Akın Atalay: “Cumhuriyet Gazetesi davasında mütalaa, başkaları tarafından yazılarak duruşma savcısının eline verilmiş”

Yargıtay tarafından bozulan Cumhuriyet Gazetesi davası, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görüldü. Mahkeme, Kadri Gürsel yönünden beraate, diğer sanıklar için Yargıtay kararına karşı direnilmesine karar verdi. Mahkeme bu kararıyla, Yargıtay’ın bozma kararına rağmen daha önce Cumhuriyet davasında yargılanan gazetecilere verilen cezada ısrarcı olduğunu gösterdi.

Cumhuriyet davasının dosyası Yargıtay Ceza Genel Kurulu‘na gönderilecek. Son sözü kurul söyleyecek.

Davada sunulan savcılığın mütalaasını ve altı maddeyle direnme kararını Cumhuriyet Gazetesi eski İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay ile konuştuk.

Atalay, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Ağır Ceza Mahkemeleri’ndeki bir grup, bir yandan Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Yargıtay kararlarına diğer yandan da siyasi iktidara direniyor” dedi. Atalay, savcılık mütalaasındaki Cumhuriyet Vakfı’nın usulsüz olarak ele geçirilmesi vurgusuna ise “savcılık hadsizlik etmiş” yanıtını verdi.

Atalay ayrıca savcının duruşmadaki mütalaasını şöyle değerlendirdi:

“Ben sanık olarak, duruşmada görev yapan Cumhuriyet savcısının elindeki mütalaayı okurken edindiğim izlenim, kendisinin bu metni yazmadığı, başsavcılık tarafından yazılarak okuması için eline verildiği gibi bir izlenim edindim. Çünkü kendisinin yazmadığı bir metni okur gibiydi. Telaffuzundan, vurgularından, fonetik olarak edindiğim izlenim budur”.

Savcılık mütalaasındaki altı madde şöyle:

1-) “17-25 Aralık darbe girişiminin hemen öncesinde Cumhuriyet Gazetesi yönetiminde etkin konumda olan Cumhuriyet Vakfı yönetimi, kanuna ve hukuka aykırı işlemler ve yönetim kurulunda yapılan usulsüz oylamalar sonrasında bir kısım sanıklar tarafından ele geçirildi”

2-) ”MİT TIR’larını durduran savcı Aziz Takçı, Celal Kara ve Özcan Şişman’la yapılan röportajlar”

3-) “Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı odasında rehin alan ve öldüren Bahtiyar Doğruyol ve Şafak Yayla ile röportaj”

4-) “MİT TIR’ları görüntülerinin yayınlaması”

5-) “Twitter da ‘fuatavni’ hesabından yapılan paylaşımların internet sitesi ve Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanması”

6-) “@jeansBiri isimli Twitter hesabından yapılan paylaşımlar”

“Savcı Cumhuriyet Vakfı’nın yasadışı yollarla ele geçirildiğini mütalaada geçirerek hadsizlik etmiş”

Savcılığın talep yazısında; Cumhuriyet Gazetesi yönetiminin 17-25 Aralık yargı darbe girişiminden hemen önce kanuna ve hukuka aykırı olarak ele geçirildiği ifade edildi. Konuyla ilgili Atalay şöyle konuştu:

“Yine hadsizlik etmiş. Savcılık Cumhuriyet Vakfı’nın yasadışı yollarla ele geçirildiğini mütalaada geçirerek yine hadsizlik etmiş. Biz ona eski dediğimizi tekrar ediyoruz. Velev ki savcının dediği gibi olsun, Cumhuriyet Vakfı hukuksuz şekilde ele geçirilmiş olsun. Sanane. Bunun çözüm yeri hukuk mahkemeleridir. Bunun suçla ilgili yoktur. Bu tamamen zırvadır. Şimdi kamuoyunu aydınlatmak için söylüyorum. ‘Cumhuriyet Vakfı’nı ele geçirdi’ dediği insanlar Cüneyt Arcayürek, Hikmet Çetinkaya, Orhan Erinç, Önder Çelik, Akın Atalay, bu insanları kastediyor. Aynı dönem görev yapan Mustafa Balbay ve İbrahim Yıldız’ı hariç tutuyor, neye dayanarak bilmiyorum. Kaldı ki bunların her biri en az 30 yıldız Cumhuriyet’te çalışan insanlar, o yüzden bu iddia safsatadır”.

“İstanbul’da cumhuriyet başsavcılığı ve ağır ceza mahkemelerindeki bir grup, AYM ve Yargıtay kararlarına ve siyasi iktidara direniyor

Savcılık mütalaasında Cumhuriyet Gazetesi’nin MİT TIR’ları görüntülerini yayınladığına dikkat çekildi. Bu durumun hukuka aykırı olduğunu söyleyen Atalay şöyle konuştu:

“MİT TIR’ları görüntülerinin yayınlanması ve haberinin yapılması ile ilgili Anayasa Mahkemesi Can Dündar ve Erdem Gül’ün bu haber nedeni ile tutuklanmasının hak ihlali olduğuna karar verdi. Yalnızca bu haber neticesinde tutuklanmalarını gerektirmeyeceğine karar verdi. AYM, 2016’nın Şubat ayında, eğer sadece bu yüzden tutuklama olursa bunun hak ihlali olacağına karar verdi. Daha sonra yeni bir karar daha verdi MİT TIR’ları haberlerine getirilen yayın yasaklarının ifade ve basın özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi. AYM’nin MİT TIR’larıyla ilgili iki tane kararı var. Bir taraftan Yargıtay’ın kesin kararları var, Mehmet Altan davasında olduğu gibi ve bizim davada Kadri Gürsel kararında olduğu gibi. Bu kararlarda AYM’nin herhangi bir gerekçeyle verdiği hak ihlali kararlarının hem alt mahkemelerce hem de Yargıtayca mutlaka uyulmasının zorunlu kararlardan olduğu belirtiliyor.

Öyle anlaşılıyor ki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve ağır ceza mahkemelerindeki bir grup apaçık Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uymamakta direniyor” .

“Yerel mahkemenin bu gücü ve cüreti nereden aldıklarını merak ediyoruz”

Savcılık mütalaasında, yapılan birtakım röportajların suç olarak sayıldığını söyleyen Atalay, “Röportajlar yapıldığı zaman bunlar kamu görevlisiydi. Tutuklu olmakla birlikte yani yaptıkları şey terör suçu sayılarak tutuklanmışlardı ve olayın aktörlerindendi. Gazetecinin görevi konunun tüm muhataplarıyla görüşmek ve bunları haber yapmaktır” dedi.

Atalay sözlerine şöyle devam etti:

”Şimdi burada ilginç olan şey şu, İstanbul’da belli grup mahkemelerde ve İstanbul Başsavcılığı nezdinde odaklanmış bir grup AYM ve Yargıtay’ın kararlarına uymamakla ve direnmekte. Fakat sadece onlara karşı değil görünen o ki kanun koyucu yani iktidar bu yargı reformu paketinde samimiyse, ‘haber yapmak ve eleştiride bulunmak basın özgürlüğü kapsamındadır, suç oluşturmaz’ diye bir madde getirilmesine rağmen buna direniliyorsa siyasi iktidara karşı da direnmiş oluyorlar. Bu gücü ve bu cüreti nereden aldıklarını merak ediyoruz doğrusu. Çünkü hiçbir dayanağı olmayan bir yerel mahkemenin böylesi bir direnç gösterebileceğini düşünmüyorum.”

Ne olmuştu?

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi (istinaf), 25 Nisan 2018’de mahkemece verilen mahkûmiyet kararlarını onadı.

Buna göre beş yılın üzerinde hapisle cezalandırılanların dosyayı Yargıtay incelemesine giderken, beş yılın altında ceza verilen Güray Öz, Musa Kart, Hakan Kara, Önder Çelik, Kadri Gürsel, Bülent Utku, Mustafa Kemal Güngör ve Emre İper’in cezasının infazına başlanmasına karar verildi. Gürsel’in ise tutuklu kaldığı süre cezasına sayıldı.

İstinafın onama kararının ardından infazın durdurulması için İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz edildi ancak cezaların infazına 26 Nisan’da başlandı.

Davada beş yıl üstü ceza alan Murat Sabuncu, Akın Atalay, Aydın Engin, Ahmet Şık, Hikmet Çetinkaya ve Orhan Erinç ile ilgili de Yargıtay’a itirazda bulunuldu.

Dosyayı bir bütün olarak inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tebliğine uyarak, “terör örgütüne yardım” suçundan mahkûmiyet kararının bozulması yönünde karar verdi. Kararda, ileride bir hak kaybına sebebiyet vermemek açısından bu kişilerin cezalarının infazının durdurulmasına hükmedildiği belirtildi. Kararda sadece Ahmet Şık‘ın örgüte yardımdan değil, propaganda suçundan cezalandırılması istendi.

Musa Kart, Güray Öz, M. Kemal Güngör, Hakan Kara ve Önder Çelik, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin cezalarının infazının durdurulması ve salıverilmeleri yönündeki kararı üzerine 12 Eylül’de tahliye edildi.

Emre İper de yargı reformu paketinin yürürlüğe girmesi üzerine yapılan temyiz başvurusunun ardından 26 Ekim’de tahliye oldu.

Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve yazarları ne kadar hapis cezası almıştı?

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2018 tarihli duruşmada; Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarları hakkında açılan, aralarında firari sanıklar gazetenin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar ve İlhan Tanır ile aralarında Akın Atalay, Ahmet Şık’ın da bulunduğu 20 sanık hakkındaki kararını açıklamıştı.

Mahkeme heyeti, Cumhuriyet gazetesi Eski İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay‘ın “terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etme” suçundan 7 yıl 13 ay 15 gün hapisle cezalandırılmasına karar vermişti.

Cumhuriyet gazetesi eski İmtiyaz Sahibi ve eski Vakıf Başkanı Mehmet Orhan Erinç‘i de aynı suçtan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptıran mahkeme heyeti, Cumhuriyet Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Murat Sabuncu ve muhabir Ahmet Şık‘ın da 7 yıl altışar ay hapisle cezalandırılmasına hükmetmişti.

Mahkeme heyeti, aynı suçtan sanıklar Bülent Utku‘nun 4 yıl 6 ay, Aydın Engin‘in 7 yıl 6 ay, Hikmet Aslan Çetinkaya‘nın 6 yıl 3 ay, Güray Tekin Öz, Hacı Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör ile Önder Çelik‘in 3 yıl dokuzar ay, Yusuf Emre İper‘in 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmasına karar vermişti.

Dündar ve Tanır’ın dosyası ayrıldı

Mahkeme heyeti, haklarında yakalama kararı bulunan gazetenin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar ve İlhan Tanır‘ın yapılan tüm aramalara rağmen henüz yakalanmamış ve savunmalarının alınamamış olması nedeniyle dosyalarının ayrılmasına karar vermişti.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar