Fransa’daki “Başörtüme dokunma” hareketini başlatan isimlerden Duygu Akın: “Fransa’da, insanlar kanunen dinlerine inanmakta ve pratiklerini uygulamakta serbest ancak konu başörtü olunca bu haklar ihlal ediliyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Fransa’da bir süredir çokça tartışılan ve “Ayrımcılık Yasası” olarak bilinen (projet de loi confortant le respect des principes de la Republique-Cumhuriyet ilkelerine saygıyı artıran yasa tasarısı) yasa tasarısı Fransız Senatosu’nda görüşülürken Cumhuriyetçi vekiller, hükümetin ve sol partilerin eleştirisine rağmen okullarda başörtüsü ile ilgili bir maddeyi tasarıya ekletmişti. Bu madde ile okul gezilerine başörtülü annelerin eşlik etmesi yasaklandı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hükümetinden birçok isim yapılan değişikliği beğenmezken, sol partiler yasanın baştan beri geri çekilmesinden yanaydı. Fransa’daki “Başörtüme okunma” hareketinin sözcülüğünü yapan ve Strasbourg’da yaşayan Imane, Mona ve Amel amaçlarının özgürlükleri yok eden İslamofobik yasaların engellenmesi olduğunu söylüyor. Hareketi başlatanlardan biri olan Duygu Akın, hem Fransa’daki durumu ve hislerini hem de son dönemde Türkiye’de gündem olan İstanbul Sözleşmesi ve etkilerini Medyacope’a değerlendirdi.

Söz konusu değişikliğe göre, çocukları Fransız okullarında eğitim gören başörtülü anneler okul gezilerine katılamayacak. Bu durumdan rahatsız olan kadınlar iki hafta önce Twitter’da başörtüme dokunma (#PasToucheAmonHijab) etiketi ile bir hareket başlattı. Etiketi ellerine yazan kadınlar fotoğraflarını yayınladı. Bu kampanyadan birkaç gün önce, Amerika Birleşik Devletleri‘nde (ABD) yaşayan Müslüman kadınlar da benzer bir şekilde “başörtüme dokunma” (#HandsOffMyHijab) etiketiyle Twitter’da kampanya yapmışlardı. ABD’li Temsilciler Meclisi üyesi Ilhan Omar ve birçok ünlü isim de bu kampanyaya destek vermişti.

Fransa’daki hareketi başlatanlardan biri olan Duygu Akın, sorularımızı yanıtladı.

Fransa’daki başörtüme dokunma akımı nasıl başladı ve şu anda ne durumda?

Fransa Senatosu, aslında ülkedeki ayrılıkları engellemek adına hazırlanmış olan “Ayrılıkçılık Yasa Tasarısı”na Müslüman kadınların aleyhinde yeni yasakların gelmesi için oy verdi. Bu yeni yasa tasarısında 18 yaşından küçük kadınların başörtüsü takamayacak olması, başörtülü annelerin okul gezilerine katılamayacak olması, sportif müsabakalara katılamayacak olmaları gibi maddeler yer alıyor. Devlet kurumlarında, plajlarda ve birçok alanda başörtülü bireylerin yer alamaması zaten yıllardır devam eden bir durumdu.

Bu gelişmelerinden ardından ünlü bir İngiliz eline “Hands off my Hijab” yazarak Fransa’nın aldığı kararlara tepkisini sosyal medyadan belirtti. Bu paylaşımdan sonra biz de Fransa’da birkaç arkadaş birleşerek harekete geçme kararı aldık. Ellerimize, “#PasToucheAMonHijab (Başörtüme Dokunma)” yazarak Instagram’da paylaştık ve aynı gün 100’lerce kişi bu konsepti uygulayarak bize katıldı. Hareketimiz kısa bir sürede ulusal bir boyut aldı ve medya organları ile gazeteciler konu hakkında bizimle görüşmeler gerçekleştirdi.

Şu aşamada hareketi daha organize bir temele oturtmuş bulunmaktayız, logomuz ve internet sitemiz tamamlandı, paylaşımlarımızı düzenli olarak yapmaya devam ediyor ve sesimizi daha çok duyurmayı hedefliyoruz. Bir sonraki adımımız belediye başkanlarımıza talep mektupları yazarak onların da desteğini almaya çalışmak ve bu konuyla ilgili harekete geçmelerini sağlamak.

Bu akıma özellikle kimler destek veriyor ve hareketin talepleri ile amaçları nelerdir?

İlk günler hareketimize en çok desteği verenler Fransa’da yaşayan başörtülü öğrenciler ve anneler oldu. Hareket büyüdükçe hem farklı ülkelerden hem altyapısı fark etmeksizin farklı insanlardan destek almaya başladık. Fransız kökenli insanlardan da fazlasıyla destek mesajları aldık.

Talebimiz bu tarz kanunların kaldırılması ve Fransa’nın başörtü meselesini artık bırakması. Laik bir ülke olan Fransa’da, insanlar kanunen dinlerine inanmakta ve dini pratiklerini uygulamakta serbest ancak konu başörtüsü olunca maalesef bu haklar ihlal ediliyor. Sadece herkes gibi temel haklarımıza sahip çıkıyoruz.

Fransa’da son dönemde yaşanan ifade özgürlüğü ve İslam tartışmaları ile ilgili bir yaklaşımınız var mı?

Fransa’da düşüncelerin ve fikirlerin özgürce ifade edilmesi en değerli insan haklarından biridir. Bu nedenle herhangi bir vatandaş, yasayla belirlenen durumlarda bu özgürlüğün kötüye kullanılması dışında özgürce konuşabilir veya kendini ifade edebilir. İfadeleri kamu düzenini bozmadığı sürece hiç kimse kendi fikirleri ve inançları için endişe etmemelidir.

Fransa’da son yıllardaki genel iklimin Müslümanlara zarar verdiğini düşünüyorum. Sağlık krizlerinde bile konu İslam’ın etrafında dönüyor. Bu yüzden Fransa’da hem İslam’ın yoğun bir şekilde araçsallaştırıldığını hem de radikal dindarların yaptıklarının sonucunda tüm yükün Müslüman kesimin omuzlarına yüklendiğini düşünüyorum.

Türkiye ile Fransa arasında bir farklılık var gibi. Fransa’da durum böyle iken, Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi üzerinden birçok kadın kendi güvenliklerinin tehlikeye girdiğini düşünüyor. Bu konu hakkında ne dersiniz?

Türkiye’de kadın haklarının ihlal ediliyor olması uzun zamandır gündemde yer kaplayan önemli bir konu. Cinayetler ve kadınlara yönelik şiddet sonucunda kadınların kendilerini tehlikede hissetmeleri son derece olağan. İstanbul Sözleşmesi’nin bu şiddete karşı birçok önlem alıcı tedbirler içerdiğini düşünüyorum. Bu tarz sözleşmeleri ve uygulamaları dünyanın her yerinde kadınlar için son derece önemli buluyorum. Kadınlar olarak yaşadığımız ülkeleri özgürlükçü, eşitlikçi ve kendimizi güvende hissettiğimiz bir hale getirebilmemiz için birbirimizi desteklemeliyiz.

Fransa’daki Ayrımcılık Yasası metni hazırlanırken Medyascope’ta emekli diplomat Engin Solakoğlu ile konuyu tartışmıştık:

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus