Ekonomi Tıkırında (139): Karadeliğe sürüklenirken

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası ile oynadıkça, Türk Lirası, Amerikan Doları ve Euro karşısında değer kaybediyor, memleketin risk primi artıyor, kredibilitesi azalıyor. Ekonomi Tıkırında’ın 139. yayınında Sedat Pişirici, Türkiye ekonomisini karadeliğe sürükleyenleri anlattı.

Bundan üç hafta önce de anlatmıştım, Türkiye’yi 19 yıldır “Biliyorsunuz ben ekonomistim” diyen Recep Tayyip Erdoğan yönetiyor. AKP Genel Başkanı ve 12. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Şubat 2018’den beri de bir başka ekonomist destek veriyor: MHP lideri Devlet Bahçeli. 

Bahçeli, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi mezunu; Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden iktisat doktoralı; aynı üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Politikası Ana Bilim Dalı’nda 1987’ye kadar öğretim üyesi. Bakın Bahçeli’nin tahsili ve akademik kariyeri ile ilgili bu kadar ayrıntı biliyoruz ama öteki ekonomistin Marmara Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi’nden 1981 yılında mezun olurken aldığı diplomayı kendisinden, ailesinden ve Yüksek Seçim Kurulu yetkililerinden başka gören yok!

Sonuç olarak bu iki ekonomistten ilkinin kurduğu, ikincisinin de iktidarda tuttuğu hükümetin yönetiminde, senden benden daha milliyetçi, senden benden daha muhafazakar, senden benden daha Müslüman Cumhur İttifakı’nın yönettiği Türkiye’de, bu memleketin öz parası Türk Lirası, Amerikan Doları ile Avrupa Avrosu karşısından tuş olmuş vaziyette. Dolar 9 lira 28 kuruş, avro 10 lira 76 kuruş.

Başarıları ile herkesi kıskandıran, kalkındıkça kalkınan, güçlendikçe güçlenen, herkesin parmakla gösterdiği, dünyanın göç etmek için sıraya girdiği Türkiye’nin 9 lira 28 kuruşu, o kapitalist, o emperyalist, parasını ödediğimiz halde savaş uçağımızı vermeyen, müttefik olduğumuz halde kalbimizi kıran Amerika Birleşik Devletleri’nin parası dolardan sadece bir tanecik alabiliyor. Bizim vatandaşlarımız oralarda çalışmasa ekonomisi yerle bir olacak, koronavirüs salgını ile mücadele etmeyi dahi beceremeyen Avrupa Birliği ve onun kıskanç ülkeleri bir avro bozdurduklarında ise biz onlara en az 10 lira veriyoruz. Neden? İnattan.

Bu ülkenin güya “bağımsız” Merkez Bankası, 19 yıllık iktidarı boyunca dünün başbakanı bugünün cumhurbaşkanı ama hep Adalet ve Kalkınma Partisi’nin lideri ve genel başkanı Erdoğan’ın elinde oyuncak oldu. Şu andaki Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Erdoğan-AKP iktidarının yedinci guvernörü. Kavcıoğlu ve ondan önceki guvernör Naci Ağbal ise bu yedi Merkez Bankası Başkanı içinde açıkça AKP’li olan iki başkan. 

Bundan üç ay önce, Türkiye’nin ormanları cayır cayır yanarken, 4 Ağustos 2021 Çarşamba gecesi Erdoğan, bir özel televizyon kanalında kendisine yöneltilen soruları cevaplarken, “Bundan böyle enflasyonun daha yukarı çıkması mümkün değil. Faiz oranlarında da düşüşe geçiyoruz, yüksek faiz yok. Çünkü yüksek faiz, bize yüksek enflasyonu getirecektir” demişti. Erdoğan bunları söylediğinde dolar kuru 8 lira 47 kuruş, avro kuru 10 lira 3 kuruştu. Aradan beş gün geçti. Benim bu programda sizlere seslendiğim günün sabahında, dolar kuru 8 lira 65 kuruş, avro kuru 10 lira 18 kuruş olmuştu.

Bundan üç gün sonra 12 Ağustos 2021 Perşembe günü Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplanıp, politika faizi konusunda karar verdi. Ama Erdoğan’ın “düşecek” lafına rağmen faizi düşürmeyip %19’da sabit tuttu. Halbuki Ağustos 2021 enflasyonu %19,25 geldiğinde denmişti ki “Merkez Bankası’nın politika faizi bunun üzerinde olmak zorunda.” Ama Merkez Bankası bu laflara da tınmadı. 

Eylül 2021’de tüketici fiyatları enflasyonu %19,58 geldiğinde “Bu sefer kesin bunun üzerinde bir politika faizi belirlenir” deniyordu ama Merkez Bankası Para Politikası Kurulu bunu diyenleri ters köşeye yatırıp, 23 Eylül 2021’deki toplantısında politika faizini %18’e indirdi. 

Bu son faiz kararını veren Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, şu isimlerden oluşuyordu. Başkan Şahap Kavcıoğlu, üyeler Mustafa Duman, Elif Haykır Hobikoğlu, Uğur Namık Küçük, Emrah Şener, Semih Tümen. Önceki toplantılarda bulunanlardan Prof. Dr. Abdullah Yavaş, bu toplantıda yoktu. 23 Eylül 2021’de Merkez Bankasının efektif dolar satış kuru 8 lira 68 kuruş, efektif avro satış kuru ise 10 lira 17 kuruştu.

Söylentilere bakılırsa bu kurulda bazı üyeler, faizin düşürülmesine direnmiş. Sonuç; 13 Ekim 2021 Çarşamba günü önce Erdoğan ile Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu görüştü, sonra Erdoğan, Merkez Bankası Başkan Yardımcıları ve aynı zamanda Para Politikası Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Semih Tümen ve Dr. Uğur Namık Küçük ile Para Politikası Kurulu Üyesi Prof. Dr. Abdullah Yavaş’ı görevden aldı. Boşalan Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı koltuğuna, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Başkan Yardımcısı Taha Çakmak, Para Politikası Kurulu Üyeliğine ise Prof. Dr. Yusuf Tuna atandı. 

Enflasyon yükseldiği halede faizin düşürülmesi dolar kurunu yükseltmeye başlamıştı, Erdoğan’ın, Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’ndan soğuduğu ve her an değiştirebileceği haberleri üzerine kur 9 liraya kafa atmıştı. Bu ortamda Kavcıoğlu değil de yardımcılarının değiştirilmesi dahi dolar kurunu 9 liranın üzerine çıkardı.

Üç gün sonra, 21 Ekim 2021 Perşembe günü, yine Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısı var. Şahap Kavcıoğlu’nun açıklamalarından anlaşılan o ki politika faizi en az 100 baz puan daha indirilip %17’ye çekilecek. 13 Ekim’den beri Amerikan Doları ve Avrupa Birliği Avrosu karşısında düzenli olarak değer kaybeden Türk Lirası daha da değer kaybedecek.

“Maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz ki dolar kuruna bakıyorsunuz” diyen sersemler ile “Dolar en az 9 lira olmalı ki ihracatta avantajımız olsun” diyen ahmaklar arasında oyuncağa dönmüş Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu kriz de faizi düşümeye inat etmiş bir iktidarın yalan yanlış politikaları ile giderek derinleşecek.

Bu iktidar ve iş dünyasındaki destekçileri, bindikleri dalı kesiyorlar. Hadi Erdoğan bilmiyor, Bahçeli fark etmiyor, hükümette bakanlık verdikleri, partide ekonomik işleri emanet ettikleri de mi memleketin nereye savrulduğunu görmüyor? Hadi onlar görmüyor, iş dünyasının anlı şanlı örgütleri, TOBB’u, TÜSİAD’ı, MÜSİAD’ı, İstanbul’un, Ankara’nın, İzmir’in, Bursa’nın, Adana’nın, Antep’in sanayi odası, ticaret odası da mı memleketin sürüklendiği karadeliğin farkında değil. Şu anda hepimiz gerçekten aynı gemideyiz. Yok mudur “Bu iş yanlış oluyor” diyecek, “Kral çıplak” diye haykırabilecek bir vicdan sahibi? Eğer yoksa, vay halimize!

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus