Dünyanın Gidişi (34): Şahin Bolton’ı Beyaz Saray’dan yollayan Trump güvercin mi oluyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’ı Beyaz Saray’dan yolladı. Bolton, ABD’nin 2000’li yılların başında Bush dönemindeki müdahaleci politikalarının belirlenmesinde etkili olan Yeni Muhafazakârlar ya da Neo-Con’lar olarak bilinen gruba mensup, agresif, diplomasidense güç kullanımına dayalı yöntemleri tercih eden, işgal ve savaşları savunan, ekonomik-askeri, her açıdan “kudretli bir Amerika” tasavvuruna uygun politikalar tasarlayan, şahin bir siyasetçi. Gidişi acaba Trump’ın uluslararası ilişkilerde daha barışçı, daha müzakereci bir tutum alacağı, güvercin bir başkan olacağı anlamına mı geliyor?

İyimserlerin beklentisi bu yönde. Öyle ki, dün Trump bir twitle haberi verdiğinde, ABD-İran ilişkilerine olumlu olur beklentisi ile piyasalarda petrol fiyatları derhal geriledi. Trump’ın bu ay Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oturumları sırasında İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile bir araya gelebileceği bile söyleniyor. Ama şahin Bolton gitti diye Trump güvercin olur mu sorusuna en azından bu yayında izah edeceğim iki nedenden ötürü yüzde yüz kesinlikle yanıt vermek mümkün değil.

İlk nedenin izahı basit, çünkü yanıt Trump’ın karakteri ile ilgili. Trump dürtüsel davranan bir Başkan. Bir günü diğerine uymuyor, buna bağlı olarak da yapacakları, edecekleri pek öngörülemiyor. Üstelik danışmanlarının, bürokratların derleyip aktardığı bilgileri, politika notlarını vs. okumak yerine haberleri Fox televizyonundan almayı yeğlediği biliniyor. Bugüne kadarki sicili, kararlarını öyle dikkatlice düşünüp tartarak almadığını gösteriyor zaten. Amerikan dış politikasını altüst eden adımlarını biliyoruz. Türkiye de nasibini almıştı geçmişte.

İkinci nedene gelince. Trump güvercinleşse bile Amerikan dış politikasının Başkan’ın kişiliğine bağlı olarak değişmesini bekleyemeyiz çünkü ABD memlekette kullanmayı pek sevdiğimiz bir tabirle “bir kabile devleti” değil. Devlet aygıtı henüz bir liderin kaprislerine göre şekillenecek kadar çözülmedi, çökmedi.

Bolton: “Kovulmadım, ben istifa ettim” 

Bolton’ın gidişiyle ilgili magazinlik kısmı aktarayım önce. Trump Twitter’dan duyurdu Bolton’ın gidişini, gerekçesini de politik ve ideolojik görüş ayrılıklarına işaret ederek açıkladı. Trump “Bolton’u Beyaz Saray’dan kovdum” demeye getirdi. Hemen arkasından Bolton da bir paylaşım yaptı ve Başkan’ı usulca yalanladı… “O kovmadı ben istifa ettim” iması yaptı. Önümüzdeki günlerde işin aslı, ikilinin arasında kopan fırtınaların ayrıntısı yakında ortaya çıkar. Bu arada yorumcular Ocak 2017’de göreve geldiğinden beri yönetiminden epey bir ismi değiştiren Başkan Trump’ın giderek çevresini “evet efendim sepet efendimcilerle” doldurduğunu söylüyor. Öyleyse yakında anlarız. Emin değilim.

John Bolton ulusal güvenlik danışmanı olarak Beyaz Saray’a 17 ay kadar önce (Mart 2018) Herbert McMaster’ın yerine gelmişti. McMaster’dan önceki ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn ise çok kısa süre görevde kaldıktan sonra Rus yetkililerle temaslarının içeriği konusunda yalan söylediği ortaya çıkınca istifa etmek zorunda kalmıştı. Trump’ın eski bir general olan McMaster’ı, dikte eder tarzda üslubu yüzünden, üstenci bulduğu için gönderdiği söylenmişti.

Erdoğan Ankara ziyaretinde Bolton’ı kabul etmemişti

John Bolton’a dönersek; Trump ve Bolton’ın başlıca dış politika konularında anlaşamadığı biliniyor. Trump’ın geçen aralık ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefon görüşmesi sırasında aniden Suriye’deki Amerikan askerlerini çekeceğini söylediğini hatırlayacaksınız. O sırada Trump’ın yanında, elinde Trump ilgili yanıtları verirken yararlansın, okusun diye notlarla John Bolton vardı ve kulislere bakılırsa Trump’ın ABD’nin Suriye stratejisinde büyük değişiklik anlamına gelen bu dürtüsel çıkışıyla hem şok olmuş hem de buna çok sinirlenmişti. Zira Bolton açısından Suriye’deki Amerikan varlığı sadece IŞİD ile mücadele için değil, İran’ın bölgedeki askeri varlığının geriletilmesi, baskılanması açısından da mühimdi.

Bolton geçen ocak ayında Trump’ın Suriye’deki Amerikan askerlerini çekme planını tartışmak üzere Türkiye’ye de geldi. Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan çok meşgul olduğunu bahane ederek kendisiyle görüşmedi. Çünkü Bolton Ankara’ya gelmeden önce “ABD’nin Suriye’den çekilmesi Türkiye’nin Kürt savaşçıların güvenliğini garanti etmesine bağlı” demiş ve Türkiye’nin ABD ile tam koordinasyon içinde olmadan Suriye’ye tek taraflı askeri operasyon düzenlememesi gerektiğini söylemişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bunun üzerine partisinin meclis grubu toplantısında şu sözleri sarf etmişti: “Bu mesajı kabullenmemiz, bunu yutmamız mümkün değil. John Bolton, çok ciddi bir yanlış yapmıştır. Kim bu şekilde düşünüyorsa onlar da yanlış içerisindedir.”

Bolton İran’da rejim değişikliği için askeri müdahaleyi savunan bir danışman. Trump haziran ayında İran’ın bir Amerikan insansız hava aracını düşürmesine misilleme olarak düzenlenmesi planlanan hava saldırısından da son anda vazgeçmişti. O zaman da Bolton’ın “adeta yıkıldığını” söylüyor kulis takip edenler.  

Afganistan konusundaki anlaşmazlık “bardağı taşıran son damla”

Geçmiş kariyerinin önemli bölümünü Kuzey Kore’yle ilgili diplomatik inisiyatiflerin altını oymaya adamış biri olarak, Başkan Trump’ın Kuzey Kore lideri Kim Yong-un ile baş başa görüşmeleri de Bolton’a saç baş yoldurmuş olmalı.

Bolton Venezüela’da devlet başkanı Nicolas Maduro’ya karşı örgütlenen başarısız darbe girişiminin de arkasındaki isim ve Trump Venezüela dosyasının yönetiliş biçiminden, bir başarısızlık abidesi olarak hiç memnun değil.

Trump ve Bolton arasındaki anlaşmazlıkta bardağı taşıran son damlanın ise Afganistan dosyası olduğu söyleniyor. Afganistan’daki askerleri geri getirmek, Trump’ın en iddialı seçim vaatlerindendi ve Washington Post Trump’ın Bolton ve ulusal güvenlik kabinesini Taliban ile barış müzakereleri sürecine dahil etmediğini yazıyor. Fakat bu konuda medyaya sızdırılan bilgiler konusunda da süreci baltalamaya çalıştığından şüphelendiği Bolton’ı sorumlu tuttuğu söyleniyor.

Trump geçen hafta tam barış görüşmeleri sonuç verecek, anlaşma sağlanacak beklentisi yaratılmışken birden Kabil’deki bir saldırıda bir Amerika askerinin öldürülmesini gerekçe göstererek müzakereleri bitirdiğini duyurmuştu. Trump Taliban temsilcileri ile Camp David’de gizli bir görüşme yapmayı planladıklarını da söylemiş, “Bunu da iptal ettim” demişti.

Taliban’la görüşme konusu tam da 11 Eylül saldırılarının yıl dönümü öncesinde tabii Trump’ın başkanlık yarışında rakibi olmaya aday Demokrat Partili başkan adaylarından ve pek çok muhalifinden büyük tepki almıştı. Fox Tv bile çok eleştirel bir üslupla haberi vermişti. Eşzamanlı olarak Amerikan medyası John Bolton’ın ise Trump’ı Taliban temsilcilerini Camp David’e davet etmesi için ikna etmeye çalışan biri olarak resmetmişti. İşte Trump’ın medyadaki bu tasvire çok kızdığı, Bolton’ın böyle bir imaj yaratmak üzere arkasından iş çevirdiğini düşündüğü söyleniyor. Trump biliyorsunuz, medyadaki imajını çok önemsiyor.

Bolton sonrası ABD-İran ilişkilerinde yumuşama beklentisi ne kadar gerçekçi?

Sonuç olarak, Bolton’ın yokluğunda Vaşington-Tahran arasında yeni bir müzakere sürecinin başlaması beklentisi ve yayının başında dediğim gibi, Trump ile Ruhani’nin görüşmesi olasılığı artmış görünüyor. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Trump yönetiminin İran’a karşı düşmanca tavrının gerisinde Bolton’ın olduğunu defalarca söylemişti. Fakat Zarif’in saydığı isimler arasında Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da var. Muhafazakâr kanadın sertlik yanlısı aşırı ucunu temsil eden Pompeo, Trump’ın daha güvercin bir isim olan Rex Tillerson’ı kovması üzerine göreve gelmişti. Sonra yanına Bolton da eklenince, Trump’ın bir “savaş kabinesi” kurduğu söylenmişti.

Ben de 22 Haziran tarihli “ABD’nin İran politikasının sahibi kim?” başlıklı Dünyanın Gidişi yayınında Beyaz Saray yönetimi içinde İran’la savaşmak için kendilerine özgü ve kamuoyuyla paylaşmadıkları nedenleri olan kişiler olduğunu anlatmış, Pompeo ve Bolton’ı bu kişiler arasında saymıştım.

Amerikan medyasındaki haberlere bakılırsa meğer Pompeo da Bolton’ın gidişine sevinenler arasındaymış. Aralarında husumet varmış. Fakat anlaşılan aralarındaki sorun kişisel, yani dış politikayla meseleleri hakkında değil. Çünkü İran’da hükümet sözcüsü Ali Rabiya’nın Bolton’ın Beyaz Saray’dan ayrılmasını memnuniyetle karşılayan bir açıklaması üzerine Pompeo şu yanıtı vermiş: Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir lider ya da yönetim, birisi Beyaz Saray’dan gönderildi diye Başkan Trump’ın dış politikasında köklü değişim beklemesin.”

Bu çıkışta bir, “Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla durumu var” gibi geliyor bana. Siz ne dersiniz?

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar