Doç. Dr. Sinan Birdal ile söyleşi: “Yöneticilerin, halk hareketlerini her zaman şiddet olarak tanımlamasının nedeni, kendi uyguladıkları şiddetin üstünü örtmektir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Siyahi ABD vatandaşı George Floyd’un Minneapolis kentinde polis tarafından boğularak öldürülmesinin ardından başlayan protesto gösterileri ülke genelinde devam ediyor. Uzun yıllar Los Angeles’ta yaşayan siyasetbilimci Doç. Dr. Sinan Birdal, ABD’de süren eylemlerin siyasal anlamını değerlendirdi ve geçmişteki toplumsal hareketlerle karşılaştırdı.

Birdal, 1967 yılında ABD Başkanı Lyndon Jonhson’un o dönemdeki eylemlerle ilgili hazırlattığı raporu örnek göstererek siyahların sisteme itiraz etmesine neden olan gerekçelerin 50 yıldır değişmediğini vurguladı.

Birdal, geçmişteki sokak hareketleriyle bugün ABD’de süren eylemlerin farklılıklarını ve ortak yanlarını da şöyle anlattı: “Occupy Wall Street, Arap Baharı eylemleri, Syriza hatta Gezi Parkı ayaklanmaları, Hong Kong’daki, Brezilya’daki, Ermenistan’daki bütün bu protestolar bize mevcut sosyoekonomik sistemin tıkandığını gösteriyor. Ancak bu hareketler bir siyasal alternatif üretmekte de aciz kaldılar. Bunu da gösterdi. Buradaki en önemli olan, bu sokak hareketlerinin eylemleri devam ettirecek yapıları yaratıp yaratamadıkları. Ne kadar kalıcılaştıkları meselesi. Bu toplumsal hareketlerin muazzam bir toplumsal güçleri var ama siyasal bir güce dönüşmesi için bir mecraya girmesi ve talepleri dile getirmesi lazım. Her sokak hareketi siyasal bir müdahaledir ama bunu örgütlü şekle sokup sokamayacağı, dolayısıyla devamlılığının sağlanıp sağlanamayacağı çok önemli. Geçmiş sokak hareketleri bunu başaramadı.”

Eylemlerle ilgili şiddet, vandalizm eleştirilerine de değinen Birdal, Los Angeles’tan bir örnek verdi: “Los Angeles’ta yağmalanan önemli yerlerden biri Melrose Caddesi. Bu cadde özellikle hip-hop, kaykay kültürüne hitap eden ama çok pahalı giysiler, ayakkabılar satan mağazalardan oluşur. Getto kültürünün alınıp çok daha pahalı şekilde pazarlandığı bir kültürel pratik. Buralar yağmalandı, bu çok enteresandır aslında. Yağma meselesini bu açıdan değerlendirdiğinizde gettodan gelenler, gettonun kültürel ürünlerine yeniden el koyuyorlar. Burada sınıfsal bir öfke var ve haliyle her sınıfsal öfke gibi bu öfke de hâkimiyetin simgesi olan objelere yöneliyor. Medyanın ve siyasal ana akımın dili bu hadiseleri, yağmacılık ve vandalizm perspektifinden gördüğü müddetçe bunu anlamıyor veya gizlemeye çalışıyor.”

“Gezi’de de vandalizm, şiddet meselesi çok tartışıldı” diyen Birdal, “Halk hareketlerini yönetici elit her zaman şiddet olarak tanımlar. Bunun en büyük nedeni halk hareketinin ortaya çıkmasının sebebi olan şiddeti örtmektir. Yani kendi uyguladığı şiddeti gizlemek için bunu söyler” diye konuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus