Kayyumların ithal bürokratları ve maaşları – CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile söyleşi: “İthal bürokrat halk ve belediye arasına duvar örer, birkaç maaş etik değil”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

CHP İstanbul Milletvekili, avukat Dr. Sezgin Tanrıkulu, kayyum atanan belediyelerde “ithal” olarak adlandırdığı bürokratların çalıştırılmasını ve bu bürokratların üç-dört maaş almasını eleştirdi. Tanrıkulu, “Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin kaynakları Diyarbakır halkına harcanmak üzere aktarılan kaynaklardır. Dolayısıyla bürokratlara ek gelir olarak aktarılması etik değildir. Bürokratların bunu kabul etmesi de doğru değil, yasal olabilir ama ahlaki değil. İthal bürokratlar ise halk ve belediye arasına duvar örülmesine neden oluyor” dedi.


Diyarbakır’da dün (25 Ocak) yerel Tigris gazetesinin gündeme getirdiği kayyum yönetiminin ithal bürokratlarının belediye şirketlerinden üç-dört maaş aldıklarına dair haber TBMM gündemine taşındı. Konuyu soru önergesi ile TBMM’ye taşıyan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Medyascope’ye konuştu. Tanrıkulu, dışarıdan getirilip belediyede çalıştırılan bürokratların üç-dört maaş almalarının son derece yanlış olduğunu ve etik olmadığını belirterek, “Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin kaynakları Diyarbakır halkına harcanmak üzere aktarılan kaynaklardır. Dolayısıyla bürokratlara ek gelir olarak aktarılması etik değildir. Bürokratların bunu kabul etmesi de doğru değil, yasal olabilir ama ahlaki değil, kamu kaynaklarının peşkeş çekilmesidir, başka bir şey değildir” dedi.  

“Kayyum, halkın iradesinin gaspı ve demokrasiye darbedir”

Tanrıkulu, gazetenin gündeme getirdiği ithal bürokratların bölgede çoktandır konuşulduğunu ancak ilk kez nerelerden geldikleri ve hangi görevlere atandıkları yönünde isimlerini çıktığını belirtti: “Adalet ve Kalkınma Partisi, 2016 yılındaki darbe girişiminden hemen sonra gündeme gelen kayyumluk meselesinde, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Mahalli İdareler Yasası’na bir ek yapmak istedi. O zaman CHP, HDP ve MHP, AKP’nin getirmek istediği bu düzenlemeye karşı çıktı. Meclis’e geldiğinde üç parti karşı çıktığı için kayyuma yönelik bu yasalar torbadan çıkarıldı. Kayyum ile ilgili yasa TBMM’den geçmedi. Ondan sonra AKP 15 Temmuz’u ‘Allah’ın lütfu’ gördüğü için OHAL ilan etti ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma yetkisi aldı. Meclis’ten geçiremediği kayyum uygulamasını darbe ile ilgili olmadığı halde KHK ile çıkardı. Darbeyi Diyarbakır, Mardin ve Van belediye başkanları yapmadı, darbeye de karşı çıkmışlardı. Darbe ile KHK çıkartarak kayyumu Türkiye gündemine soktular ve bugüne kadar da devam ettiriyorlar. Bir kez daha söylüyorum, kayyum uygulaması halkın idaresinin gaspıdır ve demokrasiye darbedir.”  

Kayyumların, özellikle de Diyarbakır’ın bundan önceki kayyumunun kaynakları nasıl heba ettiğini bildiklerini de belirten Tanrıkulu, şöyle konuştu: “Diyarbakır’ın önceki kayyumu yerel seçimlerde aday oldu, AKP kendisinin çalışmalarını propaganda aracı olarak kullandı ve seçimlerde HDP, bir önceki seçimdeki oy oranını artırarak yeniden kazandı. Kayyum iyi idare etmişse Diyarbakır halkının o kayyuma destek vermesi lazımdı ama olmadı. Seçimden bir gün sonra Diyarbakır valisinin, Selçuk Mızraklı daha mazbatasını almadan bakanlığa yazı yazıp Mızraklı’nın görevden alınmasını istediğini biliyoruz.”

Tanrıkulu sözlerini şöyle sürdürdü: “Kayyumların kamu kaynaklarını, belediye arsalarını pervasızca başka yerlere aktardıkları belgeleri ile ortaya çıkmıştı. Şimdi kentlerin dokusunu değiştirecek, yerel yönetim ile halk arasındaki bağı koparacak atamalar yapılıyor. Şimdi belediyeler merkezi idarenin bir organı değil, merkezi idare denetler ama seçimle gelen belediye başkanları tarafından yönetilen yerlerdir. Yerel halk ile bürokratlar aracığı ile belediye ile ilişki kurulur. Bu bürokratların yerel olması halkın belediyeye ulaşmasını daha kolaylaştırır. Bürokratların halk ve sivil toplum ile ilişkisini daha güçlü kılar. Ama ne oldu kayyum ataması ile birlikte, bölgedeki bütün belediyeler neredeyse dışarıdan atanan, kent ile alakası olmayan bürokratlar tarafından yönetilmeye başlandı. Ve dolayısıyla yerel yönetimler ve halk arasında büyük bir duvar örülmüş oldu. Diyarbakır ile güçlü bağları olan biri olarak, belediyenin halktan nasıl koptuğunu Diyarbakır ve esnaf ile olan ziyaretlerimizden anladık. Genel sekreter, yardımcıları ve daire başkanları yerelden olursa esnafı, ticaret erbabını ve yurttaşları tanıyacak. Kentte karşı suç işlemekten ve kötü bir şey yapmaktan çekinecek. Neden? Çünkü ailesi orada, yarın bu görevi bıraktığında halkın arasına girecek. Daha özenli davranacak. Ama dışarıdan atanan bürokratlar hem halktan kopuk olarak çalışıyor hem de belediyeler ve halk arasında duvarlar oluşuyor. AKP siyasi olarak bundan zarar görüyor.”

“İthal bürokratlar belediyenin yerel kaynaklarını yerele vermiyor”

Tigris gazetesinin, Türkiye’nin birçok yerinden getirilen bürokratların isimlerini yazdığını da hatırlatan Tanrıkulu, “Diyarbakır ve bölge, kadro bakımından çok zengin bir yer. Bu görevleri yapabilecek onlarca kadro bulunabilir. Ama bunların kayyum tarafından atanan valiler tarafından seçilmesi son derece yanlıştır ve halktan kopuk bir yerel yönetim yaratır. Kentin rantının kentte değil, başka yerlere aktarılmasını sağlar. Diyarbakır ve bölgeden aldığım bilgilere göre Diyarbakır ve bölgeden alınabilecek bir ürün tercih edilmiyor. Niye? Bürokratların geldiği yerler var. Oradaki üreticilerden tedarik ediliyor, dolayısıyla belediye kaynaklarının yerel üreticilere aktarımı ve o yerelde kullanımı engellenmiş oluyor. Mal ve hizmet alımında ve ihalelerde yerel unsurların tercih edilmediği çok açık ortadadır. Bir de birden fazla maaş ile gelir elde etmek etik dışıdır, ahlaki değildir. Bunları atananların şahsı dışında söylüyorum” dedi.

“Kayyumun yerel siyasetçi ve milletvekilinden etkilenmesi zordur”

Kayyumların üzerinde yerel siyasetçi ve milletvekillerinin etkili olup olmadığı ile ilgili soruya ise Tanrıkulu, şu karşılığı verdi: “AKP’li vekil ve vali arasındaki ilişki onları ilgilendirir. Ama vali sonuçta cumhurbaşkanının tercihi ile atanan bir şahıstır. Üstüne bir de kayyum olarak atanmıştır belediyeye. Dolayısıyla o sıfatta bir valinin yerel siyasetçi ve milletvekilinden etkilenmesi zordur. Başka bir güç ile oraya atanmışlardır. Dolayısıyla yerel otorite ve kanat önderlerini dinlemeden iş yapmanın yollarını açıyorlar kendilerine, bu doğru değil. Kendilerini yerel siyasetçilerden bağımsız görmeleri doğru değildir. Bunu Diyarbakır valisinden bağımsız söylüyorum, bu uygulama siyasal tercih sonucudur. Bu da doğru değildir. Sayın Vali’nin dışarıdan bürokrat getirmesi doğru değildir.”

Sezgin Tanrıkulu, kayyumların ithal bürokratları ve maaşları ile ilgili İçişleri Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle bugün TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdiğini de söyledi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus