KADEM’den İstanbul Sözleşmesi’ne destek- “Düzenlemelerden faydalanabilecek olanlar kadın ya da erkek fark etmeksizin mağdurlardır”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), İstanbul Sözleşmesi’ne destek verdiğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanlarından olan kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın başkan yardımcılığını yaptığı KADEM, İstanbul Sözleşmesi’ne destek veren açıklamasında, sözleşmeye yönelik eleştirilere 16 maddede cevap verdi.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’un 2 Temmuz’da yaptığı ve tartışma yaratan “Sözleşmeden çekilme ile ilgili hazırlık yapılıyor. İstanbul Sözleşmesi, imzalanması yanlıştı. O zaman hangi usul ile yürürlüğe girdiyse aynı şekilde kaldırılacak” açıklaması üzerine kadın dernekleri sözleşmenin içeriğini anlatmaya yönelik birçok çalışma yaptı.

KADEM de dün yaptığı açıklamada, İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkmak için kullanılan 16 argümanı yanıtladı.

Açıklamada, sözleşmeye karşı çıkılırken sıklıkla kullanılan “İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun ile kadınların kanunları kendi çıkarları doğrultusunda kullandıkları” iddiası şöyle cevaplandı:

“Öncelikle belirtmek gerekir ki bahsedilen iki düzenleme de sadece kadınları kapsamına almaz. Erkekler de dahil tüm aile fertleri -özellikle çocuklar- bu düzenlemelerin koruma kapsamına dâhildir ve bu durum hem İstanbul Sözleşmesi hem de 6284 sayılı kanun metinlerinde açıkça belirtilmiştir. Düzenlemelerden faydalanabilecek olanlar kadınlar değil, kadın ya da erkek fark etmeksizin ‘mağdur’lardır.”

“‘Koca tecavüzü’ denilen durum normal, sağlıklı ilişkiler değil, insan onuruna da İslam değer yargılarına da ters biçimde yaşanan zorbalıklardır”

İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili, “Ailenin yatak odasına kadar karışılıp ‘kocaları tecavüzcü’ ilan ettiği” iddiasına ise KADEM, “‘Koca tecavüzü’ denilen durum normal, sağlıklı ilişkiler değil, insan onuruna da İslam değer yargılarına da ters biçimde yaşanan zorbalıklardır. Bu tür zorbalıklara maruz kalan bir insanın yaşadığı şiddetten kurtulması için imkân sağlamak ailelerin yatak odasına karışmak değil, İslami öğretideki karşılığıyla mazluma yardım etmek olarak nitelenmelidir” diyerek karşı çıktı. 

“Sözleşmenin eşcinsel yönelimlerin meşrulaşmasına sebep olduğunu iddia etmek ise en hafif tabirle kötü niyetliliktir”

KADEM, iktidar temsilcilerinin ve İstanbul Sözleşmesi karşıtlarının sık sık dile getirdiği “İstanbul Sözleşmesi LGBTİ+’ya özendiriyor, LGBTİ+’yı meşru kılıyor” iddialarını ise şöyle yanıtladı: “‘Cinsel yönelim’ kavramı sadece Sözleşme’nin 4. maddesinde geçmektedir. Maddede şiddet ile mücadelede hiç kimseye ayrımcılık yapılmaması; din, dil, ırk, vb. pek çok unsurla birlikte, toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelime dayalı şiddetin de kabul görmemesi gereği vurgulanmıştır. Madde kesinlikle bir dayatma içermemektedir. Maddenin kapsamına bütün insanlar girmektedir. Zaten herhangi bir insanın şiddetten korunma şemsiyesinin dışında tutulması düşünülemez. Bu sözleşmenin eşcinsel yönelimlerin meşrulaşmasına sebep olduğunu iddia etmek ise en hafif tabirle kötü niyetliliktir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus