Diyarbakır Barosu ve İHD Diyarbakır Şubesi, cezaevlerindeki siyasetçileri ve hukukçuları ziyaret etti – “Keyfi olarak hapiste tutulanlar derhal serbest bırakılsın”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Diyarbakır Barosu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’nin başkan ve yöneticilerinden oluşan heyet, cezaevlerinde tutuklu bulunan siyasetçi, hukukçu ve iş insanlarını ziyaret etti. Baro ve İHD’nin ziyaret ile ilgili yaptığı yazılı açıklamada, tutukluların “yargının siyasete alet olmasından endişeli oldukları” belirtildi.

Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın ve İHD Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun başkanlığındaki heyet, 21-23 Ocak güneri arasında, Kandıra Cezaevi’nde tutuklu bulunan Gültan Kışanak, Figen Yüksekdağ, Sebahat Tuncel, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Bekir Kaya, Selçuk Kozağaçlı, Osman Kavala, Ahmet Altan ve Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş ve Abdullah Zeydan ile görüştü.

“Yargının siyasete alet olmasından endişe ediyorlar”

Ziyaret ile ilgili yazılı açıklamada, koronavirüs salgını ile birlikte cezaevindeki tecrit ve izolasyonun had safhaya ulaştığı belirtildi ve bazı tutukluların başlattığı açlık grevine dikkat çekildi.

Açıklamanın devamında ise şöyle denildi:

“Yakın zamanda Kandıra Cezaevi’nde tutulan kadın siyasetçilerin koğuşlarında bulunan ve mahkemeler tarafından kendilerine gönderilen belgeler, kendilerinin tuttuğu notlar vs. tüm yazılı belgelere keyfi bir şekilde el konulmuştur. Her biri hakkında çok sayıda dava olan kadın siyasetçilerin bu koşullar altında haklarındaki iddialara cevap verme imkanları ellerinden alınmış, adil yargılanma hakları bir kez daha ihlal edilmiştir. Görüşmelerde, sıklıkla Türkiye yargısının Kürtler başta olmak üzere muhaliflere yönelik ulusal ve uluslararası mevzuata aykırı şekilde çifte standartlı uygulamaları tartışılmıştır. Siyasi faaliyetleri ve fikirleri nedeniyle keyfi bir şekilde hapiste tutulduklarını sıklıkla vurgulayarak, yargının siyasete alet olmasından duydukları endişeleri paylaşmışlardır.”

 “Mahkemeler, AİHM ve AYM kararlarını dahi tanımıyor”

Açıklamada, mahkemelerin Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarını dahi tanımadığı koşullarda hukuk güvenliğinin ortadan kalktığı vurgulandı: “Mahkemelerin ulusal ve uluslararası mevzuat yerine siyasetin baskısı ve tehdidi altında, günübirlik siyasi gelişmeleri dikkate alarak davrandıkları ve karar verdikleri, bunun sonucu olarak da kendileri gibi binlerce kişinin hapsedildiğini vurgulamışlardır. Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın AİHM kararına rağmen tahliye edilmemesi bir keyfiyete işaret ettiği gibi, bu karara uymamakta direnen yargı mensupları açısından da cezai ve idari açıdan suç teşkil ettiğini hatırlatmak isteriz. Bu bağlamda Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nu ve kurulun başkanı olan Adalet Bakanı’nı, anayasa ve yasaya meydan okuyan yargı mensupları hakkında gereğini yapmaya davet ediyoruz.”  

Açıklamanın sonunda, “Yasa, anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile garanti altına alınan ifade özgürlüğü, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, siyasi faaliyette bulunma hakkı, adil yargılanma hakkı ağır şekilde ihlal edilerek keyfi olarak hapiste tutulanların derhal serbest bırakılması” çağrısında bulunuldu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus