Yaşamın İzleri (22): HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya ile “Herkes için adalet mücadelesi”

Yaşamın İzleri’nin 22. bölümünde İrem Afşin, HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya ile hayatının dönüşüm sürecini ve siyasi tarihin geldiği noktadaki herkes için adalet mücadelesini konuşuyor.

İşçi bir ailenin çocuğu olan Hüda Kaya, çocukluğunu anlatırken annesinden ayrı geçirdiği zamanların kendisinde yarattığı boşluktan bahsediyor: “Annemle 45 yaşında tanıştım.” Boşanma sonrasında kız kardeşi ile birlikte babasıyla kalan Kaya, annesiyle görüşmelerinin engellendiğini, annesini tanımadan büyümenin kendisinde yarattığı eksikliği anlatıyor. Annesiyle tanıştıktan sonra onun mazeretlerini anladığını söyleyen Kaya, “Geçmişte tek kanaldan, baba yönünden olayların aslında size yansıtıldığı gibi olmadığını anlıyorsunuz, bir kadın olarak annenizle empati yapıyorsunuz” diyor. Kendisi de sorunlu bir boşanma süreci geçiren Hüda Kaya, “Benim çocukken yaşadıklarımı çocuklarım yaşasın istemedim, üvey anneyle büyümesinler, ben onları bırakmak zorunda kalmayayım diye boşanma aşamasında beş çocuğumu alıp üç yıl boyunca kaçtım. Ben kaçırmasam babaları çocukları kaçıracaktı, çocuklarımdan vazgeçmedim.” 

Malatya’da çocuklarıyla birlikte yaşadıklarını anlatan Kaya, “Boşanmış bir kadın olarak ağlayıp şikayet etmiyorum, mutluyum diye insanlara aykırı, tuhaf bir profil gibi gözüktüm, beş çocukla halime çok şaşırdılar, nasıl direndiğimi sorguladılar” diyor. 

28 Şubat’a doğru giderken Malatya’da yaptığı çalışmalardan bahseden Hüda Kaya, bu süreci şöyle anlatıyor: “Egemen, ayrıştırıcı, erkek din dili var, oysa siz kadın olarak bir yaşam var ediyorsunuz, ben hayata rest çekmişim, yeni bir düzen kurmuşum! Oysa dini külliyatlara baktığınızda kutsal cins erkek, kadın da bu kutsal cinsi memnun etmek için yaratılmış diye görünüyor. Kadercilik, biat ettirme, kayıtsız şartsız tabi olma bir din gerekliliği olarak erkek egemen dinciler tarafından kadınlar ve ezilenler üzerinde uygulandı. Erkek cinsini memnun etmenin cennetin garantisi olduğu kadınlara öğretildi. Biz çalışmalarımızda bütün öğretileri bir kenara bırakıp kadınlar Kuran’dan, dinden ne anlıyor diye baktık. Geçmişte, gençliğimde babama karşı kendi duruşum için verdiğim mücadeleyi yıllar sonra 28 Şubat sürecinde toplumsal sisteme karşı verdim diyebilirim.”

28 Şubat’ta çocuklarıyla birlikte DGM’de yargılanan Kaya, o günlerde yaşadıklarını şöyle detaylandırıyor: “Yazımı dağıtan 13 yaşındaki oğlumu aldılar önce, beni de Cuma namazından sonra sokakta. Bir yıl sonra üç kızımla beraber alındık, çocukları okullarından terörle mücadele gelip aldı.”

HDP’den vekil olma nedenlerini programda detaylı olarak anlatan Hüda Kaya, “Hiç umulmadık olaylar insana kendisiyle ilgili aydınlanma sağlar. Roboski ve açlık grevleri Kürtlerle ilgili kişisel sürecimi hızlandırdı. En ezilen halk Filistinliler bile böylesini yaşamamıştı, Kürtlere kendi dilini konuşamazsın deniyordu” diyor. “Kürtlerle ilgili meseleyi hep devlet tarafından dinlemişiz, ben kafamda bin bir sorgulama ve merakla, borç parayla Kandil’e gittim, çok farklı konularda tartışmalar yaptık, sonra çok faydasını gördüm” diyen Kaya için, ırkçılık ve ayrımcılık en büyük sorunlarımız.

“Bir Türk olarak, Türklere karşı Kürtlerin, Kürtlere karşı Ermenilerin yanındayım”

Sokakta halkla iç içe olmasıyla tanınan bir vekil olan Hüda Kaya, bu durumu şöyle açıklıyor: “Meydanda, sokakta olmak sadece vekilliğin gereği değil, insan olarak vicdan olarak ezilenlerin yanında, nerede olmam gerekiyorsa oradayım. Ezilenler kim olursa olsun, biz her zaman ezilenin yanındayız. Ben bir Türk olarak, Türklere karşı Kürtlerin, Kürtlere karşı Ermenilerin yanındayım.”

Cumartesi Anneleri ile olan bağının HDP’den çok önce başladığını aktaran Hüda Kaya, 700. haftada yaşanan polis şiddetini ve vekillerin Arat Dink’i polislerin elinden alma anında yaşadıklarını anlatırken, hafızalarda iz bırakan Vedat Arık’ın fotografını betimliyor: “O fotoğraf Cumartesi Anneleri’nden öte, bu dönemin gerçeği.”

HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, programın sonunda dünyadaki cennet ve cehennem kavramlarından bahsediyor: “Bu dünyada cenneti ne kadar gerçekleştirebilirsek o kadar cennetlik oluruz. Hiç kimsenin ayrıştırılmadığı bir dünya ancak cennet olur.”

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar