272 gündür devam eden Su ve Vicdan Nöbeti salgın sebebiyle bitirilmek isteniyor: “Madenciler burada dururken neden biz gönderiliyoruz?”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kaz Dağları’nda yürütülen maden projesini durdurmak için 272 gündür “Su ve Vicdan Nöbeti” tutan çevreciler koronavirüs salgını gerekçe gösterilerek bölgeden tahliye edilmek isteniyor.

Alamos Gold Şirketi ve Doğu Biga Madencilik tarafından Çanakkale Kirazlı’da yapılmak istenen altın ve gümüş maden projesini durdurmak için başlatılan “Su ve Vicdan Nöbeti” 272 gündür devam ediyor. Fakat Orman Bölge Müdürlüğü, salgını gerekçe göstererek çevrecilere nöbet alanını tahliye etmeleri gerektiğini tebliğ etti. Nöbet alanında kalan yedi direnişçi ise kendilerini zaten izole ettiklerini ve şehir dışından gelmek isteyenleri kabul etmediklerini söylüyor.

Ferzan Aktaş: “Salgın başladığından beri biz zaten kendimizi izole etmiştik”

Bölgede nöbet tutan çevrecilerden Ferzan Aktaş, salgın sebebiyle kendilerini izole ettiklerini ve jandarmanın da bu durumdan haberdar olduğunu, bölgeden ayrılıp ayrılmadıklarının sürekli kontrol edildiğini söylüyor: “Salgın sebebiyle buradan tahliyemiz isteniyor. Ama salgın başladığından beri biz zaten kendimizi izole etmiştik. Hatta bulaşma riski olmasın diye dışarıdan gelmek isteyen arkadaşları da geri çeviriyorduk. Jandarmanın bununla ilgili haberi vardı. Bununla ilgili imza da aldı zaten.”

“Biz buradan gidersek maden şirketi anında çalışmaya başlayabilir”

Nöbet tutan çevrecilerin tahliyesi istenirken, aynı yerde çalışmalarına devam eden maden şirketinin tahliyesinin istenmemesi de dikkatleri çekiyor. 13 Ekim’de maden arama lisansı sona eren ve ruhsatı yenilenmeyen Alamos Gold Şirketi’nin çalışma yapmaya hakkı yok ama bölgedeki varlığı sürüyor. Aktaş, maden şirketiyle ilgili şunları anlatıyor: “Hazır halde, park halinde iş makineleri duruyor. Büyük bir şantiye burası. İçeride işçi olup olmadığını bilmiyoruz. Çalışmıyorlar ama içeride insan var. Biz buradan gidersek, anında çalışmaya başlayabilirler. Ruhsatları olmadığı halde 13 Ekim sonrasında da zaman zaman ağaç kesimleri olmuştu. Biz her seferinde sesi duyup gidip belgeledik, şikayet ettik. Böylece ağaç kesimleri durdu. Yine aynı şeyin olup olmayacağını bilmiyoruz. Onlara hiç böyle bir tahliye yapılmazken bize yapılıyor.”

“Madenciler burada dururken neden biz gönderiliyoruz?” 

Ferzan Aktaş, maden şirketinin ruhsatı tamamen iptal olduğunda zaten buradan gideceklerini söylüyor ve Salda Gölü’nde yaşananların Kaz Dağları’nda da yaşanmasından korktuklarını belirtiyor: “Biz burayı terk etmek istemiyoruz. Bu bizim sağlığımızla ilgili bir durumsa ya da halk sağlığıyla ilgili bir durumsa biz zaten izole olduk. Sağlık Bakanlığı da ‘Herkes olduğu yerde izole olsun, hiçbir yere seyahat etmesin’ demişti. Biz de bu kurala uyduk ve o esnada burada olan arkadaşlar olarak kendimizi izole ettik. Kimsenin dışarıdan gelip kalmasına izin vermedik. Kaldı ki madenciler burada dururken neden biz gönderiliyoruz? Zaten onlar buradan gittiğinde, ruhsat tamamen iptal olduğunda bizim burada başka bir görevimiz kalmıyor. Zaten gideceğiz o zaman. Buraya yerleşmek gibi bir amacımız yok. Geçen haftalarda Salda’nın başına geleni biliyoruz. Aynı şeyin burada da olmasından korkuyoruz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus