İSTANBUL (Medyascope, The Guardian) – Avustralya’da 16 yaş altına yönelik sosyal medya yasağının yürürlüğe girmesinden üç ay sonra yapılan bir araştırma, çocukların büyük bölümünün sosyal medya kullanmayı sürdürdüğünü ortaya koydu. Avustralya’da Aralık 2025’ten bu yana 16 yaşın altındaki çocukların sosyal medya hesabı açması yasak.
Haber özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Avustralya’da 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımı kısıtlandı, ancak araştırmalar çocukların %85’inin yine de sosyal medya kullandığını gösterdi.
- Yasa, Newcastle Üniversitesi’nin araştırmasına göre etkili olmaktan uzak; çocukların pek çoğu yaş sınırını aştı veya sahte hesaplar kullandı.
- İngiltere, 2027’de benzer bir yasa getirmeyi planlıyor, fakat uzmanlar Avustralya deneyiminin yetersiz olduğunu savunuyor.
- Sosyal medya yasakları, çocukları platformlardan uzak tutmak için yeterli değil; daha kapsamlı önlemler gerektiği vurgulanıyor.
- İngiltere hükümeti, kendi sisteminin Avustralya modelinden daha güçlü olacağını iddia ediyor.
İlgili bağlantılar
- Avustralya’da çocuklara sosyal medya yasağı: 4,7 milyon hesap kapatıldı
- Avustralya’da çocuklara sosyal medya yasağı: Her beş gençten biri TikTok ve Snapchat kullanmaya devam ediyor
- Avustralya 16 yaş altı kullanıcılara sosyal medyayı yasaklıyor
- Avustralya’da sosyal medya yasağı büyüyor: Reddit ve Kick de listeye eklendi
- İngiltere, Merkez Bankası dahil Suriye’deki 24 kuruma yönelik yaptırımlarını kaldırdı

Avustralya’da Aralık 2025’ten bu yana 16 yaşın altındaki çocukların TikTok, X, Facebook, Instagram, YouTube ve Snapchat gibi platformlarda hesap açması yasak. Ancak yasağın yürürlüğe girmesinden 3 ay sonra yapılan bir araştırmaya göre çocukların büyük bölümü sosyal medya kullanmaya devam ediyor.
Newcastle Üniversitesi tarafından 12-17 yaş arasındaki 408 çocukla yapılan gözlemsel araştırma, yasanın beklenen etkiyi yaratmadığını gösterdi. Araştırmaya göre yasa, “sınırlı şekilde uygulandı, kurallara tam olarak uyulmadı ve sosyal medya kısıtlamaları büyük ölçüde aşıldı.”
Araştırmanın yazarları, “Genel olarak, parlamentonun çıkardığı bu yasanın 16 yaş altındaki ergenlerin sosyal medya kullanımı üzerinde kısa vadede önemli bir etkisi olduğunu söylemek için yeterli kanıt bulamadık” değerlendirmesinde bulundu.
Çocukların yüzde 85’i sosyal medya kullanmayı sürdürdü
Araştırmaya göre yasağın ardından sosyal medya kullanımında yalnızca küçük bir düşüş görüldü. Yaklaşık yüzde 85’i, yasağın yürürlüğe girmesinden üç ay sonra da sosyal medya kullandığını söyledi. Katılımcıların yarısından fazlası bunu kendi hesapları üzerinden yaptığını belirtti.
Araştırmacılar, bunun en önemli nedenlerinden birinin yaş doğrulama sistemlerinin yetersiz olması olduğunu ifade etti. Katılımcıların yaklaşık üçte ikisi yaş doğrulama kontrolünden geçtiğini söylerken, 12-13 yaş grubundakilerin yalnızca yüzde 5’i, 14-15 yaş grubundakilerin ise yüzde 11’i resmi kimlik fotoğrafı yüklemek zorunda kaldı. En yaygın doğrulama yöntemleri ise çocuklara yaşlarını sormak ve selfie yükletmek oldu.
Bazı çocuklar yasağı aşmanın yollarını buldu
Araştırma, çok sayıda çocuğun yaş sınırını bilinçli olarak aştığını da ortaya koydu. 12-13 yaş grubundakilerin yaklaşık yüzde 15’i, 14-15 yaş grubundakilerin ise yüzde 19’u sahte hesap kullandığını söyledi.
Yaklaşık yüzde 3’lük bir grup ise VPN kullandığını belirtti. Araştırmacılar, yasağın sosyal medya kullanmaya başlamamış sekiz yaş altındaki çocukların erişimini geciktirmede daha etkili olabileceğini ancak sosyal medya kullanan ergenlerde aynı sonucu vermediğini ifade etti.

İngiltere de benzer bir yasak hazırlıyor
Araştırmanın sonuçları, benzer yasaklar hazırlayan diğer ülkeler açısından da önem taşıyor. İngiltere’de 2027’de yürürlüğe girmesi planlanan düzenleme, 16 yaş altındakilerin Snapchat, TikTok, YouTube, Instagram, X ve Facebook’a erişimini yasaklayacak.
Ayrıca Roblox gibi oyun platformlarında canlı yayın yapmaları ve tanımadıkları kişilerle iletişim kurmaları da engellenecek. Ancak uzmanlar, Avustralya deneyiminin tek başına yasağın çocukları zararlı içeriklerden korumaya yetmeyeceğini gösterdiğini söylüyor.
“Tek başına yasak yeterli değil”
İngiltere’deki Molly Rose Vakfı’nın genel müdürü Andy Burrows, araştırmanın sosyal medya yasaklarının tek başına çocukları platformlardan uzak tutamadığını gösterdiğini söyledi:
“Bakanlar bu deneyimden acilen ders çıkaracak kapsamlı bir plan hazırlamazsa İngiltere’deki yasak da aynı şekilde başarısız olacaktır. Ebeveynlere çocuklarının güvende olduğuna dair yanlış bir umut verilmiş olacak. Bir sonraki başbakan, çocukları çevrimiçi zararlardan gerçekten koruyacak ikna edici bir stratejiyle göreve başlamalı. Bu araştırmanın da gösterdiği gibi, sadece göstermelik bir yasak gençlerin ruh sağlığını ve refahını iyileştirmeye yetmeyecektir.”

“Yasak sihirli bir çözüm değil”
İngiltere Çocuk Komiseri Rachel de Souza ise sosyal medya yasağının tek başına yeterli olmayacağını söyledi, “Bir yasak sihirli bir çözüm olarak görülmemeli. Daha ileri gitmeliyiz. Zararlı özellikler kullanan tüm çevrimiçi hizmetler, sadece sosyal medya platformları değil, tüm çocuklara kapatılmalı; yalnızca 16 yaş altındakilere değil” dedi.
Queen Mary Üniversitesi’nden çocuk ve ergen psikiyatristi Prof. Dr. Dennis Ougrin ise araştırmanın politika yapıcılar için önemli bir uyarı olduğunu ancak yasağın başarısız olduğuna karar vermek için henüz erken olduğunu söyledi, “Asıl soru sosyal medya kullanımının azalıp azalmadığı değil; bu kısıtlamaların ruh sağlığı, uyku, zararlı içeriklere maruz kalma ve kendine zarar verme gibi sonuçları iyileştirip iyileştirmediğidir” diye konuştu.
İngiltere hükümeti: Bizim sistemimiz daha güçlü olacak
İngiltere hükümeti ise planlanan düzenlemenin Avustralya modelinden daha kapsamlı olacağını savundu. Hükümet sözcüsü yaptığı açıklamada, “Bizim yaklaşımımız Avustralya modelinin ötesine geçiyor ve çok daha güçlü yaş doğrulama sistemleriyle desteklenecek. Böylece çocukların güvenlik önlemlerini aşması çok daha zor olacak” dedi.
Sözcü ayrıca, “Teknoloji Bakanı’nın da söylediği gibi bu yasak sadece bugünün gençleri için değil, gelecek nesiller ve gelecekteki toplumsal alışkanlıklar için de önemli” diye konuştu.







