İdlib’de gerginlik sürüyor: Suriye ordusu askerleri TSK’nın gözlem noktası önünde selfie çekti

Geçen pazartesi günü İdlib’deki 9 numaralı gözlem noktasına intikal etmek için yola çıkan Türk askeri konvoyunun yakınlarına hava saldırısı düzenleyen Suriye ordusu, bu kez de Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) kontrolündeki 8 numaralı gözlem noktasına taciz ateşi açtı. İdlib’in güneydoğusundaki Maaretinuman ilçesinde yer alan 8 numaralı gözlem noktasına açılan taciz ateşi herhangi bir yaralanmaya ya da hasara yol açmadı. Saldırının Suriye ordusuna ait uçaklardan, ağır makineli tüfeklerle ve bombardımanla yapıldığı belirtildi.

8 numaralı gözlem noktası, geçen haftalarda yoğun çatışmaların yaşandığı ve salı günü Suriye ordusu kontrolüne geçen Han Şeyhun kasabasının kuzeyinde yer alıyor. Suriye ordusunun İdlib’in “kale kapısı” olarak bilinen Han Şeyhun’un güneyinden başlattığı kara operasyonunun İdlib içlerine doğru ilerlemeye devam edeceği öngörülüyor. Ayrıca, yerel kaynaklar tarafından Suriye ordusunun yürüttüğü operasyonlara İran’ın desteklediği militanların da katıldığı bildirildi.

Gerginliğin yükseldiği bölgede TSK gözlem noktalarına çok sayıda zırhlı araç, personel, personel taşıyıcı ve mühimmat içeren askeri konvoy yolladı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) aktardığı son bilgilerde ise “Suriye ordusu Kefr Zeyta’da ve TSK gözlem noktasının doğusundaki tepelerde, kontrol sağladı” bilgisi yer aldı.

Bugün ayrıca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Erdoğan, rejimin İdlib’deki ateşkes ihlalleri ve saldırılarının büyük bir insani krize yol açtığını, bu saldırıların Suriye’deki çözüm çabalarına zarar verdiğini ve Türkiye‘nin milli güvenliği bakımından da çok ciddi bir tehdide dönüştüğünü belirtti.

Öte yandan, İdlib’de çatışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte Türkiye sınırında onbinlerce sivilin akın ettiği öğrenildi. Yerel haber kaynakları, çatışma bölgesinden araçların akışının sürekli devam ettiğini aktardı. Kurtarma ekiplerinde çalışanlar da dört gün içinde en az 60 bin kişinin bölgeden kaçtığını söyledi.

İdlib’de yaşanan çatışmaların yeni bir insani krize ve göç dalgasına yol açacağı yorumlarını İltica ve Göç Araştırma Merkezi Başkanı Metin Çorabatır’la konuştuk.

İdlib’deki çatışmaların yoğunlaşmasının çok tehlikeli ve endişe verici olduğunu ifade eden Çorabatır, “Orada bulunan TSK’ya ait askeri gözlemevi dolayısıyla Türkiye ile Suriye ordusu arasında bir gerginlik ihtimali var ve bu endişe verici. İnsani boyutuna baktığımızda ise medyada farklı rakamlar var, göç dalgasının sayısına ya da yönüne dair. Ancak uzunca bir zamandır bildiğimiz bir şey var. İdlib’de yaklaşık 3 milyon insan yaşıyor ve bu insanların hayat şartları çok ağır. İnsanlar çok yetersiz besleniyor, bazıları sadece otla besleniyorlar çünkü oraya çok sınırlı bir yardım gidiyor. Orada çok izole vaziyetteler. Radikal unsurların İdlib’in büyük bir bölümüne sahip olması gibi sebeplerden oraya yardım ulaşması oldukça zordu. Bir de buna rejimin saldırıları eklendi. Güneyden başlayan ve şiddetlenerek devam eden saldırılar yeni bir göç dalgasına yol açtı’’ dedi.

“Olası bir göç dalgasında Türkiye sınırlarını açmalı

Hükümetin olası göç dalgası senaryolarına ilişkin hazırlığının olması gerektiğini belirten Çorabatır, bu hazırlıkların hükümetin alacağı politik tavırla doğru orantılı değişebileceğini söyledi. Bu senaryolardan birinin gelecek sivilleri Afrin’e yönlendirmek olabileceğini belirten Çorabatır, bir an önce Avrupa Birliği ve özellikle Almanya ile işbirliği için görüşmelerin başlaması gerektiğini söyledi. Çorabatır sözlerine şöyle devam etti:

 “Olası bir göç akınında Türkiye sınırlarını açmalı, bu hem insani, hem uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan zorunluluğu. Bunu ya Suriye toprakları üzerinde uzunca süredir kurulmasını savunduğu güvenli bölgeler üzerinden yapılabilir ya da Avrupalı devletler ile özellikle Almanya ile müzakere ederek, bunun işbirliği içerisinde göğüslenmesi gerektiği vurgulanabilir.’’

‘’Türkiye sınırına gelecek mültecilerin içerisinde silahlı unsurlar olabilir, bunlar muhakkak sivil mültecilerle ayrıştırılmalı, üniformaları ve silahları alınarak silahsızlaştırılmalı”

Astana sürecinden sonra İdlib’in radikal grupların eline geçtiğini aktaran Çorabatır, radikal gruplara mensup ya da daha ılımlı gruplara mensup militanların da göç dalgasının içinde yer alabileceğini söyledi. Çorabatır, “Bu silahlı kişilerin mutlaka sivil mültecilerden ayrıştırılması lazım. Bu hem orada ki sivil mültecilerin hayatını tehlikeye atan bir durum hem de ev sahibi ülke açısından bir risk yaratıyor. Hükümetin bu konuyla ilgili de hazırlık yapması gerekiyor” diye konuştu.

Söyleşinin tamamını dinlemek için:

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar