Çin’deki koronavirüs kısıtlamaları hem hayatı sekteye uğratıyor hem de küresel ticaret zincirine zarar veriyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Çin’deki koronavirüs kısıtlamaları birçok kişinin hayatını etkiledi. Aileleri birbirinden ayırdı, binlerce uluslararası öğrencinin eğitim hayatını alt üst etti. Küresel şirketler ise ülkedeki yabancı işçi sayısının keskin bir şekilde azaldığını belirtiyor ve ekliyor: “Böyle giderse küresel ticaret zinciri daralabilir.”

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve diğer ülkeler ile gerginlikler yaşadığı bir dönemde Çin, kendisini koronavirüs salgınından korumayı başarıyor. Son aylarda diğer ülkelerde daha ölümcül ve daha bulaşıcı virüs varyantları ortaya çıktıkça Çin daha sıkı kısıtlamalar getirdi.

İnsanlar, 2020 yılının sonunda herhangi birinin ülkeye eşini ya da çocuğunu getirmesine dahi izin vermeyi sonlandıran Çin hükümetine yönelik şikayetlerini dile getiriyorlar. Şangay merkezli bir şirketin İngiliz sahibi Alexander Style da Çin hükümetine gösterdiği tepkiyi anlatırken, “Bu acımasız önlemler olduğunda, Çin’in hayranı olan insanları haklarından mahrum edeceksiniz” ifadelerini kullandı. 

Çin’de ise yetkililer, seyahat kısıtlamalarını virüsü kontrol altına almak için çok önemli görüyorlar. Salgının başladığı günden itibaren Çin, 100 binden fazla koronavirüs vakası bildirdi. Rakamların doğruluğu konusunda birçok soru gündeme gelse de hali hazırdaki koronavirüs vaka sayısı ABD’den daha düşük durumda. 

Diğer ülkelerdeki seyahat kısıtlamalarından farklı olarak, Çin’in kurallarının bu kadar sıkı olması ülke ekonomisini daha da izole etme riski taşıyor. Çin, koronavirüs salgını ile mücadele ettiğimiz 2020 yılında büyüyen tek ekonomiydi. Yabancı yöneticiler, Çin’in, şubat ayındaki Pekin Kış Olimpiyatları’ndan sonra, belki de önümüzdeki yıla kadar, tamamen yeniden açılan dünyadaki son ülkelerden biri olacağını düşünüyor. Fakat Çin’in şu anki kısıtlamaları büyük fabrikaları inşa etmede veya satış siparişleri kazanmada önemli gecikmeler anlamına gelecek.

Salgındaki kısıtlamalar ile birlikte yabancı işletmelerdeki yönecilerin sayısında da bir düşüş yaşandı. Elektrikli araç parçaları şirketinin sahibi Style, Çin’deki vize sürecinin yeni kurulan şirketleri değil, büyük miktarda vergi geliri sağlayan büyük şirketleri tercih ettiğini söyledi. Fakat Çin Dışişleri Bakanlığı, Çin’in vize politikasının “tüm yabancı personele eşit muamele ettiğini ve farklı muameleler olmadığını” savunuyor.

Çin’de sorun yaşayan diğer grupların başında ise uluslararası öğrenciler geliyor. Çin’den uzakta bulunan yaklaşık 13 bin uluslararası öğrenci, Pekin’in geri dönmelerine izin vermelerini sağlamak amacıyla çevrimiçi bir imza kampanyası başlattı. #TakeUsBackToChina etiketiyle sosyal medyada paylaşımlarını yapan öğrenciler, derslerini çevrimiçi olarak alamadıklarını ve üniversitelerine geri dönmek istediklerini dile getiriyorlar.

Çin’deki sıkı kısıtlamalardan etkilenen gruplardan bir diğeri ise aileler. Örneğin geçtiğimiz yılın Şubat ayında Jessie Astbury Allen, iki küçük kızını salgından korumak için İngiltere’ye götürdü. Paskalya’da eşiyle Şangay’da tekrar bir araya gelmeyi uman Allen, Çin’deki kısıtlamaların kurbanı oldu ve eşinin yanına bir daha dönemedi. Londra’nın Heathrow Havaalanı’na indiğinde nasıl hissettiğini anlatırken ağlayan Allen, “İçimden yanlış bir şey yaptığımızı biliyordum ama artık çok geç kalmıştım” dedi. 

Derleyen: Senem Görür

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus