Dünyanın en temizi sayılan Thames’ten yanı başımızdaki Dicle’ye, dünyadaki nehirlerin çoğu antibiyotikle kirlendi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Küresel çapta bir araştırma, İngiltere’de bulunan Thames Nehri’nden Dicle Nehri’ne kadar, dünyadaki yüzlerce nehirde tehlikeli seviyelerde antibiyotik olduğunu ortaya çıkardı. Birleşmiş Milletler (BM) ise geçen ay yaptığı araştırmada, antibiyotiğe dirençli bakterilerin 2050 yılına kadar 10 milyon insanı öldürebileceğini açıklamıştı.

Pazartesi günü Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de düzenlenen bir konferansta sunulan araştırma, Thames ve Dicle de dahil olmak üzere dünyanın en önemli nehirlerinden bazılarının ciddi enfeksiyon tedavileri için kritik önem taşıyan antibiyotiklerle kirlendiğini gösteriyor. Nehirlerdeki bu antibiyotik yoğunluğunun, önlem alınmadığı takdirde, yayılma potansiyeli de yüksek.

Araştırma kapsamında Avrupa’nın en büyük ikinci nehri olan Tuna’dan alınan örneklerde, zatürre ve bronşit gibi solunum yolu enfeksiyonlarını tedavi etmek için kullanılan yedi çeşit antibiyotiğin güvenli sayılan seviyeden dört kat daha fazla bulunduğu tespit edildi. Kirlilik seviyesi, Avrupa’da test edilen diğer nehirlerde de güvenli sınırın çok üstünde.

Dünyanın en temiz nehri olarak kabul edilen Thames’te ise beş ayrı antibiyotik tespit edildi. Nehrin üç kolunda deri ve idrar yolu enfeksiyonlarını tedavi eden antibiyotik, güvenli sayılan seviyeden üç kat daha fazla.

Araştırma ayrıca, düşük seviyelerde antibiyotik tespit edilen nehirlerin de tehdit oluşturduğunu söylüyor.

Düşük gelir düzeyindeki ülkelerin nehirleri antibiyotik açısından daha kirli

Araştırmaya göre, düşük gelir düzeyindeki ülkelerin nehirleri yüksek antibiyotik yoğunluğuna sahipken, Afrika ve Asya’daki yerler çok daha tehlikeli seviyelerde antibiyotik taşıyor. Vajinal enfeksiyonları tedavi etmek için kullanılan antibiyotik, özellikle Bangladeş’te güvenli sınırın 300 kat üstünde tespit edildi.

İngiltere merkezli yardım kuruluşu Water Aid’de sağlık ve hijyen analisti olarak çalışan Helen Hamilton, konuya ilişkin “Düşük gelir düzeyindeki ülkelerde sağlık ve hijyen hizmetlerinde güvenliği geliştirmek, antimikrobik dirençle mücadelede kritik öneme sahip” dedi.

Araştırma ekibi, şu anda nehirlerdeki antibiyotik yoğunluğunun vahşi yaşamdaki balık, omurgasız hayvan ve algler gibi canlılar üzerindeki etkisini araştırıyor.

Antibiyotik kirliliği, bakterilerin direncini artırarak hayati önem taşıyan ilaçların etkisini kaybetmesine sebep oluyor. Antibiyotikler, insan ve hayvan atıkları yoluyla ya da atık su arıtma tesislerinden ve ilaç fabrikalarından sızarak nehirlere ve toprağa karışıyor. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus