Bilim Akademisi, Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atamasına ilişkin açıklama yaptı: “Sorun sadece Boğaziçi Üniversitesi’nin değil, tüm üniversitelerin ve Türkiye’nin sorunudur”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Bilim Akademisi, Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atamasına ilişkin bir duyuru yayınladı. Her yıl Türkiye’de akademik özgürlüklere ilişkin rapor yayınlayan Bilim Akademisi, Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atamasının ardından akademik özgürlüklere ilişkin yaşananları endişe verici bulduklarını belirterek ayrı bir duyuru yayınladı. Duyurudan öne çıkanlar şöyle:

“Üniversitelerin özerkliği, bir ülkede bilimin gelişmesi için olmazsa
olmaz önkoşuldur”

“Tartışmanın temelinde aslında çok basit bir soru yatmaktadır: Üniversiteler neden özerk olmalıdır? Bunun tek gerekçesi T.C. Anayasası’nın 130. maddesinin halen bunu öngörüyor olması değildir kuşkusuz. Üniversitelerin özerkliği, bir ülkede bilimin gelişmesi için olmazsa olmaz önkoşul olması nedeniyle bir gerekliliktir. Dünyanın en ileri üniversitelerinin aynı zamanda üniversite özerkliğini en üst derecede temin eden ülkelerin üniversiteleri olması bir tesadüf değildir. Arada aşikâr bir nedensellik ilişkisi vardır. Özerkliğin amacı ve gerekçesi özgür ve yaratıcı araştırma, eğitim ve tartışma ortamını var etmek ve korumaktır. Bunların önkoşulu da düşünce özgürlüğü, dürüstlük ve liyakattir. Özerklik ile kastedilen, belirli bir denetim ağı içinde kendi kendini yönetmek özgürlüğüne sahip olmaktır. Üniversiteler açısından bu özerklik, akademik, finansal, organizasyonel ve istihdamla ilgili politikalarına devlet müdahalesinin asgaride kalması anlamına gelir. “

“Hiyerarşik bir düzen içinde yukarıda söyleneni aşağıda kabul etmekle doğru bilgiye ulaşılmaz”

“Ancak bu anlayışla ne bilim üretilmesi ne de kaliteli bir eğitimin sunulması mümkündür. Hiyerarşik bir düzen içinde yukarıda söyleneni aşağıda kabul etmekle doğru bilgiye ulaşılmaz, yeni fikirler gelişmez. Kurumların, öğretim üyelerinin ve öğrencilerin özgür düşünen bireyler olarak inisiyatiflerini tanımayan bir sistemde yaratıcılık değil taklit ve intihal öne çıkar. Sadece sayısal kriterlere dayanan indeksler her zaman güvenilir olmasa da özellikle 2015 sonrasında Türkiye üniversitelerinin uluslararası sıralamalarda yerlerinin sürekli ve ciddi şekilde düşmekte olduğu da yadsınamayacak bir gerçektir ve bilim üretiminin nasıl sekteye uğradığının göstergesidir.”

Bir üniversitenin yönetilmesi için en ideal adayı tespit etme yetkinliği o üniversitenin kendisinde midir yoksa bir ülkenin cumhurbaşkanında mıdır?

“Ancak sayılara hiç bakılmadan da aslında şu soruya akl-ı selim ışığında bir cevap aramak sorunu görmek açısından yeterlidir: Bir üniversitenin yönetilmesi için en ideal adayı tespit etme yetkinliği o üniversitenin kendisinde midir yoksa bir ülkenin cumhurbaşkanında mıdır? Bilimin yuvası, gelecek kuşak araştırmacıları yetiştiren ve ülkenin gözbebeği olması gereken entelektüel bir birikime sahip üniversitelerin ister seçimle ister arama komisyonları aracılığıyla isterse diğer başka bir yöntemle yöneticisini doğru belirleyemeyeceğini – aksine – tek kişinin 203 üniversite için doğru rektörleri tespit edebileceğini kabul etmek akla ve mantığa aykırıdır. Ancak bugün hukuk düzenimiz tam da bunu öngörmektedir. Bu yanlış atama sistemi değişmedikçe Boğaziçi Üniversitesi ne ilk ne de son örnek olacaktır.”

“Tek elden yönetimin doğru sonuçlara götürdüğünü tarih bugüne kadar doğrulamamıştır”

“Tek elden yönetimin doğru sonuçlara götürdüğünü tarih bugüne kadar doğrulamamıştır. Bundan ders almak hepimizin ödevidir. Türkiye yükseköğretimi uzun zamandır olmadığı kadar baskı altındadır. Nefes almaya ve yeniden yapılanmaya ihtiyacı vardır. Aksi durumda süregiden beyin göçünün durdurulması mümkün olmayacağı gibi üniversitelerimizin düzeyinin her gün daha da düşmesine, ülkemizin en önemli değerlerinin erimesine şahit olmaya devam edeceğiz. İktidarlar gelir, iktidarlar gider; ancak Boğaziçi Üniversitesi gibi ülkenin güzide kurumlarına siyasi tercihlerle verilen zarar gelecek nesillere aktaracağımız bilimsel bilgi birikimimizde onarılmayacak hasarlar meydana getirir.”

“Sorun sadece Boğaziçi Üniversitesi’nin değil, Türkiye’nin sorunudur”

“Sorun sadece Boğaziçi Üniversitesi’nin değil bütün üniversitelerimizin ve Türkiye’nin sorunudur. Boğaziçi Üniversitesi kendisine yapılan bu talihsiz atamaya karşı çıkmakla sadece kendini değil Türkiye’nin geleceğini savunmaktadır. Bu hazin duruma parmak basmak, barışçı yollardan tepkisini ifade etmenin ve bunun için gösteri ve yürüyüş hakkından faydalanmanın bu ülke vatandaşı herkesin halen anayasal hakkı olduğunu da ayrıca vurgulamak isteriz.”

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus