Gelecek Partisi, Başkanlık Kurulu’nu ve “gölge kabine” olarak adlandırılan Politika İzleme Kurulu’nu belirledi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Gelecek Partisi Yönetim Kurulu (PYK), Ankara Meyra Palace Hotel’de toplandı. Toplantıda, Parti Başkanlık Kurulu (PBK) ve Politika İzleme Kurulu (PİK) belirlendi. Kurulların belirlenmesinin ardından Genel Başkan Ahmet Davutoğlu basın açıklaması yaparak kurul üyelerini tanıttı, gazetecilerin Kanal İstanbul ve Libya ile ilgili sorularını yanıtladı.

Parti Başkanlık Kurulu 17 kişiden oluşuyor

Gelecek Partisi Başkanlık Kurulu’nda Ahmet Davutoğlu’nun AKP’den istifasını açıkladığı sırada yanında olan isimler yer aldı. Siyasi İşler Başkanlığı ve Parti Sözcülüğü’ne Selim Temurci, Teşkilat Başkanlığı’na Nedim Yamalı, Seçim ve Hukuk İşleri Başkanlığı’na Ayhan Sefer Üstün, Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanlığı’na Selçuk Özdağ, İdari ve Mali İşler Başkanlığı’na Abdullah Başçı getirildi. 17 kişiden oluşan Parti Başkanlık Kurulu’nda ayrıca, gazeteci Etyen Mahcupyan, Feramuz Üstün ve Neslihan Çevik de yer aldı.

Politika İzleme Kurulu, “gölge kabine” olarak tanıtıldı

Davutoğlu, Politika İzleme Kurulu’nu ise “Türk siyasetine kattığımız yeni bir unsur” sözleriyle tanıttı. Gelecek Partisi lideri, kurulun “yürütme erkinin bakanlık yapılanmasının yakından takip edilmesini sağlayacağını, olumlu gelişmeleri destekleyeceğini, olumsuz gelişmelere yapıcı eleştiriler getireceğini ve alternatif politikalar önerecek raporlarıyla kamuoyunu aydınlatacağını” söyledi. Ahmet Davutoğlu, kurulun “var olan bakanlık yapılanmasının doğrudan muadili” olduğunu ve “gölge kabine” olarak da adlandırıldığını kaydetti.

Politika İzleme Kurulu’ndaki başkanlık sayısı ise bakanlık sayısıyla eşit (16) oldu. Bu başkanlıklar Adalet Politikaları Başkanlığı, İçişleri Başkanlığı, Dış Politika Başkanlığı, Hazine ve Maliye Politikaları Başkanlığı şeklinde isimlendirildi. Kurulda Cuma İçten, Yusuf Ziya Özcan ve Yeşim Karadağ gibi isimler yer aldı.

“Teşkilatlanma süratle tamamlanacak, raporlar yayımlanacak”

Ahmet Davutoğlu, Parti Başkanlık Kurulu’nun her hafta düzenli olarak toplanacağını, bu toplantıların zaman zaman Politika İzleme Kurulu ile birlikte yapılacağını söyledi. Davutoğlu, Parti Yönetim Kurulu’nun da 15 günde bir toplanacağını belirterek teşkilatlanmanın süratle tamamlanması, parti görüşlerinin açıklanması ve üretilecek raporlarla Türkiye’ye yeni bir ufuk çizilmesi yolunda çalışmalarını yoğunlaştıracaklarını anlattı. Davutoğlu bu kapsamda, önümüzdeki hafta başında Kanal İstanbul’la ilgili, 2020 yılının ilk haftasında da Türkiye ekonomisi ile ilgili bir rapor hazırlayacaklarını belirtti.

“Kanal İstanbul’un ekolojik, diplomatik ve stratejik boyutu var”

Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Bakanı olduğu dönemde Kanal İstanbul projesi gündeme geldiğinde projenin Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile ilgili doğurabileceği sıkıntıları devlet içi istişarelerde paylaştığını söyledi. Davutoğlu, projenin ekolojik, diplomatik ve stratejik boyutu olduğunu kaydederek “Ekolojik olarak çok ciddi sorunlar söz konusu. Ekolojik fizibilite raporları mutlak suretle göz önüne alınmalı. Başbakanlık dönemimde bu çerçevede hazırlanan raporlardan tatmin olmadığım için birçok alanda tekrar fizibilite yapılması talimatını vermiştim. Diplomatik olarak Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en önemli anlaşmalarından ve kazanımlarından biri olduğu göz önüne alınmalı ve Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenliği konusunda sağlanan kazanımlara halel getirecek herhangi bir uygulamadan mutlak suretle kaçınılmalıdır” dedi.

“Düşman bir güç köprüleri imha ettiğinde İstanbul nasıl korunacak?”

Ahmet Davutoğlu, projenin stratejik boyutu ile ilgili ise şunları söyledi:

“İnsanlık tarihinde stratejik olarak en zor korunan coğrafi formasyonlar adalardır. Kanal İstanbul hayata geçirildiği takdirde İstanbul şehri, Avrupa Yakası, Suriçi 25-45 kilometrelik bir adaya dönüşüyor. O zaman sayın genelkurmay başkanımıza böyle bir adanın olağanüstü bir durumda nasıl savunulabileceği konusunda bir çalışma yapılması talimatı vermiştim. Düşman bir güç Boğaziçi üzerindeki üç köprüyü ve kanal üzerinde yapılması planlanan altı köprüyü imha ettiğinde ya da ülke içinde bir terör grubu buralara bir saldırı ya da darbe teşebbüsünde görüldüğü gibi kontrol etme çabası görüldüğünde ya da deprem senaryosu sözkonusu olduğunda, bu köprülerin çökmesi sözkonusu olduğunda, adaya dönüşecek olan ana İstanbul’un nasıl korunabileceği ve lojistiğin nasıl sağlanacağı konusunda çalışmalar yapılması talimatını vermiştik. Şimdi aynı kaygıları taşıyorum.”

“Endişelerimi Cumhurbaşkanı’na Ocak 2018’de ilettim”

Davutoğlu, “Bütün bu konuları Ocak 2018’de Cumhurbaşkanı ile yaptığım uzun bir görüşmede paylaşmış, Kanal İstanbul kaygılarımı iletmiş ve bir daha geri dönülmesi mümkün olmayacak bu projeden vazgeçilmesi ve yeniden değerlendirilmesi konusundaki görüşlerimi aktarmıştım” diye konuştu.

“Libya ile yapılan anlaşma doğrudur”

Davutoğlu’na Libya konusu da soruldu. Türkiye’nin Akdeniz ile ilgili hiçbir gelişmenin dışında kalamayacağını söyleyen Davutoğlu, “Libya ile yapılan anlaşma son derece önemlidir ve doğru bir adımdır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, Libya’nın uluslararası alanda tanınmış hükümetiyle çalışmalar yürütülürken ülkedeki iç savaşın seyrini doğru takip ederek, Türkiye’yi bu iç savaşta ileride telafisi mümkün olmayacak bazı risklerin içine sokmamaktır” dedi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus