Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması’nın sonuçları açıklandı: “Kutuplaşmadığımız alan kalmamış gibi gözükse de içinde bulunduğumuz koşulları görüp kendimize ayna tutmamız gerekiyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları 2020” adlı araştırmasının sonuçları, Prof. Dr. Emre Erdoğan ve Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci tarafından bugün (22 Aralık Salı) düzenlenen çevrimiçi basın toplantısında açıklandı.

Birincisi 2015, ikincisi 2017 yılında yapılan Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması’nın üçüncüsü, Türkiye’deki kutuplaşmanın seviyesini gözlemlemenin ötesinde, çoğulcu demokrasinin temelini zayıflatan ve çoğunlukçu demokrasinin önünü açan faktörlere odaklanıyor.

Türkiye’nin 18 yaş üstü nüfusunu temsil eden 4.006 kişiyle, 29 ilin mahalle ve köylerinde bulunan 500 örneklem noktasında kasım ve aralık aylarında yapılan yüz yüze görüşmelere dayanan araştırma, toplumsal uyum ve barışı tehdit ederek toplumu dezenformasyona alet eden kutuplaşma olgusunun önüne geçilmesine yönelik stratejiler ve araçlar üretmeyi amaçlıyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 34’ünün kendilerini AKP taraftarlarına, yüzde 22’si CHP taraftarlarına yakın görürken, yüzde 11’i MHP, yüzde 9’u HDP ve yüzde 9’u da İYİ Parti taraftarlarına yakın hissediyor.

Araştırmaya katılanlara sorulan “En uzak hissedilen siyasi parti taraftarları” sorusuna verilen cevaplara göre ise katılımcıların yüzde 40’ı kendilerini en uzak hissettikleri parti taraftarları olarak HDP’lileri gösterirken, yüzde 23’ü AKP ve yüzde 14’ü CHP taraftarlarını işaret etti..

Projenin Bilimsel Koordinatörü Prof. Dr. Emre Erdoğan’a göre, Türkiye’deki siyasal iklim, liderlerin söylemleri ve kurulan parti ittifakları üzerinden düşünüldüğünde bu bulgunun anlaşılması çok daha kolay.

“Duygusal siyasal kutuplaşmanın” da üzerinde durulan araştırma, üç temel noktada ötekileşmeyi anlamaya çalışıyor: Parti taraftarları arasındaki sosyal mesafe, parti taraftarlarının duydukları ahlaki üstünlük ve diğer parti taraftarlarına karşı güdülen siyasal hoşgörüsüzlük.

Araştırmaya göre çocuklarının beraber oyun oynamasını, evlenmesini, iş yapmasını, komşu olmayı istemeyen grupların, diğer bir gruptan uzak durma isteğini gösteren sosyal mesafe kriterine bakıldığında, Türkiye’de “birlikte yaşama arzusu” bir hayli düşük.

“En uzak hissedilen parti taraftarlarına karşı ahlaki üstünlük” kriterlerine bakıldığında ise parti taraftarlarının “vatansever, ülke yararına çalışan, onurlu, açık fikirli, zeki ve cömert” gibi olumlu sıfatların hepsini yakın oldukları partilerin taraftarları için uygun gördükleri ortaya çıkıyor. Katılımcılar “ikiyüzlü, bencil, kibirli, zalim, ülkeye tehdit oluşturabilecek ve bağnaz” gibi olumsuz sıfatları ise diğer parti taraftarları için uygun görüyor.

Belirli bir gruba mensup insanların diğer gruplara karşı hoşgörülü davranıp davranmadığını ölçen “siyasal hoşgörü kriterine” göre ise Türkiye’de siyasal hoşgörüsüzlük oranı yüzde 40 düzeyinde.

Kimlikler ve parti taraftarları arasında 2015 yılından itibaren bir “örtüşme” olduğu sonucuna ulaşan araştırmaya göre, Türkiye’deki kişilerin kendilerini tanımladıkları tek bir kimlik yok. Kimliklerin nasıl şekillendiği ve hangi kimliğin ne zaman ön plana çıkacağı ise ülkenin içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal koşullara göre değişiyor. Araştırma bulgularına göre, görüşülen kişiler için en önemli kimlik yüzde 18 ile “Türklük”.

Parti taraftarlarının hangi kimlikler ile örtüştüğünü ölçen Mütekabiliyet Haritası’na bakıldığında ise AKP taraftarlarının dindar ve muhafazakârlar, MHP taraftarlarının milliyetçiler ve ülkücüler, İYİ Parti taraftarlarının eğitimli ve modern insanlar, CHP taraftarlarının Atatürkçüler, laikler ve Aleviler, HDP taraftarlarının ise Kürtler ile kendilerini özleştirdikleri gözlemlendi.

Araştırmaya göre, siyasal kutuplaşmanın kendini gösterdiği alanlardan biri de “konu bazlı kutuplaşma”. Kasım ve aralık aylarında kamuoyunda sıklıkla tartışılan Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi, Kanal İstanbul’un yapılması, anadili Türkçe olmayanların kendi anadillerinde eğitim alabilmeleri, otoyol ve köprüleri yapan firmalara gelir garantisi verilmesi, belediyelere yerine kayyum atanması, Libya’daki asker varlığı, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü ve Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesi gibi konular, farklı partiler ve parti taraftarları tarafından farklı şekillerde yorumlanıyor. Araştırmaya göre istisnası olarak, Türkiye’nin geçen aylarda Karadeniz’de doğalgaz bulduğunu açıklaması ise bütün siyasi parti taraftarları tarafından benzer şekillerde yorumlanıyor.

Araştırmaya yönelik dikkat çeken bir diğer bulgu ise farklı parti taraftarlarının “kaygıları” sözkonusu olduğunda ortak bir noktada buluşabilmeleri. Kasım ve aralık aylarında yaşanan depremler ve mart ayında dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını tüm parti taraftarları için ortak bir endişe kaynağı. İşsizlik, fiyat artışı ve koronavirüs salgını ülkenin en önden gelen sorunları olsa da parti taraftarlarının hangi konuyu öncelediğini gösteren Mütekabiliyet Haritası’na bakıldığında AKP taraftarları koronavirüs ve terör gibi konulara, İYİ Parti taraftarları Suriyeli mültecilerin varlığıyla birlikte kadınların ve gençlerin sorunlarına, CHP taraftarları işsizlik ve enflasyona, HDP taraftarları ise Güneydoğu ve Kürt sorununa odaklanıyor.

Geçen yaz gündeme gelen İstanbul Sözleşmesi ile ilgili tartışmalarından haberdar olup olmama durumunu da kamuoyunda sorgulayan araştırmanın bulgularına göre, kadına yönelik şiddetin yaygınlığında uzlaşmalar görülürken bu sorunun sorumlusunun kim olduğuna ilişkin görüşler farklılaşıyor. Kamuoyunun yarısının İstanbul Sözleşmesi’nden haberdar olmadığını belirten sonuçlara göre, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin yaygın olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 88. Parti taraftarları, kadına yönelik şiddetin azalması konusunda ise sorumluluğun kimde olduğuna dair farklı görüşler belirtiyor.

Araştırmaya katılanlar, Türkiye’nin en büyük dostu olarak Azerbaycan’ı gösterirken Türkiye’ye en büyük tehdit oluşturan ülkeyi ise Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olarak görüyor. Dış politika konusunda somut bir uzlaşı olsa da dış politikanın nasıl yürütülmesi konusunda parti tarafları arasında farklılıklar bulunuyor.

Partilerin uzlaşı sağladıkları bir diğer nokta ise Batılı ülkelerin Türkiye’yi bölme çabasında olduğu yönündeki inancı temsil eden “Sevr Sendromu”. Araştırmanın bulgularına göre, araştırmaya katılanlar, bir ve dört arasında değişen Sevr Sendromu endeksinde üçün üzerinde konumlanıyor. 

Mart ayından dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını da Türkiye’de kutuplaşmanın olmadığı bir başka konu. Tedbirlere uyma, tedbirleri destekleme ve koronavirüs ile mücadelede hedeflenenler konusunda toplumun genelinde bir uzlaşma var.

Araştırmaya yönelik dikkat çeken diğer bulgular şöyle:

  • AKP taraftarlarının yüzde 57’si ve MHP taraftarlarının yüzde 37’si ülkenin iyi bir yola gittiğini düşünürken, gelecek bir yıl düşünüldüğünde AKP’lilerin yüzde 44’ü ülkenin, yüzde 39’u ailelerin ekonomik durumunun iyiye gideceğini düşünüyor. Muhalefet kanadında ise bu oran çok düşük seyrediyor.
  • AKP’lilerin yüzde 71’i ve MHP’lilerin yüzde 51’i muhalefetin, hükümetin işlerini yavaşlattığını düşünürken CHP’lilerin yüzde 91’i, HDP’lilerin yüzde 82’si ve İYİ Partili’lerin yüzde 87’si iktidarın diğer partiler tarafından denetlenmediğini düşünüyor.
  • Yarın Avrupa Birliği’ne (AB) tam üye olunması konusunda yapılacak bir referandumda MHP taraftarları yüzde 50 ve AKP taraftarları yüzde 42 oranında “Hayır” oyu kullanacaklarını belirtirken, İYİ Parti, HDP ve CHP taraftarlarının verdiği oran yüzde 50 ve yüzde 60 seviyeleri arasında değişiyor.
  • Herhangi bir sebepten dolayı önümüzdeki dönemde Türkiye dışında başka bir ülkeye yerleşmeyi isteyenlerin oranı yüzde 21,5 iken, bu oranın en büyük kısmını yüzde 43.5 ile HDP taraftarları oluşturuyor.
  • Türkiye’de en çok güvenilen kurumlar sırasıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, Sağlık Bakanlığı ve Türk Tabipleri Birliği.
  • Toplumda Türkiye’nin uluslararası alandaki çıkarlarının korunması için gerektiğinde ülke dışında silahlı güç kullanılmasının gerekli olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 52,3 iken barışı güvence altına almanın en iyi yolunun müzakere olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 59,9.
  • Koronavirüs hakkında en çok güvenilen ilk üç kaynak ise Sağlık Bakanlığı, Türk Tabipleri Birliği ve televizyon kanalları. 

Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları 2020 Araştırması’nın verilerine buradan ulaşabilirsiniz.

Derleyen: Senem Görür

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus