Kemal Kılıçdaroğlu: “Erdoğan Cumhurbaşkanı olarak devleti mi yönetecek, belediyeyi mi?”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında özetle şunları söyledi:


”Haber yaptı diye bir gazeteciye şiddet uyguluyorsanız ve bunları serbest bırakıyorsanız, şiddet uygulandıktan sonra bu gazeteciler artık yazamazlar, korkarlar diye düşünüyorsanız sakın düşünmeyin, hiçbir namuslu gazeteci dayak yedi diye bir adım geriye atmaz. Saldırganların hapse girmesi için bu gazeteci arkadaşların öldürülmesi mi gerekiyor? Gazeteci dövülecek, raporlar alacak, saldırganlar serbest bırakılacak. Bir de eline bari sertifika verin.”

“Rabia Naz’ın ne günahı var?

“Failler bulunmasın diye telefon üstüne telefon polisler olayları kapatıyorlar. Binadan atlıyor sözde çocuk. İyi de niye atlasın? Polisler olay yerinde inceleme yapıyorlar. Bütün yargı camiasına ve polislere seslenmek isterim sizin göreviniz adaleti sağlamaktır, delilleri karartmak değil. Delilleri ortaya çıkartmaktır, bir çocuğun göz göre göre öldürülmesine tanıklık etmek değildir, onu yapanları bulup adalete teslim etmektir. Yargının görevi olayları kapatmak değil adaleti tesis etmektir. Rabia Naz’ın ne günahı var? Babayı akli dengesi yerinde değil diye şikayet ettiler. İnsaf ya! Bizler takipçisi olacağız. Adalet gerçekleşinceye kadar takipçisi olacağız.”

“AK Parti’li kardeşlerime seslenmek istiyorum: Devletin başı bir partinin başı olamaz”

“AK Parti’li kardeşlerime seslenmek istiyorum. Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Adaletle yönetilmek istiyoruz huzur için yaşamak istiyoruz. Bu isteğimizi aklımızı kullanarak hayata geçirmek zorundayız. Cumhurbaşkanı var, seçimle geldi, yemin etti, siyasi mensubiyeti AK Parti, vatandaşın oyu ile seçildi, ilk yaptığı iş TBMM’de yemin etti. Yemin metninin son cümlesini okuyorum: ‘Üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma büyük Türk milleti ve tarih huzurunda namusum şerefim üzerine ant içerim.’ Bu yemin. Namus ve şeref kavramının ne kadar önemli olduğunu anlattım. Bir cumhurbaşkanı neden tarafsız olmalı? Çünkü devletin sigortasıdır. Devletin başı ise bir partinin başı olamaz. Devlet bütün vatandaşlarına hizmet eder.”

“Erdoğan belediye başkanı mı olacak?”

“AK Parti’li kardeşlerim bunu unutmasınlar. Peki bir cumhurbaşkanı günün 24 saati belediye başkanları seçimlerine müdahale eder mi? Türkiye’ye baktık yerel seçimlerde bir tarafta CHP’nin diğer partilerin belediye başkan adayları var bir tarafta Erdoğan’ın fotoğrafları var. Erdoğan belediye başkanı mı olacak? Devletin sigortası yok. Bir cumhurbaşkanı devleti mi yönetecek belediyeye mi yönetecek? Vicdan, ahlak sahibi herkese bu soruyu soruyorum.”

“Dünyanın hiçbir ülkesinde israf itibar değildir”

“Erdoğan, Ankara’da Keçiören’de mütevazı bir evde oturdu. ‘Halkın insanıyım’ dedi. ‘Milletvekillerinin milletin arasında oturması lazım’ dedi. Yine aynı şekilde ‘Meclis’in 6 bin çalışanı var, bunu 3 bine indireceğiz’ dedi. Meclis’te bugün yaklaşık 8 bin kişi çalışıyor. ‘Yönetici haricindeki bütün makam araçlarına son vereceğiz’ dedi. Sadece İstanbul Büyükşehir’den örnek vereceğim. Sayıştay raporuna göre 643 yönetici var. Makam aracı sayısı 1717. Açlıktan ölen Kübra bebeği onlar unuttular, ben unutmadım. 17 yıl sonra aynı Erdoğan’a bakın şimdi. Yazlık, kışlık sarayı var. Uçan sarayı var. Bir yere giderken bir ordu ile gidiyor. Nedir bu lüks? AK Parti’li kardeşlerime sesleniyorum siz bunu doğru buluyor musunuz? Sadece karada korunmuyor, havada da helikopterler… Erdoğan bir kibir abidesine dönüştü. Kibirli olmak doğru mudur yanlış mıdır? ‘Kibir iyidir’ diyorsan git oyunu ver kardeşim. ‘Kibir günahtır’ diyorsan oturup düşüneceksin. İlla demiyorum, gel bana oy ver. Çocuk açlıktan ölecek, beyefendi 1100 odalı yerde keyif sürecek. Buna itibar deniyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde israf itibar değildir. Gün düşünme günü. Senin vicdanına ahlakına seslenmeyeceğim de kime sesleneceğim? Bu bizim paramızı bizim adımıza kullanıyor.”

“Hani kul hakkı yemek günahtı?”

“2002’de geldi Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu kurdu. Eyvallah. Komisyonun üyesiydim. Komisyonun başında AK Parti’li Azmi Ateş vardı. Düzgün bir adam. Azmi Ateş bir daha milletvekili olamadı. Niye olamadı? 3 Y; yolsuzluk, yasaklar, yoksulluk var dediler mücadele edeceğiz. Yolsuzluk, yasaklar, yoksulluk bitti mi? Ne oldu? Üç bakanın yolsuzluk dosyası Yüce Divan’a gönderilmedi. Hani kul hakkı yemek günahtı? Yoksulluk vardı memlekette. ‘Yoksulluğu bitireceğiz’ diyorlardı. AK Parti’li kardeşim memlekette yoksulluk bitti mi? 17 yıldır yönetiyorlar. Yoksulluk bitti mi? 2002’de bir esnaf Başbakanlık önünde yazar kasa attı. Şimdi intihar edenler var, kendisini yakanlar var, asanlar var. 17 yılın sonunda vatandaş borç batağında. Tüketici kredisi veya kredi kartı borcu 518 milyar lira.

Devlet de borç batağında. İç borç miktarı 653 milyar lira. Dış borç 557 milyar lira. Nereye gitti bu para? Son 1 yılda 1 milyon 376 bin kişi işsiz kaldı. Bayrama gireceğiz. Bir baba bayram harçlığı verecek para bile bulamayacak. Sarayda oturan diyor ki ‘Herkes iş bulacak diye bir şey yok.’ Tam bir kibir abidesi.”

“İlk kez bu millet soğan ve patates kuyruğuna girmiştir”

“Cumhuriyet tarihinde ilk kez bu millet soğan ve patates kuyruğuna girmiştir. Bereketli topraklar var, denizimiz var, göllerimiz var, çiftçilerimiz var. İstanbul’da 1 milyonu aşkın hanenin ya elektriği ya suyu ya doğalgazı kesik. İstanbullu kardeşlerime seslenmek istiyorum; bu 1 milyonu aşkın hanede su akmasa ne olur, elektrik kesilse ne olur? Verdiğiniz oya ihanet edenin arkasından niye gideceksiniz? Fakir anneler yol kapatıyorlar uyuşturucudan, ‘Bizi, çocuklarımızı kurtarın’ diyorlar. Sarayın kibir abidesine söylüyorlar. Ekrem İmamoğlu uyuşturucu ile ilgili bir komisyon kuralım dedi. Reddettiler.”

“Daha modern hapishaneler yapacağız diyorlar”

“Yasaklarla mücadele edeceğiz dediler. Hapiste yazar mı, gazeteci mi olur dediler? Darbe dönemlerinde oldu. AK Parti’li kardeşim bugün Türkiye’nin hapishanelerinde milletvekilleri, yazarlar, öğrenciler var. Kim yok? Fabrika yapacaklarına yeni hapishaneler yapıyorlar. ‘Daha modern hapishaneler yapacağız’ diyorlar. Bu gidişe ‘dur’ dememiz lazım. Eren Erdem 333 gündür hapiste boşu boşuna yatıyor. Sizin Kenan Evren’den ne farkınız var? O da attı. Osman Kavala 574 gündür hapiste. Ahmet Altan 978 gündür, Nazlı Ilıcak 1030 gündür hapisteler. AK Parti’li kardeşlerime seslenmek isterim. Elinizi vicdanınıza koyun, 17 yılı şöyle bir düşünün. ‘Bunlar 17 yılda Türkiye Cumhuriyeti’nin hangi sorununu çözdüler?’ deyin.”

“Dünya coğrafyasında birbirini öldürenler sadece Müslümanlar”

“Ramazan ayında Suriye’de, Libya’da kan akıyor. Dünya coğrafyasında birbirini öldürenler sadece Müslümanlar. Niçin? Adaletin vatandaşın dengesi kalmadı. Sizin enseniz kalın, dengeniz yerinde.”

“Tövbeyi bile şarta bağladılar”

“Tövbeyi bile şarta bağladılar. Akıl var mantık var. Numan Kurtulmuş şöyle diyor: ‘Önce 23 Haziran’ı geçirelim, ondan sonra gerekirse siyasi bakımdan tövbe istiğfar ederek yanlışlarımızdan kurtulacağız.’ 23 Haziran’dan önce tövbe etmeyecek, günaha devam; çünkü kul hakkı yediler. Ekrem İmamoğlu’nun hakkını yediler. Tövbe için Allah’a şart koşuyorlar. Allah bunları affetsin. Söyleyecek bir laf bulamıyorum.’

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus