Marc Semo: ABD’den Türkiye, oradan Fransa’ya “derin devlet” kavramının öyküsü

Fransız gazeteci Marc Semo’nun Le Monde gazetesinde 11 Eylül’de yayınlanan “L’ ‘Etat profond’, ou le fantasme d’une administration parallèle” başlıklı yazısını, Barış Can Kaştaş’ın çevirisiyle sunuyoruz:

Marc Semo

Emmanuel Macron’un kamudaki değişimlere karşı direnişe saldırmak amacıyla atıfta bulunduğu, 1960’lı yıllarda ortaya atılan bu terim, bir “paralel hükûmet” olduğunu hayal eden komplocu çevreler tarafından kullanılıyor.

Bu kelimeyi daha önce hiçbir Fransa cumhurbaşkanının ağzından duymamıştık. 21 Ağustos’ta, Biarritz’deki G7 görüşmesinden hemen önce Cumhurbaşkanlığı Basın Derneği’nin önünde Emmanuel Macron, G7 delegasyonları arasında büyük emeklerle müzakere edilen ve geleneksel olarak toplantıyı kapatan ortak bildiriye imza atmamış ve “bürokratların ve derin devletin şikayetleri” yüzünden imzalamadığını söylemişti. Dahası önceden Rusya’yla yakınlaşma politikasının hem Paris’te hem de Moskova’da “iki tarafın derin devletlerinin” muhalefetiyle karşılaştığını da ileri sürmüştü.

Cumhurbaşkanı’nın, başta Donald Trump olmak üzer birçok popülist liderin ağzından düşürmediği bir terimi, hem de iki defa kullandığını duymak, ister istemez bir şaşkınlık yaratıyor. Özellikle, G7‘den bir hafta sonra, Macron’un, yıllık büyükelçiler konferansında “Bazı yabancı teorisyenlerin kullanacağı bir tabirle, bizim de bir derin devletimiz var” diye tekrar derin devletin varlığına vurgu yaptığı ve diplomatlara Rusya konusundaki tavır değişikliğini dikkate almaları talimatını vererek tartışmayı tekrar harladığı düşünülürse…

Özellikle Fransa’da, kullanımı uzun süre komplocu çevrelere sınırlı olan derin devlet böylece lügatımıza girmiş oldu. Eski Fransız Dışişleri Bakanı Hubert Védrine, terimi “Derin devletin asıl kuvveti komplo değil atalettir” diye alaya almıştı. Ancak Védrine bu sözüyle, ABD’de “Pentagon, Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Konseyi arasında, Rusya’yı Soğuk Savaş’tan sonra düşman olarak görme gibi belli konulardaki fikir birliği”ni ima ediyordu.

Nixon’dan Trump’a “deep state”

İçinde bir nebze gerçeklik olsa dahi, “deep state” her şeyden önce üst düzey bankerlerin, gizli servis ajanlarının, siyasetçilerin ve üst düzey bürokratların birbirleriyle dirsek temasında bulunduğu bir paralel idare kurgusunu anlatır. Eylül 2018’de Donald Trump“Derin devletin bu seçilmeyen çalışanları kendi gizli gündemlerini yürütüyorlar ve demokrasi için gerçek birer tehditler” diyerek bir iddia ortaya atmıştı.

Bugün Breitbart News gibi aşırı sağ, komplocu siteler tarafından sıklıkla kullanılan bu kavramın kökeni 1960’lı yılların başına dayanıyor. Derin devlet hakkındaki ilk teoriyi ortaya atan araştırmacılar David Wise ve Thomas B. Ross, konu hakkında Görünmeyen Hükûmet (The Invisible Government, Random House, 1964) kitabında şunu yazmışlardı: “Günümüzde ABD’de iki hükumet mevcuttur. Bunlardan biri görünürken diğeri görünmezdir. İlki gazetelerin halkı hakkında bilgilendirdikleri ve vatandaşlık ders kitaplarıda öğrencilere anlatılan hükûmettir. İkincisi ise gizlenmiş ve ilk hükûmete yuvalanmış bir mekanizma, […] bireyler ve ajanslardan oluşan şekilsiz bir galaksidir.”

Kelimenin kendisi, kitaptan on yıl sonra Pentagon Belgeleri’nin (Vietnam’daki Amerikan faaliyetleri hakkında savunma bakanlığının tahrip edici belgeleri) medyaya sızmasını suçlamak için kullanıldı. Soğuk Savaş uzmanı tarihçi Zachary Jonathan Jacobson, Washington Post’a yazdığı bir makalede Richard Nixon, kendisinden önceki Demokrat hükûmetler tarafından atanan üst düzey kamu görevlilerinin yüzde 96’sının kendisine karşı olduğu konusunda takıntılıydı” diye yazarak, Nixon’la Beyaz Saray’ın şu anki sakini arasında da bir paralel hat çizmişti.

Ronald Reagan’ın başkanlık yıllarında, “deep state” bu sefer devlet aygıtının gizli kuvvetleriyle (özellikle CIA’in başını çektiği gizli servislerle) mücadele eden sol kanat tarafından kullanılmaya başlandı. Bu dönemde derin devlet, ciddisinden saçmasına birçok kitap tarafından John Fitzgerald Kennedy suikastinin başı çektiği bütün komploların merkezine kondu. Kanadalı akademisyen Peter Dale Scott’un yazdığı “Derin Siyaset ve JFK’in Ölümü” (Deep Politics and the Death of JFK, University of California Press, 1993), bu tür eserlerin tipik örneklerinden sayılabilir.

1980-1990’ların sonuna doğru, kelime Atlantik’in öteki kıyısına atlayıp, Soğuk Savaş sırasında Washington ve NATO’nun onayıyla olası bir Rus işgaline karşı kurulan, İtalya’daki Gladyo ve benzeri gizli ağları tanımlamak için kullanılmaya başladı. Bu şekilde düşünülen derin devletin içinde de, tıpkı Masonik P2 Loncası gibi, gizli servis ajanları, subayları, şaibeli iş insanlarını ve siyasetçileri kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir halde bulunuyordu.

Türkiye’de derin devlet, ordu ve devlet bürokrasisi içinde kurulan ve Marksistler, İslamcılar ve Kürtler’le mücadele etmeyi amaçlayan Kemalist ağları tasvir etmek için kullanılmış ve toplum lügatında büyük yer edinmişti. Derin devletin kamuoyunun dikkatine gelmesi, 1996’da Susurluk’ta bir araba kazasında bir polis komiseri, aşırı sağ ile bağlantılı bir mafya babasının cesetlerine ulaşılması ve hükûmetteki partiden bir milletvekilinin de aynı araçtan yaralı olarak çıkmasıyla gerçekleşti.

Türk siyaset yazarı Ahmet İnsel, konu hakkında “Derin devlet fikri, özellikle 2003’e kadar ordunun hükûmet ve meclis üzerindeki vesayetinin Milli Güvenlik Kurulu üzerinden kurumsallaştığı gerçeğiyle birlikte anlaşılırlığı bariz bir hal alıyor” diye not ediyor.

Derin devlet, ayrıca Cezayirli generallerin sahip oldukları gücü ve İsrail’de devletin “güvenlikçi” çekirdeğini ifade etmek için de oldukça isabetli. Ancak bu kelimenin aniden Fransa’da kullanılmaya başlaması oldukça şaşırtıcı. Özellikle de Macron’un terimi sadece yüksek bürokratların değişime direncine saldırmak için kullandığı düşünüldüğünde.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar