Washington Post, Türkiye’deki kayyum atamalarını yazdı – “Muhalefete baskı için elverişli hedef: Seçilmiş Kürt belediye başkanları”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

2019’daki yerel seçimlerde kazandığı 65 belediyenin 45’ine kayyum atanan Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yönelik hükümet politikaları, The Washington Post gazetesinin haberine konu oldu. 

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli The Washington Post gazetesi, Türkiye’de 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra hükümetin muhalefete ve sivil topluma karşı politikalarının belediyeler üzerindeki etkilerini anlattı. Kareem Fahim’in yaptığı haberde, demokratik yollarla seçilen belediye başkanlarının görevden alınmasının, insan hakları örgütleri ve araştırmacılar tarafından ülkedeki demokrasinin büyük bir tehlike ile yüzleştiğinin sinyali olarak görüldüğü vurgulandı.

Belediyelerin hedef alınmasının “geçici bir anormallikten ziyade Türkiye siyasetinin bir parçası olduğu” belirtilen haberde HDP’li Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen ve Middle East Institute Türkiye Program Direktörü Gönül Tol’un görüşlerine yer verildi. 

Bilgen, mevcut politikaların muhalefet nezdinde korku ve belirsizlik havası yarattığını söyledi: “Her gece yattığımızda sabah tutuklanma ihtimalini düşünüyoruz. [Muhalif siyasetçilerde olan] her an içeri alınma endişesi, hukuk devleti adına çok riskli bir durum.”

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile ittifak kurmasından sonra daha da sıklaşan HDP karşıtı söylemlerinin, kendi popülaritesinde yaşanan düşüşe engel olamadığını söyleyen Gönül Tol, Erdoğan’ın büyük bir siyasi sıkıntı içinde olduğunu ve seçeneklerinin azaldığını belirtti.

Haberde, Türkiye’deki devlet yetkililerin mevcut uygulamaların tamamen hukuki olduğu ve herhangi bir siyasi motivasyon içermediği konusunda ısrar ettiği fakat hukuki bir oluşum olan HDP’nin üyelerini PKK’yı desteklemekle suçlamaya devam ettiği vurgulandı. Ülke nüfusunun yüzde 20’sini oluşturan Kürtler’in Türkiye siyasetinde yeterince temsil edilmediği dile getirilen haberde, Türk milliyetçiliğinin halen siyasi bir imtiyaza sahip olduğu belirtildi.  

Geçen hafta pazartesi günü bir başka HDP’li belediye başkanı Betül Yaşar’ın terör örgütüne üyelik suçlamasıyla tutuklandığı, başkanlık yaptığı Ağrı-Diyadin Belediyesi’ne kayyum atandığı hatırlatıldı.

HDP’nin önde gelen isimlerinden olduğu, Türkmen kökenli bir aileden geldiği ve 2017’de örgüt üyeliği suçlamasıyla altı ay hapiste kaldığı vurgulanan Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen, kendisine karşı sekiz farklı davanın açıldığını ve hiçbirinin belediye ile ilgisinin olmadığını söyledi: “Bu davaların hiçbirinin belediye başkanı olarak yaptığım işle alakası yok. Bunlar, beş yıl önce paylaştığım bir tweet veya katıldığım bir basın açıklamasına yönelik davalar.”

Ekonomisi inşaat, tarım ve turizm sektörüne bağlı Kars’ta belediye başkanlığı görevine başladığında genç işsizliğin yüzde 30’u bulduğuna dikkat çeken Bilgen, koronavirüs sürecinde şehrin ekonomisinin zorluklar yaşadığını, bunun yanında belediye çalışanlarının devlet yetkililerince sürekli olarak suçlu muamelesine maruz kalmasının işlerini zorlaştırdığını belirtti.

Haberde, belediyelere kayyum atamaları şöyle anlatıldı:

“Erdoğan, geçen seneki belediye seçimlerinden önce HDP’li belediye başkan adaylarının seçilmeleri halinde görevden alınacaklarını ısrarla vurgulamıştı. Seçimlerde İstanbul ve Ankara gibi birçok büyükşehri kaybeden iktidar partisinin lideri, seçim sonrası süreçte HDP’nin açık ara oy farkı ile kazandığı Diyarbakır, Van ve Mardin belediyelerine kayyum atamıştı. Human Rights Watch’ın (HRW) raporuna göre Şubat 2020’ye gelindiğinde 32 HDP’li belediye başkanı görevden alındı, yerlerine cumhurbaşkanınca atanan kayyumlar geçti. HRW, incelemiş olduğu 18 farklı davaya dayanarak görevden alınan belediye başkanlarının ‘tutuklamaları meşru kılacak makul bir suç şüphesi bulunmadan, gizli tanıklıklar, siyasi faaliyetler ve sosyal medya paylaşımları üzerinden genel ve belirsiz iddialardan’ yola çıkılarak tutuklandıklarını belirtiyor.”

Seçim sonrası, başta Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) olmak üzere muhalif belediyelerin Erdoğan’ın siyasi kariyerine karşı büyük bir tehdit olarak ortaya çıktığını belirten Gönül Tol, özellikle bazı belediyelerin koronavirüs sürecinde aldıkları verimli tedbirlerle kendilerini öne çıkardığını söyledi. Buna karşın Kürt seçmenin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde siyasi atmosferin ülkenin geri kalanından farklı olduğuna değinilen haberde, Wilson Center araştırmacısı Nicholas Danforth’un seçim sonuçları hakkında yazdığı yazıdan bir alıntıya yer verildi. Danforth, iktidarın, seçmenlerin siyasi hakları ve çıkarları pahasına atadığı kayyumlarla bölgedeki yerel yönetimlerin doğasını değiştirdiğini öne sürüyor.

“Kürt gençlerin Türk arkadaşlarıyla siyaset konuşmaktan çekindiğini” belirten Gönül Tol, “bu gençlerin kendilerini artık Türkiye’ye ait hissetmediklerini” vurguladı. Ayhan Bilgen ise Kürtler’e yönelik “dışlayıcı” politikaların, partisinin siyasi düzlemde Kürt halkını temsil etmesini zorlaştırdığını söyledi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus