TBMM grup toplantıları – Devlet Bahçeli’den Bülent Arınç’a: “Siyaset eskisi bir şahsın, Kavala ile Demirtaş’a güzellemeler yapması çarpıklıktır, ahmaklıktır, suçluyu övmektir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Derleyen: Özgür Özdemir & Okan Yücel

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) dört partinin grup toplantısı bugün yapıldı. Liderlerin grup toplantılarındaki konuşmalarında öne çıkanlar şöyle:

İlk grup toplantısı İYİ Parti tarafından yapıldı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, koronavirüsle mücadele kapsamında alınan önlemlerin yetersiz olduğunu vurguladı ve “Gelin, en az 14 günlük bir karantina uygulayın” dedi. Akşener, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini eleştirmeye bu hafta da devam etti. “Bu ucube sistemin bizzat kendisi sorun üretiyor” diyen Akşener, organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’nın Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik tehdit içeren sözleri üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, “Sayın Erdoğan ‘Adalette reform’ dedin, ertesi gün, ana muhalefet partisinin lideri tehdit edildiğinde, suspus oldunuz” diyerek eleştirdi.

Akşener’in konuşmasından öne çıkanlar şöyleydi:

Meral Akşener: “Bu ucube sistemin bizzat kendisi sorun üretiyor”

Akşener, bugün yapılan grup toplantısında cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini eleştirmeye devam etti. Akşener, “Bu sistem Türkiye’yi, Türkiye de bu sistemi artık taşıyamıyor. Nitekim, damat gidiyor, dolar düşüyor. Kayınpeder konuşuyor, dolar yine yükseliyor. İktidarın, küçük ortaklarıyla birlikte, ülkemizi soktuğu bu kısır döngü, Türkiye’yi daha fazla taşıyamaz. Bu ucube sistemin bizzat kendisi sorun üretiyor. En büyük yapısal çözüm, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden vazgeçip, iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmektir” diye konuştu. 

“Ana muhalefet partisinin lideri tehdit edildiğinde, suspus oldunuz”

Meral Akşener, Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adalet ve reform çıkışlarını ise şu sözlerle eleştirdi: “Durumu reform vaatleriyle idare etmeye çalışıyorlar. Ama ilk günden anladık ki çaresizlik içinde yapılan bu açıklamaların hiçbirinde samimi değiller. Sayın Erdoğan, ne sende bahsettiğin reformları yapacak siyasi irade var ne ekibinde bu reformları hayata geçirecek nitelik var. ‘Adalette reform’ dedin, ertesi gün, ana muhalefet partisinin lideri tehdit edildiğinde, suspus oldunuz.”

“14 gün karantina uygulayın”

Akşener, hükümetin koronavirüsle mücadele kapsamında yeni aldığı önlemleri de eleştirdi. Koronavirüsle mücadele için 14 gün karantina uygulanması gerektiğini belirten Akşener, şunları söyledi: “Buradan Sayın Erdoğan’a bir kez daha sesleniyorum, en az 14 günlük bir karantina uygulayın. Aşı umuduna kadar Türkiye rahatlasın. Ama bunu yaparken işletmeleri ve çalışanları ayakta tutacak tedbirleri almayı ihmal etmeyin. İşletmelere ve çalışanlara nakit desteği verin. İktidarın bu yanlış tercihinin sonuçlarını, hep birlikte yaşıyoruz. Yarım yamalak alınan önlemler, destek görünümlü krediler yetmiyor. İşletmeler kapanıyor. Vatandaşlarımız işsiz kalıyor.” 

“Damat inadının bedeli 135 milyar lira”

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, istifa eden eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ı ve Erdoğan’ı eleştirdi.  Erdoğan’ın sık sık kullandığı “Faiz sebep, enflasyon neticedir” sözlerini eleştiren Akşener, “Yanlış teşhis, yanlış tedavi demektir. Hastalığı yenmek için önce teşhisi doğru yapmak lazım. Ne var ki Sayın Erdoğan hatada ısrar ediyor. Son iki yılda, yanlış borçlanma stratejisinin bütçemize maliyeti 135 milyar lira oldu. Sayın Erdoğan’ın partili cumhurbaşkanlığı sistemi ve damat inadı bize 135 milyar liraya mal oldu. Salgınla mücadele için, bütçeden millete yapılan doğrudan yardımların 13 buçuk katı, ağaların dillerinden düşürmedikleri faiz lobisine fazladan ödendi. Çelişkiye bakar mısınız? Bir yandan iki lafın birinde faiz lobisinden şikayet ediyorlar, diğer yandan faiz lobisine en çok parayı kendileri kazandırıyorlar. Türk ekonomisi, bu iktidar yüzünden, her yıl yurtdışına 15 milyar dolar faiz ödüyor” dedi.

Devlet Bahçeli, Bülent Arınç’a seslendi: “Fitne elebaşı”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme dair önemli açıklamalar yaptı. Bahçeli, organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’ya “Dava arkadaşımdır” diyerek yine sahip çıktı. Bülent Arınç’ın iş insanı Osman Kavala ve eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile ilgili sözlerini de eleştiren Bahçeli, Arınç’a “Fitnenin elebaşı” diye seslendi. Bahçeli, “Cumhur İttifakı, Türkiye’nin yegâne umududur” diye konuştu.

Devlet Bahçeli’nin konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç’ın iş insanı Osman Kavala ve eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile ilgili sözlerini eleştirdi. Bahçeli, “Siyaset eskisi bir şahsın, Kavala ile Demirtaş’a güzellemeler yapması çarpıklıktır, ahmaklıktır. Bu, suçluyu övmektir. Demirtaş teröristtir, ‘Devran’ isimli kitap terör propagandasıdır. Bizim nazarımızda aksini iddia eden kim olursa olsun bölücüdür, terörsevici ve fitnenin elebaşıdır” dedi. 

“Cumhur İttifakı Türkiye’nin umududur”

Bahçeli, konuşmasının önemli bir bölümünü Cumhur İttifakı’na ayırdı. İttifakın devam ettiğini belirten Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü: “Cumhur İttifakı ile ilgili akla hayale sığmayan dedikoduları ibretle takip ediyoruz. Cumhur İttifakı’nın kolonlarının çatırdadığını söyleyenlerden tutun da bu dönüşte ‘MHP’ye yer yok’ diyenlere kadar pek çok şey söylenmiş. Bazıları da ‘Gelişmeler bir rota değişikliğine işaret ediyor’ diyecek kadar akıl noksanlığını ispat etmiştir. MHP ile AK Parti, iki kahraman millet eseridir. Biz harcarsak sadece hainleri harcarız. Cumhur İttifakı, siyaseti pazarlık üzerine inşa etmemiştir. Cumhurbaşkanımızla hukukumuz, Türkiye düşmanlarının kafalarının alamayacağı kadar tutarlı, ilkeli, karşılıklı hürmet ve muhabbete dayalıdır. Kara kediler başka yerde dolaşsın. Cumhur İttifakı, Türkiye’nin yegâne umududur. Cumhur İttifakı yaşayacaktır, reformları bir bir hayata geçirecektir.” 

“Alaattin Çakıcı benim dava arkadaşımdır”

Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na tehdit ve hakaret mektupları yazan organize suç lideri Alaattin Çakıcı’ya sahip çıkmaya devam etti. Bahçeli şöyle konuştu: “Alaattin Çakıcı benim dava arkadaşımdır, şehidimizin oğludur, vatan millet sevdalısıdır, üzerine atılı suçların bedelini yaklaşık 20 yıl cezaevinde kalarak ödemiş ülküdaşımızdır. Ülkücüden mafya, mafyadan da ülkücü olmaz, olamaz. Alaattin Çakıcı’nın bu devlete, bu millete nasıl hizmet ettiğini bilenler bilir, bilmeyenler de kendileri bilir. Kılıçdaroğlu’nun Alaattin Çakıcı’ya ‘mafya lideri, yeraltı dünyasının karanlık yüzü’ demesi bizim nezdimizde yok hükmündedir. Çakıcı bebeklere kurşun sıkmadı, karakolları ateşe vermedi, polisimize silah çekmedi. Kılıçdaroğlu eğer mafya görmek istiyorsa birlikte yürüdüğü anayasa hazırladığı teröristlere baksın.”

“CHP zihniyeti virüsün bulaşma hızından memnun mudur?”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun bulaşıcı hastalıktan ölüm verilerini açıklamasını da Bahçeli, şu sözlerle eleştirdi: “İBB’nin vefatlarla ilgili Sağlık Bakanlığı’nı tekzip eden açıklamalarının itibar edilecek hiçbir yanı yoktur. Siyasi çıkar peşinde koşup devlet ile vatandaş arasında güvensizlik oluşturmaya çalışmak gafilce bir anlayıştır. Belediye işlerinden başka her şeye dil uzatan bu kendini bilmezin maksadı nedir? Yoksa CHP zihniyeti virüsün bulaşma hızından memnun mudur? Yalan bilgilerin paylaşıldığını ima etmek virüs kadar tehlikelidir.”  

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ise bugün bir kadın grubu gerçekleştirdi. Parti grubu adına konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Yarın, yani 25 Kasım tarihi uluslararası kadına yönelik şiddetle mücadele günüdür. Bu yüzden bugün bir kadın grubu gerçekleştiriyoruz” diyerek sözlerine başladı, konuşması boyunca kadın mücadelesinden ve kadınların elde ettiği kazanımlardan bahsetti.

“Erkek iktidarlara karşı gücümüzü gösterme zamanı, şimdi bizim zamanımız”

Buldan konuşmasına erkekler tarafından katledilen kadınları anarak başladı: “2013 yılında 237 kadın katledilmişti. 2019 yılında 474 kadın erkek şiddetiyle katledildi. Bu yıl ise şu ana kadar 453 kadın katledildi. Kelimenin tek anlamıyla bir kadın kırımı yaşanıyor. Her gün kadınların ölüme sürüklenmesine tanık oluyoruz. Kadının canına, bedenine, emeğine yönelik suçlar AKP hükümeti tarafından önlenmek istenmiyor. İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmadığı her gün kadınlar savunmasız bırakılmaya çalışıldı. Ne olursa olsun bu yüzyıla kadın mücadelesi damga vuracaktır ve HDP kadın mücadelesinin önemli bir bileşenidir. Erkek iktidarlara karşı gücümüzü gösterme zamanı. Şimdi bizim zamanımız.”

“İktidar suçu teşvik etmektedir”

Şiddete karşı var olan yasaların uygulanmadığını vurgalayan Pervin Buldan, bu durumun şiddet yanlılarının teşvik ettiğini belirtti. Buldan, “Yasaları uygulamayarak kadınları güvencesizliğe mahkûm eden bu iktidar, diğer taraftan da cezasızlık politikasını istikrarlı biçimde uygulayarak suçu teşvik etmektedir. Özellikle Kürt illerinde kolluk güçleri tarafından Kürt kadınlara zulmedenlerin korunduğunu biliyoruz. Buradan sesleniyoruz. Üniformalarının arkasına saklanan failleri korumaktan vazgeçin. Musa Orhan başta olmak üzere, Kürt kadınlara karşı en alçak suçları işleyen kim varsa unutmayacağız” diye konuştu.

Geçen hafta sonuçlanan Kemal Kurkut davasına da değinen Buldan, “Kemal Kurkut davası da bir kara leke olarak AKP dönemindeki insanlık ayıplarına eklenmiştir. AKP döneminde sayısız çocuk devletin silahıyla vuruldu” dedi.

“Bu iktidar reform yapamaz”

Buldan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “reform yapma vaatleri” hakkında da şu değerlendirmede bulundu: “AKP’nin reform çıkışını gördük son zamanlarda. Bu ülkede bir reforma tabii ki ihtiyaç var. Ancak bu reformu AKP ve MHP yapamaz. Yarattıkları krizi yönetemeyince ‘Reform zamanı geldi’ demeleri, işledikleri tüm suçların itirafıdır aslında. Yargıyı tek sorumluymuş gibi göstermeye çalışıyorlar. Yine ‘Kandırıldık’ diyecekler. Peki ‘AYM kararına saygı duymuyorum’ ya da ‘Mevzuata takılmayın’ diyenler siz değil misiniz?”

“Kürtler’in birbirleriyle bir hesaplaşması yoktur”

Pervin Buldan son olarak, yeni bir Kürt siyasi hareketinin ortaya çıkma ihtimaline dair konuştu. Buldan, “Ben bütün Kürt halkına buradan seslenmek istiyorum. Kürtler’in birbirleriyle bir hesaplaşması, çatışması yoktur. Kürtler’in meselesi, Kürtler’i bir halk olarak yok etmeye çalışan anlayıştır. Şimdi zalimlerin oyunlarına gelmeden birliğimizi sağlayarak dünyadaki diğer halklar gibi hakkımızı elde etmek için mücadele etme zamanıdır. Bunu bütün Kürt yapıları çok iyi görmelidir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sözlerine cumartesi günü (21 Kasım) hayatını kaybeden Cumartesi Annesi Zeycan Yedigöl’ü anarak başladı. Kılıçdaroğlu konuşmasının büyük bölümünü öğretmenlere ayırırken, konuşmasının sonunda “dokunulmazlık” üzerinden hükümete seslendi.

“Almanya ve İtalya’yı şiddetle kınıyorum”

CHP lideri Kılıçdaroğlu, uluslararası sularda Türk yük gemisine yapılan müdahale hakkında şöyle konuştu: “Bizim gemimiz uluslararası sularda durdurularak arandı. Kaptanın elleri havada. Ne oluyor? Benzer bir olay Filistin’e giderken öldürülen insanlarda yaşanmıştı. Bir gece yarısı kanun çıkartan hükümet o insanların hakkını almadan davamızı geri çekti. Almanya’yı da İtalya’yı da bizim gemimize yaptıkları baskın dolayısıyla şiddetle kınıyorum. Hükümetten çok açık ve çok net bir tepki bekliyorum. Biz çağdaşlaşma istiyoruz ama Batı’nın Türkiye’ye karşı çifte standart uyguladığı açık.”

“Öğrenciler denek haline getirildi, öğretmenlik değersizleştirildi”

Kılıçdaroğlu “24 Kasım Öğretmenler Günü” vesilesiyle konuşmasında öğretmenlerin sorunlarına geniş yer ayırdı. İlk olarak, eğitim sistemini eleştiren CHP lideri, “18 yıldır Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bütün çocuklara denek muamelesi yapılmıştır. Bugün Öğretmenler Günü. Öğretmenlerin bugün mutlu olması gerekmez mi? Devlette liyakatin yerini torpil alınca bugünkü noktayla karşı karşıya kaldık. Her öğretmenin başka bir derdi, sıkıntısı var. Son 15 yılda öğretmenlik fazlasıyla değersizleştirildi” dedi.

“Öğretmenleri diğer devlet memurlarından ayıracağız”

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında öğretmenler için yapacakları yasal düzenlemeleri de şöyle açıkladı: “Biz, öğretmenler meslek kanunu çıkaracağız. Hâkimler ve savcılar için nasıl ayrı bir kanun varsa öğretmenler için de yapacağız. Diğer devlet memurlarından ayıracağız. Öğretmeni toplumda en saygın konuma getireceğiz. Hiçbir öğretmen yoksulluk sınırının altında maaş almayacak. Eğitim yatırımları için özel yasal düzenleme yapacağız.”

“Öğretmenlere en büyük değeri Atatürk vermiştir”

Kılıçdaroğlu açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Öğretmenlere en büyük değeri Mustafa Kemal Atatürk vermiştir. Bugünkü iktidar sahipleri bir kez olsun öğretmenlerin öneminden bahsetmiş midir? Hâlâ iktidarın peşinden giden bir öğretmen varsa ben ona ögretmen demem.”

“Bilim Kurulu’nun orada ne işi var?

Salgınla mücadele kapsamında alınan yeni tedbirlerin yetersiz olduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, “Virüs belli saatlerde kol geziyor ama belli saatlerde bulaşmıyor öyle mi? Bilim Kurulu’na da değinmek istiyorum. Aranızdan bir sözcü seçip ‘Şu önlemler alınmalıdır’ diyemediniz. Madem dediklerinizi yapmıyorlar, senin orada ne işin var?” dedi.

“Yoksullara 6 milyar, tefecilere 119 milyar ödediler”

Kemal Kılıçdaroğlu salgın döneminde vatandaşa yeteri kadar maddi yardım yapılmadığını belirtirken bütçenin “tefeciler” için hazırlandığını söyledi: “Yılbaşından beri 655 milyar lira vatandaştan vergi alınmış. Yurtdışı ve yurtiçindeki tefecilerden alınan borçlar var. Merkez Bankası kasasından satılan dövizler ile toplam 1 trilyon 891 milyar lira kullanılmış. Bu para nereye gitti peki? Memura, esnafa, emekliye mi? Hayır. Yoksullara 6 milyar 310 milyon lira karşılıksız para verdiler. Toplam karşılıksız ödenen para 8 milyar, kullanılan para 1 trilyondan fazla. Bu süre içinde tefecilere ne kadar para ödediler? 119 milyar lira. İşte bunların ekonomiden anladıkları bu.”

“Dokunulmazlığımı kaldırmazsanız namertsiniz”

Kılıçdaroğlu sözlerini dokunulmazlık konusunda hükümete meydan okuyarak tamamladı: “Benim dokunulmazlığımı kaldırmazsanız namertsiniz, vatan hainisiniz. Bu kadar açık söylüyorum. Sizden mi korkacağım? Bir canım var vatanıma, bayrağıma, memleketime feda olsun.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus