İSTANBUL (Medyascope) – Ruşen Çakır, PanoramaTR’nin Haziran araştırmasını değerlendirdiği yayınında, CHP’deki mutlak butlan sürecinin yeni bir parti ihtimalini güçlendirdiğini söyledi. Çakır, olası oluşumun yalnızca CHP tabanına değil, farklı seçmen gruplerine de hitap edebilmesi halinde daha geniş bir destek yakalayabileceğini dile getirdi.
Videonun özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Ruşen Çakır, CHP’deki mutlak butlan sürecinin yeni bir parti ihtimalini güçlendirdiğini belirtti.
- Yeni parti, yalnızca CHP tabanından değil, farklı siyasi gruplardan da destek alabilir.
- Çakır, yeni partinin başarılı olması için farklı toplumsal kesimlerden isimleri de bünyesine katması gerektiğini vurguladı.
- Özgür Özel ve Mansur Yavaş gibi isimlerin yeni partideki rolleri, etkin bir liderlik için kritik olabilir.
- Yeni oluşumun öncelikli hedefi, CHP yönetimine değil, iktidara yönelik eleştiri olmalıdır.
CHP’de mutlak butlan kararının ardından yaşanan gelişmeleri değerlendiren gazeteci Ruşen Çakır, yeni bir parti ihtimalinin giderek güçlendiğini söyledi. PanoramaTR’nin Haziran araştırmasına atıfta bulunan Çakır, kamuoyunun büyük bölümünün mutlak butlan kararını hukuki değil siyasi olarak değerlendirdiğini, CHP seçmeninin de büyük ölçüde seçilmiş yönetimin yanında durduğunu aktardı.
Araştırmanın, olası yeni partinin yalnızca CHP tabanından değil, farklı siyasi eğilimlerden de oy alabileceğine işaret ettiğini belirten Çakır, bu ihtimalin geçmişte yaşanan siyasi dönüşümlerle benzerlik taşıdığını söyledi.
“AKP örneği dikkatle incelenmeli”
Çakır, olası yeni parti tartışmasını, 2001 yılında kurulan AKP örneği üzerinden değerlendirdi. Fazilet Partisi’nin kapatılmasının ardından kurulan AKP’nin yalnızca Milli Görüş tabanından değil, merkez sağ ve merkez soldan da destek alabildiğini hatırlatan Çakır, benzer bir başarının ancak yeni bir siyasi söylemle mümkün olabileceğini ifade etti.
Çakır’a göre, kurulacak yeni oluşumun kendisini yalnızca “gerçek CHP” olarak tanımlaması durumunda hareket alanı daralabilir. Bunun yerine CHP’nin geleneksel seçmen kitlesini aşan yeni bir siyasal perspektif sunması gerektiğini söyledi.

“Yeni yüzler belirleyici olabilir”
Yeni partinin başarısında kadro tercihlerinin de önemli olacağını belirten Çakır, yalnızca CHP’den gelecek milletvekilleri ve il başkanlarının yeterli olmayacağını söyledi. AKP’nin kuruluş sürecinde farklı siyasi geleneklerden isimleri bünyesine katmasının önemli bir avantaj sağladığını hatırlatan Çakır, benzer şekilde farklı toplumsal kesimlerden yeni isimlerin katılımının belirleyici olabileceğini ifade etti.
Ancak mevcut siyasi atmosferde iktidarın baskıları nedeniyle bu isimleri bulmanın kolay olmayacağını da vurguladı.
“Partinin yüzü kim olacak?”
Çakır, olası yeni partide liderlik meselesinin de önemli başlıklardan biri olduğunu söyledi. Ekrem İmamoğlu’nun sürecin başındaki konumuna rağmen cezaevinde bulunması ve iletişim imkanlarının sınırlanmasının yeni tabloyu etkilediğini belirten Çakır, Özgür Özel’in ise son dönemde beklenenden daha güçlü bir siyasi performans sergilediğini ifade etti.
Muharrem İnce’nin yeni partiye katılıp katılmasının belirleyici olmayacağını söyleyen Çakır, buna karşılık Mansur Yavaş’ın nasıl bir tutum alacağının önemli olacağını dile getirdi.
“Öncelik iktidar eleştirisi olmalı”
Çakır, kurulacak yeni partinin enerjisini CHP içi tartışmalara değil, iktidar eleştirisine yöneltmesi gerektiğini söyledi.
Hareketin temel hedefinin CHP yönetimine değil, Türkiye’nin yönetimine talip olduğunu seçmene anlatmak olması gerektiğini belirten Çakır, bu stratejinin yeni oluşumun başarısı açısından kritik olacağını ifade etti.
Deşifreyi hazırlayan: Gülden Özdemir
Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar.
Dün Panorama TR‘nin Haziran araştırmasını Direktörü Hatem Ete ile konuştuk ve yayınladık. İzlemediyseniz çok şey kaçırdınız derim. Orada ana konu tabii ki mutlak butlan sonrası seçmen tercihlerinin nasıl değiştiği, değişebileceği üzerineydi ve tahmin edildiği gibi büyük bir çoğunluk, hangi partiden olursa olsun, bu kararın yanlış olduğunu ve hukuki değil siyasi olduğunu düşünüyor. Ve CHP seçmenlerine bakıldığı zaman da yüzde 80’e yakınının Özgür Özel ve arkadaşlarına destek verdiği görülüyor. Ve yeni parti ihtimalini de bu araştırma bize gösteriyor, yeni partinin tutma ihtimalini. Çünkü burada çok ince bir husus var: Yeni partinin CHP seçmeni dışında seçmenden oy alabilme ihtimali var. Burada ben Hatem’e AKP’yi hatırlattım. AKP’nin olayı biliyorsunuz; Fazilet Partisi Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılınca Erbakan kurmaylarına Saadet Partisi’ni kurdurdu. Fakat yenilikçi kanat, Tayyip Erdoğan liderliğindeki yenilikçi kanat bunu fırsat bilip kendi partisini, Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurdu ve ondan sonra girdiği ilk seçimde sadece Milli Görüş tabanından değil, onun çok ötesinde, özellikle dağılmış olan merkez sağ ve kısmen merkez sol partilerden oy alarak tek başına iktidara geldi 2002 sonunda.
Şimdi burada benzer bir olay olabilir mi? Yani burada şöyle bir soru var ortada: Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılmak zorunda kalacak olan ekip… Ki gidişat o yönde, çünkü Kılıçdaroğlu sürekli il başkanlarını görevden alıyor, çok kişiyi disipline sevk ediyor, partiden ihraç ediyor ve burada değişimcilerin partide kalmasını iyice imkânsız hâle getiriyor ve bir de tabii ki bir yasal sınırı var Temmuz’un 22’si yanılmıyorsam, Temmuz ayına girdik zaten ve onu söylüyordu Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş yönetimi, ona da çok fazla bir şey kalmadı. Ve zaten Özgür Özel sürekli olarak yeni bir yol açmaktan bahsediyor. İşte şimdi burada en önemli sorulardan birisi şu: Bu parti öz hakiki CHP mi olacak? Yani şunu mu diyecekler: ‘‘Orada, siyasi iktidarın atadığı bir yönetim var Cumhuriyet Halk Partisi’nde, Kılıçdaroğlu ve arkadaşları ama gerçek CHP biziz, adımız şu — değişik isimler telaffuz ediliyor — ama biz esas CHP’yiz ve seçimden sonra bir şekilde CHP’yi geri kazanacağız.’’ Bunu mu söyleyecekler?
Bu çok yüksek bir ihtimal, yani hiç yabana atılmaması gereken bir ihtimal ama orada şöyle bir soru var: Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendisinin oy oranı en son 2024 yerel seçimlerinde yüzde 37’ye çıktı, olağanüstü bir skordu. Ama daha sonra yapılan kamuoyu araştırmalarında yüzde 30 civarında seyrediyor. Şimdi siz burada bu yüzde 30’u bölüşmeye mi girişeceksiniz? Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının ne kadar oy alacağını bilmiyoruz. Ben ciddi bir oy alabileceklerini düşünmüyorum, ama siyaset bu belli olmaz diyelim fakat tek başına ülke barajını aşabilecek bir durumda olmayacaklardır Özgür Özel ve arkadaşları ayrılırsa. Ama yine de öteki tarafı, yeni parti bir gerçek CHP havasında giderse kendini baştan sınırlamış olur. Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kuranlar ne demişlerdi: ‘‘Biz Milli Görüş gömleğini çıkardık, biz yeni bir partiyiz, biz şunu savunuyoruz, bunu savunuyoruz Milli Görüş’ten farklı olarak, Avrupa Birliği başta olmak üzere.’’ Bunları savunduklarını söylediler ve o siyasi kriz ortamında — çünkü Türkiye’de çok ciddi bir kriz yaşanmıştı — birinci parti olabildiler. Diğer partilerinden umudu kesmiş olanların, kararsız seçmenin oyunu alabildiler ve şöyle aldılar: ‘‘Ya bunlar da artık zaten Erbakancı değiller, onu söylüyorlar’’ dendi.
Şimdi burada, Türkiye’de bir CHP meselesi var. CHP’nin sabit bir oyu olmakla birlikte, sabit bir nefret eden oyu da var. Yani şöyle söyleyelim: yüzde 25-30 civarında oy alıyorsa Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’de en azından bir yüzde 30 CHP’ye asla oy vermeyi düşünmüyor, belki daha fazla. İşte şu anda onu nasıl yapacakları meselesi çok önemli olacak, kendilerini nasıl savunacakları meselesi çok önemli olacak ve CHP’yi aşan yeni bir perspektif sunmaları hâlinde, CHP’ye oy vermemiş olan, oy vermeyi düşünmeyen seçmenden de oy alabilme imkânları var. Bir bu. İkincisi, kimler kuracak bu partiyi? Tabii ki akla Özgür Özel ve onun kurmayları geliyor, milletvekilleri geliyor ve mevcut çoğu görevden alınan il başkanları geliyor, bunlar geliyor. Bunlardan ibaret bir Cumhuriyet Halk Partisi… Diyelim ki şöyle olacak: Yeni parti kuruldu, işte “Şu tarihte Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanlığı yapan 60 kişi yeni partide” diyeceğiz ya da 2023’te seçilen ve sonradan katılanlar da var, ‘‘Cumhuriyet Halk Partisi grubundan, diyelim ki, 90 kişi yeni partide” diyeceğiz. Bunların tabii ki bir anlamı olacak ama onun ötesinde birtakım yeni, farklı yüzler olacak mı?
Hatem’in hatırlattığı çok önemli bir husus: AKP’nin kuruluşunda birtakım isimler — Doğru Yol Partisi’nden, CHP’den geçmiş, SHP de olabilir — değişik partilerden insanlar da AKP’nin ilk anından itibaren orada yer aldılar ve önemli yerlere de geldiler. Genel başkan yardımcısı, bakan vesaire olabildiler. Sonra bunların etkisi kalmadı, o ayrı. Ama bu yeni yüzlerin bir etkisi, AKP’lilerin değişme iddiasını destekleme anlamında bir etkisi olduğu muhakkak. Burada Özgür Özel ve arkadaşları yeni isim katmak isteyecekler mi, bir; katabilecekler mi, iki? Yani siz isteyebilirsiniz ama insanlar bu kadar baskı altında olan, sürekli iktidarın saldırısına maruz kalan bir hareketin yanında olmak isterler mi? Gerçekten cesur insanlar bulabilmeleri gerekiyor. Bunu yapıp yapamayacakları da önemli olacak.
Bir diğer husus da şu: Burada kim partinin yüzü olacak? Ekrem İmamoğlu bu hareketin ilk başından itibaren lideriydi ama artık eskisi kadar sesini çıkartamıyor ya da sesi dolaşıma giremiyor. Yasaklar var cezaevinde olduğu için, birçok şey var ve öte yandan Özgür Özel’in çok şaşırtıcı, kendisinin bile şaştığı diyelim bir performansı var ve bu anlamda da bu çok önemli olacak. Mesela şunu söyleyeyim: Muharrem İnce’nin yeni partiye girip girmeyeceğinin hiçbir önemi yok, girmese belki onlar için daha hayırlı olur. Tabii ki Mansur Yavaş’ın ne yapacağı önemli olacak, o muhakkak önemli. Ama burada bir şekilde bu yeni partinin, yeni hareketin — eğer olacaksa ki olacağa benziyor — yüzlerinin kim olacağını bilmemiz gerekiyor. Yeni parti adına kim konuşacak? Mesela son dönemde yeni parti ihtimali hakkında Ekrem İmamoğlu daha açık ve net ve sert açıklamalar yaparken Özgür Özel daha örtülü açıklamalar yapıyor. Bu benim gözlemim ama bilemiyorum, önümüzdeki süreçte ne olacak. Ve tabii ki şu çok önemli: Yeni bir parti olacaksa bu partinin herhâlde öncelikle hedefi iktidar eleştirisi olmalı, öyle düşünüyorum. Yani artık CHP, Kemal Kılıçdaroğlu gibi hususları bir kenara bırakıp kaldığı yerden iktidar eleştirisini yoğun bir şekilde yürütmesi ve iktidara talep olduğunu, CHP yönetimine değil, Türkiye yönetimine talip olduğunu anlatabilmesi gerekiyor. Bu konuyu daha çok konuşacağız, şimdilik bunları bir giriş notları olarak alalım.
Ve bugünün ithafı bir büyük isme: Michel Piccoli. Geç kaldım, kendisinden özür diliyorum. Özür diliyorum ama 2020 yılında 94 yaşında hayatını kaybetti Michel Piccoli. Fransız sinemasının, aslında dünya sinemasının da en iyi oyuncularından, erkek oyuncularından birisiydi. Ben biraz onu Amerikalı oyuncu Gene Hackman’a benzetirim ama bence ondan daha başarılı birisi. Başrol çok oynadı ama yardımcı rollerde de olduğunu gördük. Her türlü şeyde oynayabilen birisi. Bu mesela Buñuel’in bir filminden diye biliyorum, Buñuel’in çok sevdiği birisi. Fransa’nın ve Avrupa’nın önde gelen ağır yönetmenlerinin çok sevdiği bir isim. Bu, ‘‘Burjuvazinin Gizli Çekiciliği’’nden olsa gerek. O da Buñuel’in bir filmi. Bir önceki de ‘‘Gündüz Güzeli’’ydi, yine Buñuel’den. Michel Piccoli’nin oynadığı, beraber oynadığı bazı yönetmenlere bakıyorum, burada liste var. Fransız sinemasının tüm büyük yönetmenleriyle: Claude Sautet, Michel Deville, Jacques Demy, Claude Chabrol, Louis Malle, Jacques Rivette, Leos Carax… Aklınıza gelebilecek bir çok isim… Tabii ki Jean-Luc Godard da var. Bunların hepsiyle oynamış birisi.
Ve benim onu sevmeme neden olan bir başka özelliği de — tabii bunu söylemekte hiçbir sakınca yok — sıkı solcu olması, sol harekete angaje olması açıkça. Mesela François Mitterrand’ın cumhurbaşkanlığı için en çok çalışan isimlerden birisiydi. Birçok uluslararası davada pozisyonlar aldı, tutumlar aldı. Af Örgütü’ne desteğiyle biliniyor ve Fransa’da aşırı sağa karşı mücadele eden entelektüellerin başlarında geliyordu Michel Piccoli. Bir büyük oyuncuydu, kıskanılacak kadar başarılı bir oyuncuydu. Hep iyi şeyler bıraktı, çok güzel filmler bıraktı. Bir şey hâli var hep böyle, nasıl söyleyeyim, ağır abi gibi denebilir ama böyle sempatik ama çok da fazla yılışmayan, kendine özgü bir yakışıklılığı olan değişik birisiydi. Michel Piccoli’yi saygıyla anıyorum.
Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.







