Görevden alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Mızraklı: “Demokrasi, hukuk, adalet, halk iradesi yerle yeksan edildi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İçişleri Bakanlığı’nca görevden alınan ve yerine kayyum atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ile HDP’li milletvekilleri belediye önünde açıklama yaptı. Mızraklı “Türkiye’ye seslenmek istiyorum, bugün 19 Ağustos 2019. Türkiye tarihi açısından, Türkiye’deki demokrasi değerleri, hukuk rejimi, adalet kavramı, seçmen iradesi gibi temel kavramlar açısından bir kere daha yerle yeksan edildiği, seçmen iradesinin hiçe sayıldığı, 31 Mart’ta ortaya çıkmış olan seçmen iradesinin hiçe sayıldığı, muhalif olanlara merkezi idarenin, gücü elinde tutan kesimlerin halk iradesini hiçe sayarak bir gece yarısı kararıyla İçişleri Bakanlığı notuyla görevden alındığımız ifade edilmekte. Ben yazıyı gördüm ve yazının üzerine bunu bana bu iradeyi veren halk adına imzalamayı bir onursuzluk adderim dedim. O notu yazdım ama imza koymadım çünkü benim inandığım anayasa değerleri, hukuk rejimi, hukuk değerleri ve hepsinin en üstünde olan halk iradesine rağmen bir işlem tesis edildi. Bu tesis edilen işlemi benim hukuk normları dahilinde kabul etmem mümkün değil” dedi.

“19 Ağustos Depremi”

Mızraklı’nın konuşmasının satır başları şöyle:

“Bu çerçevede ister burada Diyarbakır’da, ister Mardin’de, ister Van’da tesis edilen durum Türkiye açısından yeni bir döneme işaret etmektedir. Artık adeta nasıl ki 1999 19 Ağustos Depremi Türkiye’de bir tarih olarak not düşüldüyse bu da Türkiye demokrasi değerleri açısından hukuk kavramları açısından 19 Ağustos Depremi’dir. Bütün o birikmiş küçücük yapıları bile yerle yeksan etmiştir. Bu anlamda biz inandığımız demokrasi ve hukuk değerlerinde buna karşı durmaya ve hukuk çerçevesinde buna ilişkin reddiyemizi yükseltmeye devam edeceğiz. Bu halkın nezdinde, halkın seçilmiş temsilcileri bellidir. Bundan sonra bu kurumun içinde yer alacak olanlar halk iradesine rağmen sadece o makamlara atanmışlar olacaklardır. Seçmen iradesinin tezahürü olmayacaktır. Ben oranın acı gelmesi gerektiğini, çünkü geçmişte benzeri rol ve sorumlulukları alanların bu kenti, bu kentleri ne hale getirdiklerinin belgelerini gördünüz. Yine aynı şeylerin olabileceğine ilişkin kaygılarımız sözkonusudur. Her şeyden önce o yıkım o talan, israf tüm bunlara karşın şunu çok net söyleyeyim ki en büyük yıkım demokrasiye ve halk iradesine karşı gerçekleşmiştir.”

“Halk iradesi nezdinde meşru değildir”

“Burada Türkiye siyaseti açısından, Türkiye’deki demokratik muhalefet açısından bir turnusol durumu sözkonusudur. Burada eğer dünyanın herhangi bir yerinde eğer bir insan hakları sorunu varsa, eğer bir hukuk sorunu varsa bu ülkedeki herkesin sorunudur. Buradaki sorunda Türkiye’deki bütün demokratik muhalefeti, demokrasiye inanan çevreleri, sivil toplumu tüm kesimleri de bir turnusolla karşı karşıya bırakmıştır. Halk iradesine karşı geliştirilen bu tutumlar karşısında demokratik iradenin de güçlü bir şekilde sesini duyurması gerekmektedir. Önümüzde bunun test edileceği bir dönem var. Bu kararı verenler Türkiye yurttaşlarının iyiliğini düşünenler değildir. Bu karar halkın vicdanında mahkum olacaktır, hukuk önünde de günün birinde mahkûm olacaktır. İçeride her taraf adeta bir polis ordusu tarafından girilmişti. Çok sayıda polis vardır. Vali yardımcısı bana refakat etti. Halk iradesine yaslanmadığı sürece atanmışların kuracağı hiçbir sistem halk nezdinde meşru olmayacaktır. Bundan sonra oradaki varlık halk nezdinde meşru değildir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus