Boğaziçi Üniversitesi senato toplantısı olaylı geçti: Melih Bulu’nun atadığı isimler birden fazla oy kullanmak istedi, senatörler toplantıyı terk etti

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Boğaziçi Üniversitesi’nde atanan rektör Melih Bulu’nun üniversiteye Cumhurbaşkanlığı kararı ile yeni kurulan İletişim Fakültesi’ne vekâleten dekan olmasının ardından, Bulu’nun üniversitenin senatosunda dekan olarak oy kullanabileceği gündeme gelmişti. Üniversitenin dün (21 Nisan) yapılan çevrimiçi senato toplantısına, Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Muzaffer Eroğlu, üniversiteye yeni kurulan Hukuk Fakültesi’nin “senato temsilcisi” olarak tanıtılarak katıldı. Bu gelişme üzerine senatörler toplantıyı terk etti. Öğretim üyeleri, yaşananları “senatoyu gasp etme” teşebbüsü olarak tanımladı ve “Senatörlerimizin yanındayız” açıklaması yaptı. Medyascope’a konuşan bir senatör, yaşananları “Üniversitenin yönetim kurulunun yapısını değiştirmek ve yeni fakültelere alınacak kadroları düzenleyebilmek için atılmış bir adım” olarak değerlendirdi.

Fotoğraf: Can Candan

Boğaziçi Üniversitesi’nde atanan rektör Melih Bulu’ya karşı öğrencilerin ve öğretim üyelerinin eylemleri aralıksız devam ederken Bulu’nun yaptığı atamalar ve oluşturulan yönetim kadrosu, eleştirilerin hedefinde. Melih Bulu’nun atanmasının ardından Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, üniversiteye hukuk ve iletişim fakülteleri kurulmasına karar verilmiş, Hukuk Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Selami Kuran atanmıştı. İletişim Fakültesi Dekanlığı koltuğunu ise Melih Bulu vekâleten kendisi doldurdu.

Üniversitenin dün yapılan senato toplantısında gerginlik yaşandı. Senato, rektör, rektör yardımcıları, fakülte dekanları, her fakülteden birer temsilci, enstitü ve yüksekokul müdürlerinden oluşuyor. Bulu’nun yaptığı atamaların ardından ise senato üyelerinin birden fazla şapkası oldu. Bulu, Fen Bilimleri Enstitüsü ve Sosyal Bilimler Enstitüsü müdürlüklerine vekâleten rektör yardımcılarını atamıştı. Bulu’nun kendisi de rektörlüğün yanı sıra vekâleten İletişim Fakültesi Dekanı olarak toplantıya katıldı. Dünkü toplantıya, Hukuk Fakültesi adına bir de Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Muzaffer Eroğlu katıldı. Eroğlu, senatörlere “Hukuk Fakültesi temsilcisi” olarak tanıtıldı.

Medyascope’a konuşan ve toplantıya ilişkin ayrıntıları aktaran bir senatör, üniversitede senatoya katılan fakülte temsilcilerinin seçimle belirlendiğinin fakat Hukuk Fakültesi’nde şu aşamada seçim yapacak bir kadro bulunmadığının altını çizdi. Senatörler toplantıda Eroğlu‘nun nasıl atandığını sordu. Bu konuda aldıkları tek cevap, Eroğlu’nun aralarına “hukuka uygun şekilde” katıldığı oldu.

Zoom ekranında fazladan kareler

Vekâleten birden fazla göreve sahip olan rektörlük yönetimi, toplantıda pozisyonları sayesinde birden fazla oy kullanma hakkına sahip oldu. Medyascope’a konuşan senatör, yönetimden kişilerin birden fazla oy kullanma niyetinde olduklarını çünkü çevrimiçi görüşme platformu Zoom’a fazladan kareler eklendiğini aktardı. Eroğlu’nun atamasıyla ilgili cevap alamayan senatörler, toplantı gündemine geçilemeden senato toplantısını terk etti.

“Senatoyu gasp etmek için mükerrer oy kullanma teşebbüsü”

Atanan rektör Melih Bulu’ya karşı üniversite kampüsünde her gün eylem yapan ve rektörlük binasına sırtlarını dönen öğretim üyeleri, konuya ilişkin bugün kampüste açıklama yaptı. Öğretim üyeleri yaşananları “senatoyu gaspetmek” olarak değerlendirdi:

“Bu hafta atanmış rektör ve ekibi üniversitemizin demokratik işleyişinin teminatı olan senatomuzda sayısal çoğunluğu ele geçirmek için üniversite tarihinde görülmemiş bir darbe gerçekleştirdi. Bu darbe pek çok antidemokratik adımla hazırlandı. Tüm bu adımlar senatoyu gaspetmeye yetmediği için gayrimeşru rektör ve yardımcıları dünkü senato toplantısında kendi kendilerini atadıkları pozisyonlara dayanarak mükerrer oy kullanma teşebbüsünde bulundular. Sinsice planlanmış böylesi acınası bir mizansenle karşı karşıya bırakılan meşru senatörlerimiz toplantıyı terk ettiler. Senatörlerimizin üniversitemizin temel ilkelerini savunmak için gösterdiği bu tavrı destekliyoruz. Senatörlerimizin yanındayız.”

“Hem yasama hem yürütme adına oy kullanmak gibi”

Medyascope’a konuşan senatör, senatonun rolünü şöyle açıkladı: “Üniversitenin en üst iki organı var: Senato ve Üniversite Yönetim Kurulu (ÜYK). Hükümete benzetirsek, hükümetin başbakanı rektör ise üniversitenin parlamentosu da senato oluyor. Yani bu kişiler hem yasama hem de yürütme faaliyeti adına oy kullanmak istiyor.”

Öğretim üyeleri, senatoya dışarıdan birinin atamayla fakülte temsilcisi olarak katılmasının meşru olmadığı görüşünde. “Ortada bir fakülte olmadan temsilci atanabilir mi?” diye soran senatör, birden fazla oy kullanma konusuna ilişkin ise durumun hukuka uygun olsa bile senatonun ruhuna aykırı olduğunu söylüyor. Senatonun farklı görüşlerin ifade edilebildiği bir yer olduğuna dikkat çeken senatör, “Bizi bir notere dönüştürmek, çoğunluğu kullanarak her türlü kararın alınmasını sağlamak istiyorlar” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi’ne Cumhurbaşkanlığı kararıyla rektör atanmasına tepki gösteren öğrenciler ve öğretim üyeleri, eylemlerin ilk günlerinden beri, üniversitedeki seçim geleneğine dikkat çekiyordu. Her türlü yöneticinin seçimle belirlendiği bir teamüle sahip olan üniversitede, senatoda rektörlük yönetiminden birinin olması da alışık olunan bir durum değildi. Senatör, yönetimden birinin senatoda olması hoş karşılanmadığı için daha önce rektör danışmanlığı görevine getirilen senatörlerin senatodan istifa ettiklerini hatırlattı.

Senatör, toplantıda yaşananları değerlendirirken ÜYK’nın önemine de dikkat çekti. ÜYK’nın üniversite için stratejik kararlar aldığını dile getiren senatör, rektörün senatoya müdahale etmek için acele ettiğini çünkü yakında bir yönetim kurulu üyesi seçimi yapılacağını söyledi. ÜYK’dan bir kişi görevden ayrıldığı için seçim yapılması gerektiğini belirten senatör, “Hassas bir oylamanın arifesindeyiz, bu yüzden acele ettiler” diye konuştu.

Fotoğraf: Can Candan

“Liyakat yerine sadakat önemli olacak”

Atılan adımlarının amacının, yeni fakültelere alınacak kadroları düzenleyebilmek için ÜYK’nın yapısını değiştirmek olduğunu belirten senatör, ÜYK’nın önemini ise şöyle anlattı:

“ÜYK stratejik ve gündelik işleyiş için elzem bir yer. Üniversiteye hangi öğretim üyesinin alınacağını ÜYK belirliyor. Böyle giderse artık birtakım kararlar çok daha kolay alınacak. Dışarıdan kimlerin geleceği, kimlerin yükseltileceği… Sizin tavrınızı beğenmiyorlarsa sizi yükseltmeyebilirler. Yayınlarınız, referanslarınız iyi olsa da, yönetimin hoşuna gitmeyen şeyler yapıyorsanız yükseltilmezsiniz. Liyakat yerine sadakat önemli olacak. Yani işler dışarıda nasıl yürüyorsa Boğaziçi’nde de o hale getirilebilir.”

“Boğaziçi özerk bir yerdi, bunun yok olmaması için mücadele ediyoruz”

Senatör, Boğaziçi Üniversitesi’nde görevlendirmelerin şimdiye kadar liyakate dayalı yapıldığının ama artık bu durumun zarar görebileceğini söyledi:

“Boğaziçi Üniversitesi ayrı bir yerdeydi, özerk bir üniversite nasıl olması gerekiyorsa öyleydi. Yayın yaparken şimdiye kadar kimse ‘Acaba bu hoşa gitmez mi, ayağıma dolanır mı?’ gibi bir kaygıyla hareket etmedi. Ama Anadolu’daki üniversitelerde akademisyenlerin böyle hareket ettiğini biliyoruz. Çünkü yönetimlerin elinde çok büyük güç var. Kimin nasıl yükseltileceğini, kimin yönetim kadrosuna getirileceğini yukarıdan dizayn edebiliyorlar. Pek çok üniversitede işler devlet dairesinde gibi yürüyor ama Boğaziçi asla böyle bir yer değildi. Zaten bunun yok olmaması için mücadele ediyoruz. Şimdi ne olacağını göreceğiz.”

Öğretim üyelerinin 22 Nisan tarihli açıklaması.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus