Büyükada davası 16 Temmuz’a ertelendi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kamuoyunda Büyükada davası olarak bilinen ve 11 hak savunucusunun yargılandığı dava, 16 Temmuz’a ertelendi. Mahkeme dosyayı, esas hakkında mütalaa hazırlanması için savcılığa yolladı.

İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen davaya tutuksuz olarak yargılanan hak savunucularından Taner Kılıç, Nalan Erkem, Günal Kurşun ve İlknur Üstün katıldı. Uluslararası Af Örgütü’nden temsilciler, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi temsilcileri, İngiltere ve Kanada Konsolosluğu temsilcileri de salondaydı.

Duruşma başında mahkeme başkanı, sanıklardan el konulan dijital materyallere ilişkin Emniyet’in mahkemeye rapor yolladığını söyledi. Sanık avukatları, bu rapora ilişkin beyanlarını esas hakkındaki savunmayla birlikte dile getireceklerini söyledi. Görüşü sorulan duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaayı hazırlamak için süre istediğini belirtti.

Emniyet, kitapları delil olarak kullandı

İdil Eser’in avukatı Erdal Doğan da söz alarak, Eser’in raporla ilgili kendisine yolladığı beyanını okudu. Eser, mektubunda evinden el konulan harici hard diskten on binlerce sesli ve e-kitap çıktığını anımsattı. Bu kitapların yüzde 99’unun İngilizce olduğunu belirten Eser, mektupta şunları aktardı:

“Bu kitapları internetten indirmiştim. Bu sitelerde tesadüfen Türkçe kitap koleksiyonuna denk gelmiş ve onu indirmiş olmalıyım. Adnan Oktar’ın Harun Yahya adıyla yazdığı kitapları indirmekten özellikle kaçındım. Ama bu koleksiyonda içinde ne olduğunu düşünmeden indirmiş olmalıyım. Fethullah Gülen’in popülerliğini anlamak için bu kitapları indirmiş olmalıyım. Kitapların adlarını görünce akademik merakla bir ara göz atarım deseydim, başlıkları böyle olan kitapları seçmezdim. Tek açıklama, 40 yılda bir Türkçe kitap koleksiyonu indirmiş olmam. Raporda bu var mı bilmiyorum ama harici disklerde binlerce dedektif hikâyesi ve yemek kitabı da var. Güneş paneli nasıl yapılır, domates nasıl yetiştirilir gibi kitapları da biriktirmiştim. Ne dünya mutfağından yemekler pişirdim ne de dedektiflik yapmaya ya da cinayet işlemeye kalktım. Bu kitaplar suçlama konusu iddialarla ilişkilendirilip delillendirilemez.”

Savcılık ne aradığını bilmiyor”

Avukat Hülya Gülbahar da söz alarak müvekkili Günal Kurşun’un bu davaya da delil olarak konulan FETÖ’ye üyelik suçundan, Adana’da yargılandığı davadan beraat ettiğini söyledi. Avukat Aynur Tuncel Yazgan da, dijital materyallerin savcılık emriyle evlerden toplandığını anımsattı ve savcılığın neyin arandığı ile ilgili kolluğa bilgi vermediğini söyledi. Avukat Yazgan bu nedenle, söz konusu materyallerin delil olarak kabul edilemeyeceğini belirtti. WhatsApp programındaki geriye dönük sohbetlerin de incelendiğini söyleyen Yazgan, özel hayatın gizliliğinin de ihlâl edildiğini anlattı. Mahkeme, esas hakkındaki mütalaanın hazırlaması için dava dosyasını savcılığa yolladı. Duruşma, bu nedenle 16 Temmuz’a ertelendi.

Dava öncesi, insan hakları ile ilgili çalışmalar yapan 10 sivil toplum kuruluşu, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde ortak bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan Ümit Efe okudu. Açıklamada, “11 hak savunucusuna yönelik bu haksızlığın bir an önce giderilmesini, bu davanın beraatla sonuçlanarak adaletin tesis edilmesini ve Türkiye’de insan hakları çalışmalarına ve sivil topluma yönelik baskıların son bulmasını talep ediyoruz” denildi. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus