STK’ler beş yıl sonra Sur’un yasaklı mahallelerine girebildi: “Kimliksiz bir kent inşa edilmek isteniyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Diyarbakır’da, Aralık 2015’te başlatılan hendek operasyonları nedeniyle kimsenin sokulmadığı merkez Sur ilçesinin yasaklı altı mahallesine yaklaşık beş yıl sonra sivil toplum kuruluşlarının girmesine izin verildi.

Mimar, Harita ve Kadastro, Şehir Plancıları Odaları ile Dünya Kültürel Miras Listesi eski yönetiminden oluşan heyetin yaptığı incelemenin ardından hazırlanan raporda, “Kentsel sit alanı olan Sur’un bu bölgesinde yıkımla başlayan ve yeni yapılaşmayla devam eden süreci değerlendirdiğimizde Diyarbakır’ın, özellikle de Sur’un özgün kent mimarisine yabancı, kimliksiz, ‘modern’, ‘soylulaşmış’ bir kent inşa edilmek istendiği görülmüştür” denildi. 

Sur’da, yasağın sürdüğü altı mahallede yaklaşık beş yıl aradan sonra aldıkları izinle inceleme yapan STK heyeti, hazırladıkları raporu Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi’nde kamuoyuna açıkladı. Raporu açıklayan Mimarlar Odası Diyarbakır Şube Başkanı Şerefhan Aydın, 2 Aralık 2015 tarihinde kentsel sit alanı Suriçi’nin altı mahallesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı ve alana giriş yasağının bugün halen devam ettiğini belirterek “Bu süre içerisinde Sur’un altı mahallesi çok büyük bir kırımla karşı karşıya kaldı. Ölüm, yıkım, göç ve acı” dedi. Oda olarak, Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 29/09/1988 tarih ve 38 sayılı kararı ile kentsel sit alanı olarak ilan edilen Diyarbakır Suriçi bölgesinde olup bitene dair Valiliğe çok sayıda yazılı başvuru yapmalarına rağmen hiçbir şekilde alanda inceleme yapılmasına müsaade edilmediğini söyleyen Aydın, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Özgün mimari yerine modern, soylulaşmış bir kent inşa edilmek isteniyor”

“Kentsel sit alanı olan Sur’un bu bölgesinde yıkımla başlayan ve yeni yapılaşmayla devam eden süreç değerlendirildiğinde Diyarbakır’ın, özellikle de Sur’un özgün kent mimarisine yabancı, kimliksiz, ‘modern’, ‘soylulaşmış’ bir kent inşa edilmek istendiği görülmüştür.”

“Sur’a ciddiyetle yaklaşılması gerekirken özensiz bir yaklaşım var”

Aydın, gözlemleri sonucunda Sur’un büyük bir yıkıma maruz kaldığını belirtti ve tahribatın bu kadar büyük ölçekte olmasının sebebinin kurumların Sur’a daha ciddi yaklaşmaları gerekirken tam tersine özensiz yaklaşmaları olduğunu söyledi. Yeni planlama ve yapımlara dair de katılımcılığı esas almayan, Ankara’dan tek merkezli kararlarla çalışmaların yürütülmesinin bu mevcut sonucu doğurduğunu söyleyen Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:

Bugüne kadar gelinen noktada kentin bileşenleri ile hiçbir iletişim kanalı kurulmamış olsa da, bundan sonraki süreçte, çalışmayı yürütenler, biz ilgili meslek örgütleri ve kentin sivil dinamiklerinin de katılacağı bir platform oluşturulmalıdır. Oluşacak platformun mevcut tabloyu dönüştürme gücüne ve tecrübesine sahip olacağını belirtmek isteriz. İlgi ve yetkili kurumlara çağrımızdır: Sur’da gelişen tahribat daha fazla büyümeden bu yanlıştan dönülmeli ve Sur’un özgün kimliğine yaraşır çalışmaların yürütülmesi için çaba sarf edilmelidir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus