ABD Senatosu Dış İlişkiler Komisyonu’nda “ABD’nin Türkiye Politikası” başlıklı oturum düzenlendi – Komisyon Başkanı Bob Menendez: “Erdoğan’ın Maraş açılımı, uluslararası bir hukuk ihlalidir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nda dün (21 Temmuz) düzenlenen “ABD’nin Türkiye Politikası” başlıklı oturumda Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemi, Suriye politikası, Doğu Akdeniz’deki eylemleri, Kıbrıs’taki Kapalı Maraş bölgesinin statüsünü değiştirmeye yönelik açıklamaları ve insan hakları konusundaki sicili tartışıldı.

Komisyon Başkanı Bob Menendez’in Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Türkiye’ye yönelik politikasına ilişkin açılış konuşması ile başlayan oturumda daha sonra Senatör Jim Risch söz aldı, Dışişleri Bakanlığının Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Victoria Nuland da oturumda konuştu ve senatörlerden gelen soruları yanıtladı.

Menendez, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkesini dünyanın büyük güçleriyle eşit görüyor ancak bu, gerçek değil. Erdoğan, Türkiye’nin demokratik kurumlarını trajik bir şekilde parçaladı. Tutuklanması için siyasi muhalefeti hedef aldı ve üniversite profesörlerini susturmaya çalıştı. Türkiye’de dünyanın herhangi bir yerinden daha fazla avukat ve gazeteci hapiste. Bunlar bir dünya gücünün değil, zayıf bir hükümetin eylemleridir. Biz de buna böyle davranmalıyız” diye konuştu.

“Bir NATO üyesi olarak Türkiye’den yüksek standartlarda demokratik değerleri benimsemesini ve insan haklarına saygı duymasını bekliyor ve böyle bir günün gelmesini umuyoruz” diyen Menendez, bölgenin ve dünyanın istikrarlı, demokratik bir Türkiye’ye ihtiyacı olduğuna dikkat çekti. Öte yandan Menendez, bahsettiği demokratik ve insan haklarına saygılı bir geleceğin, Erdoğan yönetiminde var olmasının sönük bir umut olduğunu belirtti.

“Erdoğan’ın Maraş açılımı, uluslararası bir hukuk ihlalidir”

Açılış konuşmasına son gelişmeleri değerlendirerek başlayan Başkan Menendez, ilk olarak Erdoğan’ın 20 Temmuz günü gerçekleştirdiği KKTC ziyaretini ve Kapalı Maraş açılımını ele aldı. “Yıllar boyunca, ABD Başkanı Joe Biden dahil olmak üzere birçok lider ve uluslararası organizasyon iki bölgeli, iki taraflı bir barış sürecini destekledi. Erdoğan’ın ziyareti ise Maraş’la ilgili uzun süredir devam eden Birleşmiş Milletler (BM) kararlarını ve uluslararası çabaları bir kenara attı” diyen Menendez, Erdoğan’ın amacının adada ayrı bir devlet kurmak olduğunu söyledi. Erdoğan’ın Maraş açılımını, bir uluslararası hukuk ihlali olarak kabul edilemez bulan Menendez, hem Biden yönetiminden hem de BM Güvenlik Konseyi’nden bu açılımı kınayan açıklamalar beklediğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen yaz, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’da etnik Ermeniler’e karşı düzenlediği saldırılara askeri destek verdiğini ve militanların Suriye’den Azerbaycan’a geçişini kolaylaştırdığını öne süren Menendez, bu eylemlerin eski ABD Başkanı Donald Trump tarafından tepki görmediğini, uluslararası toplumdan da herhangi bir yaptırıma tabi tutulmadığını hatırlattı. Menendez, “Biden yönetiminden daha fazlasını bekliyorum” dedi.

“NATO’yu içeriden ya da dışarıdan zayıflatacak hiçbir çaba kabul edilemez”

NATO üyesi Türkiye’nin, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasının ittifak, ABD’li pilotlar ve ABD’nin müttefiklerine tehdit oluşturduğunu belirten Menendez, eski ABD yönetiminin ve uluslararası toplumun Türkiye’nin eylemlerine karşı yeterli yanıtı vermediği görüşünü tekrarladı. “NATO’yu içeriden ya da dışarıdan zayıflatacak hiçbir çaba kabul edilemez” mesajını veren Menendez, Biden yönetiminden Türkiye’ye tepki göstermesini istedi. Menendez, S-400’lerin Türkiye’de kalması halinde ABD’nin “Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası” (CAATSA) yaptırımlarını kaldırmasını ve Türkiye’nin F-35 programına yeniden katılmasını desteklemeyeceğini de belirtti.

Menendez, “NATO’yu içeriden veya dışarıdan zayıflatmaya yönelik her türlü çaba, ABD’nin sağlam bir yanıtıyla karşılanacaktır” diye ekledi.

“Suriye konusunda ABD ve Türkiye’nin farklı amaçları var”

Suriye konusunda ABD ve Türkiye’nin “çapraz amaçlarda” saf tuttuğunu belirten Menendez, Türkiye’nin askeri müdahale yoluyla Kuzey Suriye’de, neredeyse Lübnan büyüklüğünde bir alanı ve yaklaşık 4 milyon insanı içeren birkaç kontrol bölgesi oluşturduğunu söyledi. Başkan Menendez bu bölgelerin, Türkiye’nin desteklediği muhalifler tarafından Kürt nüfusuna yönelik yasadışı tutuklamalar, işkence ve insan hakları ihlalleri için kullanıldığını öne sürdü. Menendez, “Önemli insan hakları kaygılarının ötesinde, bu eylemler ABD’nin Suriye Demokratik Güçleri ile terörle mücadele ortaklığını ve İslam Devleti’ne karşı ortak mücadelemizi doğrudan baltalıyor. Bu da kabul edilemez” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ABD Başkanı Biden’dan Suriye’de Türkiye ile daha fazla işbirliği yapmasını istediğini hatırlatan Menendez, Vaşington’un Kuzey Suriye’de işlenen sayısız insan hakları ihlalinde Türkiye’nin rolünü nasıl ele alacağı ve bu bağlamda Ankara ile nasıl bir işbirliğine gireceği konusunda komisyona daha fazla netlik sağlamasının önemli olduğuna dikkat çekti.

“Türkiye’nin Libya’da paralı asker bulundurması ABD’nin, Yunanistan’ın ve Kıbrıs’ın çıkarlarına aykırı”

Menendez, Libya’da bir birlik hükümeti kurulmasına rağmen Türkiye’nin hâlâ paralı askerlerini ülkede tuttuğunu belirtti. Menendez’e göre Türkiye’nin Libya ile yaptığı deniz yetki sınırları anlaşması, hem ABD’nin hem Yunanistan’ın hem de Kıbrıs’ın çıkarlarına aykırı. Menendez bu bağlamda NATO müttefiki Türkiye’nin, ittifakın diğer üyeleri için tehdit oluşturmasının mümkün olmayacağına dikkat çekti.

“ABD’li personel uydurma suçlamalarla cezaevinde”

Türkiye’nin bir dünya gücü gibi değil, zayıf bir hükümet gibi davrandığını belirten Menendez, Ankara’ya olan yaklaşımın bu duruma göre şekillenmesi gerektiğini söyledi. Bu yaklaşımın ABD büyükelçilikleri ve konsoloslukları personeline kadar uzanması gerektiğini belirten Menendez, “Bugüne kadar birkaç ABD personeli, uydurma suçlamalarla cezaevinde kaldı. Bu utanç verici. Türkiye’deki Amerikalı personelin serbest bırakılması için ne gerekiyorsa yapılmalı” dedi.

Türkiye, NATO müttefiki gibi davranmıyor”

Başkan Menendez’den sonra söz alan Senatör Jim Risch ise ABD-Türkiye ilişkilerindeki en büyük sorunun S-400’ler olduğunu kaydetti. Türkiye’nin NATO ortaklarına ve NATO’nun değerlerine yönelik taahhütlerini yerine getirmediğini söyleyen Risch, “Türkiye şu an bir NATO müttefiki gibi davranmıyor” diye konuştu.

Risch, karmaşık ve önemli bir jeopolitik kavşağın merkezinde yer aldığına dikkat çektiği Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Ortadoğu’nun kesiştiği konumunu ve giderek daha önemli bir hale gelen Akdeniz ve Karadeniz ile sınır komşusu olduğunu hatırlattı. Ardından, ABD-Türkiye ilişkilerinin en kritik sorununun Türkiye’nin, Rus S-400 füze sistemini edinmesi ve hâlâ kullanmaya devam etmesi olduğunu söyleyen Risch, şöyle devam etti: “Türkiye’nin uyumlu bir ittifakın temel ilkesine bağlı kalmayı reddetmesine rağmen NATO üyeliğinin faydalarından yararlanabileceğine inanması kabul edilemez. Türkiye, NATO’nun özellikle Rus saldırganlığını geri püskürtmek için kurulduğunu unutmuş görünüyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yüz yüze görüşerek, S-400’lerin bir NATO müttefikinin topraklarında bulunmasının yarattığı sorunları daha önce anlattığını belirten Risch, “Erdoğan beni anladığını söyledi ama S-400’leri elinde tutmak konusunda ısrar etti. Sonuçta durum hâlâ aynı. Bu sorun ortadan kalkmayacak ve F-35’ler de dahil olmak üzere, NATO meseleleri söz konusu olduğunda birçok cephedeki genel ilişkimizi büyük ölçüde etkilemeye devam edecek” dedi.

Risch ayrıca, Türkiye topraklarında S-400 füzeleri olduğu sürece Türkiye’ye F-35 teslimatı yapılmayacağını vurguladı.

Türkiye’nin Libya’daki paralı askerlerini çekme sözü verdiğini hatırlatan Risch, ardından “Bu taahhüdü yerine getirip getirmediğini henüz görmedik. Bu sözünü tutması ve bizim de bunun için gerekeni yapmamız önemli” diye konuştu.  

“Kötüyü açıkça kınarken iyiyi takdir ve teşvik edebiliriz”

Risch, Türkiye’nin Vaşington Büyükelçiliği’ne atadığı Hasan Murat Mercan’ın diyalog yanlısı olduğunu ve ikili ilişkiler için en iyisini yapmak istediğini düşündüğünü belirtti. Ardından büyükelçinin bu konuda başarılı olmasını diledi.

Türkiye’nin milyonlarca Suriyeli mülteciyi ülkesine kabul ederek uluslararası toplumun takdirini topladığına dikkat çeken Risch, “Türkiye ile ilişkimize net bir şekilde bakmalıyız. Kötüyü açıkça kınarken iyiyi takdir ve teşvik edebiliriz” dedi.

“Türkiye-ABD ilişkileri karmaşık”

ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Victoria Nuland ise 68 yıldır NATO müttefiki ve ittifak içindeki en büyük ikinci orduya sahip Türkiye’nin, ABD ile karmaşık bir ilişkisi olduğunu belirtti. Nuland, “Bölgede güçlü olmamıza ve NATO’nun hem doğu hem kuzey kanatlarını savunmamıza yol açan Türkiye-ABD ortaklığı, uyumlu çalıştığımız alanlar kadar politikalarımızın ve bakış açılarımızın örtüşmediği alanlarla da dolu” diye konuştu.

Victoria Nuland

Sözlerine “ABD’nin Türkiye ile yıllık ikili ticarette 20 milyar doları aşan önemli bir ekonomik ilişkisi var” diyerek devam eden Nuland, Türkiye’de yaklaşık bin 700 ABD şirketinin faaliyet gösterdiğini ve 60 firmanın bölgesel merkezinin Türkiye’de bulunduğunu hatırlattı. ABD’nin Türkiye’ye sıvılaştırılmış doğalgaz ihracatının, 2019-2020 yılları arasında yüzde 305 arttığını anlatan Nuland, bu ithalatın devam etmesi halinde Türkiye’nin doğalgaz tedarik kaynaklarının çeşitleneceğini, Rusya ve İran’a olan doğalgaz bağlılığının azalacağını kaydetti.

Ocak ayından bu yana Türkiye ve Yunanistan’ın enerji ve diğer konulardaki keşif görüşmelerine yeniden başladığını da hatırlatan Nuland, Doğu Akdeniz’deki kaynakların geliştirilmesi konusunda işbirliğinin teşvik edilmesi gerektiğini çünkü bunun, bölge genelinde kalıcı enerji güvenliği ve ekonomik refah sağlayacağını belirtti.

Türkiye ile ABD’nin terörle mücadele ve Rusya ile İran’ın Ortadoğu’daki kötü etkisini caydırma ortaklığı

“Vaşington ve Ankara, terörizme karşı koyma ve Rusya ile İran’ın Ortadoğu’daki kötü etkisini caydırma konusunda aynı öncelikleri taşıyor” diyen Nuland Türkiye’nin, Ukrayna ve Gürcistan’ın toprak bütünlüğünün sadık bir destekçisi olduğunu ve NATO’ya katılımlarını güçlü bir şekilde desteklediğini de kaydetti.

Libya, Suriye ve Afganistan meseleleri

Libya’da 24 Aralık’ta yapılacak seçimlerden önce yabancı paralı askerlerin varlığını azaltmak konusunda Türkiye ile görüştüklerini söyleyen Nuland, Ankara’nın bu konuda ABD ve BM’nin görüşlerine katıldığını düşündüğünü söyledi.

Senatör Risch gibi Nuland da Suriyeli mültecilere kucak açtığı için Türkiye’ye minnettar olduğunu belirtti. Nuland, “Türkiye’nin Suriye’nin kuzeybatısındaki varlığı yaklaşık 4 milyon Suriyeli’yi Esad rejiminin ayrım gözetmeksizin hedef almasına karşı koruyor” dedi.

Türkiye’nin Afganistan’daki ABD ve NATO askeri misyonları sona ererken Kabil Havaalanı’nda asker bulundurmasına da değinen Nuland, “Türkiye’nin bu yöntemle katkı sağlama isteği, ABD ve diğer ülkelerin diplomatik misyonları için çok önemli” diye konuştu.

“S-400 itirazlarımız devam ediyor”

“Türkiye’nin Rus S400 hava savunma sistemini satın almasına ve konuşlandırmasına itiraz etmeye devam ediyoruz” diyen Nuland, kendisinden önce söz alan Başkan Menendez ve Senatör Risch gibi Rusya’dan gelecek herhangi bir yeni teslimatın, ek CAATSA yaptırımlarını ve ortak F-35 yapımı ile Türkiye’ye F-35 satışını tetikleyeceğine dikkat çekti.

Kararın geri alınmasını istiyoruz

Türkiye’ye uzun vadeli istikrarı tehdit eden bölgesel çatışmalara dahil olmaması konusunda baskı uygulandığını ifade eden Nuland, geçen yılki Dağlık Karabağ ihtilafında, Türkiye’nin oynadığı rolün bölgesel gerilimi artırdığını hatırlattı. “Erdoğan’ı bölgedeki anlaşmazlıkları, kışkırtıcı eylemler veya söylemler yerine diplomasi yoluyla ele almaya çağırıyoruz” diyen Nuland, bu bağlamda Kıbrıslı Türk lider Ersin Tatar ve Erdoğan’ın 20 Temmuz’da yaptığı görüşmede gündeme gelen Maraş açılımını şu sözlerle kınadı:

Bu hareket, Maraş’ın BM tarafından yönetilmesini açıkça talep eden BM Güvenlik Konseyi’nin 550 ve 789 sayılı kararları ile tutarsız. ABD bu eylemi kışkırtıcı, kabul edilemez ve çözüm müzakerelerinin yeniden başlaması ihtimaline zarar verici olarak görüyor. Bu kararın geri alınmasını istiyoruz. Adayı iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon olarak yeniden birleştirmeye yönelik kapsamlı bir çözüm, kalıcı barış ve istikrarın tek yoludur.” dedi.

“Türkiye’de demokrasiyi, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü desteklemek merkezi bir öncelik”

Nuland, Biden’ın Türkiye’de demokrasiyi, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü desteklemeyi merkezi bir öncelik olarak gördüğünü hatırlattı. “Bu özgürlüklerin korunması, Türkiye’nin istikrarlı, demokratik ve güvenilir bir müttefik olması açısından kritik önem taşımaktadır” diyen Nuland, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden yakın zamanda çekilmesinden duyulan hayal kırıklığını da tekrarladı.

Nuland ayrıca basın özgürlüğü, ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma konularındaki bireysel insan hakları davalarında Türk hükümetiyle iletişim kurmaya devam edileceğine dikkat çekti. Müsteşar Nuland bu bağlamda, Türkiye’de haksız yere gözaltına alınan ABD’li çalışanlarının büyük bir endişe kaynağı olmaya devam ettiğini de kaydetti.

Nuland: “Türkiye siyasi çoğulculuğu baltalıyor”

Nuland’a yöneltilen sorular arasında Osman Kavala ile Selahattin Demirtaş’ın tutuklukları ve Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılma davası da vardı. Nuland hem Kavala ile Demirtaş’ın hem de diğer siyasi tutukluların serbest bırakılması için temaslarda bulunduklarını söyledi.

HDP’nin kapatılmasına ilişkin dava ile ilgili soruya ise Nuland, Türkiye’nin siyasi çoğulculuğu baltalayarak kendisini zayıflattığını söyleyerek yanıt verdi. Terör meselesinin, siyasi çoğulculuğu elemek ve bir partiyi kapatmak için bahane olarak kullanılmasını da eleştirdi.

Derleyen: İlayda Öykü Biberoğlu

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus