Cumartesi Anneleri – İkbal Eren Yarıcı: “Annem ve babam gözleri açık ve devletten alacaklı olarak toprakla buluştular”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumartesi Anneleri geçtiğimiz hafta, 12 Eylül Darbesi sırasında gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’i ilk kez annesi Elmas Eren’siz andı. Bu anmada bir konuşma yapan Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren Yarıcı, “Annem ve babam gözleri açık ve devletten alacaklı olarak toprakla buluştular” dedi. İşte, Eren’in konuşmasının tam metni:

Ağabeyim Hayrettin Eren 12 Eylül askeri darbesinin hemen ardından gözaltına alındı ve kaybedildi. Artık onun öyküsünü tüm kamuoyu biliyor. Ben size sadece annem ve babamla ilgili bir iki şey aktarmak istiyorum.

Babam Kemalettin Eren 32 yıl, annem Elmas Eren 39 yıl oğullarından öyle ya da böyle bir haber alabilmek için mücadele ettiler. Önceleri oğullarını bir cezaevinde bulabilmek için koşturdular. Bu umutları tükendikten sonra ÇİÇEKLERLE DONATACAKLARI BİR MEZAR için mücadele ettiler. Çok şey değildi istedikleri. Elbette bir de Hayrettin’in yaşam hakkını elinden alanların kendileriyle yüzleşmesini ve onların yargılandığını görmekti.

Ne yazık ki ikisi de gözleri açık ve devletten alacaklı olarak toprakla buluştular.

Adalet talepleri vardı. Bu ülkede Adalet Bakanlığı var. Bir de Adalet Bakanı var. Ama adalet yok. Babamın Hayrettin Eren ile ilgili verdiği dava dilekçesinin hiç işleme konulmaması, üstelik savcı Enver Özdemir’in ‘Sen bu davadan vazgeç yoksa diğer çocuklarından da olursun’ tehdidi, adaletin nerede olduğunun kanıtıdır. Bu olay babamın içini çok acıtan olaylardan biridir. Tabii ki içi hep acıyordu. Işıklar içinde uyu babacığım.

Dolayısıyla Hayrettin Eren için hukuk hiç işlemedi. Çünkü Türkiye’de hukuk yok. Adalet hiç işlemedi çünkü Türkiye’de adalet yok.

Babalarımız, annelerimiz bu karanlığın içinde iğneyle kuyu kazımak misali adaleti ararken aramızdan ayrıldılar. Onların yarım kalan mücadelelerinin devamcısı olduğumuzu bir kez daha yüksek sesle haykırıyorum.

Elmas anne, Kiraz Şahin, Berfo anne, Fincan anne, Şahsenem anne, Asiye anne, baba Ocak, baba Yedigöl, baba Eren buradayız… Ne kadar engellensek de sevdiklerimizi, oğullarınızı bulma mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz.

Sizin bıraktığınız yerden evrensel değerler ölçüsünde hukukun, adaletin inşası için verdiğiniz mücadelenin devamcısıyız.

Adalet arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz…

Bu ülkede içişleri bakanlığı var ama insanların can güvenliği yok. Sevdiklerimizin gözaltında kaybedilmesi, yargısız infazlar bunun göstergesidir.

Bir de İçişleri Bakanı var. İnsan haklarını yok sayarak, keyfi uygulamalarla asayişi sağladığını sanıyor.

Şiddete dayalı, yasaklarla insanların sesini keserek, kentin meydanlarını, sokaklarını kapatarak, insanları ayrıştırarak asayişi sağladığını sanıyor.

Sadece, devletin aldığı evlatlarımızın, eşlerimizin, kardeşlerimizin, babalarımızın akıbetini sormak için 699 hafta oturduğumuz, kayıplarımızla buluşma mekanımız olan, derdimizi kamuoyuyla paylaştığımız Galatasaray Meydanı’nı kapatarak, üstelik de Cumartesi Anneleri’ne ‘paçozlar’ yaftasını yapıştırarak asayişi sağladığını sanıyor. Ki annemin içini en çok acıtanlardan biriydi bu söylem. Tabi ki içi hep acıyordu ama bunu hazmedemedi. Ölünceye kadar “Bu paçozun anlamı nedir ben anlayamadım” diyerek sordu. Sindiremedi. En sonunda  “her ne ise söz sahibine aittir” diyerek söyleyene iade etmişti.

Işıklar içinde uyu anneciğim…

Bizler kime taş attık, sopa attık, gaz attık. Kaç kişi biz orada oturduğumuz için hayatını kaybetti ya da kaç kişi kolunu, bacağını, gözünü kaybetti de bize Galatasaray Meydanı’nı yasakladınız, polisinizi üzerimize saldınız.

Sizin bütün engellemelerinize rağmen; Galatasaray ısrarımızdan vazgeçmeyeceğiz.

Annelerimize sözümüzdür;

    – Kayıplarımızı bulma ve adalet mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.

    – Gözaltında kaybetmek insanlık suçudur. Bu suçu işleyen faillerin bizimle yüzleşmesi ve yargılanması talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz.

    – Gözaltında zorla kaybetmelere karşı uluslararası sözleşmelerin imzalanması talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz.

Unutmayacağız, unutturmayacağız, affetmeyeceğiz…”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus