Osman Kavala’dan açıklama: “Cumhurbaşkanı’nın müdahalesi beraat imkanını engelledi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

28 ay tutuklu kaldıktan sonra 18 Şubat günü görülen Gezi davasında beraat eden Anadolu Kültür A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin ardından ifadesi alınmaksızın, dosya üzerinden tutuklama istemiyle 8. Sulh Ceza Hâkimliği’ne sevk edildi. Kavala, “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla tekrar tutuklandı. Kavala, 15 Temmuz soruşturması kapsamında daha önce tahliye edildiği TCK’nın 309. maddesinden dün yeniden gözaltına alınmıştı. Terörle Mücadele Şubesi’nde ifadesi alınmadan savcılığa sevk edilen Kavala, 8. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından Henri J. Barkey ile yoğun temas halinde bulunduğu gerekçe gösterilerek tutuklandı.

18 Şubat 2020 tarihinde görülen Gezi davası ve sonraki süreç ile ilgili açıklama yapan Kavala, tutukluluğunun sürdürülmesinin ciddi bir hak ihlali olsa bile İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği beraat kararının olumlu yönde bir adım olduğunu düşünüyor. 

“Cumhurbaşkanı’nın müdahalesi beraat imkanını engelledi”

Sevk edildiği Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği’nce tutuklandıktan sonra yapmış olduğu açıklamada Kavala, beraat kararına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın müdahalesi olduğunu belirtti: 

“Her ne kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının gereğini yerine getirmeyip tutukluluğumu sürdürmesi ciddi bir hak ihlali olduysa da İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği beraat kararları olumlu yönde bir adımdır. Ben, Gezi Davası’ndaki temelsiz kurgunun, hukuksuzlukların, tutuklama uygulamasının, yargıdaki sorunların anlaşılmasına katkıda bulunacağını ve böylelikle onarıcı bir etki sağlayacağını ümit ediyordum. Ancak maalesef Cumhurbaşkanı’nın müdahalesi bu imkanı engelledi, bunun arkasından ilkinden çok daha hukuksuz biçimde ve mantıksız bir suçlamayla yeniden tutuklandım. İki buçuk yıl önce bana yöneltilen bu suçlamanın tek dayanağı olan Henri Barkey ile yoğun irtibatım olduğu iddiası Emniyetten gelen iletişim kayıtlarıyla uzun zaman önce çürütülmüştü. Benim 15 Temmuz darbe girişiminin planlayıcısı olduğum iddiası, Gezi protestolarını planladığım ve organize ettiğim iddiasından çok daha mantıksızdır ve yoğun bir art niyeti göstermektedir. Maruz kaldığım bu yeni hukuksuzluğun uzun sürmeyeceğini, yargıya verdiği zararın kalıcı olmayacağını ümit ediyorum.” 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus