İklim Haber ve KONDA Araştırma: “Türkiye’de toplumun yarısı iklim krizini koronavirüsten daha büyük bir tehdit olarak görüyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İklim Haber ve KONDA Araştırma, Türkiye kamuoyunun iklim değişikliği algısını ölçmek ve giderek derinleşen iklim krizi hakkındaki görüşlerini öğrenmek için bir anket çalışması yaptı. Türkiye çapında 3 bin 431 kişi ile yüz yüze yapılan anket, salgın süreciyle birlikte artan çevresel farkındalığı da irdelemeyi amaçladı.

İklim Haber ve KONDA Araştırma tarafından yapılan “Türkiye’de İklim Değişikliği ve Çevre Sorunları Algısı 2020” anket çalışmasının sonuçlarına göre:

  • Türkiye’de her iki kişiden biri, iklim krizinin koronavirüsten daha büyük bir kriz olduğunu düşünüyor.
  • Her 10 kişiden yedisi, iklim değişikliği için endişeli olduğunu söylüyor.
  • Toplum, koronavirüs sonrası ekonomik toparlanma için tarım ve yenilenebilir enerjiye yatırım yapılmasını istiyor.
  • Toplumun yüzde 75’i iklim değişikliğine karşı yeşil alanların korunması gerektiğini öne sürüyor.
  •  Yüzde 85’i ise ekonomik kalkınma için ormanların kesilmesine karşı.

 “İklim krizi diye bir şey yoktur” diyenlerin oranı yüzde 6,5

“Kimileri iklim değişikliğinin koronavirüsün yarattığından daha da büyük bir krize, tahribata yol açacağını söylüyor. Sizin düşüncenizi şimdi okuyacaklarımdan hangisi daha iyi açıklıyor?” sorusuna, katılımcıların yüzde 51,5’i “Evet, iklim krizi virüsten daha büyük krizdir” yanıtını verdi. “İklim krizi de ciddi ama o kadar acil bir mesele değil” yanıtını verenlerin oranı yüzde 42 olurken “İklim krizi diye bir şey yoktur” diyenlerin oranı yüzde 6,5’te kaldı.

Araştırma aynı zamanda, iklim değişikliğinin Türkiye’de her 10 kişiden yedisini endişelendiğini gösterdi. Görüşülen kişilerin yüzde 14,7’si “çok endişeli” olduğunu belirtirken yüzde 54,6’sı, “endişeli” olduğunu söyledi. Sonuçlar ayrıca, Türkiye’de toplumun yüzde 71,4 gibi bir oranla iklim değişikliğinin, insan faaliyetlerinden kaynaklandığını bildiğini gösterdi.

“Yeşil alanlar korunmalı” ve “Termik santraller kapatılmalı”

“Türkiye iklim değişikliğine karşı ne yapmalı?” sorusuna katılımcıların yüzde 75,7’si “yeşil alanları korumalı”, yüzde 38,5’i “ulaşımdan kaynaklı karbondioksiti azaltmalı”, yüzde 30,4’ü ise “binalarda enerji verimliliğini artırmalı” yanıtını verdi. Ankete katılanların yüzde 23,1’i “termik santraller kapatılmalı” derken “uluslararası anlaşmalara uyulmalı” cevabı yüzde 15,6 oranını buldu.

Benzer bir cevap başka bir soruda daha ortaya çıktı. “Ekonomik kalkınma için ormanlar kesilebilir” cümlesine dair katılımcıların yüzde 55’i “kesinlikle yanlış”, yüzde 29,4’ü ise “yanlış” cevabını verdi. Araştırma, yaklaşık yüzde 85’lik bir kesimin kendini bu yargının karşısında konumlandırdığını gösterdi.

Salgının olağanüstü koşulları nedeniyle araştırmaya, “Koronavirüs sonrası hangi sektörlere yatırım yapılmasını gerekli görüyorsunuz?” sorusu da eklendi. Salgının ekonomik etkilerini derinlemesine yaşayanların, iyileşmede ne yapacaklarını görmeyi hedefleyen bu soruya, katılımcılardan yüzde 53’ü “tarım”, yüzde 36,5’i “yenilenebilir enerji”, yüzde 13’ü “kömür, gaz gibi yakıtlar”, yüzde 8,7’si “inşaat” cevabını verdi.

İklim Haber Yayın Yönetmeni Barış Doğru, anket çalışması ile ilgili şöyle konuştu: “Anket çalışmasında dikkat çeken noktalardan biri, sorulara verilen yanıtlarda farklı siyasi görüş, parti ve kimliklere göre çok belirgin bir fark olmaması. Aynı şekilde eğitim düzeyleri bile sonuçları çok fazla değiştirmiyor. Bu anlamda, siyasi bir kutuplaşma yaşayan Türkiye’de iklim ve çevre konusunda ortada belirgin ve geniş bir konsensüs olduğu söylenebilir. Bu da, iklim ve çevre sorunlarına eğilecek bir politik ve ekonomik yönelimin halkın desteğini alacağını açık bir şekilde gösteriyor.”

Anketin sonuçlarını yorumlayan Prof. Dr. Erinç Yeldan, “Çalışmadan elde edilen sonuç ve değerlendirmeler, Türkiye’de ankete katılan kişilerin büyük bir çoğunluğunun iklim krizinin boyutlarının farkında olduğunu gösteriyor. Ancak belki daha da önemlisi, bu sorunların sorumlularının kim ve nerede olduklarının bilindiğini ve çözüm önerilerinin de bilinçli olarak düşünüldüğünü anlatıyor” dedi. Yeldan, Türkiye toplumunun yeni yeşil düzen ve fosil yakıtlara dayalı üretim ve tüketime son çağrılarına verdiği olumlu yanıtların umutları tazeleniğini sözlerine ekledi.

Sonuçları değerlendiren KONDA Araştırma Genel Müdürü Bekir Ağırdır ise geleceğe odaklanmak gerektiğinin altını şu sözlerle çizdi: “İklim değişikliğinden çevre kirliliğine, temiz içme suyundan petrole ve madenlere, doğal kaynakların azalmasından hayvan ve bitki türlerinin azalışına dek bir dizi sorun insanlığın yerküreye hoyrat davranışının bir sonucu. Başka nedenlerin yanı sıra, insanların doğaya müdahalesinin, doğal yaşamın ekolojik dengesini bozmasının, bu tür küresel salgınlara yol açacağı öngörülüyordu. İklim bilimcilerse iklim değişikliğinin de en az salgın kadar, hatta daha da büyük tahribata yol açacağını öngörüyorlar. Makul bir ses tonuyla ama toplumun ihtiyaç ve taleplerini, duygularını da dikkate alan, geleceği gösteren yeni bir söyleme geçmemizin zamanı gelmiştir.” 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus