Alman istihbaratından aşırı sağ AfD partisini “göz hapsine” alma kararı: “Aşırılık ve aşırı sağ terörizm, şu anda Alman demokrasisi için en büyük tehlike”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Alman istihbaratı, ülkedeki aşırı sağ “Almanya için Alternatif” (AfD) partisinin gözlem altına alındığını açıkladı. Ülkenin federal cumhuriyet tarihinde ilk kez parlamentoda temsil edilen bir siyasi parti “demokrasiye potansiyel bir tehdit oluşturduğu” gerekçesiyle “şüpheli vaka” olarak sınıflandırıldı. 

Alman haber ajansı DPA’ya göre, ülkenin iç istihbarat kurumu olan Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (BfV) Başkanı Thomas Haldenwang, çarşamba günü (3 Mart) eyalet yöneticileriyle yaptığı çevrimiçi bir toplantıda, aşırı sağ kimliği ve göçmen karşıtlığıyla tanınan “Almanya için Alternatif” (AfD) partisinin “şüpheli vaka” olarak sınıflandırıldığını aktardı. Alman istihbaratı, kararla birlikte partiyi resmî bir şekilde izleme ve parti içerisinde muhbir görevlendirme gibi haklara sahip olacak.

Batı ülkelerinde aşırı sağın ve neo-Nazi hareketlerin yükselişi ile başa çıkmak için şimdiye kadar atılan en kapsamlı adımlardan biri olarak nitelendirilen kararla birlikte parti üyelerinin telefonları ve iletişim adresleri de istihbarat birimleri tarafından takip edilebilecek.

Öte yandan BfV Başkanı Thomas Haldenwang’in, karar hakkında “Bu görevi çok ciddiye alıyoruz. Almanya tarihinden biliyoruz ki aşırı sağcı yaklaşım yalnızca insan hayatını yok etmekle kalmadı, demokrasiyi de yok etti. Aşırılık ve aşırı sağ terörizm şu anda Almanya’da demokrasi için en büyük tehlike” açıklamasını yaptığı aktarıldı. 

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Almanya Parlamentosuna giren ilk aşırı sağ parti olma özelliği taşıyan AfD, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in 2015’te bir milyondan fazla mülteciyi ülkeye kabul etmesinden bu yana ülkede büyük destek kazanmış, 2017’de yapılan federal seçimlerde oyların yüzde 13’ünü alarak büyük bir başarıya imza atmıştı.

Koronavirüs salgını sırasında halk desteğinin yüzde 10 civarına kadar düştüğü belirtilen parti yine de son yıllarda özellikle Alman polisi ve ordu içerisinde etkisini artırdığı gerekçesiyle pek çok farklı kesim tarafından “tehlikeli” olarak tanımlanıyor. 

AfD, son dönemde Avrupa dışında da bazı politik girişimlerde bulunmasıyla gündeme gelmişti. Partinin içerisindeki bazı isimlerin düzenli olarak Rusya’ya seyahat ettikleri bilinirken AfD’nin önemli isimlerinden oluşan bir delegasyon, geçen aralık ayında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov tarafından Moskova’da ağırlanmıştı.

AfD ayrıca, eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ı desteklemesiyle tanınıyor. Alman Federal Meclisi’nin AfD’li üyelerinden Martin Renner, 6 Ocak’taki ABD Kongre baskınıyla ilgili kişisel Facebook hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda “Trump, bizim Almanya’da muhalefete karşı verdiğimiz savaşın, yani kültür savaşının aynısını veriyor” ifadelerini paylaşmış, Renner’in bu gönderisi Facebook tarafından siteden kaldırılmıştı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve AfD yöneticileri

Tüm bu gelişmelerin yarattığı endişeyle birlikte, partinin istihbarat servisi tarafından “şüpheli vaka” olarak değerlendirilmesi parti tarafından tepkiyle karşılandı. Partinin Genel Başkanı Tino Chrupalla, Bfv’nin bu girişimini “skandal” olarak nitelendirirken karara cevap veren bazı AfD üyeleri, istihbarat biriminin girişimi karşısında gerekli yasal tedbirleri alacaklarını söyledi. 

Ülkede mart ayında yapılacak eyalet seçimlerinde yarışacak vekillerden biri olan ve partinin en etkili isimlerinden biri olarak nitelendirilen Alice Weidel ise Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “İstihbarat teşkilatı, AfD konusunda tamamen siyasi hareket ediyor. Bu yıl yapılacak eyalet seçimleri ve federal seçimler göz önüne alındığında, bu özellikle dikkate değer” ifadelerini kullandı. 

AfD yönetimi, daha önce BfV’nin kendilerini “şüpheli vaka” olarak takibe aldıkları gerekçesiyle istihbarata karşı “yürütmeyi durdurma başvurusunda” bulunmuştu. BfV yetkilileri konu hakkındaki yasal süreç devam ederken mahkemeye verdikleri ifadelerde süreç sonuçlanıncaya kadar partinin 26 Eylül’deki genel seçimlerde aday göstereceği kişiler ve milletvekillerinin istihbarat birimleri tarafından izlenmeyeceğine yönelik güvence vermişti. Alınan son karar öncesi, iç istihbarat servisinin yalnızca partinin kamuya açık faaliyetlerini takip etme ve açık kaynaklardan bilgi toplayabilme izni bulunuyordu.

Almanya tarafından atılan bu adım, Fransa’da son yılların en büyük neo-Nazi hareketlerinden biri olarak gösterilen aşırı sağ gençlik oluşumu Génération Identitaire’in (Kimlikçi Nesil) Fransa Bakanlar Kurulu tarafından faaliyetlerinin yasaklamasına yönelik kararla aynı gün geldi. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus