İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener: “Bu işler karşılıklı video yayınlamakla, gizemli hikayeler anlatıp gerçekleri çarptırmakla çözülmez”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında konuştu. Suç örgütü lideri Sedat Peker’in İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile ilgili iddialarını değerlendiren İYİ Parti lideri Akşener, “Bu kepazeliği sadece Türkiye değil, dünya takip ediyor. Beyler, Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarı söz konusu. Bu işler karşılıklı video yayınlamakla, gizemli hikayeler anlatıp gerçekleri çarptırmakla olmaz. Böyle devlet yönetilmez. İçişleri Bakanı ve suçlamalara maruz kalanlar kenara çekilir, savcılar gerekeni yaparlar. Devlet ciddiyeti bunu gerektirir” diye konuştu. Akşener, Rize’de uğradığı protesto ile ilgili ise “AK Parti teşkilatlarının sağdan soldan topladıkları bazı küçük gruplar üzerinden küçük provokasyonlar oldu. Yanlış anlaşılmasın, Sayın Erdoğan ve arkadaşlarını anlayabiliyorum, son zamanlarda çok zor günler geçiriyorlar” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Bu kepazeliği sadece Türkiye değil, dünya takip ediyor”

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile ilgili iddialarına ve Soylu’nun açıklamalarına değinen Akşener, “Öyle zamanlardayız ki devleti idare edenlerin hangi icraatına, hangi işine baksak elimizde kalıyor. Biliyorsunuz, sosyal medyada bir video fırtınası aldı başını gidiyor. İktidar mensuplarının isimleri çirkin işlerin, garip ilişkilerin aktörleri olarak geçiyor. Normalde bizim siyaset anlayışımıza göre, parti içi meselelere karışmak olmaz. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve ortaklarının içindeki skandallarla, milletin gerçek gündeminin gölgelenmesini kabul edemeyiz ama bu kepazeliği artık sadece Türkiye değil, dünya takip ediyor. Buradan konunun tüm paydaşlarına seslenmek istiyorum, ‘Beyler, Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarı söz konusu. Koskoca Türk Devleti’ni, cümle âleme rezil ettiniz‘” dedi.

“Bu işler ekrana çıkıp saçmalamakla, karşı videolar yayınlamakla çözülmez”

Akşener, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu işler karşı videolar yayınlamakla, gizemli hikayeler anlatıp gerçekleri bulandırmakla olmaz. Ekranlara çıkıp saçmalamakla, hamasetle hiç olmaz. Böyle devlet yönetilmez. Bu işler, bütün iddiaları araştıracak ve gerçeği milletimizin önüne koyacak şeffaf bir yargı süreciyle olur. Devlet itibarının kişiler üzerinden daha fazla ayaklar altına alınmasına izin verilemez. Yapılacak olan basit. İçişleri Bakanı ve suçlamalara maruz kalanlar kenara çekilir, Cumhuriyetin savcıları ve hâkimleri devreye girer gereken yapılır. Olması gereken budur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yakışan budur. Devlet ciddiyeti bunu gerektirir, adalet bunu gerektirir. Yargı işini yapar hakikat neyse ortaya çıkar. Suçu olan cezasını çeker. Suçu olmayan aklanır işinin başına döner. Bu kadar basit.”

“Aziz milletimizin en büyük kıymeti olan devletimizi daha fazla yaralamayın”

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuya ilişkin sessiz kalmasını da eleştiren Akşener, “Sayın Erdoğan, bu kepazeliğe daha ne kadar sessiz kalacaksın, çalışma arkadaşlarına ne zaman çekidüzen vereceksin? Alengirli abuk sabuk işlerinizle aziz milletimizin en büyük kıymeti olan devletimizi daha fazla yaralamayın. Makamlarınızın sorumluluğuyla, temsil ettiğiniz devletin ciddiyetiyle gerekeni yapın. Memleketi de daha fazla küçük düşürmeyin” dedi.

“Bana, Türkiye’nin hiçbir yerinde zarar gelmez”

Aşener, geçen haftaki Rize ziyareti sırasında uğradığı protestoyu ise şöyle değerlendirdi: “AK Parti teşkilatlarının sağdan soldan topladıkları küçük gruplar üzerinden bazı provokasyon girişimleri oldu. Ama ne Rizeli kardeşlerim ne de Rizeli dava arkadaşlarım, bu girişime prim vermediler. Onlara da bir kez daha teşekkür ediyorum. Yanlış anlaşılmasın ben, Sayın Erdoğan ve arkadaşlarını anlayabiliyorum. Bu arkadaşlar, son dönemde zor günler geçiriyorlar. Kaçmak zorunda oldukları birçok soru, sektirmek zorunda oldukları bir dolu iddia, sulandırmak zorunda oldukları koskoca bir millet gündemi var. Kimse heveslenmesin, bana Türkiye’nin hiçbir yerinde zarar gelmez. Ben Rize’nin geliniyim, hele Rizelilerden bana hiç zarar gelmez.”

“Ben de gezmezsem esnafı kim gezecek, milletimizin derdini kim dinleyecek?”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli’nin, “Bile bile inadına yapar gibi Rize’ye gitmesi yalnızca sorumsuzlukla izah edilemez. Netanyahu benzetmesinden sonra Rize’ye ziyaretinden anlaşılıyor ki baştan ayağa olay çıkarmak için planlanmıştır” sözlerine de değinen Akşener, “Dün de küçük ortak çıkıp acınası çabalarını bana cirolamaya kalkmış. Benim Rize’ye gitmem provokasyonmuş, esnaf gezmeyecekmişim. Bak sen hele. Sayın Bahçeli, ben gezmezsem, kim gezecek? Büyük ortağın ortada yok. Sen zaten ortada yoksun. Ben de gezmezsem bu esnafı kim gezecek, milletimizin derdini kim dinleyecek?” dedi.

Erdoğan’a “esnafa destek paketi” tepkisi: “İkna siyasetinde gelinen son nokta”

Akşener, koronavirüs salgını döneminde işyerlerini kapatmak zorunda kalan esnafa verilen destek paketini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı şöyle eleştirdi: “Sayın Erdoğan, bozulan ekonomi ve salgın karşısında bunalan milletimize el uzatmadı. Lütuf gibi sunduğu küçük pansuman tedbirler dışında salgın boyunca milletimiz, devletini yanında göremedi. Buna rağmen geçen hafta kendisi çıktı, zor durumdaki esnafımıza sözümona müjdeler açıkladı. Yine kredi verdi, yine borç verdi. Paket kapsamında 1,4 milyon esnafımıza da 4 milyar 622 milyon lira hibe verileceğini açıkladı. Olmadığı zaman bir lira bile kıymetlidir ama o 4 milyarı öyle bir anlattı ki şaşarsınız. Mesela ‘4 milyar’ demedi, ‘4 milyaaar’ dedi.  Ciddiyetsizliğe bakar mısınız?  Aylardır kepengi kapalı esnafımız, tedarikçileri ve aileleriyle birlikte 20 milyona yakın insanımız demek. Bir yıldan fazla zamandır borçla idare ediyorlar, eşlerinin ziynetiyle kira ödüyorlar. Arkadaş çıkmış destek paketinin büyüklüğüyle değil, ‘a’nın uzunluğuyla esnafı kafalamaya çalışıyor. İkna siyasetinde gelinen son nokta. Gerçekten ibretlik.”

“Milletine sırtını dönmüş bu iktidarın, görevi devretme zamanı geldi”

Son dört ayda 434 kişinin intihar ettiğini ve Türkiye’de ekonominin, adaletin, demokrasinin artık kalmadığını belirten Akşener, hükümeti şu sözlerle erken seçime davet etti: “Partili cumhurbaşkanlığı dedikleri bu ucube sistemde, milletimizin çilesi dağ olmuş ama iktidar ve şürekası için her şey yolunda. Ekonomi yoğun bakımda, adalet ağır yaralı, demokrasi sizlere ömür ama ağalara göre işler tıkırında. Türkiye bu zihniyeti daha fazla taşıyamaz. Milletimiz bu zor zamanlarda ne yiyor, ne içiyor, ne yapıyor umurlarında bile değil. Dört ayda 434 vatandaşımız intihar etmiş. Umurlarında bile değil. Her gün memleketin bir yerinden bir cinnet çığlığı yükseliyor. Umurlarında bile değil. Önümüzdeki dönemde özellikle hizmet sektöründe işten çıkarmalar artabilir. Yılın ilk beş ayında, 2 milyon 750 bin yeni icra dosyası açılmış. Çekilen krediler ödenemiyor, borçlar artık ötelenemiyor ama Sayın Erdoğan, gerçeklerle yüzleşeceğine bize hala 2053 masalları anlatıyor. Bu düzen böyle gitmez. Türkiye böyle yönetilemez. Ömrünü tamamlamış, milletine sırtını dönmüş bu iktidarın artık görevi devretme zamanı geldi.”

Akşener’den iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisi

İYİ Parti lideri Akşener, önerdikleri iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemi, “Demokratik hukuk devleti idealimizin özünü oluşturan özgür birey, güçlü STK, güçlü devlet ve güçlü milli ekonomimizin inşasını sağlayacak temel yapı taşlarıdır” diyerek tanımladı.  

İYİ Parti’nin, iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem ilkeleri şöyle:

 Tarafsız cumhurbaşkanı. İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemde T.C., Başbakan ve Bakanlar Kurulu tarafından yönetilecek. 

-İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemde yasama yetkisi ve gücü sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde olacak.

-Kuvvetler ayrılığı ve güçlü denetim. Bizim için hiçbir gücün vesayeti kabul edilemez. Çünkü askerî ya da sivil vesayetin olduğu yerde milletin iradesine saygı olmaz, demokrasi olmaz, anayasal denetim olmaz. Nitekim kuvvetler ayrılığı, her türlü vesayetin önüne geçebilecek en büyük bariyerdir.

– Hukukun üstünlüğü ve tam bağımsız, tarafsız yargı.

– Devlette liyakat. İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemde, KPSS’den yüksek not aldığı halde mülakatta elenen gençlerimizin hakkı teslim edilecek. Devletin her kademesinde liyakat esas alınacak, torpilin yeni adı haline gelen mülakat kaldırılacak.

 İnsan hakları ve bireysel özgürlükler, güçlü sosyal devlet, güçlü sivil toplum, güçlü gençler.

– Özgür basın. Medya, çoğulcu demokrasilerde yasama, yürütme ve yargıdan sonra âdeta dördüncü kuvvettir. Tek şart, özgür ve bağımsız olabilmesidir.

 Adil ve özgür seçimler. Buraya kadar sıraladığım tüm ilkelerin hayata geçebilmesindeki en kilit durak, özgür ve adil seçimlerdir.

“Partimizin siyasi ikbali için değil ülkemizin güçlü, zengin ve mutlu yarınları için”

Akşener grup konuşmasını şöyle sonlandırdı:

“Ülkemizi içinde bulunduğu kutuplaşma ortamından ve yaşadığımız ekonomik krizden çıkartacak, böylesine kaotik dönemlerin bir daha yaşanmasının önüne geçecektir. Bugünden itibaren siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, akademi dünyası ve milletimizle sürekli temas halinde olacağız. Bu bizim için aynı zamanda demokrasinin de gereğidir. Önerimizi hep birlikte geliştirip milletimiz nezdinde en geniş toplumsal uzlaşıyla hayata geçirmek için tüm görüş ve önerilere açığız. Çünkü iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem, partimizin siyasi ikbali için değil, ülkemizin ve milletimizin güçlü, zengin ve mutlu yarınları içindir.”

Derleyen: Zelal Direkçi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus