Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi: “Cezasızlık politikasına son verilmezse, öldürülen ve şiddete uğrayan her kadının faili adli ve idari mercilerdir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, kadınların hukuk mücadelesi karşısında yargı organları ve idarenin tutumu ile ilgili açıklama yaptı. Diyarbakır Adliyesi önündeki açıklamada, “Cezasızlık politikasına son verilerek kadınların adalete erişiminin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Aksi halde müvekkillerimiz dahil öldürülen ve şiddete uğramaya devam eden her kadının faili adli ve idari mercilerdir” denildi.

Kadın Hakları Merkezi adına Diyarbakır Adliyesi önündeki açıklamayı komisyon üyesi avukat Öykü Çakmak okudu. Çakmak, Türkiye’de kadınların, her gün erkeklerin fail olduğu cinayetlerle hayattan koparıldığını, Bianet’in erkek şiddeti çetelesine göre, 2020 yılında en az 284 kadının erkekler tarafından katledildiğini belirtti.

Kadınlar katledildikten sonra üzüntülerini ifade edenlerin, kadınları yaşatmak için sorumluluklarını yerine getirmediğini de söyleyen Çakmak, “Bugün hâlâ hayatta olan ve gördükleri şiddet nedeniyle her gün karakolların ve adliyelerin yollarını aşındıran kadınlar için gerekli koruma mekanizmalarının uygulanması, bu cinayetleri durdurabilecekken, merkezimize gelen başvurular ve vekilliğini yaptığımız kadınların dosyalarından biliyoruz ki kadınların ihtiyacı olan tedbirler alınmamaktadır” dedi. 

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi’ne başvuru yapan ve davalarını takip ettikleri kadınların yaşadıkları sorunlara ilişkin, yargı organları ve idarenin tutumu ile ilgili bilgi vermek istediklerini de belirten Çakmak, “Yaşamak isteyen bir kadının ‘imdat’ çağrısını son çare olarak buradan duyuruyoruz. Ve biliyoruz ki şiddete maruz kalıp ‘hayatta kalmak’ için her kapıyı çalan tüm kadınlar, benzer ayrımcı pasifliğe maruz kalmaktadır” diye konuştu.

Merkezlerine başvuran kadın müvekkillerinin, “dini nikâhla evli” olduğu ve bu evlilikten iki müşterek çocukları olan Mehmet Doğan’dan, maruz kaldığı sistematik şiddet nedeniyle iki yıl önce ayrıldığını ancak failin bu ayrılığı kabul etmeyerek müvekkillerine karşı fiziksel, sözel ve psikolojik şiddet uyguladığını, ısrarla takip ettiğini ve can güvenliğini tehdit ettiğini anlatan avukat Öykü Çakmak, şöyle devam etti:

“Hâkimlik tehdit başvurusunu, ‘soyut beyanı dışında’ delil yok diyerek  reddediyor”

“Müvekkilimiz her geçen gün daha da derinleşen bu şiddet sarmalına karşı iki yıldır çocukları ile birlikte hukuk mücadelesi vermektedir. Fail erkek tarafından gerçekleştirilen 20’den fazla tehdit, hakaret, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma, ısrarlı takip suçlarından yapılan şikâyetler neticesinde birden çok mahkemede failin yargılaması devam etmektedir. Failin sistematik şiddetinin, eziyet suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Devam eden soruşturma ve kovuşturma dosyalarının hiçbirinde fail erkek hakkında yakalama, gözaltına alma, tutuklama, ev hapsi, elektronik kelepçe gibi koruma tedbirleri tüm taleplerimize rağmen uygulanmamıştır. Son iki yılda müvekkilimiz için 6284 Sayılı Kanun kapsamında dört ayrı tedbir kararı almış olmamıza rağmen, fail Mehmet Doğan tarafından, sayısız kez bu tedbir kararları ihlal edilmiştir. Tedbir kararlarının erkek tarafından ihlal edilmesi nedeniyle yaptığımız 30’dan fazla başvurunun bir kısmı hakkında hâkimlikçe ‘mağdurun soyut beyanı dışında tedbir kararının ihlal edildiğine dair bir delil bulunmadığından zorlama hapsi talebinin reddine’ şeklinde karar verilmiştir. 6284 Sayılı Kanun’un açık düzenlemesine rağmen, hâkimlikçe gerekli tahkikat yapılmadan fail hakkında tazyik hapsi talebimizin reddedilmesi, iki yıldır devam eden sistematik şiddeti, müvekkilin maruz kaldığı eziyeti görmek istemeyen haksız ve hukuka aykırı bir karar olup, erkeğe güç vermektedir.”

“Son bir ayda, dört kez ölümle ve kaçırılmakla tehdit edildi”

Çakmak, son bir ay içinde fail Mehmet Doğan’ın müşterek çocuklarla kurduğu kişisel ilişkiyi de bahane ederek müvekkile yönelik ısrarlı takibini, ısrarlı aramalarını ve mesaj gönderme yoğunluğunu artırdığını da belirtti: “Özellikle müvekkilin yaşadığı evin ve çalıştığı işyerinin fail tarafından tespit edilmesinin ardından, müvekkil neredeyse her gün failin taciz ve takibine maruz kalmıştır. Oysa Türkiye’nin taraf olduğu İstanbul Sözleşmesi’ ne göre failin, çocuklar üzerinden şiddet mağduruna ulaşmaması için gerekli tedbirlerin alınması gerekirken bu tedbirler alınmamıştır. Son bir aylık süreçte müvekkil, Mehmet Doğan tarafından en az dört kez kaçırılmakla ve ölümle tehdit edilmiştir. Sözkonusu suçlarla ilgili olarak da suç duyurusu yapılmıştır. Ancak, savcılıkça bu suçlar yönünden de hiçbir koruma tedbirine başvurulmamıştır. Son olarak fail 26 Şubat tarihinde müvekkilin çalıştığı işyerine gidip işvereni ile görüşerek, müvekkilin işten çıkarılmasını sağlamıştır.”

“Valilik, yakın koruma vermedi, görüşme taleplerini reddetti”

Avukat Çakmak, giderek artan ölüm tehditleri ve can güvenliği riski nedeniyle Diyarbakır Valiliği’nden talep ettikleri yakın koruma taleplerinden de olumlu sonuç alınamadığını söyledi. Can güvenliği riskinin artması nedeniyle Diyarbakır Valiliği ile görüşme taleplerinin de “Karakol ile görüşsünler” denilerek reddedildiğini söyleyen Çakmak, “Oysa müvekkilin defalarca karakola yapmış olduğu başvurular kolluk tarafından ‘Evine git, sen yine mi geldin, bu memleketi terk et, sen şikâyet ettikçe sonuç alamayacaksın, bu adamdan ne istiyorsun, adam işyerine gelip gitmiş sana hiçbir şey yapmamış’ denilerek ciddiye alınmamış ve müvekkilin can güvenliği için gerekli işlemler yapılmayarak ölüm tehditleri ile baş başa bırakılmıştır” dedi.

“Karakola başvuran kadın şiddet uygulayan erkeğe teslim ediliyor”

Çakmak, bu ülkede hayatta kalmak için meşru müdafaa haklarını kullanan kadınların tutuklu yargılandığını, cinsel saldırıya uğrayan kadınların “O eve gitmeseydin, o arabaya binmeseydin, o kıyafeti giymeseydin” diye mahkûm edildiğini, çıplak aramaya maruz kalan kadınların ahlakının sorgulandığını söyledi.

“Bu ülkede kadınlar şiddetten kurtulmak için başvurdukları karakollarda şiddet uygulayan erkekle yan yana getirilmekte ve şiddeti uygulayan erkeğe teslim edilmektedir” diyen Çakmak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Adli ve idari merciler Türkiye’nin taraf olduğu İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun gereği, kadınların şikâyetini dikkate almalı, inandırıcılıklarını sorgulamayı ve delil istemeyi bırakmalı, durumun aciliyetini kavrayarak derhal gereken işlemi yapmalı, can güvenliği tehlikesi nedeniyle kadının haklarını merkeze almalı, arabuluculuk rolüne son vermeli, şiddet tehdidi altında olan kadınlara ve çocuklarına sosyal ve ekonomik destek sunulmalı, kadınların şiddete ilişkin şikâyetlerini ‘aile içinde halledilmesi gereken mahrem/özel konular olarak değerlendirmeyi bırakmalı, kadınlara yönelik sistematik şiddet dosyaları bir bütün olarak değerlendirilmeli ve eziyet suçunu oluşturduğu gözetilmeli, cezasızlık politikasına son verilerek kadınların adalete erişimi önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Aksi halde müvekkilimiz dahil öldürülen ve şiddete uğramaya devam eden her kadının faili adli ve idari mercilerdir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus