Otoriter liderlerin ikilemi: Bir virüsü tutuklayamazsınız

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

New York Times’da, 6 Nisan 2020 tarihinde Declan Walsh’ın imzasıyla yayımlanan yazının çevirisidir:

“Dünyanın güçlü liderleri, kontrol atmosferi yaratmak için kendi klasik yöntemlerine geri dönüyor. Ancak bu yöntemler, kaotik bir kriz için riskli bir strateji içeriyor.”

“Koronavirüs salgını patlak verdiğinde, güçlü adamlar en iyi bildikleri yöntemlere geri döndü.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, koruyucu kıyafetler giymiş ve dezenfektanla donanmış kimyasal savaş birliklerini Kahire sokaklarına konuşlandırdı. 

Rusya lideri Vladimir Putin, koronavirüs hastalarının yattığı Moskova’da bulunan bir hastaneyi ziyaret etmek için kanarya sarısında plastik bir kıyafet giydi. Daha sonra İtalya’ya tıbbi malzeme ile dolu ve “Rusya’dan sevgilerle” sloganıyla süslenmiş 15 askeri uçak gönderdi.

Bir gazeteci hapishanesi olan Türkiye’de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, virüse karşı aldığı ‘erken’ önlemleri eleştiren birkaç gazeteciyi tutukladı ve sonrasında 50 yaşın üzerindeki her vatandaşın telefonuna sesli mesaj göndererek her şeyin kontrol altında olduğunu vurguladı.

Resmi olarak tek bir koronavirüs vakasının bile ilan edilmediği ve dünyanın en baskıcı ülkelerinden biri olan Türkmenistan’da, Cumhurbaşkanı Kurbankulu Berdimuhammedov, şifalı bitkiler üzerine yazdığı kitabını pandemiye karşı olası bir çözüm olarak tanıttı.

Dünyadaki otokrat yöneticiler, koronavirüs pandemisine cevap verirken, bu kaotik durum üzerinde tam bir kontrol ortamı sağlamak için propaganda, baskı ve güç gösterileri karışımı içeren, daha önce test edilmiş yöntemlerine dönüyor.

Liberal demokrasilerin aldığı sert tedbirler otoriter yönetimlere fırsat sunuyor

Salgını zapt etme kargaşasının liberal demokrasileri cep telefonlarına yönelik gözetim sistemleri gibi sert tedbirler almaya zorlayan kriz, otokratlara kısa vadede, dış dünyanın kendisini kınaması konusunda çok az bir riskle, halihazırda muazzam olan iktidarlarını genişletme veya rakiplerine sataşma fırsatını sunuyor.  

‘Koronavirüs yeni terörizmdir’ diyen İnsan Hakları İzleme Örgütü İcra Direktörü Kenneth Roth, acımasız güçlerin genişlemesinin virüsün kalıcı mirası olabileceğinden korkuyor: ‘Bu, kriz sona erdikten sonra uzun süre devam edeceğinden korktuğum hak ihlallerinin son bahanesi.’

Bunlara rağmen, koronavirüs salgını, güçlü liderler için potansiyel tehlikeler de barındırıyor. Rusya ve Mısır gibi ülkeler henüz virüs eğrisinin ön ucunda, yani muhtemelen birkaç hafta içinde salgının pik noktasına ulaşacaklar. Eğer Avrupa ve ABD’nin yaşadığı kadar şiddetli bir krizden etkilenirse, bu ülkelerin olağan araçları sınırlı kalabilir.

Virüs tutuklanamaz, sansürlenemez veya yasaklanamaz

Bir pandeminin ekonomik bedeli, birçok otokrasiyi destekleyen himaye ağlarını zorlayacak. Kendilerini kurtarıcı olarak tasvir eden liderler, ölü sayısının artması durumunda daha fazla suçlamaya maruz kalacaklar. Az sayıda analist -özellikle halkın kaygısının artmasıyla beraber- ani bir ayaklanmayı öngörüyor. Yıkıcı bir pandemi, otoritesi tartışmasız bir hâkimiyet yapısına dayanan liderlere olan inancı sarsabilir.

ABD’de bir düşünce kuruluşu olan Dış İlişkiler Konseyi’nde Ortadoğu ve Kuzey Afrika üzerine çalışan Steven A. Cook, ‘Her iki seçenek de mümkün’ dedi: ‘Bazı yerlerde, sıkı ve daha korkunç bir diktatörlük ile sonuçlanabilir. Diğerlerinde, her şey paramparça olabilir.’

Kriz, bazı ülkelerdeki müdahaleci ve sert kuralların lehine oldu. Petrol zengini bir otokratik monarşi olan Birleşik Arap Emirlikleri, dünyanın en yüksek koronavirüs testi oranlarından birine sahip. Singapur’un enfekte vatandaşlarını takip etmek için kullandığı bir akıllı telefon uygulamasını ise birkaç Batılı ülke dikkate alıyor.

En eski demokrasiler, tiranları koruyan taktikleri uyguluyor: Şiddetli polis güçleri, kamusal alanlardaki toplanma yasakları, askıya alınmış seçimler, kapatılmış mahkemeler, müdahaleci gözetim ve kapalı ülke sınırları.

Salgın, siyasi gerginliği olan ülkelerdeki muhalefet gücünü azalttı

Lübnan, Irak, Cezayir ve Şili’deki halk ayaklanmaları son haftalarda yavaşladı veya durdu. Toplu yapılan faaliyetlerle ilgili sağlık riskleri göz önüne alındığında, bunun yakında ivme kazanması da pek olası değil.

Bu arada otokratik liderler, ülke içi muhalefeti kırmak ve en sevdikleri söylemleri vurgulamak için krizden faydalandılar. Sisi geçen hafta yaptığı konuşmada, salgına yönelik politikalarını eleştirenleri ‘Müslüman Kardeşler’in uşakları’ olarak suçladı. Ayrıca kendisinin güvenlik birimi, koronavirüs hakkında açıklanan resmi rakamları sorgulayan bir yazı kaleme alan Guardian gazetecisini Mısır’dan sınır dışı etti.

Koronavirüs krizinin en başında, Putin’in yetkilileri -votka içen sıradan Rusları dışarıda tutarak- şarap yudumlayan Rus jet sosyetesinin Avrupa’daki kayak gezileri dönüşünde ülkeye virüs ithal ettiklerini söyleyerek onları suçlamaya çalıştı. Moskova Belediye Başkanı Sergei Sobyanin, Rus glitterati içkisi ile popüler olan Fransız kayak merkezine atıfta bulunarak ‘Courchevel‘den bir virüs valizi getirildi’ dedi. Yardımları taşıyan Rus askeri birlikleri İtalya’ya vardığında, Kremlin’in propaganda şefi Dmitry Kiselyov, ‘Avrupa Birliği’nin öldüğünü’ ilan etmek için koronavirüs krizini kullandı. 

Ancak koronavirüs, aynı güçlü liderlerin planlarını karıştırıyor

Putin, 2036 yılına kadar iktidarda kalmasına izin verecek olan referandumu iptal etmek zorunda kaldı. Çarşamba günü Rusya tarafından ABD’ye yapılan yardımın ulaştırılmasında, İtalya’ya yapılan yardımdan daha az kişi görev aldı, çünkü bir yandan Rusya’daki enfeksiyonlar da yükseliyordu.

Sisi hükümeti, virüsün en üst düzey iki generalini öldürdüğünü sessizce açıkladı ve bu haber hastalığın askeri yüksek komutanlığında yaygın olarak görüldüğü yönündeki spekülasyonları körükledi. Geçen hafta, yurtdışından dönen Mısırlıların lüks otellerde karantinaya alınacağı ve ödemeleri de bu kişilerin yapacağı açıklandıktan sonra, sosyal medyada, Sisi’nin lüks saraylarını karantina merkezlerine dönüştürmesi için çağrılar patlak verdi. Sisi bu çağrıya hızlıca bir cevap verdi ve karantina için otel ödemelerini hükümetin yapacağına dair söz verdi.

Bu gibi ülkelerdeki vatandaşlar, liderlerinin enfeksiyonların kapsamı hakkındaki gerçeği gizlemelerinden şüpheleniyorlar. Kurumların etkisini yitirdiği ve liderlerin küçük bir danışman ve yardımcı kadrosu ile çevrelendiği ülkeler, muhalifleri susturmak konusunda kolayca başarı olabilirken, ciddi ve bilime dayalı kararlar alma noktasında yetersizler.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden Roth, ‘Mikroplar sansüre saygı duymuyor’ dedi: ‘Sansür anlık eleştiriyi durdurabilir, ancak halk sağlığı krizini tetikleyebilir.’

Virüs kaynaklı küresel durgunluk beklentisi -bunu Uluslararası Para Fonu da doğruluyor-, bazı analistlerin Ortadoğu’nun Arap Baharı tarzında yeni bir ayaklanma dalgası görebileceğini düşünmelerine neden oldu. Fakat bazı analistler de, en azından kısa vadede bunun sözkonusu olmadığını söylüyor: ‘Yaşamları için endişeli olan vatandaşların, özgürlüklerinden ödün verme pahasına bile acımasız önlemleri destekleme olasılığı daha yüksektir.’ Uluslararası Carnegie Barış Vakfı’ndan (Carnegie Endowment for International Peace) Michele Dunne, ‘Sağlık krizi azalmaya başlayana kadar siyasi hareketlenme görmeyeceğiz’ dedi.

Kesin bir şey varsa, o da krizin yeni otoriter yöneticiler yaratması

Macaristan Parlamentosu geçen hafta aşırı sağcı popülist lider Viktor Orban’a -görünürde koronavirüsle savaşması için- süresiz bir şekilde kullanmak üzere geniş yetkiler verdi. Buradaki endişe, yerleşik otoriterlerde olduğu gibi, Orban’ın kriz geçtikten sonra yeni güçlerini geri vermekte gönülsüz olacağı. 

Otoriter sağcı lider Rodrigo Duterte’nin de altı aylık bir ‘felaket durumu’ ilan etmesi Filipinler’de endişe ile karşılandı.

Bu tür değişken anlarda, çok az şey tahmin edilebilir. Dunne, geçen eylül ayında Mısır’da Sisi’ye karşı yapılan nadir protestoların, ailesinin savurganca yaşadığı suçlamalarıyla körüklendiğini belirtti: ‘Önümüzdeki aylarda Sisi’nin veya ordunun koronavirüs ile başa çıkma bahanesiyle yakın çevrelerini kayırmasına dair bir algı oluşursa bunun yankıları olabilir.'”

Kapak fotoğrafı: Mısır, Nariman El-Mofty/Associated Press

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus