Yaşamın İzleri (52): Şaziye Karlıklı ile “Bütün insan hikâyeleri politiktir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yaşamın İzleri’nin 52. bölümünde İrem Afşin, konuğu gazeteci ve biyografi yazarı Şaziye Karlıklı ile gazetecilik geçmişinden bugüne farklı insan hikâyelerine nasıl baktığını konuşuyor.

1961’de İstanbul’da doğan Şaziye Karlıklı, çocukluğunun İstanbul’undan Okmeydanı’ndaki meyve bahçelerini ve çok kültürlü yaşamı hatırlıyor. “Okmeydanı’nda Kürt arkadaşlarımla, sonra Pangaltı’da Rum arkadaşlarımla büyüdüm. Çok kültürlü bir çocukluk geçirdim, bunu hep bir şans sayıyorum” diyen Karlıklı, meraklı bir çocuk olduğunu ve çocukluğundan itibaren hep gazeteci olmayı kafasına koyduğunu anlatıyor: “Gazetecilik benim için bilinçli bir tercihti, gazeteci tanıdığı olan ve gazeteci olmak isteyen arkadaşlarıma içimden ‘Hayır, ben olacağım’ derdim. Çok meraklı bir çocuktum, yazmayı da severdim. Herhalde yazarlığa giden yol gazetecilikten geçiyor diye düşünmüştüm, öyle de oldu.” 

Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu mezunu olan Şaziye Karlıklı, 1982’de Türk Haberler Ajansı’nda başladığı kariyerine,1985’te Nokta dergisinde Ercan Arıklı yönetiminde devam ediyor. Karlıklı, Ercan Arıklı dönemindeki gazeteciliği betimlerken “Sermayenin 1980 sonrasında medya üzerinde etkisi vardı, ama Ercan Bey hep zorlukların etrafında dolaşırdı. Çok sattığımız için reklam sorunumuz yoktu. Muhabirlerin bir yol bulması için çok uğraşırdı, olması gereken gazetecilik yapılırdı. Haber yaparken fiziki koşullarımız da iyiydi, konforumuz vardı” diyor. 

Ana akım medyadan ayrılma kararı

Toplum ve ekonomi üzerine araştırmacı gazetecilik haberleri ile tanınan Şaziye Karlıklı, daha sonra Ekonomist başta olmak üzere farklı ekonomi ve haber dergilerinde 15 yılı aşkın bir süre yöneticilik yapıyor. En son Para dergisinin genel yayın yönetmenliğini üstlenen Karlıklı, ana akım medyadan ayrılma kararını gördüğü baskılar sonucunda veriyor: “90’larda artık sermaye habere çok hâkim olmuştu, sonra göreceğimiz şeyler aslında o zaman başladı. Bir banka müdürünün elektrikli tellerle çevrili yazlığının haberini yaptım, aslında küçük bir haberdi ancak sadece dergiden değil, tüm Sabah grubundan reklamları kestiler. O zaman baskı diyorduk ama şimdi biliyorum ki ciddi mobbing gördüm, öyle ayrılmaya karar verdim.”

Aktif gazeteciliği bıraktıktan sonra kurum tarihi kitapları ve kültür yayınları kaleme alan Karlıklı, Migros, YKM, İGS gibi markaların kurumsal tarih kitaplarının yanı sıra, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş gibi il tarihi kitapları ile “Cumhuriyetin Kıyafetleri” ve “Yaşayan Anadolu Takıları” kitaplarının da yazarı: “Gazeteciliği bıraktıktan sonra kurumsal ve kültürel kitaplar yazdım, en azından gazeteciliği aradan çıkardığım için dürüstlük yaptığımı düşündüm, o kitaplar bir dönem için çok baktı bana. Sponsorlu olmazsa kitap yazarak, hele de edebiyat ile çocuk okutamazsınız, ama biyografi yazmak o zamanlar da hep aklımdaydı.” 

“Arşiv bilmeyen gazeteci olamaz”

Aktif gazetecilik yaptığı dönemde ülkenin önemli figürleri ve olayları ile ilgili belge ve bilgi arşivleyen Karlıklı, bir gün yazmak için biriktirse de arşivciliğin bir gazeteci için çok önemli olduğunu düşünüyor: “Nereden geldiğimizi bilmek bugünü de özetler, arşiv bilmeyen gazeteci olmaz bence.”

Şaziye Karlıklı medyanın geçirdiği dönüşümü ise şöyle değerlendiriyor: “Bir haberi okurken güvenemiyorsun, arkasına bakman lazım. Bir mecraya gazete veya medya demen için çok temel kuralları yerine getirmesi lazım. Ama şimdi sözünü ettiğimiz medya örnekleri sanki propaganda bakanlığının broşürünü basan yerler gibi. Tanıdıklarımız da var aralarında, ama bunun sonu yok, kimseye bir faydası olmadığını biliyoruz. Eninde sonunda gidecekleri yer bir çukur. Onlar adına da üzülüyorum, ama hadi onlar umurumuzda olmasın, kendi adımıza da çok acı çekiyorum. Onlardan arta kalan birazcık alanda yer alacak yayınların ise ekonomik olarak nefes almasına izin verilmiyor. Sonuçta bize ne kalıyor, üç-beş tane zorlukla yapılmış haber… Gazetecilik yapmak gerçekten para gerektiren bir iştir, doğrulatma ve karşılaştırma gerekir. Pek çok takip ettiğimiz cesur, yürekli yayınların da buna fırsatları olmuyor, zaman zaman onlar da bu yüzden hata yapmak zorunda kalıyorlar. Bu da beni çok üzüyor, her türlü çok acınası bence.” 

Karlıklı, geleceğin dijital medyada olduğunu, haberlerin giderek özelleşeceğini ve toplumsal uzlaşma içeren konularda sosyal medyanın etkisi olduğunu da düşünüyor.

“Kendi yüreklerinin istediklerini yapan kadınlar ilgimi çekiyor”

Şaziye Karlıklı 2018’de “Benli Belkıs-Efsane Aşkların Kadını” kurmaca-biyografi romanıyla Belkıs Kemali Söylemezoğlu’nun hayatını kaleme alıyor. 2020’de Doğan Kitap’tan yayımlanan, Türkiye’nin ilk dansçılarından Emine Adalet’in hayatı ise ikinci biyografi romanı olarak okurlarla buluşuyor.

Kitaplarındaki kadın kahramanları şöyle anlatıyor Şaziye Karlıklı: “Yazdığım kadınlar antikahramanlar. Kendi yüreklerinin istediklerini yapan kadınlar ilgimi çekti. Gitmek istediği yoldan asla geri dönmeyen, düşünce kalkan ve devam eden kadınlar. Cesur ve risk alan kadınlar başarılı da olsa, başarısız da olsa hep merak uyandıran kadınlar. Emine Adalet de bu anlamda hayatını merak ettiğim bir kadın oldu, kendini hep bir üst basamağa taşımış.”

Karlıklı, son kitabının kahramanı Emine Adalet’in Atatürk’le bağını da programda açıklıyor: “Atatürk Emine’ye ‘Sen git, bizim dansları yurtdışında tanıt’ diyor ve Nazi Almanya’sına kadar giden süreci böyle başlıyor.” 

Kitaplarında sadece kahramanlarının hikâyelerini değil, dönemin özetini de veren Karlıklı, “Kahramanlarımın hikâyelerini anlatırken arka planda ülkenin siyasi, ekonomik, sosyal hikâyesi de fon olarak kendiliğinden şekilleniyor. Okuyanlara film izleme hissi veren bu olsa gerek” diyor.

Araştırmalarını yaparken resmi tarih ile güncel tarih arasındaki farklılıklar ile karşılaştığından bahseden Şaziye Karlıklı bu durumu, “Her devletin kendini koruma biçimleri var, resmi tarihe biraz bu anlamda bakmak gerektiğini düşünüyorum” diye açıklıyor. 

Üçüncü kitap yolda

Şaziye Karlıklı, programda üçüncü kitabının müjdesini de veriyor: “Yeni kitapta 1945-55 arası sosyal ve siyasal figürler üzerinden dönemi anlatmak istiyorum. Bugün yaşadıklarımızın izleri o dönemde şekilleniyor, insan hayatları üzerine gidecek bir hikâye, umarım yapabilirim.”

Karlıklı, kadın hikâyeleri ağırlıklı yazsa da ileride yazmayı düşündüğü erkek hikâyeleri de var: “Bütün insan hikâyeleri politiktir, erkek hikâyeleri de politiktir ama sanki kadın hikâyeleri daha fazla. Vazgeçmemek bence kadınların doğasında var.”

“Türkiye’de en çok içimi acıtan sorun çocuk yoksulluğu”

Kitaplarını geçtiğimiz yıllarda yerleştiği Ayvalık’ta kaleme alan ve şehir hayatından uzaklaşan Şaziye Karlıklı, Ayvalık’ı çok seviyor ve kendisini artık Ayvalıklı olarak tanımlıyor: “Ayvalık hayatın yavaş aktığı bir sahil kasabası. Bölgenin dertlerine dahil oluyorsun, seni kendinden biri yapıyor Ayvalık. Yavaş ama keyifli bir şehir. Ayvalıklıları da çok seviyorum, onlar da bizi kabul etti.”

Programın sonunda Şaziye Karlıklı, ülkenin içinden geçtiği dönemdeki birçok sorunun içinde en çok üzüldüğü konuyu şöyle aktarıyor: “Biliyorum bu durum birçok sorunla bağlantılı, ama bu dönemde Türkiye’de en çok içimi acıtan sorun çocuk yoksulluğu. Çocukların başına gelenlere çok üzülüyorum.” 

Kamera: Şemsi Can Albayrak 

Kurgu: İrem Afşin & Sercan Öztürk 

Çekim mekanı: Günce Stüdyosu, Medyascope

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus