Katledilen Dr. Aylin Sözer’in öğrencisi Gizem Dülger: “Açsan doyurur, üzgünsen dinler, mutluysan seninle şımarırdı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışan Dr. Aylin Sözer, 29 Aralık öğle saatlerinde İstanbul Maltepe’deki evinde katledildi. İddiaya göre cinayetin ardından delillerden kurtulmak için evi yakmaya çalışan zanlı Kemal Ayyıldız, olay yerine gelen polis ekipleri tarafından gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemede tutuklanarak cezaevine gönderildi. Medyascope’a konuşan Aylin Sözer’in öğrencisi Gizem Dülger, Sözer’i, “Açsan doyurur, üzgünsen dinler, mutluysan seninle şımarırdı” sözleri ile anlattı.

“Her gün onlarca öğrenci onunla bir anını paylaşabilmek, kahve içip sohbet edebilmek hatta fotoğraf çektirmek için sıraya girerdi”

Aylin Sözer’in öğretim görevlisi olduğu İstanbul Aydın Üniversitesi’nde 2014 yılında eğitim görmeye başlayan Gizem Dülger, Dr. Aylin Sözer ile ilk tanıştığı zamanı şöyle anlatıyor:

“2014 yılında İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde kesişti yollarımız. Okul Öncesi Öğretmenliği 3. sınıf öğrencisi olarak geçiş yaptığım ve belki de hayatımın en büyük dönüm noktası kararımın sonucu olan yerde. Bizim bölüm her zaman kalabalıktır, hemcinslerinle rekabet çoktur, hırsı boldur, herkes ile anlaşman zordur. Nasıl alışacağımı düşünürken Aylin Hoca ile tanıştım. Derse kıpkırmızı saçları, kocaman gülümsemesiyle geldi. Yeni cadılarına, yani geçiş yapan ben ve diğer kız öğrencilere ‘Aramıza hoşgeldiniz’ dedi ve bir anda o sınıfın, o yerin parçası oluverdik. Sihirli güçleri vardı sanki, etrafındaki her insanı güzelleştiren ve bir araya toplayan. Bu kadar sevilip, sevgisini herkese yetiren bir insan, daha da önemlisi bir akademisyen, bir öğretmen daha önce hiç görmemiştim. İletişimde sorun yaşayan biri olur, elektriği tutmayan, sebepsiz hoşlanmayan birileri mutlaka olur değil mi? Ama onun yoktu. Hele ki bizim bölümde asla yoktu. Okul Öncesi’nin rock star’ıydı adeta. Her gün onlarca öğrenci onunla bir anını paylaşabilmek, kahve içip sohbet edebilmek, hatta fotoğraf çektirmek için sıraya girerdi. Asla abartmıyorum inanın bana.”

“En az tanıdığı öğrencinin bile en yakın arkadaşı kim, kahve mi, çay mı içer bilirdi”

Dülger, Aylin Sözer’in hayat dolu bir öğretmen olduğunu söylüyor ve “Öğrencilerinin hepsinin dertlerini, sıkıntılarını bilirdi” diyor. Gizem Dülger için Aylin öğretmeni, her zaman örnek aldığı ve idol olarak gördüğü bir insan:

“Kampüste onun masasını asla boş bulamazdınız. Fakültedeki çoğu öğrenciyi tanırdı, dersine girmesi gerekmeksizin. Tanımak derken sadece adını bilmekten bahsetmiyorum. En az tanıdığı öğrencinin bile en yakın arkadaşı kim, kahve mi, çay mı içer bilirdi. Cadılarının ise her şeyini bilirdi. Erkek arkadaşının burcunu, annesinin komşuyla kavgasını, gece yurtta çıkan olayları, ay sonu cepte biten paraları… Açsan doyurur, üzgünsen dinler, mutluysan seninle şımarırdı. Ve bütün bunların yanında, ona duyulan bu kocaman sevginin yanında, herkesin saygısını asla kaybetmezdi. Nasıl bir dengedir düşünsenize. Az önce birlikte kahve içip espri yaptığın, üniversiteli genç hallerinin en saçma hikayelerine güldüğün kadının dersindesin ve o kadın senin en saygı duyduğun, dersini en dikkatli dinlediğin öğretmen. Her insan bunu başaramaz. Bir anda her şey olurken karşındaki insana o sınırı çizmek çok zordur. Ama o sınırı bile asla kendi çizmezdi, biz çizerdik. O bütün ihtişamıyla en büyük idoldü her zaman ve sahip olunabilecek en havalı üniversiteli arkadaş.”

“Her zaman neşeli, her zaman kahkaha atan, bizimle dans eden, bizimle gülen bulunmaz bir örnekti”

“Kaçırdığım sabah derslerinin bitimine yetişirdim ki güne sohbetiyle başlayabileyim. Sonra bütün gün dersler ayrı bir keyifle geçerdi. Proje ödevlerimiz ise ayrı bir olay elbette. ‘A’ almak yetmezdi kimseye. Muhakkak Aylin hocadan ‘uçurdunuz’ duyulacak. Yaptığın işin en iyisini yapmamızı isterdi, yani uçmamızı isterdi. Sınır tanımadan bütün yaratıcılığımızla özgürce uçmamız içindi bütün teşvikleri. ‘Uçtuk mu, uçtuk mu?’ diye gözlerinin içine bakar beklerdik. Her zaman uçamazdık tabii. İnanın en düşük nottan beterdi o uçamayışlar. Yine de cesaretlendirirdi, desteklerdi. Sunum sırasında karşımıza geçer, dört yaşında çocuk olur, bizimle yaşardı dersi. Hatanı asla yüzüne vurmaz, öyle güzel düzeltirdi ki kendini asla kötü hissetmene izin vermezdi. Her zaman neşeli, her zaman kahkaha atan, bizimle dans eden, bizimle gülen bulunmaz bir örnekti. O kadar özledim ki derslerini.”

 “Asla siyah beyaz fotoğrafların olmayacak, sen kızıl kraliçesin unutma!”

Dülger, kendisini Aylin Sözer’in öğrencisi olduğu için çok şanslı hissettiğini ve tıpkı öğretmeni gibi kendisinin de öğrencilerinin hayatına dokunmak istediğini söylüyor:

“Ben çok şanslıydım. Onun öğrencisiydim, aynı meslek aşkıyla onun ışığıyla devam ediyorum yoluma. Peki ya onunla hiç tanışamayanlar? Ondan el alıp öğretmen olamayacak olanlar? Ellerinden kızıl saçlı bir kalple öpülemeyecek küçük çocuklar? Geleceğimizden kaybettik. Sen benim elimi öptün, yüreğime dokundun ya hocam, aynısını ben yapıyorum şimdi tüm çocuklarıma. Dediğin gibi elimi bırakmamaları için tüm çabam, hayatlarına dokunabilmek için tekrar tekrar. Öyle güzelsin ki , hep öyle kalacaksın, sakın unutma. Asla siyah beyaz fotoğrafların olmayacak, sen kızıl kraliçesin unutma! İçimizdeki çocukla ve o çocuğa öğrettiklerinle büyümüş gibi yapıyoruz sadece. Hâlâ çılgınız, uçuyoruz. Sen hiç merak etme. Her şeyi senden öğrendim, iyi ki öğrettin, ışıklar içinde uyu kızıliçem.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus