Sedat Pişirici ile Ekonomi Tıkırında (91): Hiçbir şey olmasa bile bir şey olmuş olmalı!

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ekonomi Tıkırında’nın 91. programında Sedat Pişirici, Merkez Bankası Başkanlığı’nda yapılan değişiklik ile Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifa muammasını değerlendirdi.

“Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, geçen cumartesi görevinden alındı. Yerine Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal atandı.” Bugün ağırlıkla bu değişikliği yorumlayacaktım ama pazar akşamı da Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Instagram hesabından istifası geldi. Eş zamanlı olarak da bakanın şahsi twitter hesabı dondu, tweetlerine ulaşılamaz oldu. Şu saate kadar ne bakandan ne bir parçası olduğu hükümetin başı ve kayınpederi olan cumhurbaşkanından ne cumhurbaşkanlığı hükümetinin sözcülerinden ne de cumhurbaşkanının genel başkanı olduğu AKP’den istifaya ilişkin herhangi bir açıklama geldi. Dolayısı ile Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifasına ilişkin muamma sürüyor! 

Bu bir krizdir. Albayrak gerçekten de istifa etmiş olabilir mi? Dediğim gibi şu saate kadar kendisinden ve hükümetten tamamlayıcı bir açıklama gelmediğine göre bu mümkün. O zaman Albayrak neden istifa etti? Cevap için önce dönüp, Merkez Bankası’ndaki değişime bakalım. 

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6 Kasım 2020 Cuma günü aldığı, 7 Kasım 2020 Cumartesi günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren kararı ile Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal’ı görevinden alarak, yerine Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal’ı atadı. Ağbal, 64. ve 65. hükümetlerde Maliye Bakanı’ydı.

Önce şunu tespit edelim. Murat Uysal, 18 Kasım 2002’de kurulan ilk AKP hükümetinden itibaren  AKP’nin ve Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarda olduğu 18 yıldaki beşinci Merkez Bankası Başkanı’ydı. Abdullah Gül’ün başbakanlığındaki ilk AKP hükümeti işe başladığında, Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti’ydi, 2001-2006 yılları arası görev yaptı. Serdengeçti’den sonra 2006-2011 yılları arasında Durmuş Yılmaz, 2011-2016 yılları arasında Erdem Başçı, 2016-2019 yılları arasında da Murat Çetinkaya görev yaptı. Ondan sonra göreve getirilen Murat Uysal ancak 16 ay görevde kalabilirken, Naci Ağbal, AKP’nin ve Erdoğan’ın altıncı Merkez Bankası Başkanı oldu.

Şunu da hatırlayalım, Murat Uysal’dan önceki Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, 6 Temmuz 2019 cumartesi günü Resmi Gazete’de yayınlanan cumhurbaşkanı kararı ile 375 sayılı KHK’nin ek 35. maddesi ile 3 sayılı cumhurbaşkanlığı kararnamesinin 2. maddesi gereğince görevinden alınmıştı. 375 sayılı KHK’nin ek 35. maddesi şöyle diyor: “Cumhurbaşkanınca süreli atanan üst kademe kamu yöneticileri, ilgili kanunlarda öngörülen görevden alma gerekçelerinin yanında kurumsal hedeflere ulaşılamaması nedeniyle de süreleri tamamlanmadan görevlerinden alınabilirler.” Yani Murat Çetinkaya, “kurumsal hedeflere ulaşamadığı” için görevden alınmıştı. Murat Uysal neden görevden alındı? Aynı nedenden, 375 sayılı KHK’nin ek 35. maddesi ile 3 sayılı cumhurbaşkanlığı kararnamesinin 2. maddesi gereğince, “kurumsal hedeflere ulaşamadığı” için.

Nedir bu kurumsal hedefler? Aslında bankanın açıkça ve sadece tek kurumsal hedefi var. O da Merkez Bankası kanununda yazıyor. Madde 4: Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamak.

Fiyat istikrarı nedir? Onu da Merkez Bankası şöyle tarif ediyor: “Enflasyon, bir ekonomideki mal ve hizmetlerin fiyatlarında gözlenen sürekli ve genel kapsamlı artışı ifade eder. Günümüzde pek çok merkez bankası; enflasyonu kontrol altında tutarak istikrarlı bir yapıya dönüştürmeye, yani fiyat istikrarını sağlamaya çalışmaktadır. Fiyat istikrarı ise para politikasının uzun dönemli temel amaçları olan büyüme ve istihdama yönelik, ekonomik birimlerin karar alma süreçlerinde etkili olmayacak ölçüde düşük ve istikrarlı bir enflasyon oranını ifade eder. Fiyatların istikrarlı olması; fiyatların hiç değişmemesi değil, genel seviyesindeki uzun süren artış (enflasyon) veya düşüş (deflasyon) eğiliminin önlenmesi anlamına gelir. Bu sayede, Türk Lirası’nın satın alım gücü, dolayısıyla bir para birimi olarak güvenilirliği korunur.”

Türkiye’nin başında, “faiz sebep enflasyon netice” diyen bir siyasi anlayış var. Buna göre, yüksek faiz yüksek enflasyona neden oluyor. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Murat Uysal’dan önceki Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’dan, o dönemde %24 olan Merkez Bankası politika faizini düşürmesini istiyordu. Erdoğan’a göre bu oran düşerse enflasyon da düşecekti. Ama Çetinkaya bu isteğe direniyordu. Bu nedenle de görevinden alındı. 

Murat Uysal, 6 Temmuz 2019’da, yine bir cumartesi günü Resmi Gazete’de yayımlanan cumhurbaşkanı kararı ile yardımcısı olduğu Murat Çetinkaya’nın yerine Merkez Bankası Başkanlığı’na atandığında ilk açıklaması, “Para politikaları araçlarını bağımsız olarak uygulamaya devam edeceğim” olmuştu. Açıklamasında bağımsızlığını vurgulayan Uysal’ın başkanı olduğu Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, art arda dokuz toplantı sonucu 2019 yılının temmuz, eylül, ekim ve aralık toplantıları ile 2020 yılının ocak, şubat, mart ve nisan toplantılarında aldığı kararlarla politika faizini %8,75’e kadar indirdi. Mayıs 2020’deki dokuzuncu toplantıda da 50 baz puanlık “ölçülü indirim” ile politika faizi oranını yüzde 8,25’e çekti. Kurul geçen haziran, temmuz ve ağustos aylarında ise politika faizinde değişikliğe gitmeyerek oranı 8,25’te sabit tuttu. Ama bütün bu süreçte döviz kurları aldı başını gitti. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu da Eylül 2020’de faizi 200 baz puan birden artırıp, 10,25’e yükseltti. Ekim ayı toplantısında ise faiz yüzde 10,25’te sabit tutuldu.

Para Politikası Kurulu 10 gün sonra, 19 Kasım’da yeni başkan Naci Ağbal başkanlığında toplanacak. Bakalım o gün faiz ne olacak? Ekonominin gerçekleri doğrultusunda yükseltilecek mi? Erdoğan’ın istekleri doğrultusunda düşürülecek mi? Ekonominin gerçekleri ne? Mesela devrik başkan Murat Uysal en son 28 Ekim 2020’de kamuoyunun karşısına çıkarak, yılın son enflasyon raporunu açıklamıştı. 

Uysal, enflasyonun 2020 yılı sonunda %12,1 olarak gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini söylemişti ki Merkez Bankası’nın daha önceki tahmini %8,9’du. Uysal, 2021 yılı sonu için %6,2 olan enflasyon tahminini de %9,4 olarak düzelttiklerini bildirmişti.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı en son enflasyon verisi ise ekim ayına ait. Buna göre ekimde enflasyon, tüketici fiyatlarında aylık %2,13, yıllık %11,89, üretici fiyatlarında aylık %3,55, yıllık %18,20, gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarında aylık %3,03, yıllık %16,51 oranında artmış. Çekirdek enflasyon ise aylık %1,97, yıllık %12 oranında yükselmiş. Ekim 2020’de, endekste kapsanan 418 maddeden, 52 maddenin ortalama fiyatı düşerken, 42 maddenin ortalama fiyatı değişmemiş. Ama 324 maddenin ortalama fiyatı artmış.

Fiyatlar genel düzeyinde istikrarlı bir artış yaşandığı ortada. Bu enkazı devralan Naci Ağbal, enflasyonu kontrol altına alabilecek mi? Bunu da Ağbal’ın kim olduğuna bakarak anlamaya çalışalım. Yeni Merkez Bankası Başkanı, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun. İngiltere’de, Exeter Üniversitesi İş İdaresi Genel İşletme Yönetimi Programı’nda yüksek lisans eğitimini tamamlamış. Kariyeri boyunca Maliye Bakanlığı’nda müfettiş, teftiş kurulu başkan yardımcılığı, Gelirler Genel Müdürlüğü’nde daire başkanlığı ve bakan danışmanlığı yapmış. 2006-2009 yılları arasında Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürü, 2009-2015 yılları arasında ise Maliye Bakanlığı Müsteşarı olmuş. 7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde AKP listesinden Bayburt Milletvekili seçilmiş. AKP’de MKYK ve MYK üyeliği yapmış, ekonomi işlerinden sorumlu genel başkan yardımcılığı görevinde bulunmuş. Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığındaki 64. hükümet ile Binali Yıldırım’ın başbakanlığındaki 65. hükümette de Maliye Bakanlığı yapmış. Parlamenter sistem sona erip cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildikten sonra da lideri onu bırakmamış, 25 Temmuz 2018’de Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı görevine getirilmiş. Yani bir nevi gölge Maliye Bakanı olmuş. Sizin anlayacağınız, Merkez Bankası’nın başında artık bağımsız değil apaçık iktidara bağımlı bir başkan var. Sizce AKP’li Merkez Bankası Başkanı, hükümet politikasından bağımsız bir para politikası izler mi? 

Tekrar geriye dönelim. Murat Uysal’dan önceki Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın göreve geldiğinde devraldığı Mart 2016 enflasyonu, tüketici fiyatlarında %7,46’ydı, görevi devrederken bıraktığı Haziran 2019 enflasyonu ise tüketici fiyatlarında %15,72. Dolayısı ile Murat Uysal’ın devraldığı enflasyon %15,72 iken devrettiği enflasyon ise %11,89. Burdan bakarsak Murat Uysal, Murat Çetinkaya’dan başarılı.

Ya politika faizi? Murat Uysal, Murat Çetinkaya’dan %24 olarak devraldığı politika faizini görevden ayrılarken %10,25 olarak bıraktı. Yani bunda da Murat Uysal, Murat Çetinkaya’dan başarılı. O zaman neden görevden alındı? Döviz kuru olabilir mi? Bakalım…

Murat Çetinkaya’nın Merkez Bankası Başkanlığı’na atandığının açıklandığı 11 Nisan 2016 Pazartesi günü Merkez Bankası’nın efektif dolar satış kuru 2 lira 84 kuruş, efektif avro satış kuru 3 lira 23 kuruş. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Murat Çetinkaya’yı Merkez Bankası Başkanlığı’ndan almaya yerine Murat Uysal’ı atamaya karar verdiği 5 Temmuz 2019 Cuma günü Merkez Bankası’nın efektif dolar satış kuru 5 lira 61 kuruş, efektif avro satış kuru 6 lira 32 kuruş. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Murat Uysal’ı Merkez Bankası Başkanlığı’ndan almaya ve yerine Naci Ağbal’ı atamaya karar verdiği 6 Kasım 2020 Cuma günü ise Merkez Bankası’nın efektif dolar satış kuru 8 lira 48 kuruş, efektif avro satış kuru 10 lira. Kurlardaki artış oranlarını varın siz hesaplayın. Ama kur artışı söz konusu olduğunda Murat Uysal döneminin Murat Çetinkaya döneminden daha sıkıntılı olduğu ortada!

Ve fakat, genel ekonomik gidişat söz konusu olduğunda ne Murat Uysal başarısızdır ne Murat Çetinkaya ne de onlardan önceki Merkez Bankası başkanları.  Durmuş Yılmaz’ı, Erdem Başçı’yı, Murat Çetinkaya’yı, Murat Uysal’ı göreve getiren de görevden alan da başbakanıyla cumhurbaşkanıyla Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarıdır. Başarısız olan, hükümet edendir. Hazine ve Maliye Bakanı da bu hükümetin bir parçasıdır.

Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanı olarak göreve başladığı 10 Temmuz 2018 Salı günü Merkez Bankası’nın efektif dolar satış kuru 4 lira 72 kuruş, efektif avro satış kuru 5 lira 53 kuruştu. Albayrak’ın bakanlığı süresince kurlar hep yükseldi. 6 Kasım 2020 Cuma günü ise Merkez Bankası’nın efektif dolar satış kuru 8 lira 48 kuruş, efektif avro satış kuru 10 liraydı. Albayrak istifa etti mi etmedi mi? Bunu hala bilemiyoruz ama piyasa istifa ettiğine inanıyor olmalı ki döviz kurları %5’ten fazla geriledi. Yani Türk Lirası, dolar ve avro karşısında %5’ten fazla değer kazandı. Hatta gram altının fiyatı bile %5’ten fazla geriledi. Borsa ise yaklaşık %3 yukarda.

Bu normal mi? Değil elbette. Normal olan, bir Hazine ve Maliye Bakanı istifa ettiğinde kurların ve altın fiyatının yükselmesi olurdu. Düşüyorsa sebebi var. Ama o sebep Berat Albayrak mıdır? Biraz önce de ifade ettim, AKP ve Erdoğan iktidarı boyunca, görevde buldukları Süreyya Serdengeçti hariç, bütün Merkez Bankası Başkanları’nı Erdoğan getirdi, Erdoğan götürdü. AKP lideri, başbakan ve cumhurbaşkanı olduğu sürece, bütün parti yöneticilerini, cumhurbaşkanını, başbakanları ve bakanları, devletin neredeyse her kademesindeki tüm yöneticileri Erdoğan seçti, atadı, görevlendirdi.

İktidar bir futbol takımıysa iktidarın başı hem kulüp başkanı, hem teknik direktör. Takım maç üstüne maç kaybederken oyuncular defalarca değiştirildi. Ama başkan-teknik direktör, bir kez olsun istifa etmeyi düşünmedi. Şimdi takımdaki oyunculardan biri, hem de başkan-teknik direktörün en vazgeçemeyeceği zannedileni, oyun planına itiraz eder gibi görünüyor. “Senin taktiğin ile gol atmamız, maç kazanmamız mümkün değil, benden buraya kadar” diyor. Ve fakat gazetecilikte geride bıraktığım 39 yılda hiç görmediğim bir şeye tanık olmak da zihnimi kurcalıyor! kKoskoca bir bakan, sadece Instagram hesabına koyduğu bir metinle mi istifa eder? Diyelim ki etti, istifa metninde bakanlık yaptığı beş yılı “At izinin it izine karıştığı, hak ve batılı ayırt etmenin zorlaştığı çetin bir zaman” olarak mı tarif eder? At kim? İt kim? Bana öyle geliyor ki hiçbir şey olmasa bile, kesinlikle bir şey olmuş olmalı! 

Değerli izleyiciler,

Bu program, adını, Timur Selçuk’un “Ekonomi Tıkırında” şarkısından alıyor. 7 Ocak 2019 Pazartesi günkü ilk programda şöyle demiştim: “Programın adı Ekonomi Tıkırında. Nereden aldık bu adı? Ankara Sanat Tiyatrosu’nun Nereye Payidar oyununda Timur Selçuk’un söylediği şarkının adı aynı zamanda. Bu vesileyle buradan da ustaya, Timur Selçuk’a bir selam göndermiş olalım.”

Timur Selçuk, 6 Kasım 2020 Cuma günü, tam da kriz varken, bunalım varken, vatandaşın ekonomisi hiç de tıkırında değilken hayatını kaybetti. Timur Selçuk’a bakanlar, kendi meşreplerine göre onda bir sosyalist, bir Atatürkçü, bir Müslüman, bir romantik görebilirler. Kim hangi yüzünü görürse görsün Timur Selçuk’un “Ayrılanlar İçin” söylediği şarkı, “İspanyol Meyhanesi”ndeki kahrı, 2010 yılında Taksim meydanında Ruhi Su Dostlar Korosu ile birlikte haykırdığı 1 Mayıs Marşı ve her fırsatta gönderdiği “Türkiye İşçi Sınıfına Selam”ı unutulmayacak.

Timur Selçuk, 70’lerin ve 80’lerin kendi deyişi ile “nöbetçi devrimci sanatçısı”ydı. Görevini yaptı, güneşin sofrasında dostların arasında yerini aldı. Huzur içinde yatsın. Türkiye işçi sınıfının başı sağ olsun.

EKONOMİ TIKIRINDA

Ekonomi tıkırında

ekonomi tıkırında

Kriz var kriz var bunalım var

Ekonomi tıkırında

Ekonomi tıkırında

İşveren zor durumda

İşçiyi bağrına basar

Reva mı bu efendim 

Bunalım bundan doğar

Ekonomi tıkırında

Ekonomi tıkırında

Kriz var kriz var

Bunalım var

Ekonomi tıkırında

Ekonomi tıkırında

Demek ki ne yapmalı

Paradan at bir sıfır

Artsın öyle fiyatlar

İşçi fazla at gitsin

Ekonomi tıkırında

Ekonomi tıkırında

Kriz var kriz var

Bunalım var

Ekonomi tıkırında

Ekonomi tıkırında

İşsizlik pahalılık

Konjonktür enflasyon

Milletçe fedakarlık

Kriz bunalım derken

Bilançoya bir baktık

Bu yıl iki misli kâr

Hayret şu işe bak sen

Nerden geldi bu kârlar

Kime gitti bu kârlar

Ekonomi tıkırında

Ekonomi tıkırında

Kriz var kriz var

Bunalım var

Ekonomi tıkırında

Ekonomi tıkırında

Kime gitti bu kârlar

Aman kimse sormasın

Kim kazandı bu işten

Şşşt

Aman kimse duymasın

Ekonomi tıkırında

Ekonomi tıkırında

Oyna vatandaş oyna

Ekonomi tıkırında

Ekonomi tıkırında

Kriz var kriz var 

Bunalım var

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus