Çin ve ABD arasındaki gerilim yeni bir “Soğuk Savaş” döneminin başlangıcı olabilir

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Çin ve ABD arasında koronavirüs salgınından önce de var olan gerginlik, salgın krizi ile daha da yükseldi. ABD Başkanı Donald Trump, koronavirüsün Vuhan Teknoloji Enstitüsü’nde oluşturulduğunu, Çin’in zamanında önlem alıp dünyayı uyarmadığını, hatta ABD’deki başkanlık seçimlerine müdahil olmaya çalıştığını öne sürüyor. Çinli yöneticiler ise bu iddiaları reddederken ABD yönetimini krizi yönetemediği için hedef saptırmakla suçluyor.

Perşembe günü gerçekleştirdiği söyleşide Çin ile ABD arasındaki ilişkileri ve salgın krizini yeniden değerlendiren Trump, “Çin buna hiçbir şekilde izin vermemeliydi. Daha önce iyi bir ticaret antlaşması yaptığımızı düşünüyordum ama artık öyle hissetmiyorum” dedi.

Aynı söyleşide, önceden Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile iyi ilişkilerinin olduğunun hatırlatılması üzerine şu an Şi ile konuşmak istemediğini belirten Trump, Çin ile ilgili ne gibi bir önlem alınacağının sorulması üzerine ise “Yapabileceğimiz pek çok şey var. Bütün ilişkilerimizi kesebiliriz” diyerek cevap vermişti.

Washington Post’tan Ishaan Tharoor da 15 Mayıs günü kaleme aldığı yazıda bu konuya değiniyor. Trump’ın bu tutumunda yalnız olmadığını belirten Tharoor, Cumhuriyetçiler’in büyük kısmının da aynı yaklaşımı benimsediğini savunuyor. Pek çok senatör Çin’e karşı uygulanan yaptırımları artırma düşüncesindeyken toplum nezdinde Çin nefreti de bilerek köpürtülüyor.

Pew Araştırma Merkezi’nin son anketine göre, 2005’ten beri Amerikan toplumu arasında ölçülen Çin karşıtlığı en yüksek seviyeye çıkmış durumda. Tharoor’a göre Trump yönetimi de bunu kullanarak seçimlere giderken bu öfkeyi araçsallaştırmak ve salgın krizinin yönetilemediği gerçeğinin üzerini örtmek istiyor.

Yalnızca Cumhuriyetçiler değil, başkan adayı Joe Biden dahil Demokratlar da Çin karşıtlığını sürdürmeye devam ediyor.

Reuters’in haberine göre ise bürokratları tarafından Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e sunulan bir raporda, dünya genelinde Çin hakkında oluşan olumsuz algıların 1989’daki Tiananmen katliamı dönemindeki boyuta ulaştığı söyleniyor. Raporun sonunda ise ABD’nin Çin’deki komünist yönetimi sonlandırmaya kararlı olduğu yazıyor.

Bu raporlar Soğuk Savaş dönemini fazlasıyla andırıyor. Beyaz Saray’da görev yapan eski bürokratlardan Clete Willems CNBC’ye verdiği mülakatta, “İnsanların bu terminolojiden rahatsız olduğunu biliyorum, ancak dürüst olmamız lazım ve bence yeni bir soğuk savaşın başlangıç aşamasındayız. Eğer dikkatli olmazsak her şey çok daha kötüye gidebilir” diyor.

ABD-Çin İlişkileri Merkezi Direktörü Orville Schell ise soğuk savaşın başında olduğumuzu belirterek Çin’e karşı olan düşmanlık duygusunun her geçen gün yükseldiğini belirtiyor.

Çin’in ekonomik açıdan bir süper güç haline gelmesinde 2001 senesinde Dünya Ticaret Örgütü’ne (WTO) girmesinin büyük etkisi var. ABD ise son dönemde WTO’ya adeta savaş açmış durumda. Çin üzerine çalışan Mikko Hautari, bu bağlamda stratejik işbirliğinin devam edebileceğini ancak bir süre sonra iplerin kopmasının mümkün olduğunu söylüyor.

Eski Avustralya Başbakanı Kevin Rudd ise salgın krizinin iki ülkeyi de hem siyasî güç açısından zayıflatacağı hem de imaj açısından zedeleyeceği görüşünde.  

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus