Cumartesi Anneleri 814. haftasında, Mardin Dargeçit JİTEM davasında adalet sağlanmasını istedi: “Çocuklarımızın katillerinin peşini bırakmayacağız”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanmasının 115. haftasında, koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesabından açıklama yaptı. 814. haftanın açıklamasının moderatörlüğünü gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak üstlendi. Açıklamayı, Cumartesi İnsanı Saliha Şanlı okudu. Açıklamada, 29 Ekim- 8 Kasım 1995 tarihleri arasında Mardin’in Dargeçit ilçesinde asker ve korucular tarafından gözaltına alınıp kaybedilen Davut Altunkaynak, Seyhan Doğan, Nedim Akyön, Mehmet Emin Aslan, Abdurrahman Coşkun, Abdurrahman Olcay ve Süleyman Seyhan için adalet istendi. 

13 yaşında gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Seyhan Doğan’ın ağabeyi Kadri Doğan, “Kardeşim Seyhan Doğan 29 Ekim 1995’te Dargeçit’teki evimizden gece saat 3’te gözaltına alındı. Ondan bir daha haber alamadık” dedi.  

“Adaletten ve hukuktan başka çaremiz yok” 

Gözaltında kaybedilen Abdurrahman Coşkun’un ağabeyi Mehmet Coşkun, “Maalesef biz öyle bir ülkede yaşıyoruz ki ne hukuk ne de bir adalet bulamadık. 1995’te yedi çocuğumuzu kaybettik. Bunlardan biri benim kardeşim. 25 senedir bu insanlar kayıp. Davamızdan vazgeçmeyeceğiz, mahkememiz sürüyor. Adaletten ve hukuktan başka çaremiz yok” diye konuştu.  

Gözaltında kaybedilen Davut Altunkaynak’ın babası Abdulaziz Altunkaynak, “Adalet yerini bulana kadar çocuklarımızın katillerinin peşini bırakmayacağız” dedi.

Yargılamanın Adıyaman’da devam ettiğini dile getiren dava avukatlarından Erdal Kuzu dosya hakkında şu bilgileri verdi: “Dargeçit JİTEM davası esasen yedi sivil insanın gerek resmi gerekse kayıtdışı olarak gözaltına alınıp infaz edildiklerini kanıtlayan net bir dava dosyasıdır. Kaybedilen yedi insanın tamamının cenazelerine ulaşıldı. Kaybedilen yedi insanın tamamının ne şekilde, hangi yöntemlerle infaz edildiği açığa çıktı.” 

Açıklamayı okuyan Cumartesi İnsanı Saliha Şanlı, geçmişle hesaplaşmış bir Türkiye talep edip, bunun için mücadele ettiklerini dile getirdi. Şanlı şöyle konuştu: “29 Ekim – 8 Kasım 1995 tarihleri arasında ağır silahlı askerler ve korucular tarafından Mardin Dargeçit’te ev baskınları yapıldı. Bu baskınlarda dört çocuk, iki lise öğrencisi ve iki kadının da aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar Dargeçit Jandarma Taburu’na götürüldü. Gözaltındakilerden 12 yaşındaki Davut Altunkaynak, 13 yaşındaki Seyhan Doğan, 16 yaşındaki Nedim Akyön, 19 yaşındaki Mehmet Emin Aslan, 20 yaşındaki Abdurrahman Olcay, 21 yaşındaki Abdurrahman Coşkun ve 57 yaşındaki Süleyman Seyhan’ı soran ailelerine ‘Sorgu sonrası serbest bırakıldılar, dağa gitmişler’ cevabı verildi. Ailelerinin tüm başvurularına rağmen onlardan bir daha haber alınamadı.”

Duruşma 2 Kasım Pazartesi günü görülecek

Olaydan dört ay sonra, 6 Mart 1996 tarihinde, Süleyman Seyhan’ın kafası olmayan yakılmış bedeninin bir kuyuda bulunduğunu söyleyen Şanlı sözlerini şöyle sürdürdü: “Süleyman Seyhan’ın ailesine bilgi veren Uzman Çavuş Bilal Batırır da Dargeçit Jandarma Taburu’nda kaybedildi. Yedi Dargeçitli’nin ve Uzman Çavuş Bilal Batırır’ın nasıl ve kimler tarafından kaybedildikleri tüm detaylarıyla savcılık iddianamesine ve mahkeme kayıtlarına geçti. Dava dosyasında sanıkların sorumluluğuna işaret eden birbiriyle tutarlı çok sayıda tanık beyanı ve bu beyanları destekleyen deliller yer aldı. Davanın 2 Kasım 2020 tarihinde görülecek duruşması vesilesiyle bir kez daha üçü çocuk, biri uzman çavuş olmak üzere sekiz kişinin Dargeçit Jandarma Taburu’nda gözaltında kaybedildikleri gerçeğini hatırlatıyor ve bu insanlığa karşı suçu azmettirenlerin, işleyenlerin hakkaniyete uygun bir biçimde cezalandırılmalarını istiyoruz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus