Medyascope araştırdı: Türkiye-Yunanistan sınırındaki mülteciler, koronavirüs salgınının başlamasıyla kaderlerine terk edildi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kamplarda kalan mülteciler, yerlerinden edilmiş göçmenler ve kapalı mekanlarda sınır dışı edilmek üzere bekletilen mülteciler, koronavirüs nedeniyle risk altında. Şubat sonundan itibaren Edirne’de sınırı geçmek isteyen binlerce mültecinin nerelere gönderdildiğini, koranavirüs salgınına karşı bir tedbir alınıp alınmadığını, akıbetlerini araştırdık.

Suriye’ni İdlib vilayetinde 36 askerin hayatını kaybetmesinin ardından ilk olarak AKP Sözcüsü Ömer Çelik bir açıklama yapmış ve “Mültecileri daha fazla tutacak durumda değiliz” demişti. Bunun üzerine Yunanistan ile Türkiye arasındaki Pazarkule Sınır Kapısı’nın açıldığı duyurulmuş ve binlerce mülteci 28 Şubat’tan itibaren Edirne’ye gitmişti. 

Mart ortasına kadar Edirne’deki bekleyişlerini sürdüren mülteciler, birçok kez Yunanistan tarafından atılan gaz bombalarına maruz kalmış, havanın soğuk olması nedeniyle zor şartlarda bu bölgede kalmaya devam etmişti. 17 Mart’ta ise mültecilerin geri gönderileceğini Medyascope’ta yaptığımız haberle duyurmuştuk. Şu anda Pazarkule Sınır Kapısı tamamen boşaltıldı. 

Mültecilerden 5 bin 800’ü kamp ve merkezlere gönderildi

Yaklaşık 20 gün boyunca sınırda karşıya geçmeye çalışan mültecilerden 5 bin 800’ü Malatya, Kocaeli, Kırklareli, Osmaniye’nin de aralarında olduğu farklı bölgelerdeki kamp ve geri gönderme merkezlerine nakledildi. Diğerleri ise İstanbul’a otobüslerle taşındı. Süreci yakından takip eden Göçmen Dayanışması’ndan gönüllüler, Malatya’ya gönderilen mültecilerle görüştüklerini, yetkililerin haberleşmelerinin önüne geçmek için kampa vardıktan bir süre sonra mültecilerin telefonlarına el koyduğunu söyledi.

Kamplara gönderilen mülteciler karantina altında tutuluyor fakat yiyecek, barınma gibi koşulların kötü olduğu iddia ediliyor. Göçmen Dayanışması Pazarkule Gözlem Grubu’ndan bir gönüllü, görüştükleri mültecilere yemek olarak pirincin üstüne su basıp verildiğini söylüyor. Bir süredir ise karantinadaki mültecilerden haber alınamıyor.

İstanbul’a bırakılan mültecilerin durumu

Kamplara götürülen 5 bin 800 mültecinin dışında, Pazarkule’de bekleyişlerini sürdüren ve illere kayıtlı olanlar ise İstanbul Esenler Otogarı’na otobüslerle taşınarak buraya bırakılmışlar. Mültecilerin, İstanbul’dan kayıtlı oldukları illere nasıl dönebildikleri ise belirsiz. Göçmen Dayanışması, bazı mültecilerin otobüs biletlerini dayanışma örgütleyerek karşıladı.

Kamptaki mültecilerin karantina süresi ise dolmak üzere. Geçen hafta kamplarda karantina altındaki mültecilere bir anket yapıldı ve süre dolduğunda ne yapmak istedikleri soruldu. Göçmen Dayanışması gönüllülerinin aktardığı bilgilere göre anketteki şıklar arasında ikameti olanların şehirlere gitmesi ya da Pazarkule Sınır Kapısı’na geri dönmek gibi seçenekler var. Bu da sınıra gitmek isteyen mültecilerin yeniden Edirne’ye gidip gidemeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nden Dr. Mike Ryan, 27 Mart’ta kendisiyle yapılan söyleşide salgın nedeniyle en hassas topluluk olarak mültecileri göstermişti. Kamplarda kalanlar kapalı bir alanda bir arada, hijyenden uzak ve temizlik malzemelerine erişimden yoksun olarak yaşamaya çalışırken bir de mültecilerin stres altında olduklarına, bazılarının kronik sağlık sorunları olduğuna dikkat çekiliyor.

“Parası bitip yolda kalan mülteciler olduğunu duyduk”

Mülteciler ve göç konularında çalışan araştırmacı Dr. Cavidan Soykan, Türkiye’de geri gönderilen mültecilerin akıbetinin belirsizliğini vurguluyor: “Bir kısmı bu uzun bekleyişin karşıya geçiş ile sonuçlanmayacağını anlayıp, kendisi geri dönüş için yola çıkmıştı. Bu yola çıkanların ne kadarı evine ve kayıtlı olduğu şehre varabildi bilmiyoruz. Önce seyahat sınırlaması, sonrasında da iller arası uygulanan geçiş yasağı nedeniyle parası bitip yolda kalan mülteciler olduğunu duyduk. Dönenlerin kayıtlı oldukları şehri terk etmeleri nedeniyle herhangi bir ceza alıp almadığını da bilemiyoruz. En önemlisi ise döndükleri yerde bıraktıkları bir işleri ve evleri kalıp kalmadığını bilemiyoruz. Örneğin; belediyelerin ihtiyaç sahipleri için yapacağı yardımdan mültecilerin de yararlandırılması gerekir. Ama gerekli başvuruyu yapacak ve bu imkandan haberdar olabilecek dil yeterliliğine sahipler mi? Bu önemli bir sorun çünkü mültecilere yardım ve hizmet sunan sivil toplum kuruluşları da salgın nedeniyle işlerine devam edemiyor. Kapandılar veya kısıtlı personelle evden çalışmaya başladılar. Bu da mültecilerin gerekli hukuki yardıma ve diğer hizmetlere tercüman aracılığıyla erişimini etkiliyor.”

Soykan, umreden dönenlere uygulanan karantina standartlarının benzerinin aynı şekilde mültecilere uygulanması gerektiğini belirtirken, “Geri gönderme merkezleri daha önce  hijyen ve kapasite yetersizliği nedeniyle pek çok habere konu olmuştu. Karantinaya alındılarsa uygun koşullarda, belli mesafeler korunarak ve gerekli sağlık tedbirleri alınarak barındırılıyor olmaları gerekir. Açıkçası ben bu konuda pek ümitli değilim” dedi.

Portekiz ve Yunanistan örneği

Portekiz hükümetinin bu konuda iyi bir adım attığını belirten Soykan, iltica başvurusu bekleyen geçici mülteci statüsünde bulunanlara ve ikameti biten mültecilere sağlık hakkına erişebilmeleri için 1 Temmuz’a kadar kayıt hakkı tanınmasını örnek gösteriyor. Dolayısıyla bu adım, göçmenleri geçici olarak vatandaş kabul etmek anlamına geliyor.

Yunanistan ise geçen çarşamba günü aldığı kararla Türkiye’den gelen 1800 mültecinin iltica başvurusunda bulunmasına izin verdi. Yine Yunanistan’da kamplarda kalan bir mülteci başvuruda bulundu ve kabul edildi. Sözkonusu mülteci, aylardır sağlık hakkına erişemediğini, bir doktor dahi göremediğini ve önceki sağlık sorunları nedeniyle koronavirüse yakalanma riski olduğunu iddia ediyordu. Mahkeme, Yunanistan’ın bir an önce kalabalık kamp koşullarında gerekli ve yeterli sağlık hizmetini sığınmacılara sunması gerektiğini, bu koşullar devam ederken adalarda yaşayan halkın sağlığını korumanın imkansız olduğunu, başvurucunun ve onun durumundaki gibi ciddi risk altında olan tüm sığınmacıların kalabalık kamplardan bir an önce bırakılması gerektiğini karara bağladı.

Birleşmiş Milletler hükümetlere çağrıda bulunmuştu

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, 25 Mart’ta mültecilerin tutulduğu mekanlarla ilgili alınması gereken acil önlemleri açıklamış, hükümetlere çağrıda bulunmuştu. 

Türkiye de hem BM hem de Avrupa Konseyi’nin belirlediği uluslararası sözleşmelere taraf ve uymak durumunda. Dr. Cavidan Soykan’a göre ayrıca hapishaneler gibi mekanlar için alınması gereken acil önlemler, göçmenlerin tutulduğu kalabalık geri gönderme merkezleri için de geçerli. Ayrıca bırakıldıkları andan itibaren de mültecilerin sağlık taramasından geçirilmeleri, bu konunun takibinin yapılması da yükümlülükler arasında yer alıyor. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus