırlığının artması ve icraatlarıyla, yapmış olduklarıyla seçmene tanıtılması gerekiyor. Çünkü İstanbul seçmeninin beklentileri yüksek. Ciddi sorunlarla karşı karşıya. Bu beklentilerin karşılanacağına ilişkin bir inancın oluşması gerekiyor. Burada da, 2-3 aylık kampanya dönemindeki vaatleri, projeleri, söylemleri belirleyici olacak. İstanbul alınmaz mı? Tabii ki alınabilir ama seçmene dokunmak gerekiyor. Seçmenin, tıpkı geçmişte Sayın Erdoğan’da olduğu gibi, ‘’içimizden biri’’ olduğuna dair, o adayla bir aidiyet ilişkisi kurması gerekiyor. Yoksa genel seçimlerle karşılaştırıldığında şunu da net olarak söyleyebiliriz: Türkiye’de seçmen tercihlerindeki oynaklık, genel seçimlere göre çok daha yüksek düzeyde. %20’lere varan bir hareketlilik söz konusu. Bu koşullar içerisinde, adayın performansı, seçmenle kurmuş olduğu ilişki, İstanbul’da tabloyu değiştirme potansiyeli yaratabilir.

Bozan: Peki. İlk yarım saatte İstanbul’u konuştuk. Hocam, ekleyeceğiniz bir şey yoksa, Ankara’yı konuşalım.

Sarı: Var tabii. Ekrem Bey’le ilgili şu algı…

Koç: Ben de bir şey söylemek istiyorum.

Bozan: Özür dilerim bir şey mi söylüyordunuz Filiz Hanım?

Koç: Ekrem Beyle ilgili ben de bir şey eklemek istiyorum.

Bozan: Buyurun lütfen.

Koç: İYİ Parti, Ankara’da Mansur Yavaş’ı desteklediği oranda, İmamoğlu’nun adaylığının açıklandığı veya adı geçtiği günden itibaren, onun adaylığını eşit oranda desteklediği hissine kapılmadım. Burada İYİ Parti de çok önemli bir unsur aslında. İmamoğlu da ittifakın adayı olarak ortaya çıktı. İYİ Parti’nin, İstanbul Ankara ve İzmir’de CHP’li adayları destekleyeceği kararı alınmıştı. Bu karardan sonra İstanbul adayı açıklandı yanlış hatırlamıyorsam. Böyle olduğu halde, örneğin Meral Akşener ve Koray Aydın’ın sosyal medya hesaplarından Mansur Yavaş’a ilişkin tebrikleri varken, Ekrem İmamoğlu’na ilişkin aynı şeylerin yapılmadığını gördüm.

İYİ Parti, Ekrem İmamoğlu CHP’li bir belediye başkan adayı olduğu için ve Mansur Yavaş sağ ve MHP kökenli bir aday olduğu için sanki daha fazla destek veriyormuş gibi. Mutlaka bunların bir etkisi vardır ama İYİ Parti’nin, eşit mesafede, aynı duyarlılıkla, aynı etkiyle yaklaşmadığı hissine kapıldım. İlerleyen günlerde bunu göreceğiz.

Bozan: Aslında ilginç bir nokta. Bir gazeteci olarak bu benim gözümden kaçmıştı. Tebrik mesajları ilginçmiş. Murat Hocam buyurun.

Sarı: Bir defa, Ekrem İmamoğlu sağ kökenli değil. ANAP’ta siyaset hiç yapmamış. Sadece, gidip oradaki rtamı görmüş.

Bozan: Babası ANAP Trabzon kurucularından.

Sarı: Evet. İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı olmadan evvel, CHP Beylikdüzü İlçe Başkanı. Gençlik kollarından gelip yetişmiş. CHP içerisinde dini değerleri içine sindirmiş insanlar var. Atatürk için mevlit okutmuş bir belediye başkanı için hemen ‘’sağ kökenli’’ dememek gerekiyor. Mesela, Nurettin Sözen de hiç tanınmıyordu. Karşısında da ANAP’ın efsane belediye başkanı Bedrettin Dalan vardı. Herkes, ‘’tamam CHP yine kaybetti’’ diye bakıyordu. Nurettin Sözen öyle bir kampanya ile çıktı ki, başardı.

Ekrem İmamoğlu, 2009 senesinde %31-%30 kaybedilmiş Beylikdüzü’nü, bir seçim sonra, 2014’de 20 puan farkla AK Parti’nin elinden aldı.

Bozan: %50,8 oy oranıyla.

Sarı: Bugün İstanbul’daki puan farkı da, bu başladığı dakika. Bizim anketlerimizde de, diğer anketlerde de 20 puan. Bu 20 puanı kapatır mı, kapatmaz mı, bu çok önemli. Bir de, ‘’Doğu ve Güneydoğu illerinden, Kürt seçmenden oy alır mı?’’ diye soruyoruz. Belediye Başkanlığı döneminde Güneydoğu ve Doğu’da yaklaşık 40 ili dolaşmış. Atatürk’ün Sivas’ta geçirdiği 108 günü anlatan ‘’Sivas-Milli Mücadele’nin 108 Günü’’ kitabının hazırlanmasına destek olmuş. Doğu ve Güneydoğu illerindeki insanlara hitap etmiş, oradaki insanlara da el atmış. Tabii kimse tanımıyor. Kendisi, kendisini çok daha iyi tanıtacak.

Bozan: Beşiktaş, Şişli gibi İstanbul’un merkezinde belediye başkanlığı yapsaydı, belki daha görünür olacaktı. Beylikdüzü gerçekten İstanbul’un batı ucu.

Sarı: Bir de şöyle bir şey var: Sayın İmamoğlu, bugün Beylikdüzü’nde seçimlere girse, zaten Beylikdüzü Belediye Başkanı olur.

Bozan: Hatta %60’lar telaffuz ediliyor.

Sarı: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmayı çok istedi. Ben bizzat biliyorum.

Bozan: Ama nazlandığına dair bilgiler aldık biz. Yansıyan haberlere bakıyoruz..

Sarı: Hayır, bunların hiç birisi doğru değil. Kendisi ile görüşün. Kesin gelir, görüşür.

Bozan: Yani İstanbul Belediye Başkanlığı için hazırlanıyor muydu?

Sarı: Evet. Bakın 40 ili dolaştı diyorum. Bu kimin stratejisi? Daha önce bunun aynısını Mustafa Sarıgül yaptı. %40 aldı İstanbul’da. 1989’dan beri İstanbul’da alınmış en yüksek oydan bahsediyoruz. Öyle bir durum yok. Kazanır mı? İşi çok zor, bunu biliyoruz. O tanınma oranını nasıl yükseltecek? Nasıl bir kampanya yürütecek? Nasıl bir şey yapacak, göreceğiz.  Şimdi Ankara’ya geçelim.

Bozan: Peki Kürt seçmenden oy alır mı? Çünkü 24 Haziran sonucuna göre %12,7’lik bir HDP oyu var.

Sarı: Ben alabileceğini düşünüyorum. Bakın, İstanbul’da tam 4 milyon 715 bin Karadenizli yaşıyor. Bu Karadenizlilerin yaklaşık 412 bini Trabzonlu. Ekrem İmamoğlu, İstanbul Beylikdüzü’nde, Trabzonlu bir Belediye Başkanı. Bu hemşericilik bağlarının çok önemli olduğu bilinir.

Bozan: ‘’Zaman zaman siyasetin üstüne çıktığı bir hal var’’ demiştiniz.

Sarı:  Evet. Özelikle bu Karadenizlilerde çok yoğun olarak var.

Bozan: Aslında Erzincanlılar da fena değildir.

Sarı:  Bunların hepsi var benim elimde. 1. sırada Sivaslılar var. İstanbul’da 763.000 kişi ile. 2. sırada Kastamonulular var. 3. sırada Ordulular var. 4. sırada Giresunlular var. 5. sırada Tokatlılar var. 6. sırada Samsunlular var. 7. sırada Erzurumlular var. 8. sırada Trabzonlular var. Bunlar 400 binin üzerinde nüfusa sahip olanlar. İstanbul’da İstanbul nüfusuna kayıtlı sadece…

Bozan: İstanbul’da Karadenizli bir adaysanız ciddi bir şansınız var demektir bu.

Sarı:  Ciddi bir şansınız var.

Bozan: Ve bu şans İmamoğlu’nun lehinde.

Sarı: Evet. İmamoğlu’nun lehine işleyen bir şey. Trabzonspor yönetiminde çalışmış.

Bozan: Bu durumda Fenerlileri kaybetme ihtimali var.

Sarı: Fenerlileri kaybetme durumu neden olsun? Belki de Fenerbahçelidir. Spor araştırmalarımız da var. Hangi takımı tuttuğunu da bilmiyorum. Olabilir, hep böyle ikinci takımlar vardır. Bilemiyorum, belki de Fenerlileri kaybeder.

Bozan: O zaman Ankara’ ya geçelim. Mansur Yavaş’ın iktidar karşısındaki şansı İmamoğlu’na göre daha mı fazla? Çünkü gerek 2014’de, gerekse  2009’da adaydı ama ikisinde de kazanamadı. Fakat var olan parti oylarına 12-14 puan eklemiş. Bu seçimde de ekler mi? Eklerse zaten kazanır.

Sarı: Ben tek tek, hane hane gidiyorum. 2009 yerel seçimleri: MHP, Mansur Yavaş. %27,4 almış. 2011 genel seçimlerinde, MHP’nin oyu %14,5’e düşmüş. Kaç? Aşağıya düşüş %12.

Bozan : Yani MHP’nin oyuna %12 eklemiş.

Sarı:  Evet. MHP, 2014 yerel seçimlerinde Genel Başkan Yardımcısı ile giriyor. Çünkü partinin dışında siyaset yaptığı için Mansur Yavaş’tan çok hazzetmiyorlar. MHP %7,8 alıyor. 2014’ de Mansur Yavaş CHP’ den giriyor ve %43,8 oy alıyor. Yani Mansur Yavaş hep 12 puan ekliyor.

Şimdi anket yapıyoruz. Bizim en son anketimizi söylememizin herhalde bir mahsuru yoktur. Tabii bu adaylığı açıklanmadan evvel yapılmış bir anket. “Bu Pazar, belediye seçimi olsa, -adayları bir kenara bırakın- yerel seçimde Ankara’da hangi partiye oy verirsiniz?’’ diye soruyoruz. Birinci sırada %40 ile AK Parti var. İkinci sırada %25 ile CHP var. Üçüncü sırada %16 ile MHP var. İYİ Parti %13 ile geliyor. %3-4 civarında da HDP var. Gerisi “kararsızım’’ ya da ‘’oy vermem.” diyor. Yüz yüze yapılmış bir anket. CHP’nin oyu %30 çıkıyor bizim ankette.

Bu soruyu başka türlü soralım diyoruz. Adaylarla sormaya başlıyoruz. “AK Parti adayı Mehmet Özhaseki’ye oy verir misiniz?” ‘’CHP adayı Mansur Yavaş’a oy verir misiniz?’’  Oy oranı %42’ ye çıkıyor.

Bozan : Mansur Yavaş’ın oyu mu?

Sarı: Mansur Yavaş ile birlikte CHP’nin oyu, %30’dan  %42’ ye çıkıyor.

Bozan : Şu çok net ki Mansur Yavaş’ın %12 kendi oyu var.

Sarı:  Evet, kendi oyu var. Bu bir fenomen, incelenmesi gereken bir şey. Ama hâlâ yetmiyor. Çünkü Ankara’da AK Parti adayı Mehmet Özhaseki %46,3 çıkıyor. Aradaki puan farkı 4. Daha kampanyalar da başlamamış, çok şeylere gebe. İstanbul’da 20 puan fark var bugünkü durumda. Ankara’da 4 puan fark var. CHP’nin hangisini alma olasılığı daha yüksek? Ankara’yı alma olasılığı daha yüksek.

Bozan: Peki, Özhaseki’nin Ankaralı olmaması bir dezavantaj olarak sunuluyor. Bu önemli midir Ankara’da?

Sarı: Evet. Bu önemli bir unsur. Ankaralılar, Ankara’ ya sahip çıkıyor. İstanbul’un 14 milyon nüfusu var. İstanbul nüfusuna kayıtlı 2 milyon 148 bin kişi yaşıyor İstanbul’da. Bu da İstanbul’un %15’i ediyor. Büyükşehir olmasına rağmen Ankara’da bu oran herhalde %60’lara çıkar. Dolayısıyla, Ankara’da ‘’Ankaralılık’’ önemli. Bu bir faktör. Ama Melih Gökçek de Ankaralı değildi. İşin bir de bu gerçeği var.

Bozan: Ama çeyrek yüzyıl Ankara’yı yönetti.

Sarı: Evet. Ama Özhaseki Kayseri’ den çok yeni geldi Ankara’ ya. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı idi. Ankara’da ‘’kararsızım’’, ‘’oy vermem’’, cevap yok diyen 7,6’lık oran var.  İşte bunlar çok belirleyici olacak. HDP, Büyük Birlik Partisi…

Bozan: HDP’den Mansur Yavaş’ a oy gitmesi biraz zor herhalde, değil mi?

Sarı: Geçen seçimde HDP’den Mansur Yavaş’a oy gitmesi, aradaki 15 puanlık farkı kapattı açıklandıktan sonra.

Bozan: Aslında evet. Kendisi partilere mesafeyi koruyan birisi. Gerçi 2014’te televizyonlarda “hâlâ ülkücüyüm” yanıtını verdi.

Sarı: Kemal Kılıçdaroğlu’na otobüsün içinden bozkurt işareti yaptırdı.

Bozan: Seçmen bu bagajlarla ilgilenmiyor mu diyorsunuz?

Sarı: Bu bagajlarla ilgilenmiyor. Mansur Yavaş, Ankara’yı kazanmak için her şeyi yapacaktır. Bu da Mansur Yavaş’ın son Ankara seçimi olur kaybederse. Hatta son seçimi olur. Emin olun. Çünkü 3-4 kere şans eline geçiyor. Bu şansı kullanması lazım.

Bozan: Bu 3. mü olacak?

Sarı: Evet. Ondan evvel Beypazarı’nda…

Bozan : Beypazarı’nı kaybetmişti ama ikincide kazanıyor.

Sarı: Hep ikincilerde kazanıyor da, Ankara’da ikinci seferde olmadı. Ama bu şimdi CHP’nin 2.si olacak. ‘’Efendim CHP kökenli aday değil, 12 oya 45 oy. Aslında İstanbul’da yaptığımız gibi biz oraya kendi adayımız ile girsek’’ türünden karşı çıkışlar var. Bunların hepsi karşılaştırılacak bu seçimden sonra. Daha Türkiye’de seçimlerin sonu daha gelmedi, daha yapılacak çok yerel seçimler var. Anayasa ile bağlanmış seçimler, öyle kolay kolay da değiştiremiyorsunuz. Gününü bile değiştiremiyorsunuz. Referandum yapacaksınız ancak öyle değişir. Yerel seçimlerin öyle bir özelliği var. Sonuçta Ankara’da nereden nereye almış, nereye götürmüş? İstanbul’ da kim nereden nereye almış, çıkartmış, karşılaştıracağız. Zaman içerisinde bizim tarafımızdan incelenecek. Ama ”Mansur Yavaş, tamam, Ankara’yı %100 aldı bitirdi”  de diyemiyoruz. Böyle bir durum söz konusu değil.

Bozan: Ama bakıldığı zaman top ve saha lehinde gözüküyor şu anda. İyi kullanacağı bir avantaj var ve ortada duruyor.

Sarı:  Bakın İzmir’deki CHP’nin durumu, İstanbul’da AK Parti için geçerli. Ankara’da ortada. Adana, Mersin var, onları da konuşuruz.

Bozan: Peki. Filiz Hanım. Sizin yine Oda.tv’de “Ankara’da Mansur Yavaş kazanabilir mi?” başlıklı son yazınız var. İstanbul için, muhalefetin kazanma ihtimalini düşük gördüğünüz izlenimini edindim. Ama  Ankara için durum biraz farklı galiba. Mansur Yavaş Ankara’yı kazanabilir mi? Buyurun söz sizde.

Koç: Ben aslında İstanbul’un Ankara’yı da etkileyeceğine inanıyorum. İstanbul rüzgârı tüm Türkiye’yi etkileyecek. O nedenle, ola ki İstanbul’daki bir olumsuzlukta, Ankara da payını alacaktır.

Murat bey anketlerden bahsetti. Ben de geçmiş seçim sonuçlarıyla ilgili birkaç rakam vermek istiyorum. 2014’ten sonra, yani Mansur Yavaş’ın %43,8 oy aldığı seçimden itibaren, Ankara 6 seçim yaşadı. 2014 Ağustos’ta 1 Cumhurbaşkanlığı Seçimi, 3 tane genel seçim ve en son, Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçim yapıldı. Bu 6 seçime de bakınca, Ekmelettin İhsanoğlu 1 milyon 238 bin, Mansur Yavaş, 1 milyon 386 bin, Muharrem İnce 1 milyon 240 bin oy almış. Ortalama 1 milyon 300 bin oy var. Muharrem İnce’yi de ekliyorum çünkü parti 900 bin oy almışken, o 1 milyon 240 bin oy almış. Buna bakarak Muharrem İnce’nin sağ seçmenden belli bir oy aldığına inanıyorum. Bu da analizlerle ispat edilmiş bir şey zaten. Ankara’nın ortalama 1 milyon 300 bin ittifak oyu var. Buradan bu sonuç elde edilebilir.

24 Haziran seçiminde CHP ile İYİ Parti’nin aldığı oyların toplamı yaklaşık 1 milyon 300 bin. Bu oya bakınca, Mansur Yavaş’ın, 2014 seçiminde aldığı oydan, 66 bin oy daha az olduğunu görüyoruz. O günkü koşulların değişmediği varsayımından hareketle, 66 bin oy, çok düşük. Bu, kapatılabilecek bir oy gibi görünüyor. Ama durum öyle değil aslında. Çünkü İYİ Parti-CHP ittifakı olsa bile, Mansur Yavaş CHP’nin adayı olarak çıktı. CHP’nin ülke genelindeki oy kaybı, parti içindeki tartışmalar, ön seçim eğilim yoklamalarının yeteri kadar yapılmıyor olması vs… Burada en önemli mesele, CHP seçmeni,  Mansur Yavaş’ı 2014’de desteklediği oranda destekleyecek mi? Burada 100 bin bile kaysa kaybediyor. Bu önemli bir şey. Az önce Ekrem İmamoğlu ile ilgili söylediğim şey, İYİ Parti’nin Mansur Yavaş’ı çok güçlü bir şekilde desteklediğini görüyorum. CHP de çok destekliyor. Kılıçdaroğlu inançla çıkardı Mansur Yavaş’ı, onu da biliyorum. Başka hiçbir aday arayışına girmedi. Ama gerçek CHP seçmeni, küskün seçmenler, belli oranda sandığa gitmemeler, HDP’nin Ankara’da %6’lık bir oyunun olması, -örneğin Saadet Partisi’nin %1,5 oyu var ama Saadet Partisi milletvekili Cihangir İslam’ın, daha adaylığı açıklanmadan Mansur Yavaş’a olan desteği, bütün bunların oya dönüşeceğine inanıyorum. Saadet Partisi her ne kadar ‘’biz ittifakı desteklemiyoruz’’ dese bile, seçmenin, hatta MHP ve AK Parti seçmeninin de 2014’e oranla Mansur Yavaş’a olan desteğinin belli oranda artacağını görüyorum. 

Özhaseki’nin Ankaralı olması mevzu değil aslında. Onun memleketi başka bir şehir de olabilirdi ama ilçe belediye başkanlığı, 4 dönem Büyükşehir belediye başkanlığı, 2 dönem de milletvekili yapmış bir isim. Özhaseki Kayseri ile özdeşleşmiş bir isim. O nedenle Kayseri’den Ankara’ya bir devşirme gibi görünüyor. Aslında Mansur Yavaş’la, Özhaseki’nin benzer yönleri var. Yaşdaşlar, ikisi de hukukçu, ikisi de projeci. Projeleriyle yarışacaklar. Ama sosyal medyada hâlâ Özhaseki’nin değişebileceği, hatta anketlerde 6. 7. sırada çıktığı, bunun gerçekliğinin test edilmeye çalışıldığı gibi algılar var.

Mansur Yavaş’ın ikinci defa aday gösteriliyor olması, Ankara için önemli. Ankara çok ilginç bir il aslında. 25 ilçesi var. Bu 25 ilçenin 19’unda nüfusun %20si yaşıyor. %80’i 6 ilçede yaşıyor. 13 ilçenin nüfusu 50 binin altında. Kırsaldaki oylar seçim sonucunu önemli oranda etkileyecek. Melih Gökçek de örgütlenme açısından özellikle kırsalda ilçelerde çok güçlüydü. Melih Gökçek’in olmaması, Mansur Yavaş için bir avantaj olabilir. Her ne olursa olsun yine de sandıklar önemli. Mansur Beyin de ilk açıklamaları, sandıklara sahip çıkılması ve gönüllülükle ilgiliydi. Alanı biliyor olması, deneyimli olması çok önemli. Önemli bir konu daha var: 2014’de Ankara’da katılım %91 gerçekleşmiş. 2004’de %75, 2009’da %85, 2014’de %91. Bu, rekor bir katılım. Mansur Yavaş’ın 1milyon 400 bin civarında oy almış olmasında bu yüksek katılımın çok etkisi var. Katılım düşerse, küskün seçmenler sandığa gitmezse, HDP seçmeni belli oranda sandığa gitmezse, bu Mansur Yavaş için dezavantaj olabilir. Bana göre hiçbir şey Ankara için garanti değil aslında. Çok iyi bir organizasyonla ve çok iyi bir çalışmayla parti açısından en yüksek oyu alabilecek bir aday açıklandı. O anlamda yapılabileceklerin en iyisi yapıldı. Sene 2019. Aradan 5 yıl geçti. Değişiklikler var. Parti değişti, parti içindeki dengeler değişti. Muharrem İnce gibi bir unsur oluştu. İstanbul’da öyle bir rüzgâr olabilseydi, farklı bir şey olabilirdi, olmadı. Ama Mansur Yavaş’ın sağ kökenli bir aday olması, CHP’nin kemik seçmeni tarafından bir eleştiri alıyor. Burada, sandığa gitmek, katılım ve kırsal oylarının oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.

Bozan: Filiz Aydın Koç çok teşekkürler. Prof. Dr. Tanju Tosun, size Ankara’yı soracağım ama ondan önce Filiz Hanımın dikkat çektiği bir nokta var. CHP seçmeninin sandık küskünlüğünden bahsediliyor. Özellikle 24 Haziran gecesi CHP yöneticilerinin ve Muharrem İnce’nin ortada olmaması bir travma yarattığı söyleniyordu. CHP’yi yakından izlediğiniz için soracağım. Böyle bir travma ve küskünlük var mı? Bu, sandığa gitmemeye neden olur mu? İkinci sorum da, Ankara’da Mansur Yavaş kazanır mı?

Tosun: Sorunuza geçmeden önce demin söylediklerimde bir yanlış anlaşılma olmadığını ümit ederim. Sayın İmamoğlu, sosyal demokrat bir politik figür, buna hiç şüphe yok. Ben o tür varsayımlar üzerine bir değerlendirme yaptım.

Bozan: Bu mevlit lafları bana aitti hocam. Bana söylendi onlar.

Tosun: Yanlış anlaşılmasın lütfen. Evet, 24 Haziran sürecinin ardından, CHP seçmeninde bir küskünlük olmuştur. Fakat daha sonraki süreçte, CHP’nin Türkiye’ye dair tezleri, Sayın Muharrem İnce ve ekibinin meseleye yaklaşımı, bu küskünleri önemli ölçüde nötralize etmiştir diye düşünüyorum. Tabii küskünlük başka bir şey, o küskün seçmenlere göre ‘’CHP’den umut var mı?’’ konusu ayrı bir şey. Ben katılımın 24 Haziran’dan daha düşük olacağını öngörmüyorum. Katılım olur. Ama Ankara örneğinde bu katılımın sandığa nasıl bir oy verme davranışıyla yansıyacağı ayrı bir meseledir. Gerekirse o konuda da bir şeyler söylemek isterim.

Biz de birkaç aydan beri Ankara’yla ilgili ev ödevimizi çalışıyoruz, izninizle bununla ilgili konuşayım. Sayın Mansur Yavaş’ın 2014 yerel seçimlerinde toplam oy katkısı 290 bin civarında. Yani CHP’nin adayı olarak ek 290 bin oy getirmiştir CHP’ye. Bir de şu önemli: Biraz önce Sayın Sarı, Mansur Yavaş’ın %12 gibi bir katkısından bahsetti. %12 katkısı olduğunu düşündüğümüzde, 24 Haziran seçimlerinde Ankara’nın kayıtlı seçmeni 3.900 bin civarındaydı. Önümüzdeki seçimde bu sayı 4 milyon olsun diyelim. Yaklaşık olarak 490 bin civarında seçmen katkısına tekabül ediyor. Sayın Yavaş Ankara’da 490 bin fazla oy getirmekle, CHP’ye belediye başkanlığını kazandıramaz. Mesele Sayın Yavaş meselesinden ziyade, Ankara’daki seçmen tercihlerinin eğilimleriyle ilgilidir. 2002-2011 yılları arasında seçmen tercihlerindeki hareketlilik oranı ortalama %11. 2011’den sonra Ankara’da seçmen tercihlerindeki hareketlilik %5’lere düşüyor. %5 civarındaki seçmen hareketliliği, topyekûn Sayın Yavaş’ın adaylığına gelse dahi ki bu da 500 bine tekabül edecek, maalesef Sayın Yavaş’ın kazanması için yeterli olmayabilir. Burada bütün mesele, Sayın Yavaş’ın AK Parti seçmeninden oy alması. MHP seçmeninin bir kısmı zaten 24 Haziran seçimlerinde İYİ Parti’ye yöneldi. Hatta Ankara’da şöyle bir durum oldu. İYİ Parti’nin Ankara’da almış olduğu 429 bin oyun 200 bin kadarı AK Parti’den, 110 bin kadarı da MHP’den geçti. Yani, AK Parti’den İYİ Parti’ye giden oy daha fazla. Burada mesele, geçmişte AK Parti’ye oy vermiş seçmenler nasıl bir pozisyon alacaktır, bu çok önemli.

24 Haziran seçim sonuçlarını veri alarak Ankara örneğinde 4 farklı senaryoya dayalı bir çalışma yaptık meslektaşlarımızla: Yani, ‘’her parti kendi başına katılsın,’’ AK Parti, MHP ile işbirliği yapsın, diğer partiler kendi katılsın,’’ ‘’CHP ile İYİ Parti işbirliği yapsın, diğer partiler kendi katılsın’’ ya da ‘’CHP-HDP ittifak yapsın, diğerleri kendi katılsın’’ diye 4 senaryo oluşturduk. Bu 4 senaryonun hiçbirinde Sayın Yavaş Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanamıyor. Bu çok net. Ankara’da Mansur Yavaş’ın seçim kazandırabilmesi için 24 Haziran’ın üzerinde bir seçmen hareketliliğinin olması gerekiyor. Yaklaşık 400 bin seçmeni çekmesi Ankara’da Büyükşehir başkanlığını kazanması için yeterli değil. Tekrar ediyorum: Sayın Yavaş’ın, mutlaka milliyetçi seçmen dışında, yani sadece İYİ Parti’ye gitmiş milliyetçi seçmenden değil, MHP’li milliyetçi seçmenden ve AK Parti’li muhafazakâr seçmenden oy alması gerekiyor. Bu da kolay bir şey değil. En büyük avantaj şudur kanımca: Üç milliyetçi aday, ikiye inmiştir. Sayın Yavaş, seçmen nezdinde daha milliyetçi bir profille milliyetçi seçmen için cazibe merkezi olup bu seçmeni çekebilirse, yani ittifakın alanını ne kadar daraltabilirse ve bu kitle Sayın Yavaş’a yönelirse, şansı o kadar artabilir ama kolay bir şey değil bu tabii.

Bozan: Peki Mansur Yavaş kampanyasında milliyetçi unsurları öne çıkarırsa, bu sefer CHP seçmeninden bir kayıp söz konusu olabilir mi?

Tosun: Çankaya, Yeni Mahalle gibi ilçelere dikkat etmek gerekiyor. Bu ilçelerde, seçmenin şöyle stratejik oy verme davranışına yönelebileceğinden söz ediliyor. İlçelerde İYİ Parti ile ittifakın sonucunda aday kim olursa ona oy kullanmak, fakat yine sandığa gidip, sandıkta Büyükşehir oy pusulasını yırtarak zarfa koymak. Bir tür protestocu oy verme davranışı. CHP’nin, bunun önüne mutlaka geçmesi gerekiyor. Yırtılacak her oy pusulası, Sayın Yavaş için ciddi anlamda bir risktir. Çankaya ve Yeni Mahalle, Ankara’nın seçmen yapısı içinde çok önemli bir ağırlığa sahip.

Bir de, burada HDP faktörünü göz ardı etmemek gerekir. İstanbul’la karşılaştırıldığında Ankara’da çok yüksek oranda HDP oyu olmasa da, Kürt seçmenlerin Sayın Yavaş’a destek düzeyinin çok yüksek olacağını düşünmüyorum.

Bozan: %5-%6’lık bir HDP oyundan bahsediyoruz Ankara’da. Tanju Tosun çok ilginç bir yaklaşımdı. Mansur Yavaş aday olduktan sonra genel hava, Ankara’nın büyük oranda el değiştirme ihtimalinin olduğuydu. Ancak söylediğiniz rakamlar çok çarpıcı.

Son bölümde İzmir’e geçelim. Tanju Hocam İzmir için size özellikle söz vereceğim, zira Gerçek İzmir sitesinde bir makaleniz yayınlandı. Orada çok doyurucu bilgiler var.

Murat Hocam, bu sefer tersinden soralım. Daha önce hep ‘’muhalefet İstanbul ve Ankara’yı alabilir mi?’’ diye soruyorduk. Bu sefer, ‘’AK Parti, CHP’den İzmir’i alabilir mi? Böyle bir ihtimal var mı?’’ diye soralım.

Sarı: Ben zor görüyorum. İzmir bir muhalif şehri. Gerçekten iktidara muhalefet eden bir şehir. Şehir halinde muhalefet ediyorlar. En iyi adayları Sayın Binali Yıldırım’la en yüksek %36-%37 civarında oy aldılar. En son Haziran 2018 seçimlerinde Millet İttifakı’nın toplamı %54, Cumhur İttifakı’nın toplamı %34. Burada 20 puan fark var. CHP’nin, İzmir üzerinden Türkiye’ye mesaj vermesi lazım. Çünkü orada iktidar. Nasıl ki AK Parti, TC’nin en son Başbakanı’nı, TBMM Başkanı’nı İstanbul’dan aday göstererek İstanbul üzerinden tüm Türkiye’ye bir mesaj veriyorsa, CHP’nin de öyle bir mesaj vermesi lazım. Tanju Hocam çok daha iyi bilir ama benim gördüğüm, okuduğum kadarıyla 2 isim var. Bir tanesi, Sayın Sevil Sayek Böke, diğeri de Tuncay Özkan. Bu ikisi ağır toplar, tamam. Eğer Aziz Kocaoğlu’nu göstermeyecekse ki göstermeyi de düşünmüyor anladığım kadarıyla.

Bozan: Zaten kendisi aday olmama kararı aldı. Burada öne çıkan iki isim, Seferihisar ve Narlıdere Belediye başkanları öne çıkıyor.

Sarı: Ama bugün Sayın Kılıçdaroğlu’nun Ekrem İmamoğlu için söylediği ‘’biz Anakentlerde, ilçelerinde başarılı olmuş belediye başkan adaylarını göstereceğiz’’ açıklaması vardı. Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer…

Bozan: Adana ve Antalya’da da bunu yaptılar.

Sarı: Evet. Kılıçdaroğlu’nun yapmış olduğu açıklamaya göre, sanki İzmir’de ilçelerden gelecek bir belediye başkanı olacakmış gibi görünüyor. Fakat İzmir farklı. İzmir’den mesaj vermesi lazım Türkiye’ye. Çünkü CHP %22’lerle iktidar olamaz. Bir sonraki seçimi ve ondan sonrakileri düşünmesi lazım. Bu %22-%25 oy oranlarıyla ‘’şunla ittifak, bununla ittifak’’ diyerek iktidar olamaz. Karşısındaki rakip parti, geçen seçimde CHP’den 20 puan daha fazla, %42’ye yakın bir oy aldı, CHP %22 oy aldı.

Bozan: Selin Sayek Böke’yi İzmir’de aday göstermesi, Türkiye’ye nasıl bir mesaj olur?

Sarı: ‘’Ben Genel Başkan Yardımcımı aday gösteriyorum.’’ AK Parti Ankara’da ne yaptı? Genel Başkan Yardımcısını, üstelik Çevre ve Şehircilik Bakanı’nı aday olarak gösterdi. Özhaseki AK Parti Genel Başkan Yardımcısıydı ve Yerel Yönetimlerden sorumluydu bir zamanlar. Aynı şeyi CHP de yapabilir. Az önce saydığım 2 isimden Selin Sayek Böke eski Genel Başkan Yardımcısı, Tuncay Özkan yenilerden. Hatta daha başka isimler de var; parti üyesi Erdal Aksünger mesela, o da çok önemli bir isim. İzmir’de sayılabilecek pek çok isim var. ‘’Ben kadına önem veriyorum’’ demek istiyorsanız, ‘’bakın, kazanacağı yerden kadını koydum, kazandı.’’

Bozan: Ama CHP’de şöyle bir risk var. Bir CHP’li çok göz önünde olursa, yarın öbür gün, Genel Başkanlık koltuğuna alternatif olma ihtimali var. Herhalde bunun 1 Nisan’ı da var.

Sarı: Herhalde bunların hiçbirisi Mustafa Sarıgül kadar alternatif olma niyetinde değildir. Siz onu İstanbul’a aday olarak koyuyorsanız, her şeyi göze alıyorsunuz demektir. Ve iyi yöneticiler bundan korkmaz.

Bozan: Bu ayrı bir tartışma konusu tabii. CHP Kurultayı zamanında bunları konuşuruz. İzmir’de Nihat Zeybekçi için ne düşünüyorsunuz? Egeli aslında.

Sarı: Kazanması çok zor.

Bozan: Peki.  AK Parti’nin İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener’e Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı için teklif yaptığını biliyoruz. Seküler duruşlu bir aday ve kendisinin teklifi kabul etmediği yolunda bilgiler var. Daha merkez, seküler kimlikli öyle bir adayla girseydi, AK Parti’nin bir şansı olur muydu?

Sarı: Çok bir şey değiştirmezdi. Bence Nihat Zeybekçi daha yüksek bir puan alacak.

Bozan: Oyu Binali Yıldırım’ı geçer mi?

Sarı: Zannetmiyorum. Sonuç ortada. AK Parti-MHP ittifakı ve bir de boşa basılan Cumhur İttifakı oyları  %34,2 oy almış.

Bozan: O zaman büyük bir değişiklik beklemiyorsunuz.

Sarı: Hayır.

Bozan: Adana ve Antalya Belediye Başkan adayları için de çok kısa yorum alabilir miyim sizden? Adana’da Seyhan ilçe başkanı, Antalya’da Konyaaltı ilçe Başkanı aday gösterildi. Ne dersiniz?

Sarı: Adana zor. Fakat başarılmayacak değil. Çünkü MHP Adana’da mevcut belediye başkanı ile seçime girecek. Büyükşehir hizmetleriyle ilgili memnuniyet konusunu sorduğumuz bir çalışmamız var. 30 Büyükşehir içinde Adana Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden memnuniyet 29.sırada. Kimse yanlış anlamasın, 1.sırada Manisa var, o da MHP’li. Demek ki Adanalılar bu Büyükşehir Belediye başkanının hizmetlerinden pek memnun değil.

Bozan: Zaten AK Parti’nin de bir itirazı var orada ki ‘’bir ittifak oldu, adayımız budur’’ denildiğini hala duymadık.

Sarı: Zeydan Karalar, CHP’nin Seyhan Belediye Başkanı. Tıpkı Ekrem İmamoğlu gibi, Seyhan’ı 2014’de AK Parti’den almıştır.

Bozan: Dolayısıyla, Ekrem İmamoğlu ile benzerliği var.

Sarı: Evet, benzeştiği noktalar var. Adana ortada. Ama Antalya’da benim gördüğüm kadarıyla eğer İYİ Parti  -çünkü Antalya İYİ Parti’nin kalesi-…

Bozan: Yanılmıyorsam %17 gibi bir oy oranı var. Tabii burada ciddi anlamda MHP’den bir budama var.

Sarı: Var da, sonuçta geçen seçimde MHP %22 oy almasaydı, CHP kazanıyordu. O zamanlar birbirlerine böyle muhalefet etmiyorlardı.

Bozan: CHP’nin Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Muhittin Böcek aslında ANAP kökenli. Merkez sağ bir aday. 99’da ANAP’tan seçiliyor. 2004’de CHP’ye geçiyor. Peki, şimdi İzmir’i şehir dışından katılan konuklarımıza soralım. Filiz Hanım, İzmir’le ilgili bir makalenize rastlamadık ama siz ne dersiniz AK Parti’nin İzmir’de kazanma ihtimali var mı?

Koç: Aslında Büyükşehirlerle ilgili yaptığım bir analizde İzmir’le ilgili de yayınlanan bir çalışmam vardı. İzmir’le ilgili şunu söyleyebilirim: İYİ Parti İzmir’de CHP’yi desteklemese bile, CHP tek başına kazanabilecek oy çoğunluğuna sahip. O yüzden İzmir’i kaybetmek gibi bir olasılık görünmüyor ki İYİ Parti de ittifak olarak CHP’yi destekleyecek. Burada önemli olan, İzmir’de en yüksek oyu alabilecek adayla yola çıkmak. Aslında, bu bütün büyükşehirler için de geçerliydi; İstanbul için de geçerliydi. Ankara için bunun gerçekleştiğine inanıyorum. İzmir için de öyle olmalı. CHP’nin ülke genelindeki oy oranını 1-2 puan yükseltebilecek adaylar olmalı ki en azından yerel seçimde partinin 24 Haziran’daki oy kaybı -kurultay tartışmaları, Muharrem İnce’nin adaylığı vs. den kaynaklanan- belli oranda tolere edilebilsin. Doğru adaylarla ülke genelinde partinin oyunu artırması şart. O nedenle, bir kadın olarak Selin Sayek Böke isminin oldukça şık duracağını ve en yüksek oyu alabilecek adaylardan biri olduğunu düşünüyorum. Partinin ülke genelinde oy oranını artırması bakımından İzmir’in böyle bir önemi var. Konuyu bölmeyeceksem, Ankara için de söyleyeceğim birkaç şey var ama sonra da söyleyebilirim.

Bozan: Buyurun lütfen, hemen alalım.

Koç: Ankara ile ilgili olarak, ilçe belediye başkan adayları da çok önemli. Hem AK Parti’nin hem de CHP’nin çıkaracağı ilçe belediye başkan adayları önemli. CHP’li belediyelerde, Yeni mahalle ve Çankaya’da mevcut belediye başkanları ile yola çıkılacağı açıklandı. Bunun haricinde Mamak’ta eğilim yoklaması yapıldı, bir de -şu anda adını hatırlayamadım-  bir ilçede daha açıklandı. Onun haricinde açıklanmadı. AK Parti’de de, isimler geçiyor ama henüz açıklanmadı. Önemli isimler var; Yeni Mahalle’de CHP adayı Fethi Yaşar’ın karşısında, eski Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki’nin adı geçiyor. Keçiören’de Turgut Altınok ismi geçiyor. Hatta Çankaya’da eski belediye başkanının adının geçtiği söyleniyor.

Mansur Yavaş’ın işi, ilçe belediye başkanlarının belirlenmesinden sonra daha net bir şekilde ortaya çıkacak. AK Parti, bu işi şansa bırakmamak için elinden geleni yapacaktır diye düşünüyorum. AK Parti, Veysel Tiryaki, Turgut Altınok gibi isimlerden başka, bir de Akyurt, Polatlı, Kalecik, Güdül ve hatta Çankaya’da 5 kadın aday ismi geçiyor. Bunların hepsi, oyu en yüksek oranda tutmakla ilgili. Mansur Yavaş açısından ilçe belediye başkanları çok önemli. Tanju Hocamın söylediği gibi, ilçelerde aday kim olursa olsun ona oy kullanıp, Büyükşehir adayına protesto oyu kullanmanın olmamasını sağlamak, bundan sonraki yol haritasıyla ortaya çıkacak. 

Bozan: Filiz Aydın Koç çok teşekkürler. Tanju Tosun Hocam, son söz sizde. İzmir’i çok iyi bildiğinizi biliyorum. gercekizmir.com sitesinde ayrıntılı bir yazınız var herkese öneririm. O yazınızda ‘’Zeybekçi kötü bir aday değil ama şansı yok’’ türünden bir yaklaşımınız var. AK Parti İzmir’de zorlar mı, ne dersiniz? Bir de şunu merak ediyorum: Neden biz hâlâ CHP ve İYİ Parti’nin ortak adayı olarak İzmir adayını duyamıyoruz? Bir strateji mi izleniyor?

Tosun: Ben bir strateji izlendiğini düşünmüyorum. CHP yönetimi, adayların arasında, geleceğin CHP’sine ağır toplarla değil de, geleceğe dair bir vizyoner belediye başkanıyla çıkmak istiyor. Ben bununla ilgili olduğunu düşünüyorum. Sayın Zeybekçi aslında AK Parti açısından zayıf bir aday değil ama dediğim gibi, Türkiye genelindeki politik kutuplaşmanın seçmen tercihlerine yansıması, İzmir’de tersinden işliyor. Dolayısıyla, oy blokajları çok keskin İzmir’de. AK Parti açısından bakıldığında %30-%35 bandında seyreden, bunun altına düşen, buna karşılık CHP’nin de, genel seçimlerde %40-%45, yerel seçimlerde de daha üstüne çıkan bir oy oranı var. Bu neden kaynaklanıyor? CHP yerel seçimlerde neden daha fazla oy alıyor? Yerel seçimde İzmir’de milliyetçi seçmen ile Kürt seçmenler stratejik oy kullanıyorlar. Genellikle, kendilerine hizmet almaları ve adayı beğenmeleri nedeniyle CHP adayına kolaylıkla oy verebilen bir seçmen kitlesi var. Normalde, yerel seçimlerde bu kadar yüksek değil. Bir de, Aziz Kocaoğlu’na olan ilgi, partisinin üzerinde bir oy elde etmesine imkân tanımıştır. Demin de ifade ettiğim gibi, Sayın Zeybekçi AK Parti açısından önemli bir aktördür ama kendisi dışındaki dinamikler seçim kazanmasını güçleştirecektir diye düşünüyorum.

Bozan: Peki, İzmir’in ilçeleri için neler söyleyebilirsiniz? İzmir’in 30 ilçesi var. Bu konuda CHP’nin sıkıntılı olduğu ilçeler de var. Siz yazınızda bundan da söz etmiştiniz. Sizden bu konuyu da dinleyebilir miyiz?

Tosun: İzmir’in 30 ilçesi içinden %20-%25’e tekabül eden 8 ilçeyi AK Parti ve geçmişte 2 ilçeyi MHP kazanmıştı. Sonra Kiraz ilçesi AK Parti’ye geçti. Normal koşullarda, İzmir’de merkez sağdan gelen milliyetçi ve muhafazakâr damarın güçlü olduğu Kiraz ve Kemalpaşa gibi ilçeler var. 24 Haziran seçim sonuçları üzerinden bir değerlendirme yaptığımızda, bütün partiler tek başına seçime girse, AK Parti bu ilçelerde rahatlıkla seçimi alabilecek görünüyor. Ama muhtemelen ilçelerde de işbirliğine gidilecek. Böyle bir durumda, AK Parti-MHP ittifakı karşısında, CHP, İYİ Parti ile ittifak yapmazsa, bu seçim, bazı ilçelerde ittifak yapmayan taraf için bir Rus ruletine dönüşebilir. Senaryolarımızdan bir tanesinde yaptığımız çalışmadan örnek vereyim: AK Parti ile MHP işbirliğine gidip, CHP tek başına giderse, CHP’nin 11 ilçede seçim kaybetme riski var. Bu ilçeler geçmişte, büyük ölçüde merkez sağdaki milliyetçi muhafazakâr damarın güçlü olduğu ve yoğun bir seçmen kitlesinin olduğu ilçeler. Ama metropol ilçelerde CHP için çok büyük bir risk yok. 1 merkezde, Konak’tan ayrılan ve nispeten yeni bir ilçe olan Karabağlar ilçesinde bir rekabet olacak. Tabii aday faktörü CHP’de çok önemli. Ama CHP kimliği İzmir’deki seçimi kazandıracak olan adayların üzerindedir. Bizim yaptığımız ölçümlerde parti, herhangi bir aday karşısında minimum 1,5 katı, maksimum 9-10 kata ulaşan bir oy gücüne sahip. Hangi aday gösterilirse gösterilsin, CHP’nin kurumsal kimliği ile seçmenin kurmuş olduğu aidiyet ilişkisi, CHP’yi potansiyel olarak seçim kazandıracak parti noktasında tutuyor. Ama aday da şu anlamda önemli: Biraz önce Sayın Sarı, partinin genel başkanlığını yapmış ağır topların aday olarak çıkarılabilmesinin öneminden bahsetti. Bence asıl önemli olan, CHP’nin, Eskişehir örneğindeki sosyal demokrat belediyecilik vizyonunu, bu kez Eskişehir’in elinden alacak bir adayı çıkarması gerekiyor. İzmir’i kendi yerelinden, kendi çevresinden, uluslararası çevreye taşıyacak, akredite edecek ve aynı zamanda sosyal demokrat vizyona sahip bir adayla bunu yapması gerekiyor. Bu konuda adaylar yok mu? Tabii ki var. Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer ve Sayın Böke örneği gibi. Ama Sayın Böke’nin milletvekili olması dolayısıyla, şunu da belirtelim: CHP’nin güçlü ekonomi teknokratlarını, siyasette feda edip, belediye başkanı adayı yapma lüksünün de olmaması lazım. Çünkü ulusal politikada onlara ihtiyaç var.

Bozan: Prof. Dr. Tanju Tosun, programımıza İzmir’den katıldınız. Çok teşekkürler. Murat Sarı stüdyomuzdaydınız, çok teşekkürler. Filiz Aydın Koç, Ankara’dan katıldınız, teşekkürler.

Konuklarımızla İzmir, İstanbul ve Ankara’yı konuştuk. 31 Mart’a 3 aydan biraz daha fazla bir zaman var. Konuşmaya devam edeceğiz. Bu akşamki ‘’Açık Oturum’dan bu kadar. Ben çok şey öğrendim, umarım siz de öğrenmişsinizdir. Başka yayınlarda görüşmek üzere, herkese iyi akşamlar.

 

 

 

 

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus