Cumartesi Anneleri 825. haftasında, 1996’da Hakkâri Yüksekova’da gözaltında kaybedilen Abdullah Canan için adalet istedi: “Bize yapılan zulmü ne biz kabul ederiz ne Allah kabul eder”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanmasının 126. haftasında, koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesabından açıklama yaptı. 825. haftanın moderatörlüğünü İnsan Hakları Derneği (İHD) Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon Üyesi Sebla Arcan üstlendi. Kızı Nuran Canan’ın okuduğu açıklamada, Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde 1996 yılında 43 yaşındayken gözaltında kaybedilen Abdullah Canan için adalet istendi. 

Gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Abdullah Canan’ın eşi Züleyha Canan, “Bize yapılan zulmü ne biz kabul ederiz ne Allah kabul eder. Bizim katilimiz Mehmet Emin Yurdakul’dur” dedi. 

Abdullah Canan’ın oğlu Vahap Canan da “Belirtmek istiyorum, Mehmet Emin Yurdakul köyümüzü yakmıştır. Yaktığını bugün mahkeme kararlarıyla da belgeliyoruz, köyümüze iki sene evvel tazminat ödendi” diye konuştu.

Canan ailesinin avukatlarından Yaşar Altürk, Canan dosyası yakkında şu bilgileri verdi: “Abdullah Canan gibi daha onlarca kişi Yüksekova’da izi kaybettirilerek alıkonulmuş ve sonra cesetlerin yakıldığı, ortadan kaldırıldığı görülmüştür. Abdullah Canan cinayeti bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkmıştır. Özellikle alt rütbedeki subaylar her şeyi itiraf etmiştir, bütün deliller güçlü bir şekilde dosyada bulunmasına rağmen sanıklar hakkında beraat kararı verilmiştir.” 

Devletin denetimi altındayken yaşam hakları ellerinden alınan insanlar için 825 haftadır adalet istediklerini dile getiren Nuran Canan, “Türkiye’de yaşam hakkı ihlallerinin bağımsız bir biçimde incelenmesi, etkin bir biçimde soruşturulup kovuşturulması, bu konuda kamu görevlilerinden hesap sorulması mümkün olmadığından ne biz adalete ulaşabiliyoruz ne yaşam hakkı ihlalleri durdurulabiliyor ne de Türkiye hukuk devletine dönüşebiliyor” diye ekledi.

Abdullah Canan’ı gözaltına alanların işkence yaparak katledenlerin belli olduğunu söyleyen Nuran Canan, kamuoyuna şu cümlelerle seslendi: “Savcılık ifadelerinde, mahkeme tutanaklarında, TBMM Araştırma Komisyonu Raporu’nda, Yargıtay Başsavcısı’nın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na yaptığı itiraz yazısında, AİHM kararında isimleri yazılıdır. Abdullah Canan’ın gözaltında kaybedilişinin 25. yılında yargı makamlarına sesleniyoruz: Yargı makamları, başta yaşam hakkı olmak üzere hak ihlallerinin cezasız kalmayacağını göstermek zorundadır. AİHM’de oybirliği ile yaşam hakkı ihlali kararı verilmiş olan Abdullah Canan davasındaki cezasızlığa son verecek, fail ve sorumluların  yeniden yargılanmasını sağlayacak adımları atın. Adaleti sağlama görevinizi yerine getirin”.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus