Yaşamın İzleri (13): Mehveş Evin ile “Hafızasızlığa karşı gerçeği anlatmak”

Yaşamın İzleri’nin 13. bölümünde 8 Mart’ın hemen ertesinde İrem Afşin’in konuğu olan deneyimli gazeteci-yazar Mehveş Evin, sohbetleri boyunca pek bilinmeyen çocukluk anılarından, gazeteciliğin geçirdiği evrimden, kadına dair meselelerden, kadın hareketinin öneminden, hafızasızlığın panzehiri gerçeklere sahip çıkmaktan, adalet, barış ve umuttan bahsediyor. 


Çocukluğu İstanbul Anadolu Hisarı’nda geçen Mehveş Evin, çocukluğunun en güzel anıları olarak kuzeni Banu Güven ile denize girip, bahçede oynadıkları zamanları anımsıyor. Hariciyeci olan babası nedeniyle çocukluğunun bir kısmını farklı ülkelerde geçiren Evin, babasını 10 yaşında kaybediyor. Ailesindeki “Osmanlı” geçmişinden bahsederken “Hanedanlık(!) değil tabii, Amcazade Hüseyin Paşa ile anneanne tarafından akrabayız.” diyen Evin, İstanbul Erkek Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık mezunu. Mehveş Evin, gazeteciliğin kendisi için çok da bilinçli bir tercih olmadığını anlatıyor: “Gazetecilik öncelikli meslek olarak seçmek istediğim bir branş değildi. Üniversite sonrasında boşanma aşamasında küçük oğlumla en kısa zamanda çalışmam gerekiyordu. Bir arkadaşım aracılığıyla Sabah gazetesi dış haberlerde çalışmaya başladım, çok kaptırdım, çok öğrendim ve bir daha bırakamadım.”

Uzun yıllar boyunca ana akım medyada çalışan Mehveş Evin, Sabah grubunda Aktüel dergisini unutamadığından bahsediyor. “Milliyet’te ise sadece yazıya, habere odaklandım, 2015’de sokağa çıkma yasakları ile ilgili yazdığım yazılar nedeniyle postalandım.” diyerek ana akımdan ayrılışını anlatan Evin açısından “Medya hiçbir zaman tam özgür değildi.”

Medyada yaşanan dönüşümü “90’lı yıllarda ordunun iktidar ve medya üzerinde bir baskısı vardı, ancak 2000’lerde o zaman için bazı tabu sayılan konuları da tartışabiliyorduk. Daha sonra sansürü hissetmeye başladık, ama kendi öz sansürümüzü de gördük.”

“Şu anda artık medyanın %95’i iktidar kontrollü.” diyen Mehveş Evin, “Geri kalanlar da çok büyük bir mücadele veriyor, iyi gazetecilik yapanlar olduğu sürece hâlâ ümit var. Bugün genç gazetecilerin gazetecilik öğrenebilecekleri bir yer maalesef ana akımda yok.” açıklamasını yapıyor. Dijital medyanın hala geleneksel medya yönetimi kuralları ile yönetilmeye çalışıldığını, ancak bunu yanlış bulduğunu ifade eden Evin, “Biz özgür gazeteciler olarak mecbur kaldığımız için sosyal medya-internet üzerinden gazetecilik yapıyoruz, ama dijital medyanın başka kuralları var, biz geriden geliyoruz, hâlâ geleneksel bakıyoruz. Basın özgürlüğü anlamında ortaklaşmamız gerekiyor, haber alma özgürlüğünü savunmalıyız.” diyor.

Mehveş Evin, bir sözlük, ansiklopedi, hatta almanak olarak nitelendirilen “A’dan Z’ye Buraya Nasıl Geldik?” son kitabını nasıl yazdığını betimlerken, “Gündem bu kadar değişirken, sözlük gibi de olmasın, biraz oyuncaklı, düşündürecek kavramlar olsun istedim.” diye açıklıyor.

İrem Afşin’in “Biz neden bu kadar hafızasız bir toplum olduk?” sorusuna cevaben, Evin “Hayatta kalabilmek için hafızasızlığı, çabuk unutmayı tercih ediyoruz. Devlet de kendi hatalarını gündeme getirmemek adına, sorgulanmamasını sağlamak için hafızasızlığı körüklüyor.” diyor, ancak vicdanını dinleyen, sorgulayan insanların da kolay kolay unutmadığını ekliyor. 

Kendisi için yazmanın anlamını özetleyen Mehveş Evin, “Yazarak ifade etmek benim için çok önemli, yalnızca yaşanan bu dönemi bile anlatmak çok önemli. Medya aracılığı ile başka hikayeler, yalanlar veriliyor. Yalanı engellemek için yazmak lazım” diyor.

Mehveş Evin için Türkiye’de şu anda en ümit veren şey kadın hareketi. “Bu ülkede kadın olmak çok zor, kadın hareketinin kazanımlarını savunmalıyız. Kadın cinayetleri etrafındaki farkındalık çok arttı, sadece feminizm değil, hareket çok toplumsallaştı.” diyen Evin kadınların eşitlik, özgürlük ve yaşam hakları için sonuna kadar direnmeye devam etmeleri gerektiğini savunuyor.

“Kelime Oyunu”nda sansürün basın, adaletin “Türkiye’nin en büyük sorunu”, ağacın Gezi direnişi, barışın ise her şey olduğunu söyleyen Mehveş Evin için “Kadın/Jiyan” kelimesi çok farklı: “Kürtçe “yaşam” anlamına geliyor kadın. Jin jiyan özgürlük çağrısıdır,Türkiyeli kadınları ölüm değil, şiddet değil, yaşamda birleşmeye çağırır.”

Türkiye’nin şu andaki en büyük sorununun adalet olduğuna inanan Mehveş Evin, son günlerde gündeme gelen #GeziDavası ile ilgili olarak, “Gezi Davası’nın zamanlaması çok manidar, yerel seçim öncesinde gözdağı verilmeye çalışılıyor. Biz Gezi’de çocuklarımızı kaybettik, büyük bir şiddet uygulandı, çok sayıda insan yaralandı ve sakat kaldı. Asıl adalet arayışı burada olmalı. Oysa büyük bir manipülasyon yapılıyor. Bence Gezi Davası sadece Gezi’ye katılanlar için değil, her yurttaşa karşı tehdittir. Hükümeti devirme girişimi değil, bütün ülkeye yayılan bir itiraz, bir isyan dalgasıdır Gezi, bu hakkın elimizden alınmasına izin vermemek lazım.” diyerek davaya bakışını özetliyor. 

Kamera: Melike Ceyhan / Kurgu: Sahra Atila

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar