New York Times: Kuzey Kore’de henüz koronavirüs vakasına rastlanmadı – Gerçek mi manipülasyon mu?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Onlarca yıldır süren izolasyon ve uygulanan uluslararası ambargolar, Kuzey Kore’nin halk sağlığı sistemini oldukça kötü etkiliyor ve salgınla yüzleşme kabiliyeti konusunda ciddi endişelere sebep oluyor. Ülkede bilgi akışının kontrol edilişi ve dışardan sağlık uzmanlarının ülkeye giremeyişi, dünyanın geri kalanında Kuzey Kore’nin virüsle nasıl başa çıktığı konusunda merak uyandırıyor. New York Times’ın Kuzey Kore hakkında hazırladığı koronavirüs dosyasından derlenen haberi sizinle paylaşıyoruz.

Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un 17 Mart’ta bir hastane açılışında konuşuyor.

Kuzey Kore salgını saklıyor mu yoksa test kiti azlığından dolayı tanı konamıyor mu?

Kuzey Kore Viroloji Enstitüsü’nden bilim adamı Shin Dong-yun, şubat ayı başlarında, Kuzey Kore’nin Çin ile olan kuzeybatı sınırındaki bölgede 300 kadar test yaparak ülkesinin koronavirüs salgınına karşı oldukça temkinli davrandığını kanıtlamaya çalışmıştı. Devlet tarafından yönetilen Rodong Sinmun gazetesindeki buna benzer tüm hikayeler koronavirüs salgını sırasında Kuzey Kore’de yaşanan bazı garipliklikleri akıllara getiriyor: Dünyadaki tüm ülkeler salgından yoğun bir şekilde etkilenirken Kuzey Kore nasıl oluyor da tek bir koronavirüs vakası yaşanmadığını iddia edebiliyor?

Harvard Tıp Okulu’nda ders veren ve salgın sürecinde Kuzey Kore sağlık birimlerinde çalışan öğretim üyesi Dr. Kee B. Park, “Eğer Kovid-19 hastalığının yayılmasına izin verilirse, salgın sağlık sistemini çok çabuk bir şekilde boğacak” diye konuştu. Park’a göre Kuzey Kore’nin şimdiye kadar herhangi bir vaka açıklamamasının sebebi test ve tanı için yeterli ekipman olmayışı olabilir. Ülkedeki test ve tanı kitlerinin çoğunun başkent Pyongyang’da olduğu tahmin ediliyor. Yani ülkenin kırsal kesiminde ve küçük şehirlerde hastalığı teşhis edebilecek yeterli donanım yok.

Güney Kore’deki Seul merkezli Kuzey Kore Sığınmacıları Birliği’nin Genel Sekreteri Seo Jae-pyoung’a göre ise, Kuzey Kore’nin şimdiye kadar herhangi bir vaka açıklamaması oldukça bariz bir yalana dayanıyor. Jae-pyoung, Kuzey Kore’de güvendiği bir kaynağın, mart ortasında doğu sahili kenti Chongjin’de içlerinden biri yaşlı olan dört kişilik bir ailenin virüs sebebiyle öldüğünü kendisine ilettiğini belirtiyor. Jae-pyoung’a göre, Kuzey Kore yönetiminin en son isteyeceği şey gerçeklerin ortaya çıkmasıyla yaşanabilecek bir sosyal kaos.

Geçen ay, anonim olarak çalışan muhabirlerin haberlerini paylaşan Seul merkezli medya platformu Daily NK, 200 askerin öldüğünü ve bunlardan 23’ünde koronavirüs şüphesi olduğunu iddia etmişti. Seul’de sığınmacı olarak yaşayan Kuzey Koreli gazeteci Kang Mi-jin ise, ülkedeki bütün kaynakları aracılığıyla bu iddiayı araştırdığını ama koronavirüs şüphesiyle ölen herhangi bir vaka bulunamadığını belirtiyor.

Başkent Pyangyang’da bir market dezenfekte ediliyor.

Başkent Pyongyang’da sıkı önlemler var

Kuzey Kore her ne kadar virüs gündemine karşı kendini kapatmış olarak gözükse de başkent Pyongyang’dan ve Kuzey Kore medyasından gelen haberler aslında ülkede virüsün kayda değer bir şekilde ele alındığını gösteriyor.

Sıkı denetimler altında olan ve normal şartlarda dünyadaki gelişmeler konusunda kayıtsız kalmalarıyla bilinen Kuzey Kore medya kaynakları da Güney Kore, İtalya ve ABD gibi ülkelerde virüsle beraber ortaya çıkan endişe verici durumları raporlar aracılığıyla okuyucularıyla paylaşmıştı.

Ülke içinde yapılan hesaplamalara göre, şu an Kuzey Kore’de yaklaşık 10 bin kişi karantina altında. Devlet gazetesi Rodong Sinmun da, uluslararası kaynakların bu karantinaya alma işleminden dolayı çok şaşırdığını ve Kuzey Kore yönetiminin bunu nasıl yaptığını sorguladığını duyurmuştu.

Gelen raporlar, başkent Pyongyang’da koruyucu elbise giyen çalışanların otobüslerde, tramvaylarda, sosyal alanlarda ve otellerde düzenli olarak dezenfekte işlemi uyguladıklarını belirtiyor. Giysi üreten fabrikaların çoğu maske üretimine de başlamış durumda. Karantina altındaki insanlara yumurta, et ve balık gibi sağlık gıdaları temin edebilmek için de olağanüstü bir yardımlaşma çabası olduğu belirtiliyor. 

Kuzey Kore’de işçiler dezenfektan üretiminde.

Rejimin totaliterliği salgının yayılmasının önüne mi geçiyor?

Kuzey Kore, geçmişte salgın hastalıkları, askeri isyanları, insani felaketleri ya da insanların hükümete olan inançlarını zayıflatabilecek diğer her türlü gelişmeyi susturmak ve saklamak için elinden geleni yapmıştı. Ancak Kuzey Kore, virüse karşı alınabilecek en sert tedbirlerden bazılarını diğer ülkelerin çoğundan çok daha erken aldı. Ocak ayının sonlarında bütün sınırlarını kapadı, dış ticaretinin onda dokuzunu oluşturan Çin’le gerçekleştirdiği bütün ticaretlerini askıya aldı. Kaçakçılık yapanlara göz açtırmadı ve bütün diplomatlarını Pyongyang’da bir ay boyunca karantinaya aldı. Yani totaliter devletlerin insanların hareketlerini kontrol etme konusundaki uzmanlıkları, salgınla mücadele etme çabalarına da olumlu yansıyor gibi görünüyor.

Güney Kore’de No Chain adıyla çalışan aktivist oluşumun sözcüsü Jung Gwang-il’e göre, Kuzey Kore yönetiminin alışılmadık derecede agresif önlemleri ve insanları alıkoyma üzerine olan sistemi bu sefer salgının yıkıcı sonuçlarının önüne geçebilir. Gwang-il, Çin’de salgın başlar başlamaz kuzeydoğudaki Rason kasabasındaki tüm Çinli ziyaretçilerin bir araya getirilip bir ay boyunca bir adada karantina alındıklarını belirtiyor.

Seul bazlı bir araştırma merkezi olan ve Kuzey Kore üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen DPRK Sağlık ve Refah Araştırma Merkezi’nin Başkanı Ahn Kyung-su’ya göre de, Kuzey Kore’de virüs vakalarının olma olasılığı oldukça yüksek fakat salgının boyutları Güney Kore, İtalya ya da ABD’de olduğu kadar büyük değil. Kyung-su’ya göre, Kuzey Kore vatandaşları her ne kadar devletin aldığı önlemlere sıkı sıkıya bağlı olsalar da yetersiz beslenme ve kıtlık gibi sorunlar yaşayan insanların arasında virüsün yayılmaya başlaması ve böylece zaman içinde kontrolden çıkması hâlâ mümkün.

Ülkedeki test ve tanı kitlerinin çoğunun Pyongyang gibi büyük şehirlerde olduğunu belirten Kyung-su, Kim Jong-un’un bu ayın başında bir füze testine katıldığına ve onu çevreleyen bütün askerlerin maskesiz olduğuna ve bunun da askerlerin düzenli olarak testten geçirildiklerinin somut bir kanıtı olduğuna dikkat çekiyor.

Ülkeye uluslararası yardımlar başladı

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, virüsün ülkesinin zayıf sağlık sistemine verebileceği zararların farkında. Hem yerel hem de ulusal bazı uzmanlara göre Vaşington yönetimi, 13 Şubat’ta sağlık konusunda bütün ambargoları kaldırdığını ve tüm insani yardımların geliş-gidişine izin verileceğini açıkladığında Kuzey Kore içlerinde tanı kitleri de olan yardımlar için acil bir talepte bulundu.

Siyasi analistler ise koronavirüs salgının Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’u hiç tahmin etmediği oldukça zor bir durumda bıraktığını belirtiyor. Kim Jong-un 17 Mart’ta Pyongyang Merkez Hastanesi’nin temel atma törenine katılmıştı. Ancak Kuzey Kore’de devam eden bu büyük projeler, aylarca beraber yemek yiyen ve beraber uyuyan görevlilerin ve çalışanların enfeksiyonu yayma risklerini akıllara getiriyor.

Kuzey Kore, mart ayının başlarında dış ülkelerden koronavirüs yardımları almaya başladı. Rusya 1500 adet test kiti bağışlarken Çin ise ürettiği tanı kitlerini ülkeye yollamaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler de, Kızılhaç gibi yardım grupları aracılığıyla ülkeye koruyucu ekipman, ventilatör ve tanı kitleri taşıyor ancak sevkıyatın çok yavaş olduğu belirtiliyor.

Ülkedeki toplu taşıma araçları ve trenlerin büyük kısmı düzenli olarak dezenfekte ediliyor.
Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus